YAŞANTI PAYLAŞIM MERKEZİ

31 Mart 2011 tarihinde Hürriyet Gazetesinde yayınlanan yazımız...
 
ŞİMDİ DE “İTHAL ÖĞRETMEN”…

 

(“40 bin yabancı İngilizce öğretmeni gelecek” haberini okuduğumda düşündüklerim…)

 

Bizi biz yapan kültürün bir ürünüdür dil.

Gerçek anlamda dil bilmek demek, dört beceriyi ustalık derecesinde yapabilmeyi gerektirir:  

 

-Dinlemek, dinlediğini doğru anlamak,

-Okumak, okuduğunu doğru anlamak,

-Yazmak, yazdığını okuyanın doğru anlaması,

-Konuşmak, konuştuğunu karşıdakinin doğru anlaması.

 

Bu becerilerin, öncelikle anadilinde, ilköğretim sırasında artık bir bardak su içme becerisi gibi sorunsuz olarak öğrenciler tarafından kazanılmış olması gereklidir. Bu gereklilik yerine getirilmediği zaman, dil bilinci gelişmemiş bireyler, yarım yamalak hayatlar yaşamaya mahkûm edilirler.

 

Dil bilinci gelişmemiş bireylerle, değil 40 bin İngilizce öğretmeni, Kral VI. George’un konuşma terapisti bile uğraşsa gene yabancı dil öğretemez.

 

Neden? Çünkü anadilinde tam ustalaşmamış kişi okuduğunu anlayamaz, yazdığını doğru yazamaz, konuştuğu kelime sayısı çok sınırlıdır, konuştuğunu karşısındaki doğru anlayamaz. Daha da önemlisi, dinlediğini doğru anlama becerisi gelişmediğinden, çocuğun yaşamı cehenneme döner. Böyle bir çocuğa ise artık karşıdan karşıya geçerken yaya geçidini kullanması gerektiği bile öğretilemez.

 

Düşünürken anadilimizle düşünürüz, anadilimizi bildiğimiz kadar düşünürüz, ne kadar kelime biliyorsak o kadar düşünürüz.

Düşünen bir öğrenci, çevresinde bu kadar yabancı dilde kelime, bu kadar yabancı dilde dükkân adı, bakkallarda bu kadar ithal ürün, bu kadar yabancı dilde yayın yapan televizyon kanalı varken, gözünü kulağını açar bir şeyler kapar.

 

Düşünemeyen öğrenci ise birisinin gelip kafasını ortadan yarıp içine yabancı dili koymasını ve kafasını belli olmayacak şekilde eski haline getirmesini bekler.

 

Bu işlemi başarabilecek yabancı İngilizce öğretmenleri varsa, tabii ki yerli İngilizce öğretmenlerini çöpe atabiliriz.

 

Özel okullarda, devlet ve özel üniversitelerin hazırlık okullarında ise İngilizce eğitimi daha farklıdır. Çünkü ilgili, uzman Türk İngilizce öğretmenleri buralarda çalışırlar.

 

Bu İngilizce öğretmenleri öğrenciyi tanır, ciğerinin içini bilir, yaptıkları hataları neden yaptıklarının farkındadırlar. Nereyi anlayıp nereyi anlamadığını çocuğun gözüne bakınca anlar; öğrencinin okuma, anlama, dinleme, konuşma becerilerini bir arada geliştirmek için uygun çalışmayı yaparlar. Çünkü kendileri de o yollardan, sıkıntılardan geçmişlerdir. Çeviri yapmazlar; sınıfta Türkçeyi ne zaman kullanmaları gerektiğini bilir, sadece o kadarını kullanırlar. Öğrencilerini düşündürür, kültürlendirir, yönlendirirler...

 

Devlet okullarındaki İngilizce öğretmenleri ise çocuklara kelime ezberletip çeviri yaptırdıklarında girdikleri çıkmazdan ne kendileri çıkabilir, ne de o öğrenci ömür boyu yabancı dil öğrenebilir.

 

Düşünemeyen öğrenci sadece bekler, farkındalık kazanmazsa ömrü hep beklemekle geçer…

 

40 bin, 140 bin diyene kadar, bu çocukları deneyimli kurumlarda, devlet okullarındaki öğretmenlerin yetiştirmesi sağlansa, okullarda öncelikle Türkçenin kusursuzlaştırılması için uğraşılsa, çocuklarımızın hemen hepsi severek ve ne yaptıklarını bilerek, 1 değil belki 5 yabancı dili sorunsuz öğrenebilirler.

