YAŞANTI PAYLAŞIM MERKEZİ

  YAŞANTI PAYLAŞIM MERKEZİ GENÇLİK VAKFI KURULUŞ AMAÇLARI:

  •   Kendisini geliştirme gereksinimi içinde olan ancak bu konuda yeterli   destek ve ortamı bulamayan gençler için bir sığınak oluşturmak…
  • Gençleri;yaşam sevinci duyan, evrensel değerlerin farkına varabilen bireyler olmaya özendirmek…
  • Gençlerimizi özenti,zorlama,plastik değerler yerine özgün değer yargılarının varlığını yaşamlarında temel almaları konusunda özgüven sahibi kılmak…
  • Türk dilini;ustalık düzeyinde öğrenip kullanabilmenin,düşünebilen insan olmanın temel direği olduğunu anlatabilmek…
  • Okumanın gerekliliğini anlamalarını sağlamak…
  • Ülkelerini sahiplenmenin önemini vurgulamak…
  • Sorunlarla yüzleşerek çözüm üretebilmelerinin yollarını göstermek…
  • Amaçsızlıklarını yenebilmeleri için yakın ve uzak hedef saptamalarını desteklemek…
  • Yaşam içindeki çelişkilerin farkına vararak sentez yapabilen bireyler olmalarını sağlamak…
  • Hata yapmanın doğal olduğunu, ancak hatalarını iyi analiz ederek kendileri için yeni bir öğreti olarak değerlendirebilmelerinin gerekliliğini göstermek…
  • Yaptıkları iş ne olursa olsun ona saygı duymalarını ve ciddiyetle, özenle görevlerini tamamlamayı öğretmek…
  • Gençleri önyargısız, sevgi dolu, paylaşabilen, üreten, kendisi ile   barışık olduğu için kendisini eleştirebilen, irdeleyip sorgulayan, dinlemeyi bilen, yaşayan tüm canlılara saygılı, emek verilerek üretilmiş her maddeye duyarlı, hiçbir zaman umudunu yitirmeyecek kadar güçlü, tutarlı, güvenilir, araştırmaya hevesli, bilgili yetişkinler olmaya özendirmek…

    YAŞANTI PAYLAŞIM MERKEZİ GENÇLİK VAKFI ANA İLKELERİ

     

    •    YPM çatısı altındaki herkes eşittir, eşit haklara sahiptir.

    •    YPM çatısı altında ırk, din, dil ve siyasi görüş farkı gözetilmez.

    •    YPM; insana saygıyı, sevgiyi ve insani değerleri korumayı ilke edinmiştir.

    •    YPM çatısı altında bulunmayı seçen herkes, gerçek duygularını ve düşüncelerini açıklarken kınanmayacağını, görüşlerine saygı duyulacağını bilmelidir.

    •    YPM adının, çalışmalarının ve üyelerinin kötü amaçlara alet edilmelerine hiçbir şekilde izin verilmez.

    •    YPM; kişisel görüş ve özgürlükleri etkileyen propaganda ve davranışların yapılmadığı bir kurumdur.

    •    YPM çatısı altında hayallere sınır konulmaz.

    •    YPM çatısı altında yanlış bilgilendirme, bilgi saklama, gerçek duygu ve düşüncelerini gizleme hoş görülemez ve kabul edilemez.

    •    YPM çatısı altında yapılan çalışmalarda tutarlılık, süreklilik büyük önem taşır. Çalışmalara başlandıktan sonra, zorunluluk olmadıkça görev yarım bırakılamaz, başkasına devredilemez.

    •    YPM’nin ‘Ana Kucağı’ Down Sendromlu Çocukları Koruma Derneği dışında hiçbir kurum ve kuruluşla ilişkisi yoktur. Kurucu A. Belkıs Güneş’e ait dairenin kirası ise YPM’nin tek geliridir. Gönüllü kişisel maddi destek, gıda, giysi, kitap, dergi bağışları dışında hiçbir kurum ve kuruluştan yardım kabul edilmez.

    •    YPM, hem bir çalışma yeri, hem de öğrencilerini tüm yönleriyle hayata hazırlayan gönüllü bir kurumdur.

    •    YPM üyesi; kitap okuyarak, araştırma yaparak, süreli yayınları izleyerek, düşünerek ve düşüncelerini paylaşarak, sosyal ve kültürel etkinliklere katılarak kendini geliştirmelidir.

    •    YPM üyesi; toplumsal sorun ve konulara duyarlı olmayı, bu konular için çözüm üretmeyi görev edinmelidir.

    •    YPM üyesi; anadilin, kültürün özümsenmesi konusunda en önemli kaynak olduğunu bilmeli ve diline sahip çıkmalıdır.

    •    Akademik takvime bağlı olarak bir ders yılı içinde (resmi ve dini bayramlar hariç) merkezde bir hafta içinde en az 3 gün bulunan ve çalışmalara katılan öğrenci, gönüllü burslu YPM öğrencisidir.

    •    YPM çatısı altında bulunan ve herkesin kullanımına açık cihazlar ve malzemeler özenle kullanılır, bakımı yapılır ve temiz tutulur.

    •    Yalnızca kütüphaneden yararlanmak, söyleşi ve çeşitli etkinliklere katılmak isteyenler ise kurallarımız çerçevesinde konuk öğrenci olarak kabul edilirler.

     

     

    BİZ GENÇLER...
     

    Nedense   korkarlar bazıları biz gençlerden. Halbuki

    biz içine bakılması yasak, dolu, ağır bir torbayı

    sırtında taşıyan bahar dallarıyız.

     

    Bazen korkak birisi, telaşla küt diye çarptığında bir

    gence,   zaten zar zor taşıdığı çuval uçar gider

    sırtından, çiçekleri saçılır, dalı kırılır. İşte o

    zaman sisli, dumanı hiç bitmeyen havada gri renkli

    bir köprüde biteviye gelir gider, gider gelir. Bulamaz

    torbasında yitip giden geleceğini.

     

    Çocukluğun sıcacık, taze ekmek gibi yumuşacık kolları

    bıraktığında bizi gençliğin uçurumlu patikalarına,

    bulmak için yolumuzu, çıkmazsa karşımıza sevgiyle

    bakan gözler, yürekten gelen sözler, belki gövdemiz

    büyür, derimiz sarkar saçlarımız dökülür de kalır

    kalbimiz ham güneş görmemiş büyümemiş bir yemiş gibi

    kaskatı. Ne ondurur ne kondurur. İşine yaramaz

    kimsenin.

     

    İşte burada biz deneyimler paylaşırız. Torbamızda ne

    yükümüz var bilir tanırız. Bazen torbamızı güvenli

    bir duvar dibine bırakıp çiçeklerimizi güneşlendirir

    onları sularız.

     

    Görevlerimiz; birlikte üretmek, sorun çözmek, makarna

    suyuna kaç kaşık tuz konacağını öğrenmek ve itiraz

    etsek bile, konsere, baleye ve hatta operaya

    gitmek...

     

    Açık olmayı öğrenmek tüm güzelliklere...

     

    Kısacası   hep birlikte, sofrada, yediğimiz olsa bile

    peynir ekmek, veya havyar ya da mayonezli levrek

    hepsinden keyif almayı bilmek.

     

    Hoş geldiniz hepiniz. Ne güzel sizi aramızda görmek.
     
    YAŞANTI PAYLAŞIM MERKEZİ GENÇLİK VAKFI
     
     
  • Gençlere destek olmak için kurulmuştur. Destek dediysek bunun sadece maddi destek olduğunu sanmayın sakın. Olanaklarımızın da elverdiğince küçük bir maddi katkı belki olabilir. Asıl hedefimiz geleceğin tutarlı, özgüvenli ve kimliği ile barışık yetişkinleri için güven dolu bir ortamı hazır bulundurmak.
  • Ama nasıl?

    "Bana bak genç arkadaş! Sanki bir çıkmazda gibisin. Boşver takma kafana. Ben de o yollardan geçtim. Bak şimdi de dönüyorum. Elim kolum cüzdanım dolu. Ara sıra bana uğra. Boş vaktime denk gelirse seni bir yemeğe götüreyim" diyebiliriz onlara. Ama acaba şöyle desek daha mı iyi olur;

    "Bana bak genç arkadaş! Sanki bir çıkmazda gibisin. Bende o yollardan geçtim. O yollar şimdi senin. İstediğin aracı seçip istediğin kavşaktan sapmak özgürlüğü de senin. Yol arkadaşlarını sen seçeceksin. Kiminle nereye kadar gideceğini de.

    Ancak o yollardan geçerken ben; yırtık pabuçlarımın tabanlarından ayağıma batan herbiri farklı büyüklükteki çakıl taşlarının acısını nasıl giderdiğimi sana anlatırım istersen.

    Hiç ummadığım anda karşıma çıkan gökkuşağının altından geçmek için uğraşırken neler neler gördüğümü ve gökkuşağının altından geçmenin imkansızlığını anladığım andaki duygularımı da ancak bu yaşımın kelimeleri ile paylaşabilirim seninle.

    Bunlar senin zorlu yolunu kısaltmayacak biliyorum. Ama belki kendini yapayalnız hissettiğin karlı soğuk bir kış gecesi, sevgi ile örülmüş bir yün yelek gibi seni ısıtabilirler."

    Karar sizin.

    Gençlerimiz de elbette ki bu güven dolu ortamda sadece bulunmayacaklar. Onların da görevleri var:

    Öncelikle, yaralı bedenine aldırmayan acemi, duyarsız kaptanca terkedilmiş ve ağır ağır batıp da derin sulara, kurtarılmayı bekleyen değer yargılarımızın yerini tesbit edeceğiz birlikte. Ne kadar derininde olursa olsun büyük suların el birliği ile çekip çıkaracağız onları gün yüzüne ve onaracağız. Kaptanlar biz olacağız.

    Başımızın üzerinden uçup giden, bir o yana, bir bu yana savrulan ama hızını hiç kesmeden geleceğe yol alan aykırı kuşları avlamaya çalışanların önünde sağduyumuzu kalkan yapıp yollarını açık edeceğiz.

    Nasıl zevkle hazırlanmış sofralardaki yemeklere "Hayır" diyemezsek, tüm kültürel etkinliklerin tadına bakıp renkler, sesler, sözcüklerle yüreğimizin içine yumuşak bir döşek serdiğimizde sevdiklerimizi daha iyi ağırlayabileceğiz.

    Gençlere asla iş bulunmayacak. Ödevleri yapılmayacak. Sorunları anında çözülüp her istedikleri yerine getirilmeyecek. Onlara iş bulabilmeleri, ödevlerini yapabilmeleri konusunda deneyimler aracılığı ile yol gösterilip seçenekler sunulacak.

    Gençler belki bir gün size de mesleğinize, yüzünüzdeki çizgilere, saçınızdaki aklara dair sorular soracaklar. Yaşam denen devasa laboratuarın sadece penceresinden içeri bakmış olabilirsiniz. Belki de sadece içeriden gelen seslerle yetindiniz. Olsun! Gene de bize anlatacaklarınız olmalı.

    Ama kapısını bulduğunuz anda o laboratuarın, içeri dalıp da hemen hiç uzanılmamış kuytu raflardaki tozlu şişelere, etiketsiz rengarenk sıvılara yönelip de, geceler boyu uykusuz gözlemlediyseniz değişen renklerini büyülü tozların ve her patlayan bilinmezin ardından korkunuzu yenip yeniden kollarınızı sıvadıysanız deneylerinize, sizinle sohbetlerimiz biraz daha uzun sürecektir.

    Yorgun argın evinize döndüğünüzde gecenin bir vakti, ayakkabılarınızı çıkarırken soğuk eşikte,  o gün olanlar aklınızdan yavaş yavaş uçup gidecektir. Ama inanın, bir genç yürekte, anlattıklarınız uzak bir dağın zirvesinde yüzyıllardır yıkılmamış ve dahası kim bilir kaç depreme uzaklardan bakacak kalenin temeli gibi yer edip kalacak.