 

 

 

A.Belkıs Güneş

Dilbilimci

İngilizce Öğretmeni

 

 

 

Eylül 2008 tarihli RISK & LIFE Dergisinin 4. sayısında merkezimizle ilgili çıkan Lütfü Dağtaş’ın yazısı

 

 

Geleceğe Umutla Bakanların Adresi

Yaşantı Paylaşım Merkezi

 

Belkıs Aktan Güneş, Y. Mimar-Mühendis Mehmet Aktan ile Edibe Aktan’ın üçüncü çocukları olarak Ankara’da  doğdu. Ondan önce doğmuş iki ağabeyi vardı. Belkıs, ilk-orta ve yüksek öğrenimini Ankara’da gördü. Cana yakın, şakacı kimliği daha çocukluğundan itibaren geniş bir çevre edinmesine yol açtı.

1977’den başlayarak uzun yıllar Basın Yayın Genel Müdürlüğü Dış Haberler Müdürlüğü’nde memur olarak görev yaptı, üniversitelerde İngilizce dalında öğretim görevlisi olarak çalıştı.

Ben, sevgili arkadaşım Belkıs’ı 1977 yılında Basın Yayın’daki beraber çalışmamızda tanıdım. O yıldan bu yıla uzak kentlerde yaşıyor olsak da etle tırnak ayrılmaz dost olduk.

Sevgili arkadaşım Belkıs; evlendi, oğlu Alp’i dünyaya getirdi. Oğlu Alp iki yaşındayken TBMM’de memur olarak çalışan eşi Ümit’i yitirdi.

 

Yaşam Sürüyordu!

 

Oğlunun iyi bir eğitim alması için hiçbir özveriden kaçınmadı, dersem burada eksiğin ötesinde yanlış anlatmış olurum. Anadolu’nun çeşitli yerleşimlerinden Ankara’ya, üniversite öğrenimi görmeye gelmiş yoksul, kimsesiz çocukların da kendi oğlu Alp gibi sıkı eğitimden geçerek çağdaş birer kimlikle yetişmeleri onun en büyük ülküsüydü, kendini buna adadı.

Babadan kalma Gaziantep’teki fıstık bahçelerinden fena sayılmaz düzeyde gelir sahibi olmasını bu ülküsünü gerçekleştirmede ana destek olarak tuttu. Ankara Yenişehir’deki Mithatpaşa Caddesi’nde, karşılıklı iki daire satın aldı. Dairelerden birisini iyi bedel üzerinden işyeri olarak kiraya verdi. Diğerini kütüphanesinden bilgisayar odasına dayadı döşedi. Üç odalı, bir salonlu, mutfaklı, sıcacık bir eğitim kurumunu böylelikle oluşturdu. Basın Yayın Genel Müdürlüğü’nden gelen birikimi nedeniyle gazetecilerden eğitimcilere, politikacılara, sanatçılara uzanan epey geniş olan çevresini harekete geçirmenin tam saatiydi. O yoksul, yoksun ama çağdaş birer birey olarak yetişmeye istekli çocukların elinden tutabilirdi artık. Böylelikle sıkıntılarında bile neşesini hiç yitirmeme özelliğinden aldığı güçle Yaşantı Paylaşım Merkezi’ni kurdu.

Yaşantı Paylaşım Merkezi asla bir dernek veya vakıf olmayacaktı. Değerli arkadaşım Belkıs, YPM’ni gençlere destek olmak için kurmayı düşlemişti. “ Destek dediysek bunun salt maddi destek olduğunu sanmayın” diyor Belkıs Aktan ve ekliyor: “Olanaklarımızın elverdiğince küçük maddi bir katkı belki olabilir. Asıl hedefimiz geleceğin tutarlı, özgüvenli ve kimlik açısından yetişmiş bireylerini yetiştirmek!” merkez kurulduğundan günümüze şu işlerinden üstesinden geldi, geliyor:

1-) Gönüllü Torun (çoğunlukla evinde tek başına yaşamak zorunda kalan yaşlıların günlük çarşı pazar vb. işlerini görmeye yönelik bir proje Gönüllü Torun Projesi. Özü, verilen hizmet karşılığı herhangi bir ücret almadan yardım duygusunu oluşturmaya dayanıyor,

2-) Üniversite Hazırlık Kursu,

3-) Zihinsel Engelliler için Bilgisayar Kursu,

4-) İngilizce Destek Programı,

5-) Türkçe Destek Programı,

6-) Kütüphane Düzenleme Çalışmaları,

7-) Görsel ve Plastik Sanatları Tanıma,

8-) Zihinsel Engellileri Üniversiteli Gençler Aracılığıyla Gençlerle Kaynaştırmak,

9-) Elişi çalışmaları, Kermes düzenleme,

10-) Yazar ve sanatçılarla söyleşiler,

11-) Beyin fırtınası,

12-) “Kardeşini Seç” Projesi kapsamında İlköğretim Okulu öğrencileri ile mektup arkadaşlığı,

13-) Ana Kucağı Down Sendromlu Çocukları Koruma Derneği ile birlikte çalışmak.

 

Belkıs’ın oğlu Alp, YPM’de nice gençle birlikte büyüdü. Şimdi lise öğrenimi görüyor. Meslek olarak ülküsünü pek belirlemiş olamasa bile Sevgili Alp de annesi gibi daha çocukluğundan bir ağabey, abla, kardeş topluluğunun bireyi olmanın kıvancı içinde.

 

 

 

 

 

YAŞANTI PAYLAŞIM MERKEZİ KURULUŞ AMAÇLARI

 

·         Kendisini geliştirme amaçlı olan ancak bu konuda yeterli destek ve ortamı bulamayan gençler için bir sığınak oluşturmak,

·          Gençleri; yaşam sevinci duyan, evrensel değerlerin farkına varabilen bireyler olmaya özendirmek,

·          Gençleri; özenti, zorlama, plastik değerler yerine özgün değer yargılarının varlığını yaşamlarında temel almaları konusunda özgüven sahibi kılmak,

·          Türk dilini; ustalık düzeyinde öğrenip kullanabilmelerini sağlamak. Dilin, düşünebilen insan olmanın temel direği olduğunu anlatabilmek,

·          Okumanın gerekliliğini anlamalarını sağlamak,

·          Ülkelerini sahiplenmenin önemini vurgulamak,

·          Sorunlarla yüzleşerek çözüm üretebilmelerinin yollarını göstermek,

·          Amaçsızlıklarını yenebilmeleri için yakın ve uzak hedef saptamalarını desteklemek,

·          Yaşam içindeki çelişkilerin farkına vararak sentez yapabilen bireyler olmalarını sağlamak,

·          Hata yapmanın da doğal olduğunu, ancak hatanın ayırtına varılması yolunda çözüm üretmenin de yollarını araştırma konusunda erekli kılmak.

 

ANADOLU AJANSI

 

-''TÜKENMEYEN SEVGİSİYLE'' GÖNÜLLÜ ÖĞRETMENLİK YAPIYOR
-YAŞANTI PAYLAŞIM MERKEZİ BAŞKANI GÜNEŞ:
-''EŞİMİ KAYBETTİM, SONRA ANNEMİ. ÇOK BUNALMIŞTIM.
AMA DEDİM Kİ, ÇOCUKLAR YALNIZ, ONLARA DESTEK
OLMALIYIM''
-''ONLARIN KÜLTÜRLÜ OLMASI, AYAKLARININ ÜZERİNDE
DURMASI
EN BÜYÜK HEDEFİM''
-''GENÇLER BURAYA GELSİNLER. BU YIL BURS DA
VERECEĞİM''
-''MERKEZDEKİ BAZI ÇOCUKLARIN YARDIMA İHTİYACI VAR.
HAYIRSEVERLER, ONLARA DESTEK VERSİN''
-''İHSAN DOĞRAMACI, OĞUZHAN'A 15 BİN YTL'LİK
BİR ÇEK VERDİ VE ÇOCUK BİLKENT ÜNİVERSİTESİNİN
HARCINI ÖDEYEBİLDİ''

(FOTOĞRAFLI)