    Zamanı gelip de gücünün farkına vardığında, o genç yürek, siz onu çoktan unutmuş olsanız da, sizi saygıyla anacak. Nereye giderse gitsin onurlu, adil ve duyarlı kalacak.

    İşte sizden istediğimiz sadece bu. Bizlerle, sizi siz yapan deneyimlerinizi paylaşmanız. Tabi ki övgü de yergi de hakkınız ama bizim daha çok fikirleriniz, düşünceleriniz ve önerileriniz işimize yarıyacak.

    Kütüphanemiz herkese açık, küçük mutfağımızda da çay, kırk yıl hatırı olan kahve, belki bir parça kek ile börek bulundurmaya çalışacağız.

    Yerimiz hemen yolunuzun üstü.

    Bekliyoruz.

  • Ama nasıl?

    "Bana bak genç arkadaş! Sanki bir çıkmazda gibisin. Boşver takma kafana. Ben de o yollardan geçtim. Bak şimdi de dönüyorum. Elim kolum cüzdanım dolu. Ara sıra bana uğra. Boş vaktime denk gelirse seni bir yemeğe götüreyim" diyebiliriz onlara. Ama acaba şöyle desek daha mı iyi olur;

    "Bana bak genç arkadaş! Sanki bir çıkmazda gibisin. Bende o yollardan geçtim. O yollar şimdi senin. İstediğin aracı seçip istediğin kavşaktan sapmak özgürlüğü de senin. Yol arkadaşlarını sen seçeceksin. Kiminle nereye kadar gideceğini de.

    Ancak o yollardan geçerken ben; yırtık pabuçlarımın tabanlarından ayağıma batan herbiri farklı büyüklükteki çakıl taşlarının acısını nasıl giderdiğimi sana anlatırım istersen.

    Hiç ummadığım anda karşıma çıkan gökkuşağının altından geçmek için uğraşırken neler neler gördüğümü ve gökkuşağının altından geçmenin imkansızlığını anladığım andaki duygularımı da ancak bu yaşımın kelimeleri ile paylaşabilirim seninle.

    Bunlar senin zorlu yolunu kısaltmayacak biliyorum. Ama belki kendini yapayalnız hissettiğin karlı soğuk bir kış gecesi, sevgi ile örülmüş bir yün yelek gibi seni ısıtabilirler."

    Karar sizin.

    Gençlerimiz de elbette ki bu güven dolu ortamda sadece bulunmayacaklar. Onların da görevleri var:

    Öncelikle, yaralı bedenine aldırmayan acemi, duyarsız kaptanca terkedilmiş ve ağır ağır batıp da derin sulara, kurtarılmayı bekleyen değer yargılarımızın yerini tesbit edeceğiz birlikte. Ne kadar derininde olursa olsun büyük suların el birliği ile çekip çıkaracağız onları gün yüzüne ve onaracağız. Kaptanlar biz olacağız.

    Başımızın üzerinden uçup giden, bir o yana, bir bu yana savrulan ama hızını hiç kesmeden geleceğe yol alan aykırı kuşları avlamaya çalışanların önünde sağduyumuzu kalkan yapıp yollarını açık edeceğiz.

    Nasıl zevkle hazırlanmış sofralardaki yemeklere "Hayır" diyemezsek, tüm kültürel etkinliklerin tadına bakıp renkler, sesler, sözcüklerle yüreğimizin içine yumuşak bir döşek serdiğimizde sevdiklerimizi daha iyi ağırlayabileceğiz.

    Gençlere asla iş bulunmayacak. Ödevleri yapılmayacak. Sorunları anında çözülüp her istedikleri yerine getirilmeyecek. Onlara iş bulabilmeleri, ödevlerini yapabilmeleri konusunda deneyimler aracılığı ile yol gösterilip seçenekler sunulacak.

    Gençler belki bir gün size de mesleğinize, yüzünüzdeki çizgilere, saçınızdaki aklara dair sorular soracaklar. Yaşam denen devasa laboratuarın sadece penceresinden içeri bakmış olabilirsiniz. Belki de sadece içeriden gelen seslerle yetindiniz. Olsun! Gene de bize anlatacaklarınız olmalı.

    Ama kapısını bulduğunuz anda o laboratuarın, içeri dalıp da hemen hiç uzanılmamış kuytu raflardaki tozlu şişelere, etiketsiz rengarenk sıvılara yönelip de, geceler boyu uykusuz gözlemlediyseniz değişen renklerini büyülü tozların ve her patlayan bilinmezin ardından korkunuzu yenip yeniden kollarınızı sıvadıysanız deneylerinize, sizinle sohbetlerimiz biraz daha uzun sürecektir.

    Yorgun argın evinize döndüğünüzde gecenin bir vakti, ayakkabılarınızı çıkarırken soğuk eşikte,  o gün olanlar aklınızdan yavaş yavaş uçup gidecektir. Ama inanın, bir genç yürekte, anlattıklarınız uzak bir dağın zirvesinde yüzyıllardır yıkılmamış ve dahası kim bilir kaç depreme uzaklardan bakacak kalenin temeli gibi yer edip kalacak.

    Zamanı gelip de gücünün farkına vardığında, o genç yürek, siz onu çoktan unutmuş olsanız da, sizi saygıyla anacak. Nereye giderse gitsin onurlu, adil ve duyarlı kalacak.

    İşte sizden istediğimiz sadece bu. Bizlerle, sizi siz yapan deneyimlerinizi paylaşmanız. Tabi ki övgü de yergi de hakkınız ama bizim daha çok fikirleriniz, düşünceleriniz ve önerileriniz işimize yarıyacak.

    Kütüphanemiz herkese açık, küçük mutfağımızda da çay, kırk yıl hatırı olan kahve, belki bir parça kek ile börek bulundurmaya çalışacağız.

    Yerimiz hemen yolunuzun üstü.

    Bekliyoruz.

  • Gençleri;yaşam sevinci duyan, evrensel değerlerin farkına varabilen bireyler olmaya özendirmek…
  • Gençlerimizi özenti,zorlama,plastik değerler yerine özgün değer yargılarının varlığını yaşamlarında temel almaları konusunda özgüven sahibi kılmak…
  • Türk dilini;ustalık düzeyinde öğrenip kullanabilmenin,düşünebilen insan olmanın temel direği olduğunu anlatabilmek…
  • Okumanın gerekliliğini anlamalarını sağlamak…
  • Ülkelerini sahiplenmenin önemini vurgulamak…
  • Sorunlarla yüzleşerek çözüm üretebilmelerinin yollarını göstermek…
  • Amaçsızlıklarını yenebilmeleri için yakın ve uzak hedef saptamalarını desteklemek…
  • Yaşam içindeki çelişkilerin farkına vararak sentez yapabilen bireyler olmalarını sağlamak…
  • Hata yapmanın doğal olduğunu, ancak hatalarını iyi analiz ederek kendileri için yeni bir öğreti olarak değerlendirebilmelerinin gerekliliğini göstermek…
  • Yaptıkları iş ne olursa olsun ona saygı duymalarını ve ciddiyetle, özenle görevlerini tamamlamayı öğretmek…
  • Gençleri önyargısız, sevgi dolu, paylaşabilen, üreten, kendisi ile   barışık olduğu için kendisini eleştirebilen, irdeleyip sorgulayan, dinlemeyi bilen, yaşayan tüm canlılara saygılı, emek verilerek üretilmiş her maddeye duyarlı, hiçbir zaman umudunu yitirmeyecek kadar güçlü, tutarlı, güvenilir, araştırmaya hevesli, bilgili yetişkinler olmaya özendirmek…

    YAŞANTI PAYLAŞIM MERKEZİ GENÇLİK VAKFI ANA İLKELERİ

     

    •    YPM çatısı altındaki herkes eşittir, eşit haklara sahiptir.

    •    YPM çatısı altında ırk, din, dil ve siyasi görüş farkı gözetilmez.

    •    YPM; insana saygıyı, sevgiyi ve insani değerleri korumayı ilke edinmiştir.

    •    YPM çatısı altında bulunmayı seçen herkes, gerçek duygularını ve düşüncelerini açıklarken kınanmayacağını, görüşlerine saygı duyulacağını bilmelidir.

    •    YPM adının, çalışmalarının ve üyelerinin kötü amaçlara alet edilmelerine hiçbir şekilde izin verilmez.

    •    YPM; kişisel görüş ve özgürlükleri etkileyen propaganda ve davranışların yapılmadığı bir kurumdur.

    •    YPM çatısı altında hayallere sınır konulmaz.

    •    YPM çatısı altında yanlış bilgilendirme, bilgi saklama, gerçek duygu ve düşüncelerini gizleme hoş görülemez ve kabul edilemez.

    •    YPM çatısı altında yapılan çalışmalarda tutarlılık, süreklilik büyük önem taşır. Çalışmalara başlandıktan sonra, zorunluluk olmadıkça görev yarım bırakılamaz, başkasına devredilemez.

    •    YPM’nin ‘Ana Kucağı’ Down Sendromlu Çocukları Koruma Derneği dışında hiçbir kurum ve kuruluşla ilişkisi yoktur. Kurucu A. Belkıs Güneş’e ait dairenin kirası ise YPM’nin tek geliridir. Gönüllü kişisel maddi destek, gıda, giysi, kitap, dergi bağışları dışında hiçbir kurum ve kuruluştan yardım kabul edilmez.

    •    YPM, hem bir çalışma yeri, hem de öğrencilerini tüm yönleriyle hayata hazırlayan gönüllü bir kurumdur.

    •    YPM üyesi; kitap okuyarak, araştırma yaparak, süreli yayınları izleyerek, düşünerek ve düşüncelerini paylaşarak, sosyal ve kültürel etkinliklere katılarak kendini geliştirmelidir.

    •    YPM üyesi; toplumsal sorun ve konulara duyarlı olmayı, bu konular için çözüm üretmeyi görev edinmelidir.

    •    YPM üyesi; anadilin, kültürün özümsenmesi konusunda en önemli kaynak olduğunu bilmeli ve diline sahip çıkmalıdır.

    •    Akademik takvime bağlı olarak bir ders yılı içinde (resmi ve dini bayramlar hariç) merkezde bir hafta içinde en az 3 gün bulunan ve çalışmalara katılan öğrenci, gönüllü burslu YPM öğrencisidir.

    •    YPM çatısı altında bulunan ve herkesin kullanımına açık cihazlar ve malzemeler özenle kullanılır, bakımı yapılır ve temiz tutulur.

    •    Yalnızca kütüphaneden yararlanmak, söyleşi ve çeşitli etkinliklere katılmak isteyenler ise kurallarımız çerçevesinde konuk öğrenci olarak kabul edilirler.

     

     

    BİZ GENÇLER...
     

    Nedense   korkarlar bazıları biz gençlerden. Halbuki

    biz içine bakılması yasak, dolu, ağır bir torbayı

    sırtında taşıyan bahar dallarıyız.

     

    Bazen korkak birisi, telaşla küt diye çarptığında bir

    gence,   zaten zar zor taşıdığı çuval uçar gider

    sırtından, çiçekleri saçılır, dalı kırılır. İşte o

    zaman sisli, dumanı hiç bitmeyen havada gri renkli

    bir köprüde biteviye gelir gider, gider gelir. Bulamaz

    torbasında yitip giden geleceğini.

     

    Çocukluğun sıcacık, taze ekmek gibi yumuşacık kolları

    bıraktığında bizi gençliğin uçurumlu patikalarına,

    bulmak için yolumuzu, çıkmazsa karşımıza sevgiyle

    bakan gözler, yürekten gelen sözler, belki gövdemiz

    büyür, derimiz sarkar saçlarımız dökülür de kalır

    kalbimiz ham güneş görmemiş büyümemiş bir yemiş gibi

    kaskatı. Ne ondurur ne kondurur. İşine yaramaz

    kimsenin.

     

    İşte burada biz deneyimler paylaşırız. Torbamızda ne

    yükümüz var bilir tanırız. Bazen torbamızı güvenli

    bir duvar dibine bırakıp çiçeklerimizi güneşlendirir

    onları sularız.

     

    Görevlerimiz; birlikte üretmek, sorun çözmek, makarna

    suyuna kaç kaşık tuz konacağını öğrenmek ve itiraz

    etsek bile, konsere, baleye ve hatta operaya

    gitmek...

     

    Açık olmayı öğrenmek tüm güzelliklere...

     

    Kısacası   hep birlikte, sofrada, yediğimiz olsa bile

    peynir ekmek, veya havyar ya da mayonezli levrek

    hepsinden keyif almayı bilmek.

     

    Hoş geldiniz hepiniz. Ne güzel sizi aramızda görmek.
     
    YAŞANTI PAYLAŞIM MERKEZİ GENÇLİK VAKFI
     
     
  • Gençlere destek olmak için kurulmuştur. Destek dediysek bunun sadece maddi destek olduğunu sanmayın sakın. Olanaklarımızın da elverdiğince küçük bir maddi katkı belki olabilir. Asıl hedefimiz geleceğin tutarlı, özgüvenli ve kimliği ile barışık yetişkinleri için güven dolu bir ortamı hazır bulundurmak.
  • Ama nasıl?

    "Bana bak genç arkadaş! Sanki bir çıkmazda gibisin. Boşver takma kafana. Ben de o yollardan geçtim. Bak şimdi de dönüyorum. Elim kolum cüzdanım dolu. Ara sıra bana uğra. Boş vaktime denk gelirse seni bir yemeğe götüreyim" diyebiliriz onlara. Ama acaba şöyle desek daha mı iyi olur;

    "Bana bak genç arkadaş! Sanki bir çıkmazda gibisin. Bende o yollardan geçtim. O yollar şimdi senin. İstediğin aracı seçip istediğin kavşaktan sapmak özgürlüğü de senin. Yol arkadaşlarını sen seçeceksin. Kiminle nereye kadar gideceğini de.

    Ancak o yollardan geçerken ben; yırtık pabuçlarımın tabanlarından ayağıma batan herbiri farklı büyüklükteki çakıl taşlarının acısını nasıl giderdiğimi sana anlatırım istersen.

    Hiç ummadığım anda karşıma çıkan gökkuşağının altından geçmek için uğraşırken neler neler gördüğümü ve gökkuşağının altından geçmenin imkansızlığını anladığım andaki duygularımı da ancak bu yaşımın kelimeleri ile paylaşabilirim seninle.

    Bunlar senin zorlu yolunu kısaltmayacak biliyorum. Ama belki kendini yapayalnız hissettiğin karlı soğuk bir kış gecesi, sevgi ile örülmüş bir yün yelek gibi seni ısıtabilirler."

    Karar sizin.

    Gençlerimiz de elbette ki bu güven dolu ortamda sadece bulunmayacaklar. Onların da görevleri var:

    Öncelikle, yaralı bedenine aldırmayan acemi, duyarsız kaptanca terkedilmiş ve ağır ağır batıp da derin sulara, kurtarılmayı bekleyen değer yargılarımızın yerini tesbit edeceğiz birlikte. Ne kadar derininde olursa olsun büyük suların el birliği ile çekip çıkaracağız onları gün yüzüne ve onaracağız. Kaptanlar biz olacağız.

    Başımızın üzerinden uçup giden, bir o yana, bir bu yana savrulan ama hızını hiç kesmeden geleceğe yol alan aykırı kuşları avlamaya çalışanların önünde sağduyumuzu kalkan yapıp yollarını açık edeceğiz.

    Nasıl zevkle hazırlanmış sofralardaki yemeklere "Hayır" diyemezsek, tüm kültürel etkinliklerin tadına bakıp renkler, sesler, sözcüklerle yüreğimizin içine yumuşak bir döşek serdiğimizde sevdiklerimizi daha iyi ağırlayabileceğiz.

    Gençlere asla iş bulunmayacak. Ödevleri yapılmayacak. Sorunları anında çözülüp her istedikleri yerine getirilmeyecek. Onlara iş bulabilmeleri, ödevlerini yapabilmeleri konusunda deneyimler aracılığı ile yol gösterilip seçenekler sunulacak.

    Gençler belki bir gün size de mesleğinize, yüzünüzdeki çizgilere, saçınızdaki aklara dair sorular soracaklar. Yaşam denen devasa laboratuarın sadece penceresinden içeri bakmış olabilirsiniz. Belki de sadece içeriden gelen seslerle yetindiniz. Olsun! Gene de bize anlatacaklarınız olmalı.

    Ama kapısını bulduğunuz anda o laboratuarın, içeri dalıp da hemen hiç uzanılmamış kuytu raflardaki tozlu şişelere, etiketsiz rengarenk sıvılara yönelip de, geceler boyu uykusuz gözlemlediyseniz değişen renklerini büyülü tozların ve her patlayan bilinmezin ardından korkunuzu yenip yeniden kollarınızı sıvadıysanız deneylerinize, sizinle sohbetlerimiz biraz daha uzun sürecektir.

    Yorgun argın evinize döndüğünüzde gecenin bir vakti, ayakkabılarınızı çıkarırken soğuk eşikte,  o gün olanlar aklınızdan yavaş yavaş uçup gidecektir. Ama inanın, bir genç yürekte, anlattıklarınız uzak bir dağın zirvesinde yüzyıllardır yıkılmamış ve dahası kim bilir kaç depreme uzaklardan bakacak kalenin temeli gibi yer edip kalacak.

    Zamanı gelip de gücünün farkına vardığında, o genç yürek, siz onu çoktan unutmuş olsanız da, sizi saygıyla anacak. Nereye giderse gitsin onurlu, adil ve duyarlı kalacak.

    İşte sizden istediğimiz sadece bu. Bizlerle, sizi siz yapan deneyimlerinizi paylaşmanız. Tabi ki övgü de yergi de hakkınız ama bizim daha çok fikirleriniz, düşünceleriniz ve önerileriniz işimize yarıyacak.

    Kütüphanemiz herkese açık, küçük mutfağımızda da çay, kırk yıl hatırı olan kahve, belki bir parça kek ile börek bulundurmaya çalışacağız.

    Yerimiz hemen yolunuzun üstü.

    Bekliyoruz.

  • Ama nasıl?

    "Bana bak genç arkadaş! Sanki bir çıkmazda gibisin. Boşver takma kafana. Ben de o yollardan geçtim. Bak şimdi de dönüyorum. Elim kolum cüzdanım dolu. Ara sıra bana uğra. Boş vaktime denk gelirse seni bir yemeğe götüreyim" diyebiliriz onlara. Ama acaba şöyle desek daha mı iyi olur;

    "Bana bak genç arkadaş! Sanki bir çıkmazda gibisin. Bende o yollardan geçtim. O yollar şimdi senin. İstediğin aracı seçip istediğin kavşaktan sapmak özgürlüğü de senin. Yol arkadaşlarını sen seçeceksin. Kiminle nereye kadar gideceğini de.

    Ancak o yollardan geçerken ben; yırtık pabuçlarımın tabanlarından ayağıma batan herbiri farklı büyüklükteki çakıl taşlarının acısını nasıl giderdiğimi sana anlatırım istersen.

    Hiç ummadığım anda karşıma çıkan gökkuşağının altından geçmek için uğraşırken neler neler gördüğümü ve gökkuşağının altından geçmenin imkansızlığını anladığım andaki duygularımı da ancak bu yaşımın kelimeleri ile paylaşabilirim seninle.

    Bunlar senin zorlu yolunu kısaltmayacak biliyorum. Ama belki kendini yapayalnız hissettiğin karlı soğuk bir kış gecesi, sevgi ile örülmüş bir yün yelek gibi seni ısıtabilirler."

    Karar sizin.

    Gençlerimiz de elbette ki bu güven dolu ortamda sadece bulunmayacaklar. Onların da görevleri var:

    Öncelikle, yaralı bedenine aldırmayan acemi, duyarsız kaptanca terkedilmiş ve ağır ağır batıp da derin sulara, kurtarılmayı bekleyen değer yargılarımızın yerini tesbit edeceğiz birlikte. Ne kadar derininde olursa olsun büyük suların el birliği ile çekip çıkaracağız onları gün yüzüne ve onaracağız. Kaptanlar biz olacağız.

    Başımızın üzerinden uçup giden, bir o yana, bir bu yana savrulan ama hızını hiç kesmeden geleceğe yol alan aykırı kuşları avlamaya çalışanların önünde sağduyumuzu kalkan yapıp yollarını açık edeceğiz.

    Nasıl zevkle hazırlanmış sofralardaki yemeklere "Hayır" diyemezsek, tüm kültürel etkinliklerin tadına bakıp renkler, sesler, sözcüklerle yüreğimizin içine yumuşak bir döşek serdiğimizde sevdiklerimizi daha iyi ağırlayabileceğiz.

    Gençlere asla iş bulunmayacak. Ödevleri yapılmayacak. Sorunları anında çözülüp her istedikleri yerine getirilmeyecek. Onlara iş bulabilmeleri, ödevlerini yapabilmeleri konusunda deneyimler aracılığı ile yol gösterilip seçenekler sunulacak.

    Gençler belki bir gün size de mesleğinize, yüzünüzdeki çizgilere, saçınızdaki aklara dair sorular soracaklar. Yaşam denen devasa laboratuarın sadece penceresinden içeri bakmış olabilirsiniz. Belki de sadece içeriden gelen seslerle yetindiniz. Olsun! Gene de bize anlatacaklarınız olmalı.

    Ama kapısını bulduğunuz anda o laboratuarın, içeri dalıp da hemen hiç uzanılmamış kuytu raflardaki tozlu şişelere, etiketsiz rengarenk sıvılara yönelip de, geceler boyu uykusuz gözlemlediyseniz değişen renklerini büyülü tozların ve her patlayan bilinmezin ardından korkunuzu yenip yeniden kollarınızı sıvadıysanız deneylerinize, sizinle sohbetlerimiz biraz daha uzun sürecektir.

    Yorgun argın evinize döndüğünüzde gecenin bir vakti, ayakkabılarınızı çıkarırken soğuk eşikte,  o gün olanlar aklınızdan yavaş yavaş uçup gidecektir. Ama inanın, bir genç yürekte, anlattıklarınız uzak bir dağın zirvesinde yüzyıllardır yıkılmamış ve dahası kim bilir kaç depreme uzaklardan bakacak kalenin temeli gibi yer edip kalacak.

    Zamanı gelip de gücünün farkına vardığında, o genç yürek, siz onu çoktan unutmuş olsanız da, sizi saygıyla anacak. Nereye giderse gitsin onurlu, adil ve duyarlı kalacak.

    İşte sizden istediğimiz sadece bu. Bizlerle, sizi siz yapan deneyimlerinizi paylaşmanız. Tabi ki övgü de yergi de hakkınız ama bizim daha çok fikirleriniz, düşünceleriniz ve önerileriniz işimize yarıyacak.

    Kütüphanemiz herkese açık, küçük mutfağımızda da çay, kırk yıl hatırı olan kahve, belki bir parça kek ile börek bulundurmaya çalışacağız.

    Yerimiz hemen yolunuzun üstü.

    Bekliyoruz.