ANKARA (A.A) - Tarih - Seval Ocak Adıyaman - 'Yıllarca
öğretmenlik ve üniversitelerde okutmanlık yaptım.
Eşimi kaybettim, sonra annemi. Çok bunalmıştım. Ama
dedim ki, çocuklar yalnız, onlara destek olmalıyım.
Yazarlarımızı bile bilmeden, hiç gazete okumadan
üniversiteye devam ediyorlar. Benim geçliğimde bir
sorun yaşadığımızda gidip de konuşacak kimsemiz yoktu.
Onlara yardımcı olmayı misyon edindim. Annemden kalan
parayla merkezi kurdum 2002'de. Onların kültürlü
olması, ayaklarının üzerinde durması en büyük
hedefim...''
Bu sözler, Türkiye'deki binlerce emekli öğretmenden
birine, emekli İngilizce öğretmeni A. Belkıs Güneş'e
ait.
Güneş, gençlere ve çocuklara eğitim vermek amacıyla
kurduğu Yaşantı Paylaşım Merkezi ile yıllarca yaptığı
öğretmenliğe, üniversite gençlerinin gönüllü öğretmeni
olarak devam ediyor.
Merkeze gelen gelen çocuklar, kitap okuyor, tiyatro
oyunları hazırlıyor, bazıları ise hayatlarında ilk kez
opera ve bale izliyor.

-ANNESİNDEN KALAN MİRASLA KURDU-

Güneş, 2002 yılında annesinden kalan mirasla kurduğu
merkezin öyküsünü AA muhabirine şu sözlerle anlattı:
''Yazarlarımızı bilmeden, hiç gazete okumadan
üniversiteye devam ediyorlardı. Benim geçliğimde bir
sorun yaşadığımızda gidip de konuşacak kimsemiz yoktu.
Onlara yardımcı olmayı misyon edindim. Bir arkadaşımın
aracılığıyla Etimesgut yurdundan 2 öğrenciyle
ilgilendim. Haftada bir gün onlarla ders çalışıyorduk,
sinemaya ve tiyatroya gidiyorduk. Ardından bunu daha
da büyütmek istedim. Annemden kalan parayla bu 2
daireyi satın aldım. Diğer tarafın kirasıyla burayı
çeviriyoruz. Burası aynı zamanda Ana Kucağı Down
Sendromlu Çocukları Koruma Derneği. Burada engelli
çocuklarımıza dersler de veriyoruz. Başka hiç bir
gelirimiz yok diyebilirim.''

-ÖĞRETİM ÜYELERİ, GENÇLERİ MERKEZE GÖNDERDİ-

Güneş, merkeze ilk dönemde 2 öğrencinin devam ettiğini
ancak zamanla bu sayının 33'e ulaştığını kaydederek,
''Buraya gelen çocukların 19'u şu anda ya çalışıyor ya
da askerde. Burada çocuklar öğle yemeği yiyorlar.
Kültürel olarak çocuklara eğitim veriyoruz. Onları
operaya, baleye götürüyoruz. Toplumdaki dürüst ve
ilkeli insanları, buraya davet ediyoruz ve gençlerin
onlarla sohbet etmesini sağlıyoruz. 2 yıl önce tiyatro
oyunu oynadılar. Geçtiğimiz yıl koro yaptılar. Burada
3 bin kitap var, onları okuyorlar. Önemli ressamların
eserlerini onlara tanıtıyorum'' diye konuştu.
''Gönüllü Torun'' adında bir sosyal sorumluluk projesi
de yürüttüklerini anlatan Güneş, bu projeyle
gençlerin, evinde oturan yaşlılara hizmet verdiğini,
onlarla sohbet ettiğini ve sinemaya gittiğini söyledi.
Güneş, projeye şu anda sadece 2 yaşlının katıldığını
kaydederek, gençlerin değer yargılarını geliştirmeyi
ve gelenekleri yaşatmayı hedefleyen bu projenini devam
etmesi için yaşlılardan da destek beklediklerini
bildirdi.
Güneş, oğlu Alp'in de merkeze gelerek İngilizce,
kimya, fizik, biyoloji dersleri verdiğini ifade
ederek, ''Merkezdeki bazı çocukların yardıma ihtiyacı
var. Hayırseverler, onlara destek versin. Diğer
taraftan bu yıl ki kayıtlarımız 10 Eylül'de
başlayacak. Gençler buraya gelsinler. Kendi
imkanlarımızla bu yıl gelen üniversite öğrencilerine
burs da vereceğiz'' dedi.