  • Gençleri;yaşam sevinci duyan, evrensel değerlerin farkına varabilen bireyler olmaya özendirmek…
  • Gençlerimizi özenti,zorlama,plastik değerler yerine özgün değer yargılarının varlığını yaşamlarında temel almaları konusunda özgüven sahibi kılmak…
  • Türk dilini;ustalık düzeyinde öğrenip kullanabilmenin,düşünebilen insan olmanın temel direği olduğunu anlatabilmek…
  • Okumanın gerekliliğini anlamalarını sağlamak…
  • Ülkelerini sahiplenmenin önemini vurgulamak…
  • Sorunlarla yüzleşerek çözüm üretebilmelerinin yollarını göstermek…
  • Amaçsızlıklarını yenebilmeleri için yakın ve uzak hedef saptamalarını desteklemek…
  • Yaşam içindeki çelişkilerin farkına vararak sentez yapabilen bireyler olmalarını sağlamak…
  • Hata yapmanın doğal olduğunu, ancak hatalarını iyi analiz ederek kendileri için yeni bir öğreti olarak değerlendirebilmelerinin gerekliliğini göstermek…
  • Yaptıkları iş ne olursa olsun ona saygı duymalarını ve ciddiyetle, özenle görevlerini tamamlamayı öğretmek…
  • Gençleri önyargısız, sevgi dolu, paylaşabilen, üreten, kendisi ile   barışık olduğu için kendisini eleştirebilen, irdeleyip sorgulayan, dinlemeyi bilen, yaşayan tüm canlılara saygılı, emek verilerek üretilmiş her maddeye duyarlı, hiçbir zaman umudunu yitirmeyecek kadar güçlü, tutarlı, güvenilir, araştırmaya hevesli, bilgili yetişkinler olmaya özendirmek…

    YAŞANTI PAYLAŞIM MERKEZİ GENÇLİK VAKFI ANA İLKELERİ

     

    •    YPM çatısı altındaki herkes eşittir, eşit haklara sahiptir.

    •    YPM çatısı altında ırk, din, dil ve siyasi görüş farkı gözetilmez.

    •    YPM; insana saygıyı, sevgiyi ve insani değerleri korumayı ilke edinmiştir.

    •    YPM çatısı altında bulunmayı seçen herkes, gerçek duygularını ve düşüncelerini açıklarken kınanmayacağını, görüşlerine saygı duyulacağını bilmelidir.

    •    YPM adının, çalışmalarının ve üyelerinin kötü amaçlara alet edilmelerine hiçbir şekilde izin verilmez.

    •    YPM; kişisel görüş ve özgürlükleri etkileyen propaganda ve davranışların yapılmadığı bir kurumdur.

    •    YPM çatısı altında hayallere sınır konulmaz.

    •    YPM çatısı altında yanlış bilgilendirme, bilgi saklama, gerçek duygu ve düşüncelerini gizleme hoş görülemez ve kabul edilemez.

    •    YPM çatısı altında yapılan çalışmalarda tutarlılık, süreklilik büyük önem taşır. Çalışmalara başlandıktan sonra, zorunluluk olmadıkça görev yarım bırakılamaz, başkasına devredilemez.

    •    YPM’nin ‘Ana Kucağı’ Down Sendromlu Çocukları Koruma Derneği dışında hiçbir kurum ve kuruluşla ilişkisi yoktur. Kurucu A. Belkıs Güneş’e ait dairenin kirası ise YPM’nin tek geliridir. Gönüllü kişisel maddi destek, gıda, giysi, kitap, dergi bağışları dışında hiçbir kurum ve kuruluştan yardım kabul edilmez.

    •    YPM, hem bir çalışma yeri, hem de öğrencilerini tüm yönleriyle hayata hazırlayan gönüllü bir kurumdur.

    •    YPM üyesi; kitap okuyarak, araştırma yaparak, süreli yayınları izleyerek, düşünerek ve düşüncelerini paylaşarak, sosyal ve kültürel etkinliklere katılarak kendini geliştirmelidir.

    •    YPM üyesi; toplumsal sorun ve konulara duyarlı olmayı, bu konular için çözüm üretmeyi görev edinmelidir.

    •    YPM üyesi; anadilin, kültürün özümsenmesi konusunda en önemli kaynak olduğunu bilmeli ve diline sahip çıkmalıdır.

    •    Akademik takvime bağlı olarak bir ders yılı içinde (resmi ve dini bayramlar hariç) merkezde bir hafta içinde en az 3 gün bulunan ve çalışmalara katılan öğrenci, gönüllü burslu YPM öğrencisidir.

    •    YPM çatısı altında bulunan ve herkesin kullanımına açık cihazlar ve malzemeler özenle kullanılır, bakımı yapılır ve temiz tutulur.

    •    Yalnızca kütüphaneden yararlanmak, söyleşi ve çeşitli etkinliklere katılmak isteyenler ise kurallarımız çerçevesinde konuk öğrenci olarak kabul edilirler.

     

     

    BİZ GENÇLER...
     

    Nedense   korkarlar bazıları biz gençlerden. Halbuki

    biz içine bakılması yasak, dolu, ağır bir torbayı

    sırtında taşıyan bahar dallarıyız.

     

    Bazen korkak birisi, telaşla küt diye çarptığında bir

    gence,   zaten zar zor taşıdığı çuval uçar gider

    sırtından, çiçekleri saçılır, dalı kırılır. İşte o

    zaman sisli, dumanı hiç bitmeyen havada gri renkli

    bir köprüde biteviye gelir gider, gider gelir. Bulamaz

    torbasında yitip giden geleceğini.

     

    Çocukluğun sıcacık, taze ekmek gibi yumuşacık kolları

    bıraktığında bizi gençliğin uçurumlu patikalarına,

    bulmak için yolumuzu, çıkmazsa karşımıza sevgiyle

    bakan gözler, yürekten gelen sözler, belki gövdemiz

    büyür, derimiz sarkar saçlarımız dökülür de kalır

    kalbimiz ham güneş görmemiş büyümemiş bir yemiş gibi

    kaskatı. Ne ondurur ne kondurur. İşine yaramaz

    kimsenin.

     

    İşte burada biz deneyimler paylaşırız. Torbamızda ne

    yükümüz var bilir tanırız. Bazen torbamızı güvenli

    bir duvar dibine bırakıp çiçeklerimizi güneşlendirir

    onları sularız.

     

    Görevlerimiz; birlikte üretmek, sorun çözmek, makarna

    suyuna kaç kaşık tuz konacağını öğrenmek ve itiraz

    etsek bile, konsere, baleye ve hatta operaya

    gitmek...

     

    Açık olmayı öğrenmek tüm güzelliklere...

     

    Kısacası   hep birlikte, sofrada, yediğimiz olsa bile

    peynir ekmek, veya havyar ya da mayonezli levrek

    hepsinden keyif almayı bilmek.

     

    Hoş geldiniz hepiniz. Ne güzel sizi aramızda görmek.
     
    YAŞANTI PAYLAŞIM MERKEZİ
     

    Yaşantı Paylaşım Merkezi bir dernek değildir. Bir vakıf hiç değildir. Gençlere destek olmak için kurulmuştur. Destek dediysek bunun sadece maddi destek olduğunu sanmayın sakın. Olanaklarımızın da elverdiğince küçük bir maddi katkı belki olabilir. Asıl hedefimiz geleceğin tutarlı, özgüvenli ve kimliği ile barışık yetişkinleri için güven dolu bir ortamı hazır bulundurmak.

    Ama nasıl?

    "Bana bak genç arkadaş! Sanki bir çıkmazda gibisin. Boşver takma kafana. Ben de o yollardan geçtim. Bak şimdi de dönüyorum. Elim kolum cüzdanım dolu. Ara sıra bana uğra. Boş vaktime denk gelirse seni bir yemeğe götüreyim" diyebiliriz onlara. Ama acaba şöyle desek daha mı iyi olur;

    "Bana bak genç arkadaş! Sanki bir çıkmazda gibisin. Bende o yollardan geçtim. O yollar şimdi senin. İstediğin aracı seçip istediğin kavşaktan sapmak özgürlüğü de senin. Yol arkadaşlarını sen seçeceksin. Kiminle nereye kadar gideceğini de.

    Ancak o yollardan geçerken ben; yırtık pabuçlarımın tabanlarından ayağıma batan herbiri farklı büyüklükteki çakıl taşlarının acısını nasıl giderdiğimi sana anlatırım istersen.

    Hiç ummadığım anda kırşıma çıkan gökkuşağının altından geçmek için uğraşırken neler neler gördüğümü ve gökkuşağının altından geçmenin imkansızlığını anladığım andaki duygularımı da ancak bu yaşımın kelimeleri ile paylaşabilirim seninle.

    Bunlar senin zorlu yolunu kısaltmayacak biliyorum. Ama belki kendini yapayalnız hissettiğin karlı soğuk bir kış gecesi, sevgi ile örülmüş bir yün yelek gibi seni ısıtabilirler."

    Karar sizin.

    Gençlerimiz de elbette ki bu güven dolu ortamda sadece bulunmayacaklar. Onların da görevleri var:

    Öncelikle, yaralı bedenine aldırmayan acemi, duyarsız kaptanca terkedilmiş ve ağır ağır batıp da derin sulara, kurtarılmayı bekleyen değer yargılarımızın yerini tesbit edeceğiz birlikte. Ne kadar derininde olursa olsun büyük suların el birliği ile çekip çıkaracağız onları gün yüzüne ve onaracağız. Kaptanlar biz olacağız.

    Başımızın üzerinden uçup giden, bir o yana, bir bu yana savrulan ama hızını hiç kesmeden geleceğe yol alan aykırı kuşları avlamaya çalışanların önünde sağduyumuzu kalkan yapıp yollarını açık edeceğiz.

    Nasıl zevkle hazırlanmış sofralardaki yemeklere "Hayır" diyemezsek, tüm kültürel etkinliklerin tadına bakıp renkler, sesler, sözcüklerle yüreğimizin içine yumuşak bir döşek serdiğimizde sevdiklerimizi daha iyi ağırlayabileceğiz.

    Gençlere asla iş bulunmayacak. Ödevleri yapılmayacak. Sorunları anında çözülüp her istedikleri yerine getirilmeyecek. Onlara iş bulabilmeleri, ödevlerini yapabilmeleri konusunda deneyimler aracılığı ile yol gösterilip seçenekler sunulacak.

    Gençler belki bir gün size de mesleğinize, yüzünüzdeki çizgilere, saçınızdaki aklara dair sorular soracaklar. Yaşam denen devasa laboratuarın sadece penceresinden içeri bakmış olabilirsiniz. Belki de sadece içeriden gelen seslerle yetindiniz. Olsun! Gene de bize anlatacaklarınız olmalı.

    Ama kapısını bulduğunuz anda o laboratuarın, içeri dalıp da hemen hiç uzanılmamış kuytu raflardaki tozlu şişelere, etiketsiz rengarenk sıvılara yönelip de, geceler boyu uykusuz gözlemlediyseniz değişen renklerini büyülü tozların ve her patlayan bilinmezin ardından korkunuzu yenip yeniden kollarınızı sıvadıysanız deneylerinize, sizinle sohbetlerimiz biraz daha uzun sürecektir.

    Yorgun argın evinize döndüğünüzde gecenin bir vakti, ayakkabılarınızı çıkarırken soğuk eşikte,  o gün olanlar aklınızdan yavaş yavaş uçup gidecektir. Ama inanın, bir genç yürekte, anlattıklarınız uzak bir dağın zirvesinde yüzyıllardır yıkılmamış ve dahası kim bilir kaç depreme uzaklardan bakacak kalenin temeli gibi yer edip kalacak.

    Zamanı gelip de gücünün farkına vardığında, o genç yürek, siz onu çoktan unutmuş olsanız da, sizi saygıyla anacak. Nereye giderse gitsin onurlu, adil ve duyarlı kalacak.

    İşte sizden istediğimiz sadece bu. Bizlerle, sizi siz yapan deneyimlerinizi paylaşmanız. Tabi ki övgü de yergi de hakkınız ama bizim daha çok fikirleriniz, düşünceleriniz ve önerileriniz işimize yarıyacak.

    Kütüphanemiz herkese açık, küçük mutfağımızda da çay, kırk yıl hatırı olan kahve, belki bir parça kek ile börek bulundurmaya çalışacağız.

    Yerimiz hemen yolunuzun üstü.

    Bekliyoruz.

  • Gençleri;yaşam sevinci duyan, evrensel değerlerin farkına varabilen bireyler olmaya özendirmek…
  • Gençlerimizi özenti,zorlama,plastik değerler yerine özgün değer yargılarının varlığını yaşamlarında temel almaları konusunda özgüven sahibi kılmak…
  • Türk dilini;ustalık düzeyinde öğrenip kullanabilmenin,düşünebilen insan olmanın temel direği olduğunu anlatabilmek…
  • Okumanın gerekliliğini anlamalarını sağlamak…
  • Ülkelerini sahiplenmenin önemini vurgulamak…
  • Sorunlarla yüzleşerek çözüm üretebilmelerinin yollarını göstermek…
  • Amaçsızlıklarını yenebilmeleri için yakın ve uzak hedef saptamalarını desteklemek…
  • Yaşam içindeki çelişkilerin farkına vararak sentez yapabilen bireyler olmalarını sağlamak…
  • Hata yapmanın doğal olduğunu, ancak hatalarını iyi analiz ederek kendileri için yeni bir öğreti olarak değerlendirebilmelerinin gerekliliğini göstermek…
  • Yaptıkları iş ne olursa olsun ona saygı duymalarını ve ciddiyetle, özenle görevlerini tamamlamayı öğretmek…
  • Gençleri önyargısız, sevgi dolu, paylaşabilen, üreten, kendisi ile   barışık olduğu için kendisini eleştirebilen, irdeleyip sorgulayan, dinlemeyi bilen, yaşayan tüm canlılara saygılı, emek verilerek üretilmiş her maddeye duyarlı, hiçbir zaman umudunu yitirmeyecek kadar güçlü, tutarlı, güvenilir, araştırmaya hevesli, bilgili yetişkinler olmaya özendirmek…

    YAŞANTI PAYLAŞIM MERKEZİ ANA İLKELERİ

     

    •    YPM çatısı altındaki herkes eşittir, eşit haklara sahiptir.

    •    YPM çatısı altında ırk, din, dil ve siyasi görüş farkı gözetilmez.

    •    YPM; insana saygıyı, sevgiyi ve insani değerleri korumayı ilke edinmiştir.

    •    YPM çatısı altında bulunmayı seçen herkes, gerçek duygularını ve düşüncelerini açıklarken kınanmayacağını, görüşlerine saygı duyulacağını bilmelidir.

    •    YPM adının, çalışmalarının ve üyelerinin kötü amaçlara alet edilmelerine hiçbir şekilde izin verilmez.

    •    YPM; kişisel görüş ve özgürlükleri etkileyen propaganda ve davranışların yapılmadığı bir kurumdur.

    •    YPM çatısı altında hayallere sınır konulmaz.

    •    YPM çatısı altında yanlış bilgilendirme, bilgi saklama, gerçek duygu ve düşüncelerini gizleme hoş görülemez ve kabul edilemez.

    •    YPM çatısı altında yapılan çalışmalarda tutarlılık, süreklilik büyük önem taşır. Çalışmalara başlandıktan sonra, zorunluluk olmadıkça görev yarım bırakılamaz, başkasına devredilemez.

    •    YPM’nin ‘Ana Kucağı’ Down Sendromlu Çocukları Koruma Derneği dışında hiçbir kurum ve kuruluşla ilişkisi yoktur. Kurucu A. Belkıs Güneş’e ait dairenin kirası ise YPM’nin tek geliridir. Gönüllü kişisel maddi destek, gıda, giysi, kitap, dergi bağışları dışında hiçbir kurum ve kuruluştan yardım kabul edilmez.

    •    YPM, hem bir çalışma yeri, hem de öğrencilerini tüm yönleriyle hayata hazırlayan gönüllü bir kurumdur.

    •    YPM üyesi; kitap okuyarak, araştırma yaparak, süreli yayınları izleyerek, düşünerek ve düşüncelerini paylaşarak, sosyal ve kültürel etkinliklere katılarak kendini geliştirmelidir.

    •    YPM üyesi; toplumsal sorun ve konulara duyarlı olmayı, bu konular için çözüm üretmeyi görev edinmelidir.

    •    YPM üyesi; anadilin, kültürün özümsenmesi konusunda en önemli kaynak olduğunu bilmeli ve diline sahip çıkmalıdır.

    •    Akademik takvime bağlı olarak bir ders yılı içinde (resmi ve dini bayramlar hariç) merkezde bir hafta içinde en az 3 gün bulunan ve çalışmalara katılan öğrenci, gönüllü burslu YPM öğrencisidir.

    •    YPM çatısı altında bulunan ve herkesin kullanımına açık cihazlar ve malzemeler özenle kullanılır, bakımı yapılır ve temiz tutulur.

    •    Yalnızca kütüphaneden yararlanmak, söyleşi ve çeşitli etkinliklere katılmak isteyenler ise kurallarımız çerçevesinde konuk öğrenci olarak kabul edilirler.

     

     

    BİZ GENÇLER...
     

    Nedense   korkarlar bazıları biz gençlerden. Halbuki

    biz içine bakılması yasak, dolu, ağır bir torbayı

    sırtında taşıyan bahar dallarıyız.

     

    Bazen korkak birisi, telaşla küt diye çarptığında bir

    gence,   zaten zar zor taşıdığı çuval uçar gider

    sırtından, çiçekleri saçılır, dalı kırılır. İşte o

    zaman sisli, dumanı hiç bitmeyen havada gri renkli

    bir köprüde biteviye gelir gider, gider gelir. Bulamaz

    torbasında yitip giden geleceğini.

     

    Çocukluğun sıcacık, taze ekmek gibi yumuşacık kolları

    bıraktığında bizi gençliğin uçurumlu patikalarına,

    bulmak için yolumuzu, çıkmazsa karşımıza sevgiyle

    bakan gözler, yürekten gelen sözler, belki gövdemiz

    büyür, derimiz sarkar saçlarımız dökülür de kalır

    kalbimiz ham güneş görmemiş büyümemiş bir yemiş gibi

    kaskatı. Ne ondurur ne kondurur. İşine yaramaz

    kimsenin.

     

    İşte burada biz deneyimler paylaşırız. Torbamızda ne

    yükümüz var bilir tanırız. Bazen torbamızı güvenli

    bir duvar dibine bırakıp çiçeklerimizi güneşlendirir

    onları sularız.

     

    Görevlerimiz; birlikte üretmek, sorun çözmek, makarna

    suyuna kaç kaşık tuz konacağını öğrenmek ve itiraz

    etsek bile, konsere, baleye ve hatta operaya

    gitmek...

     

    Açık olmayı öğrenmek tüm güzelliklere...

     

    Kısacası   hep birlikte, sofrada, yediğimiz olsa bile

    peynir ekmek, veya havyar ya da mayonezli levrek

    hepsinden keyif almayı bilmek.

     

    Hoş geldiniz hepiniz. Ne güzel sizi aramızda görmek.
     
    YAŞANTI PAYLAŞIM MERKEZİ
     

    Yaşantı Paylaşım Merkezi bir dernek değildir. Bir vakıf hiç değildir. Gençlere destek olmak için kurulmuştur. Destek dediysek bunun sadece maddi destek olduğunu sanmayın sakın. Olanaklarımızın da elverdiğince küçük bir maddi katkı belki olabilir. Asıl hedefimiz geleceğin tutarlı, özgüvenli ve kimliği ile barışık yetişkinleri için güven dolu bir ortamı hazır bulundurmak.

    Ama nasıl?

    "Bana bak genç arkadaş! Sanki bir çıkmazda gibisin. Boşver takma kafana. Ben de o yollardan geçtim. Bak şimdi de dönüyorum. Elim kolum cüzdanım dolu. Ara sıra bana uğra. Boş vaktime denk gelirse seni bir yemeğe götüreyim" diyebiliriz onlara. Ama acaba şöyle desek daha mı iyi olur;

    "Bana bak genç arkadaş! Sanki bir çıkmazda gibisin. Bende o yollardan geçtim. O yollar şimdi senin. İstediğin aracı seçip istediğin kavşaktan sapmak özgürlüğü de senin. Yol arkadaşlarını sen seçeceksin. Kiminle nereye kadar gideceğini de.

    Ancak o yollardan geçerken ben; yırtık pabuçlarımın tabanlarından ayağıma batan herbiri farklı büyüklükteki çakıl taşlarının acısını nasıl giderdiğimi sana anlatırım istersen.

    Hiç ummadığım anda kırşıma çıkan gökkuşağının altından geçmek için uğraşırken neler neler gördüğümü ve gökkuşağının altından geçmenin imkansızlığını anladığım andaki duygularımı da ancak bu yaşımın kelimeleri ile paylaşabilirim seninle.

    Bunlar senin zorlu yolunu kısaltmayacak biliyorum. Ama belki kendini yapayalnız hissettiğin karlı soğuk bir kış gecesi, sevgi ile örülmüş bir yün yelek gibi seni ısıtabilirler."

    Karar sizin.

    Gençlerimiz de elbette ki bu güven dolu ortamda sadece bulunmayacaklar. Onların da görevleri var:

    Öncelikle, yaralı bedenine aldırmayan acemi, duyarsız kaptanca terkedilmiş ve ağır ağır batıp da derin sulara, kurtarılmayı bekleyen değer yargılarımızın yerini tesbit edeceğiz birlikte. Ne kadar derininde olursa olsun büyük suların el birliği ile çekip çıkaracağız onları gün yüzüne ve onaracağız. Kaptanlar biz olacağız.

    Başımızın üzerinden uçup giden, bir o yana, bir bu yana savrulan ama hızını hiç kesmeden geleceğe yol alan aykırı kuşları avlamaya çalışanların önünde sağduyumuzu kalkan yapıp yollarını açık edeceğiz.

    Nasıl zevkle hazırlanmış sofralardaki yemeklere "Hayır" diyemezsek, tüm kültürel etkinliklerin tadına bakıp renkler, sesler, sözcüklerle yüreğimizin içine yumuşak bir döşek serdiğimizde sevdiklerimizi daha iyi ağırlayabileceğiz.

    Gençlere asla iş bulunmayacak. Ödevleri yapılmayacak. Sorunları anında çözülüp her istedikleri yerine getirilmeyecek. Onlara iş bulabilmeleri, ödevlerini yapabilmeleri konusunda deneyimler aracılığı ile yol gösterilip seçenekler sunulacak.

    Gençler belki bir gün size de mesleğinize, yüzünüzdeki çizgilere, saçınızdaki aklara dair sorular soracaklar. Yaşam denen devasa laboratuarın sadece penceresinden içeri bakmış olabilirsiniz. Belki de sadece içeriden gelen seslerle yetindiniz. Olsun! Gene de bize anlatacaklarınız olmalı.

    Ama kapısını bulduğunuz anda o laboratuarın, içeri dalıp da hemen hiç uzanılmamış kuytu raflardaki tozlu şişelere, etiketsiz rengarenk sıvılara yönelip de, geceler boyu uykusuz gözlemlediyseniz değişen renklerini büyülü tozların ve her patlayan bilinmezin ardından korkunuzu yenip yeniden kollarınızı sıvadıysanız deneylerinize, sizinle sohbetlerimiz biraz daha uzun sürecektir.

    Yorgun argın evinize döndüğünüzde gecenin bir vakti, ayakkabılarınızı çıkarırken soğuk eşikte,  o gün olanlar aklınızdan yavaş yavaş uçup gidecektir. Ama inanın, bir genç yürekte, anlattıklarınız uzak bir dağın zirvesinde yüzyıllardır yıkılmamış ve dahası kim bilir kaç depreme uzaklardan bakacak kalenin temeli gibi yer edip kalacak.

    Zamanı gelip de gücünün farkına vardığında, o genç yürek, siz onu çoktan unutmuş olsanız da, sizi saygıyla anacak. Nereye giderse gitsin onurlu, adil ve duyarlı kalacak.