-''İHSAN DOĞRAMACI OKUL HARCINI ÖDEDİ''-

Güneş, merkeze 1 yıldır gelen Oğuzhan Aydın'ın azimli
yaşam öyküsünü de dile getirdi. Güneş, Oğuzhan'ın
babasının vefatının ardından meslek lisesini
bitirdiğini ve Bilkent Üniversitesi Bilgisayar
Programla bölümünü kazandığını belirtti.
Oğuzhan'ın maddi yetersizlik nedeniyle üniversite
harcını ödemede zorlandığını dile getiren Güneş, onun
için verdiği çabayı şu sözlerle anlattı:
''Üniversitenin harcı 15 bin YTL'ydi. Bunu ödeyecek
durumu yoktu. Geceleri uyuyamıyordum, çocuk için
endişelendim. Mümtaz Soysal benim komşumdur..Kendisine
söylediğimde, Prof. Dr. İhsan Doğramacı'ya ulaşmamı
söyledi. Sayın İhsan Doğramacı, Oğuzhan'a 15 bin
YTL'lik bir çek verdi ve çocuk Bilkent üniversitesinin
harcını ödedi. Onun eğitime desteğini keşke herkes
verebilse. Şimdi Oğuzhan, hazırlık sınıfını bitirmeye
çalışıyor. Bundan sonraki yıllar için de Allah kerim.
Umarım yine böyle bir kapı açılır da Oğuzhan eğitimini
tamamlar.''

-OĞUZHAN: ''BEN DE İNSANLARA YARDIMCI OLACAĞIM''-

Merkezdeki faaliyetlere katılan gençlerden Oğuzhan
Aydın, buraya bir öğretmeninin tavsiyesiyle
geldiğini ve Belkıs Güneş'in desteğinin kendisi için
önemli olduğunu anlatarak, merkez hakkındaki
görüşlerini şu sözlerle anlattı:
''Anadolu'dan gelmiş gençler için çok güvenilir bir
yer. Kendisini geliştirmek isteyen ve çevre edinmek
isteyenler gelsin. Ben geleceğimi planlarken bile
buradan mezun olanların görüşlerini alıyorum. Buradan
kitaplar alıyorum ve okuyorum. Hocam bana İngilizce
çalıştırıyor. Okul bitince, insanlara yardımcı
olabileceğim bir iş istiyorum. Burada gördüğüm iyi
niyeti, diğer insanlara da aşılamak istiyorum.''

-TED'Lİ ARDA DA MERKEZİN GÖNÜLLÜSÜ-

TED Ankara Koleji'nde 5. sınıfı bitiren Arda Ege Koçak
da merkeze 1 aydır gönüllü olarak geldiği merkezde
kütüphaneyi düzenlediğini ve down sendromlu İnşirah'a
(12) İngilizce öğrettiğini belirtti.
Merkezdeki çocuk kitaplarının kayıtlarını tutan Arda,
merkez hakkındaki düşüncelerini ve yaşadıklarını şu
sözlerle anlattı:
''Bazen kitapların özetini çıkarırken dayanamıyorum
bir kitap bitiriyorum. Ben burayı daha çok benden
küçük çocuklar ve üniversiteye gidenler için öneririm.
Küçükler, kitaplardan çok yararlanabilir. Üniversiteli
ağabeyler, ablaların gelmesi daha iyi olur. Onlar da
çevre edinir ve kültürel düzeylerini yükseltirler.''
 
 
BASINDA YAŞANTI PAYLAŞIM MERKEZİ

Star Gazetesi 4.9.2007

 

Star Gazetesi''nin  arşivine giremediğimiz için yazıyı buraya alamadık. Ama orada

yayınlanan toplu fotoğrefımız da çok güzel çıkmış. Haberin kendisi merkezimizde mevcut...

 

 

Hürriyet    4 Eylül 2007

 

Tükenmeyen sevgisini çocuklarla paylaşıyor

GENÇLERE ve çocuklara eğitim vermek amacıyla kurduğu Yaşantı Paylaşım Merkezi ile yıllarca yaptığı öğretmenliğe, üniversite gençlerinin gönüllü öğretmeni olarak devam eden Belkıs Güneş, merkeze gelen çocuklara, kitap okuyor, tiyatro oyunları hazırlıyor.