    İşte sizden istediğimiz sadece bu. Bizlerle, sizi siz yapan deneyimlerinizi paylaşmanız. Tabi ki övgü de yergi de hakkınız ama bizim daha çok fikirleriniz, düşünceleriniz ve önerileriniz işimize yarıyacak.

    Kütüphanemiz herkese açık, küçük mutfağımızda da çay, kırk yıl hatırı olan kahve, belki bir parça kek ile börek bulundurmaya çalışacağız.

    Yerimiz hemen yolunuzun üstü.

    Bekliyoruz.

  • Gençleri;yaşam sevinci duyan, evrensel değerlerin farkına varabilen bireyler olmaya özendirmek…
  • Gençlerimizi özenti,zorlama,plastik değerler yerine özgün değer yargılarının varlığını yaşamlarında temel almaları konusunda özgüven sahibi kılmak…
  • Türk dilini;ustalık düzeyinde öğrenip kullanabilmenin,düşünebilen insan olmanın temel direği olduğunu anlatabilmek…
  • Okumanın gerekliliğini anlamalarını sağlamak…
  • Ülkelerini sahiplenmenin önemini vurgulamak…
  • Sorunlarla yüzleşerek çözüm üretebilmelerinin yollarını göstermek…
  • Amaçsızlıklarını yenebilmeleri için yakın ve uzak hedef saptamalarını desteklemek…
  • Yaşam içindeki çelişkilerin farkına vararak sentez yapabilen bireyler olmalarını sağlamak…
  • Hata yapmanın doğal olduğunu, ancak hatalarını iyi analiz ederek kendileri için yeni bir öğreti olarak değerlendirebilmelerinin gerekliliğini göstermek…
  • Yaptıkları iş ne olursa olsun ona saygı duymalarını ve ciddiyetle, özenle görevlerini tamamlamayı öğretmek…
  • Gençleri önyargısız, sevgi dolu, paylaşabilen, üreten, kendisi ile   barışık olduğu için kendisini eleştirebilen, irdeleyip sorgulayan, dinlemeyi bilen, yaşayan tüm canlılara saygılı, emek verilerek üretilmiş her maddeye duyarlı, hiçbir zaman umudunu yitirmeyecek kadar güçlü, tutarlı, güvenilir, araştırmaya hevesli, bilgili yetişkinler olmaya özendirmek…

    YAŞANTI PAYLAŞIM MERKEZİ ANA İLKELERİ

     

    •    YPM çatısı altındaki herkes eşittir, eşit haklara sahiptir.

    •    YPM çatısı altında ırk, din, dil ve siyasi görüş farkı gözetilmez.

    •    YPM; insana saygıyı, sevgiyi ve insani değerleri korumayı ilke edinmiştir.

    •    YPM çatısı altında bulunmayı seçen herkes, gerçek duygularını ve düşüncelerini açıklarken kınanmayacağını, görüşlerine saygı duyulacağını bilmelidir.

    •    YPM adının, çalışmalarının ve üyelerinin kötü amaçlara alet edilmelerine hiçbir şekilde izin verilmez.

    •    YPM; kişisel görüş ve özgürlükleri etkileyen propaganda ve davranışların yapılmadığı bir kurumdur.

    •    YPM çatısı altında hayallere sınır konulmaz.

    •    YPM çatısı altında yanlış bilgilendirme, bilgi saklama, gerçek duygu ve düşüncelerini gizleme hoş görülemez ve kabul edilemez.

    •    YPM çatısı altında yapılan çalışmalarda tutarlılık, süreklilik büyük önem taşır. Çalışmalara başlandıktan sonra, zorunluluk olmadıkça görev yarım bırakılamaz, başkasına devredilemez.

    •    YPM’nin ‘Ana Kucağı’ Down Sendromlu Çocukları Koruma Derneği dışında hiçbir kurum ve kuruluşla ilişkisi yoktur. Kurucu A. Belkıs Güneş’e ait dairenin kirası ise YPM’nin tek geliridir. Gönüllü kişisel maddi destek, gıda, giysi, kitap, dergi bağışları dışında hiçbir kurum ve kuruluştan yardım kabul edilmez.

    •    YPM, hem bir çalışma yeri, hem de öğrencilerini tüm yönleriyle hayata hazırlayan gönüllü bir kurumdur.

    •    YPM üyesi; kitap okuyarak, araştırma yaparak, süreli yayınları izleyerek, düşünerek ve düşüncelerini paylaşarak, sosyal ve kültürel etkinliklere katılarak kendini geliştirmelidir.

    •    YPM üyesi; toplumsal sorun ve konulara duyarlı olmayı, bu konular için çözüm üretmeyi görev edinmelidir.

    •    YPM üyesi; anadilin, kültürün özümsenmesi konusunda en önemli kaynak olduğunu bilmeli ve diline sahip çıkmalıdır.

    •    Akademik takvime bağlı olarak bir ders yılı içinde (resmi ve dini bayramlar hariç) merkezde bir hafta içinde en az 3 gün bulunan ve çalışmalara katılan öğrenci, gönüllü burslu YPM öğrencisidir.

    •    YPM çatısı altında bulunan ve herkesin kullanımına açık cihazlar ve malzemeler özenle kullanılır, bakımı yapılır ve temiz tutulur.

    •    Yalnızca kütüphaneden yararlanmak, söyleşi ve çeşitli etkinliklere katılmak isteyenler ise kurallarımız çerçevesinde konuk öğrenci olarak kabul edilirler.

     

     

    BİZ GENÇLER...
     

    Nedense   korkarlar bazıları biz gençlerden. Halbuki

    biz içine bakılması yasak, dolu, ağır bir torbayı

    sırtında taşıyan bahar dallarıyız.

     

    Bazen korkak birisi, telaşla küt diye çarptığında bir

    gence,   zaten zar zor taşıdığı çuval uçar gider

    sırtından, çiçekleri saçılır, dalı kırılır. İşte o

    zaman sisli, dumanı hiç bitmeyen havada gri renkli

    bir köprüde biteviye gelir gider, gider gelir. Bulamaz

    torbasında yitip giden geleceğini.

     

    Çocukluğun sıcacık, taze ekmek gibi yumuşacık kolları

    bıraktığında bizi gençliğin uçurumlu patikalarına,

    bulmak için yolumuzu, çıkmazsa karşımıza sevgiyle

    bakan gözler, yürekten gelen sözler, belki gövdemiz

    büyür, derimiz sarkar saçlarımız dökülür de kalır

    kalbimiz ham güneş görmemiş büyümemiş bir yemiş gibi

    kaskatı. Ne ondurur ne kondurur. İşine yaramaz

    kimsenin.

     

    İşte burada biz deneyimler paylaşırız. Torbamızda ne

    yükümüz var bilir tanırız. Bazen torbamızı güvenli

    bir duvar dibine bırakıp çiçeklerimizi güneşlendirir

    onları sularız.

     

    Görevlerimiz; birlikte üretmek, sorun çözmek, makarna

    suyuna kaç kaşık tuz konacağını öğrenmek ve itiraz

    etsek bile, konsere, baleye ve hatta operaya

    gitmek...

     

    Açık olmayı öğrenmek tüm güzelliklere...

     

    Kısacası   hep birlikte, sofrada, yediğimiz olsa bile

    peynir ekmek, veya havyar ya da mayonezli levrek

    hepsinden keyif almayı bilmek.

     

    Hoş geldiniz hepiniz. Ne güzel sizi aramızda görmek.
     
    YAŞANTI PAYLAŞIM MERKEZİ
     

    Yaşantı Paylaşım Merkezi bir dernek değildir. Bir vakıf hiç değildir. Gençlere destek olmak için kurulmuştur. Destek dediysek bunun sadece maddi destek olduğunu sanmayın sakın. Olanaklarımızın da elverdiğince küçük bir maddi katkı belki olabilir. Asıl hedefimiz geleceğin tutarlı, özgüvenli ve kimliği ile barışık yetişkinleri için güven dolu bir ortamı hazır bulundurmak.

    Ama nasıl?

    "Bana bak genç arkadaş! Sanki bir çıkmazda gibisin. Boşver takma kafana. Ben de o yollardan geçtim. Bak şimdi de dönüyorum. Elim kolum cüzdanım dolu. Ara sıra bana uğra. Boş vaktime denk gelirse seni bir yemeğe götüreyim" diyebiliriz onlara. Ama acaba şöyle desek daha mı iyi olur;

    "Bana bak genç arkadaş! Sanki bir çıkmazda gibisin. Bende o yollardan geçtim. O yollar şimdi senin. İstediğin aracı seçip istediğin kavşaktan sapmak özgürlüğü de senin. Yol arkadaşlarını sen seçeceksin. Kiminle nereye kadar gideceğini de.

    Ancak o yollardan geçerken ben; yırtık pabuçlarımın tabanlarından ayağıma batan herbiri farklı büyüklükteki çakıl taşlarının acısını nasıl giderdiğimi sana anlatırım istersen.

    Hiç ummadığım anda kırşıma çıkan gökkuşağının altından geçmek için uğraşırken neler neler gördüğümü ve gökkuşağının altından geçmenin imkansızlığını anladığım andaki duygularımı da ancak bu yaşımın kelimeleri ile paylaşabilirim seninle.

    Bunlar senin zorlu yolunu kısaltmayacak biliyorum. Ama belki kendini yapayalnız hissettiğin karlı soğuk bir kış gecesi, sevgi ile örülmüş bir yün yelek gibi seni ısıtabilirler."

    Karar sizin.

    Gençlerimiz de elbette ki bu güven dolu ortamda sadece bulunmayacaklar. Onların da görevleri var:

    Öncelikle, yaralı bedenine aldırmayan acemi, duyarsız kaptanca terkedilmiş ve ağır ağır batıp da derin sulara, kurtarılmayı bekleyen değer yargılarımızın yerini tesbit edeceğiz birlikte. Ne kadar derininde olursa olsun büyük suların el birliği ile çekip çıkaracağız onları gün yüzüne ve onaracağız. Kaptanlar biz olacağız.

    Başımızın üzerinden uçup giden, bir o yana, bir bu yana savrulan ama hızını hiç kesmeden geleceğe yol alan aykırı kuşları avlamaya çalışanların önünde sağduyumuzu kalkan yapıp yollarını açık edeceğiz.

    Nasıl zevkle hazırlanmış sofralardaki yemeklere "Hayır" diyemezsek, tüm kültürel etkinliklerin tadına bakıp renkler, sesler, sözcüklerle yüreğimizin içine yumuşak bir döşek serdiğimizde sevdiklerimizi daha iyi ağırlayabileceğiz.

    Gençlere asla iş bulunmayacak. Ödevleri yapılmayacak. Sorunları anında çözülüp her istedikleri yerine getirilmeyecek. Onlara iş bulabilmeleri, ödevlerini yapabilmeleri konusunda deneyimler aracılığı ile yol gösterilip seçenekler sunulacak.

    Gençler belki bir gün size de mesleğinize, yüzünüzdeki çizgilere, saçınızdaki aklara dair sorular soracaklar. Yaşam denen devasa laboratuarın sadece penceresinden içeri bakmış olabilirsiniz. Belki de sadece içeriden gelen seslerle yetindiniz. Olsun! Gene de bize anlatacaklarınız olmalı.

    Ama kapısını bulduğunuz anda o laboratuarın, içeri dalıp da hemen hiç uzanılmamış kuytu raflardaki tozlu şişelere, etiketsiz rengarenk sıvılara yönelip de, geceler boyu uykusuz gözlemlediyseniz değişen renklerini büyülü tozların ve her patlayan bilinmezin ardından korkunuzu yenip yeniden kollarınızı sıvadıysanız deneylerinize, sizinle sohbetlerimiz biraz daha uzun sürecektir.