Güneş, 2002 yılında annesinden kalan mirasla kurduğu merkezin öyküsünü şu sözlerle anlattı:

"Yazarlarımızı bilmeden, hiç gazete okumadan üniversiteye devam ediyorlardı. Benim geçliğimde bir sorun yaşadığımızda gidip de konuşacak kimsemiz yoktu. Onlara yardımcı olmayı misyon edindim. Bir arkadaşımın aracılığıyla Etimesgut yurdundan 2 öğrenciyle ilgilendim. Haftada bir gün onlarla ders çalışıyorduk, sinemaya ve tiyatroya gidiyorduk. Ardından bunu daha da büyütmek istedim. Annemden kalan parayla 2 daire satın aldım. Burası aynı zamanda Ana Kucağı Down Sendromlu Çocukları Koruma Derneği. Burada engelli çocuklarımıza dersler de veriyoruz. Başka hiçbir gelirimiz yok diyebilirim."

İKİYDİ 33 OLDU

Merkeze ilk dönemde 2 öğrencinin devam ettiğini, ancak zamanla bu sayının 33'e ulaştığını kaydeden Güneş, "Buraya gelen çocukların 19'u şu anda ya çalışıyor ya da askerde. Burada çocuklar öğle yemeği yiyorlar. Kültürel olarak çocuklara eğitim veriyoruz. Onları operaya, baleye götürüyoruz. Toplumdaki dürüst ve ilkeli insanları, buraya davet ediyoruz ve gençlerin onlarla sohbet etmesini sağlıyoruz. 2 yıl önce tiyatro oyunu oynadılar. Geçtiğimiz yıl koro yaptılar. Burada 3 bin kitap var, onları okuyorlar. Önemli ressamların eserlerini onlara tanıtıyorum" dedi.

GÖNÜLLÜ TORUN PROJESİ

"GÖNÜLLÜ Torun" adında bir sosyal sorumluluk projesi de yürüttüklerini anlatan Güneş, bu projeyle gençlerin, evinde oturan yaşlılara hizmet verdiğini, onlarla sohbet ettiğini ve sinemaya gittiğini söyledi.

Güneş, projeye şu anda sadece 2 yaşlının katıldığını kaydederek, gençlerin değer yargılarını geliştirmeyi ve gelenekleri yaşatmayı hedefleyen bu projenini devam etmesi için yaşlılardan da destek beklediklerini bildirdi.

 

 

Türkiye gazetesi

Hayat kaynağı çocuklar

 

04 Eylül 2007 Salı

 

ANKARA - İngilizce öğretmeni Belkıs Güneş’in emekli olduktan sonra kendi imkanlarıyla hayata geçirdiği Yaşantı Paylaşım Merkezi, gençlere ve çocuklara hayat kaynağı oldu. Emekli olduktan sonra eşini ve annesi kaybeden Belkıs öğretmen, hayata küsmek yerine, hayatın içinde olmayı tercih ettiğini belirterek, “Annemden kalan 2 evi düzenleyerek gençlerin hizmetine açtım. Onların kültürlü olması, ayaklarının üzerinde durması en büyük hedefim. Gönüllü öğretmen olarak bunun için çabalıyorum. Şu anda 33 öğrencim var. Burası aynı zamanda Ana Kucağı Down Sendromlu Çocukları Koruma Derneği. Burada engelli çocuklarımıza dersler de veriyoruz. Başka hiçbir gelirimiz yok diyebilirim” dedi.

SABAH GAZETESİ

4 EYLÜL 2007

 

GÜNEŞ ÖĞRETMEN

Kendini gençlere adayan Belkıs Güneş, Yaşantı Paylaşım Merkezi'nde üniversite öğrencilerine gönüllü öğretmenlik yapıyor.

Belkıs Güneş, önce eşini sonra annesini kaybetti. Üniversitede yıllarca okutmanlık yapan Güneş, yaşadığı acıların ardından kendini çocuklara ve gençlere adadı. Annesinden kalan mirasla 2002'de Yaşantı Paylaşım Merkezi'ni açan Güneş, en büyük hedefini "çocukların kendi ayakları üzerinde duran, kültürlü bireyler olmasını sağlamak" diye açıkladı.