    Yorgun argın evinize döndüğünüzde gecenin bir vakti, ayakkabılarınızı çıkarırken soğuk eşikte,  o gün olanlar aklınızdan yavaş yavaş uçup gidecektir. Ama inanın, bir genç yürekte, anlattıklarınız uzak bir dağın zirvesinde yüzyıllardır yıkılmamış ve dahası kim bilir kaç depreme uzaklardan bakacak kalenin temeli gibi yer edip kalacak.

    Zamanı gelip de gücünün farkına vardığında, o genç yürek, siz onu çoktan unutmuş olsanız da, sizi saygıyla anacak. Nereye giderse gitsin onurlu, adil ve duyarlı kalacak.

    İşte sizden istediğimiz sadece bu. Bizlerle, sizi siz yapan deneyimlerinizi paylaşmanız. Tabi ki övgü de yergi de hakkınız ama bizim daha çok fikirleriniz, düşünceleriniz ve önerileriniz işimize yarıyacak.

    Kütüphanemiz herkese açık, küçük mutfağımızda da çay, kırk yıl hatırı olan kahve, belki bir parça kek ile börek bulundurmaya çalışacağız.

    Yerimiz hemen yolunuzun üstü.

    Bekliyoruz.

  • Gençleri;yaşam sevinci duyan, evrensel değerlerin farkına varabilen bireyler olmaya özendirmek…
  • Gençlerimizi özenti,zorlama,plastik değerler yerine özgün değer yargılarının varlığını yaşamlarında temel almaları konusunda özgüven sahibi kılmak…
  • Türk dilini;ustalık düzeyinde öğrenip kullanabilmenin,düşünebilen insan olmanın temel direği olduğunu anlatabilmek…
  • Okumanın gerekliliğini anlamalarını sağlamak…
  • Ülkelerini sahiplenmenin önemini vurgulamak…
  • Sorunlarla yüzleşerek çözüm üretebilmelerinin yollarını göstermek…
  • Amaçsızlıklarını yenebilmeleri için yakın ve uzak hedef saptamalarını desteklemek…
  • Yaşam içindeki çelişkilerin farkına vararak sentez yapabilen bireyler olmalarını sağlamak…
  • Hata yapmanın doğal olduğunu, ancak hatalarını iyi analiz ederek kendileri için yeni bir öğreti olarak değerlendirebilmelerinin gerekliliğini göstermek…
  • Yaptıkları iş ne olursa olsun ona saygı duymalarını ve ciddiyetle, özenle görevlerini tamamlamayı öğretmek…
  • Gençleri önyargısız, sevgi dolu, paylaşabilen, üreten, kendisi ile   barışık olduğu için kendisini eleştirebilen, irdeleyip sorgulayan, dinlemeyi bilen, yaşayan tüm canlılara saygılı, emek verilerek üretilmiş her maddeye duyarlı, hiçbir zaman umudunu yitirmeyecek kadar güçlü, tutarlı, güvenilir, araştırmaya hevesli, bilgili yetişkinler olmaya özendirmek…

    YAŞANTI PAYLAŞIM MERKEZİ ANA İLKELERİ

     

    •    YPM çatısı altındaki herkes eşittir, eşit haklara sahiptir.

    •    YPM çatısı altında ırk, din, dil ve siyasi görüş farkı gözetilmez.

    •    YPM; insana saygıyı, sevgiyi ve insani değerleri korumayı ilke edinmiştir.

    •    YPM çatısı altında bulunmayı seçen herkes, gerçek duygularını ve düşüncelerini açıklarken kınanmayacağını, görüşlerine saygı duyulacağını bilmelidir.

    •    YPM adının, çalışmalarının ve üyelerinin kötü amaçlara alet edilmelerine hiçbir şekilde izin verilmez.

    •    YPM; kişisel görüş ve özgürlükleri etkileyen propaganda ve davranışların yapılmadığı bir kurumdur.

    •    YPM çatısı altında hayallere sınır konulmaz.

    •    YPM çatısı altında yanlış bilgilendirme, bilgi saklama, gerçek duygu ve düşüncelerini gizleme hoş görülemez ve kabul edilemez.

    •    YPM çatısı altında yapılan çalışmalarda tutarlılık, süreklilik büyük önem taşır. Çalışmalara başlandıktan sonra, zorunluluk olmadıkça görev yarım bırakılamaz, başkasına devredilemez.

    •    YPM’nin ‘Ana Kucağı’ Down Sendromlu Çocukları Koruma Derneği dışında hiçbir kurum ve kuruluşla ilişkisi yoktur. Kurucu A. Belkıs Güneş’e ait dairenin kirası ise YPM’nin tek geliridir. Gönüllü kişisel maddi destek, gıda, giysi, kitap, dergi bağışları dışında hiçbir kurum ve kuruluştan yardım kabul edilmez.

    •    YPM, hem bir çalışma yeri, hem de öğrencilerini tüm yönleriyle hayata hazırlayan gönüllü bir kurumdur.

    •    YPM üyesi; kitap okuyarak, araştırma yaparak, süreli yayınları izleyerek, düşünerek ve düşüncelerini paylaşarak, sosyal ve kültürel etkinliklere katılarak kendini geliştirmelidir.

    •    YPM üyesi; toplumsal sorun ve konulara duyarlı olmayı, bu konular için çözüm üretmeyi görev edinmelidir.

    •    YPM üyesi; anadilin, kültürün özümsenmesi konusunda en önemli kaynak olduğunu bilmeli ve diline sahip çıkmalıdır.

    •    Akademik takvime bağlı olarak bir ders yılı içinde (resmi ve dini bayramlar hariç) merkezde bir hafta içinde en az 3 gün bulunan ve çalışmalara katılan öğrenci, gönüllü burslu YPM öğrencisidir.

    •    YPM çatısı altında bulunan ve herkesin kullanımına açık cihazlar ve malzemeler özenle kullanılır, bakımı yapılır ve temiz tutulur.

    •    Yalnızca kütüphaneden yararlanmak, söyleşi ve çeşitli etkinliklere katılmak isteyenler ise kurallarımız çerçevesinde konuk öğrenci olarak kabul edilirler.

     

     

    BİZ GENÇLER...
     

    Nedense   korkarlar bazıları biz gençlerden. Halbuki

    biz içine bakılması yasak, dolu, ağır bir torbayı

    sırtında taşıyan bahar dallarıyız.

     

    Bazen korkak birisi, telaşla küt diye çarptığında bir

    gence,   zaten zar zor taşıdığı çuval uçar gider

    sırtından, çiçekleri saçılır, dalı kırılır. İşte o

    zaman sisli, dumanı hiç bitmeyen havada gri renkli

    bir köprüde biteviye gelir gider, gider gelir. Bulamaz

    torbasında yitip giden geleceğini.

     

    Çocukluğun sıcacık, taze ekmek gibi yumuşacık kolları

    bıraktığında bizi gençliğin uçurumlu patikalarına,

    bulmak için yolumuzu, çıkmazsa karşımıza sevgiyle

    bakan gözler, yürekten gelen sözler, belki gövdemiz

    büyür, derimiz sarkar saçlarımız dökülür de kalır

    kalbimiz ham güneş görmemiş büyümemiş bir yemiş gibi

    kaskatı. Ne ondurur ne kondurur. İşine yaramaz

    kimsenin.

     

    İşte burada biz deneyimler paylaşırız. Torbamızda ne

    yükümüz var bilir tanırız. Bazen torbamızı güvenli

    bir duvar dibine bırakıp çiçeklerimizi güneşlendirir

    onları sularız.

     

    Görevlerimiz; birlikte üretmek, sorun çözmek, makarna

    suyuna kaç kaşık tuz konacağını öğrenmek ve itiraz

    etsek bile, konsere, baleye ve hatta operaya

    gitmek...

     

    Açık olmayı öğrenmek tüm güzelliklere...

     

    Kısacası   hep birlikte, sofrada, yediğimiz olsa bile

    peynir ekmek, veya havyar ya da mayonezli levrek

    hepsinden keyif almayı bilmek.

     

    Hoş geldiniz hepiniz. Ne güzel sizi aramızda görmek.
     
    YAŞANTI PAYLAŞIM MERKEZİ
     

    Yaşantı Paylaşım Merkezi bir dernek değildir. Bir vakıf hiç değildir. Gençlere destek olmak için kurulmuştur. Destek dediysek bunun sadece maddi destek olduğunu sanmayın sakın. Olanaklarımızın da elverdiğince küçük bir maddi katkı belki olabilir. Asıl hedefimiz geleceğin tutarlı, özgüvenli ve kimliği ile barışık yetişkinleri için güven dolu bir ortamı hazır bulundurmak.

    Ama nasıl?

    "Bana bak genç arkadaş! Sanki bir çıkmazda gibisin. Boşver takma kafana. Ben de o yollardan geçtim. Bak şimdi de dönüyorum. Elim kolum cüzdanım dolu. Ara sıra bana uğra. Boş vaktime denk gelirse seni bir yemeğe götüreyim" diyebiliriz onlara. Ama acaba şöyle desek daha mı iyi olur;

    "Bana bak genç arkadaş! Sanki bir çıkmazda gibisin. Bende o yollardan geçtim. O yollar şimdi senin. İstediğin aracı seçip istediğin kavşaktan sapmak özgürlüğü de senin. Yol arkadaşlarını sen seçeceksin. Kiminle nereye kadar gideceğini de.

    Ancak o yollardan geçerken ben; yırtık pabuçlarımın tabanlarından ayağıma batan herbiri farklı büyüklükteki çakıl taşlarının acısını nasıl giderdiğimi sana anlatırım istersen.

    Hiç ummadığım anda kırşıma çıkan gökkuşağının altından geçmek için uğraşırken neler neler gördüğümü ve gökkuşağının altından geçmenin imkansızlığını anladığım andaki duygularımı da ancak bu yaşımın kelimeleri ile paylaşabilirim seninle.

    Bunlar senin zorlu yolunu kısaltmayacak biliyorum. Ama belki kendini yapayalnız hissettiğin karlı soğuk bir kış gecesi, sevgi ile örülmüş bir yün yelek gibi seni ısıtabilirler."

    Karar sizin.

    Gençlerimiz de elbette ki bu güven dolu ortamda sadece bulunmayacaklar. Onların da görevleri var:

    Öncelikle, yaralı bedenine aldırmayan acemi, duyarsız kaptanca terkedilmiş ve ağır ağır batıp da derin sulara, kurtarılmayı bekleyen değer yargılarımızın yerini tesbit edeceğiz birlikte. Ne kadar derininde olursa olsun büyük suların el birliği ile çekip çıkaracağız onları gün yüzüne ve onaracağız. Kaptanlar biz olacağız.

    Başımızın üzerinden uçup giden, bir o yana, bir bu yana savrulan ama hızını hiç kesmeden geleceğe yol alan aykırı kuşları avlamaya çalışanların önünde sağduyumuzu kalkan yapıp yollarını açık edeceğiz.

    Nasıl zevkle hazırlanmış sofralardaki yemeklere "Hayır" diyemezsek, tüm kültürel etkinliklerin tadına bakıp renkler, sesler, sözcüklerle yüreğimizin içine yumuşak bir döşek serdiğimizde sevdiklerimizi daha iyi ağırlayabileceğiz.

    Gençlere asla iş bulunmayacak. Ödevleri yapılmayacak. Sorunları anında çözülüp her istedikleri yerine getirilmeyecek. Onlara iş bulabilmeleri, ödevlerini yapabilmeleri konusunda deneyimler aracılığı ile yol gösterilip seçenekler sunulacak.

    Gençler belki bir gün size de mesleğinize, yüzünüzdeki çizgilere, saçınızdaki aklara dair sorular soracaklar. Yaşam denen devasa laboratuarın sadece penceresinden içeri bakmış olabilirsiniz. Belki de sadece içeriden gelen seslerle yetindiniz. Olsun! Gene de bize anlatacaklarınız olmalı.