Üniversite öğrencilerinin çoğunun yazarları tanımadığına, gazeteleri okumadığına dikkat çeken Güneş, "Özellikle şehir dışından gelenler, bir sorunla karşılaştıklarında ne yapacaklarını bilmiyor. Gençler, bizlerle bütün sorunlarını paylaşıyor. onlara gönüllü annelik yapıyoruz" dedi.

Meslek lisesine devam ederken babasını kaybeden Oğuzhan Aydın, merkezle bir öğretmeni sayesinde tanışmış. Bilkent Üniversitesi Bilgisayar Programlama Bölümü'nü kazanan Aydın, üniversite harcını ödemekte zorlanınca merkezin desteğini görmüş. Belkıs Güneş, İhsan Doğramacı'nın desteğiyle 15 bin YTL'lik harcın ödendiğini belirtirken, Oğuzhan Aydın, "Merkez, kendini geliştirmek, çevre edinmek isteyenler için ideal bir yer. Ben geleceğimi planlarken bile buradan mezun olanların görüşlerini alıyorum. Okul bitince insanlara yardımcı olabileceğim bir iş istiyorum" dedi.

Belkıs Güneş, merkezdeki öğrencilerin 33'e ulaştığını belirterek, hayırseverlere destek çağrısında bulundu. Merkezde, "gönüllü torun" adlı sosyal sorumluluk projesi de yürütülüyor. Gençler, yaşlılara hizmet veriyor, onlarla sohbet edip, sinemaya gidiyor.

 

Milli gazete   8.9.2007

 

Eşini kaybetmenin acısını öğretmenlikle unuttu

İngilizce öğretmeni Belkıs Güneş, gençlere ve çocuklara eğitim vermek amacıyla kurduğu Yaşantı Paylaşım Merkezi ile yıllarca yaptığı öğretmenliğe, üniversite gençlerinin gönüllü öğretmeni olarak devam ediyor. Merkeze gelen çocuklar, kitap okuyor, tiyatro oyunları hazırlıyor, bazıları ise hayatlarında ilk kez opera ve bale izliyor.

''Yıllarca öğretmenlik ve üniversitelerde okutmanlık yaptım. Eşimi kaybettim, sonra annemi. Çok bunalmıştım. Ama dedim ki, çocuklar yalnız, onlara destek olmalıyım. Onların kültürlü olması, ayaklarının üzerinde durması en büyük hedefim...''

Bu sözler, Türkiye'deki binlerce öğretmenden birine, emekli İngilizce öğretmeni Belkıs Güneş'e ait. Güneş, gençlere ve çocuklara eğitim vermek amacıyla kurduğu Yaşantı Paylaşım Merkezi ile yıllarca yaptığı öğretmenliğe, üniversite gençlerinin gönüllü öğretmeni olarak devam ediyor. Merkeze gelen çocuklar, kitap okuyor, tiyatro oyunları hazırlıyor, bazıları ise hayatlarında ilk kez opera ve bale izliyor.

Güneş, 2002 yılında annesinden kalan mirasla kurduğu merkezin öyküsünü, şu sözlerle anlattı: ''Yazarlarımızı bilmeden, hiç gazete okumadan üniversiteye devam ediyorlardı. Benim geçliğimde bir sorun yaşadığımızda gidip de konuşacak kimsemiz yoktu. Onlara yardımcı olmayı misyon edindim. Bir arkadaşımın aracılığıyla Etimesgut yurdundan 2 öğrenciyle ilgilendim. Haftada bir gün onlarla ders çalışıyorduk, sinemaya ve tiyatroya gidiyorduk. Ardından bunu daha da büyütmek istedim. Annemden kalan parayla 2 daire satın aldım. Burası aynı zamanda Ana Kucağı Down Sendromlu Çocukları Koruma Derneği. Burada engelli çocuklarımıza dersler de veriyoruz. Başka hiçbir gelirimiz yok diyebilirim.''

“Öğretim üyeleri, gençleri Merkeze gönderdi”
Merkeze ilk dönemde 2 öğrencinin devam ettiğini, ancak zamanla bu sayının 33'e ulaştığını kaydeden Güneş, ''Buraya gelen çocukların 19'u şu anda ya çalışıyor ya da askerde. Burada çocuklar öğle yemeği yiyorlar. Kültürel olarak çocuklara eğitim veriyoruz. Onları operaya, baleye götürüyoruz. Toplumdaki dürüst ve ilkeli insanları, buraya davet ediyoruz ve gençlerin onlarla sohbet etmesini sağlıyoruz. 2 yıl önce tiyatro oyunu oynadılar. Geçtiğimiz yıl koro yaptılar. Burada 3 bin kitap var, onları okuyorlar. Önemli ressamların eserlerini onlara tanıtıyorum'' diye konuştu.

''Gönüllü Torun'' adında bir sosyal sorumluluk projesi de yürüttüklerini anlatan Güneş, bu projeyle gençlerin, evinde oturan yaşlılara hizmet verdiğini, onlarla sohbet ettiğini ve sinemaya gittiğini söyledi.

Güneş, projeye şu anda sadece 2 yaşlının katıldığını kaydederek, gençlerin değer yargılarını geliştirmeyi ve gelenekleri yaşatmayı hedefleyen bu projenini devam etmesi için yaşlılardan da destek beklediklerini bildirdi.
Güneş, oğlu Alp'in de merkezde İngilizce, kimya, fizik, biyoloji dersleri verdiğini ifade ederek, ''Merkezdeki bazı çocukların yardıma ihtiyacı var. Hayırseverler, onlara destek versin. Diğer taraftan bu yılki kayıtlarımız 10 Eylülde başlayacak. Gençler buraya gelsinler. Kendi imkanlarımızla bu yıl gelen üniversite öğrencilerine burs da vereceğiz'' dedi.

“İhsan Doğramacı, okul harcını ödedi”
Merkeze bir yıldır gelen Oğuzhan Aydın'ın azimli yaşam öyküsünü de anlatan Güneş, Oğuzhan'ın babasının vefatının ardından meslek lisesini bitirdiğini ve Bilkent Üniversitesi Bilgisayar Programlama bölümünü kazandığını belirtti.

Oğuzhan'ın maddi yetersizlik nedeniyle üniversite harcını ödemede zorlandığını dile getiren Güneş, şunları kaydetti: ''Üniversitenin harcı 15 bin YTL'ydi. Bunu ödeyecek durumu yoktu. Geceleri uyuyamıyordum, çocuk için endişelendim. Sayın İhsan Doğramacı, Oğuzhan'a 15 bin YTL'lik bir çek verdi ve çocuk Bilkent Üniversitesinin harcını ödedi. Onun eğitime desteğini keşke herkes verebilse. Şimdi Oğuzhan, hazırlık sınıfını bitirmeye çalışıyor. Bundan sonraki yıllar için de Allah Kerim. Umarım yine böyle bir kapı açılır da Oğuzhan eğitimini tamamlar.''

Oğuzhan: “Ben de insanlara yardımcı olacağım”
Oğuzhan Aydın da buraya bir öğretmeninin tavsiyesiyle geldiğini ve Belkıs Güneş'in desteğinin kendisi için önemli olduğunu anlatarak, merkez hakkındaki görüşlerini şu sözlerle anlattı: ''Anadolu'dan gelmiş gençler için çok güvenilir bir yer.

Kendisini geliştirmek isteyen ve çevre edinmek isteyenler gelsin. Ben geleceğimi planlarken bile buradan mezun olanların görüşlerini alıyorum. Buradan kitaplar alıyorum ve okuyorum. Hocam bana İngilizce çalıştırıyor. Okul bitince, insanlara yardımcı olabileceğim bir iş istiyorum. Burada gördüğüm iyi niyeti, diğer insanlara da aşılamak istiyorum.''

TED Ankara Koleji'nde 5. sınıfı bitiren Arda Ege Koçak da 1 aydır gönüllü olarak geldiği merkezde, kütüphaneyi düzenlediğini ve Down sendromlu İnşirah'a (12) İngilizce öğrettiğini belirtti.
2017 Duyurular2016 Duyurular2015 Duyurular2014 Duyurular2013 Duyurular2012 Duyurular2011 Duyurular2010 Duyurular2009 Duyurular2008 Duyurular2007 Duyurular
--www.ypmerkezi.org Telefon: 430 85 21 (Hafta içi 10.00-18.00) Cep: 0 506 220 09 32 Mithatpaşa Cad. 10/13 Yenişehir Ankara Facebook Grubumuz: https://www.facebook.com/groups/12704593500/?fref=ts
Ziyaret Sayısı 157444
Design by Svetainių kūrimas