    Ama kapısını bulduğunuz anda o laboratuarın, içeri dalıp da hemen hiç uzanılmamış kuytu raflardaki tozlu şişelere, etiketsiz rengarenk sıvılara yönelip de, geceler boyu uykusuz gözlemlediyseniz değişen renklerini büyülü tozların ve her patlayan bilinmezin ardından korkunuzu yenip yeniden kollarınızı sıvadıysanız deneylerinize, sizinle sohbetlerimiz biraz daha uzun sürecektir.

    Yorgun argın evinize döndüğünüzde gecenin bir vakti, ayakkabılarınızı çıkarırken soğuk eşikte,  o gün olanlar aklınızdan yavaş yavaş uçup gidecektir. Ama inanın, bir genç yürekte, anlattıklarınız uzak bir dağın zirvesinde yüzyıllardır yıkılmamış ve dahası kim bilir kaç depreme uzaklardan bakacak kalenin temeli gibi yer edip kalacak.

    Zamanı gelip de gücünün farkına vardığında, o genç yürek, siz onu çoktan unutmuş olsanız da, sizi saygıyla anacak. Nereye giderse gitsin onurlu, adil ve duyarlı kalacak.

    İşte sizden istediğimiz sadece bu. Bizlerle, sizi siz yapan deneyimlerinizi paylaşmanız. Tabi ki övgü de yergi de hakkınız ama bizim daha çok fikirleriniz, düşünceleriniz ve önerileriniz işimize yarıyacak.

    Kütüphanemiz herkese açık, küçük mutfağımızda da çay, kırk yıl hatırı olan kahve, belki bir parça kek ile börek bulundurmaya çalışacağız.

    Yerimiz hemen yolunuzun üstü.

    Bekliyoruz.

  • Gençleri;yaşam sevinci duyan, evrensel değerlerin farkına varabilen bireyler olmaya özendirmek…
  • Gençlerimizi özenti,zorlama,plastik değerler yerine özgün değer yargılarının varlığını yaşamlarında temel almaları konusunda özgüven sahibi kılmak…
  • Türk dilini;ustalık düzeyinde öğrenip kullanabilmenin,düşünebilen insan olmanın temel direği olduğunu anlatabilmek…
  • Okumanın gerekliliğini anlamalarını sağlamak…
  • Ülkelerini sahiplenmenin önemini vurgulamak…
  • Sorunlarla yüzleşerek çözüm üretebilmelerinin yollarını göstermek…
  • Amaçsızlıklarını yenebilmeleri için yakın ve uzak hedef saptamalarını desteklemek…
  • Yaşam içindeki çelişkilerin farkına vararak sentez yapabilen bireyler olmalarını sağlamak…
  • Hata yapmanın doğal olduğunu, ancak hatalarını iyi analiz ederek kendileri için yeni bir öğreti olarak değerlendirebilmelerinin gerekliliğini göstermek…
  • Yaptıkları iş ne olursa olsun ona saygı duymalarını ve ciddiyetle, özenle görevlerini tamamlamayı öğretmek…
  • Gençleri önyargısız, sevgi dolu, paylaşabilen, üreten, kendisi ile   barışık olduğu için kendisini eleştirebilen, irdeleyip sorgulayan, dinlemeyi bilen, yaşayan tüm canlılara saygılı, emek verilerek üretilmiş her maddeye duyarlı, hiçbir zaman umudunu yitirmeyecek kadar güçlü, tutarlı, güvenilir, araştırmaya hevesli, bilgili yetişkinler olmaya özendirmek…

    YAŞANTI PAYLAŞIM MERKEZİ ANA İLKELERİ

     

    •    YPM çatısı altındaki herkes eşittir, eşit haklara sahiptir.

    •    YPM çatısı altında ırk, din, dil ve siyasi görüş farkı gözetilmez.

    •    YPM; insana saygıyı, sevgiyi ve insani değerleri korumayı ilke edinmiştir.

    •    YPM çatısı altında bulunmayı seçen herkes, gerçek duygularını ve düşüncelerini açıklarken kınanmayacağını, görüşlerine saygı duyulacağını bilmelidir.

    •    YPM adının, çalışmalarının ve üyelerinin kötü amaçlara alet edilmelerine hiçbir şekilde izin verilmez.

    •    YPM; kişisel görüş ve özgürlükleri etkileyen propaganda ve davranışların yapılmadığı bir kurumdur.

    •    YPM çatısı altında hayallere sınır konulmaz.

    •    YPM çatısı altında yanlış bilgilendirme, bilgi saklama, gerçek duygu ve düşüncelerini gizleme hoş görülemez ve kabul edilemez.

    •    YPM çatısı altında yapılan çalışmalarda tutarlılık, süreklilik büyük önem taşır. Çalışmalara başlandıktan sonra, zorunluluk olmadıkça görev yarım bırakılamaz, başkasına devredilemez.

    •    YPM’nin ‘Ana Kucağı’ Down Sendromlu Çocukları Koruma Derneği dışında hiçbir kurum ve kuruluşla ilişkisi yoktur. Kurucu A. Belkıs Güneş’e ait dairenin kirası ise YPM’nin tek geliridir. Gönüllü kişisel maddi destek, gıda, giysi, kitap, dergi bağışları dışında hiçbir kurum ve kuruluştan yardım kabul edilmez.

    •    YPM, hem bir çalışma yeri, hem de öğrencilerini tüm yönleriyle hayata hazırlayan gönüllü bir kurumdur.

    •    YPM üyesi; kitap okuyarak, araştırma yaparak, süreli yayınları izleyerek, düşünerek ve düşüncelerini paylaşarak, sosyal ve kültürel etkinliklere katılarak kendini geliştirmelidir.

    •    YPM üyesi; toplumsal sorun ve konulara duyarlı olmayı, bu konular için çözüm üretmeyi görev edinmelidir.

    •    YPM üyesi; anadilin, kültürün özümsenmesi konusunda en önemli kaynak olduğunu bilmeli ve diline sahip çıkmalıdır.

    •    Akademik takvime bağlı olarak bir ders yılı içinde (resmi ve dini bayramlar hariç) merkezde bir hafta içinde en az 3 gün bulunan ve çalışmalara katılan öğrenci, gönüllü burslu YPM öğrencisidir.

    •    YPM çatısı altında bulunan ve herkesin kullanımına açık cihazlar ve malzemeler özenle kullanılır, bakımı yapılır ve temiz tutulur.

    •    Yalnızca kütüphaneden yararlanmak, söyleşi ve çeşitli etkinliklere katılmak isteyenler ise kurallarımız çerçevesinde konuk öğrenci olarak kabul edilirler.

     

     

    BİZ GENÇLER...
     

    Nedense   korkarlar bazıları biz gençlerden. Halbuki

    biz içine bakılması yasak, dolu, ağır bir torbayı

    sırtında taşıyan bahar dallarıyız.

     

    Bazen korkak birisi, telaşla küt diye çarptığında bir

    gence,   zaten zar zor taşıdığı çuval uçar gider

    sırtından, çiçekleri saçılır, dalı kırılır. İşte o

    zaman sisli, dumanı hiç bitmeyen havada gri renkli

    bir köprüde biteviye gelir gider, gider gelir. Bulamaz

    torbasında yitip giden geleceğini.

     

    Çocukluğun sıcacık, taze ekmek gibi yumuşacık kolları

    bıraktığında bizi gençliğin uçurumlu patikalarına,

    bulmak için yolumuzu, çıkmazsa karşımıza sevgiyle

    bakan gözler, yürekten gelen sözler, belki gövdemiz

    büyür, derimiz sarkar saçlarımız dökülür de kalır

    kalbimiz ham güneş görmemiş büyümemiş bir yemiş gibi

    kaskatı. Ne ondurur ne kondurur. İşine yaramaz

    kimsenin.

     

    İşte burada biz deneyimler paylaşırız. Torbamızda ne

    yükümüz var bilir tanırız. Bazen torbamızı güvenli

    bir duvar dibine bırakıp çiçeklerimizi güneşlendirir

    onları sularız.

     

    Görevlerimiz; birlikte üretmek, sorun çözmek, makarna

    suyuna kaç kaşık tuz konacağını öğrenmek ve itiraz

    etsek bile, konsere, baleye ve hatta operaya

    gitmek...

     

    Açık olmayı öğrenmek tüm güzelliklere...

     

    Kısacası   hep birlikte, sofrada, yediğimiz olsa bile

    peynir ekmek, veya havyar ya da mayonezli levrek

    hepsinden keyif almayı bilmek.

     

    Hoş geldiniz hepiniz. Ne güzel sizi aramızda görmek.
     
    YAŞANTI PAYLAŞIM MERKEZİ
     

    Yaşantı Paylaşım Merkezi bir dernek değildir. Bir vakıf hiç değildir. Gençlere destek olmak için kurulmuştur. Destek dediysek bunun sadece maddi destek olduğunu sanmayın sakın. Olanaklarımızın da elverdiğince küçük bir maddi katkı belki olabilir. Asıl hedefimiz geleceğin tutarlı, özgüvenli ve kimliği ile barışık yetişkinleri için güven dolu bir ortamı hazır bulundurmak.

    Ama nasıl?

    "Bana bak genç arkadaş! Sanki bir çıkmazda gibisin. Boşver takma kafana. Ben de o yollardan geçtim. Bak şimdi de dönüyorum. Elim kolum cüzdanım dolu. Ara sıra bana uğra. Boş vaktime denk gelirse seni bir yemeğe götüreyim" diyebiliriz onlara. Ama acaba şöyle desek daha mı iyi olur;

    "Bana bak genç arkadaş! Sanki bir çıkmazda gibisin. Bende o yollardan geçtim. O yollar şimdi senin. İstediğin aracı seçip istediğin kavşaktan sapmak özgürlüğü de senin. Yol arkadaşlarını sen seçeceksin. Kiminle nereye kadar gideceğini de.

    Ancak o yollardan geçerken ben; yırtık pabuçlarımın tabanlarından ayağıma batan herbiri farklı büyüklükteki çakıl taşlarının acısını nasıl giderdiğimi sana anlatırım istersen.

    Hiç ummadığım anda kırşıma çıkan gökkuşağının altından geçmek için uğraşırken neler neler gördüğümü ve gökkuşağının altından geçmenin imkansızlığını anladığım andaki duygularımı da ancak bu yaşımın kelimeleri ile paylaşabilirim seninle.

    Bunlar senin zorlu yolunu kısaltmayacak biliyorum. Ama belki kendini yapayalnız hissettiğin karlı soğuk bir kış gecesi, sevgi ile örülmüş bir yün yelek gibi seni ısıtabilirler."

    Karar sizin.

    Gençlerimiz de elbette ki bu güven dolu ortamda sadece bulunmayacaklar. Onların da görevleri var:

    Öncelikle, yaralı bedenine aldırmayan acemi, duyarsız kaptanca terkedilmiş ve ağır ağır batıp da derin sulara, kurtarılmayı bekleyen değer yargılarımızın yerini tesbit edeceğiz birlikte. Ne kadar derininde olursa olsun büyük suların el birliği ile çekip çıkaracağız onları gün yüzüne ve onaracağız. Kaptanlar biz olacağız.

    Başımızın üzerinden uçup giden, bir o yana, bir bu yana savrulan ama hızını hiç kesmeden geleceğe yol alan aykırı kuşları avlamaya çalışanların önünde sağduyumuzu kalkan yapıp yollarını açık edeceğiz.

    Nasıl zevkle hazırlanmış sofralardaki yemeklere "Hayır" diyemezsek, tüm kültürel etkinliklerin tadına bakıp renkler, sesler, sözcüklerle yüreğimizin içine yumuşak bir döşek serdiğimizde sevdiklerimizi daha iyi ağırlayabileceğiz.

    Gençlere asla iş bulunmayacak. Ödevleri yapılmayacak. Sorunları anında çözülüp her istedikleri yerine getirilmeyecek. Onlara iş bulabilmeleri, ödevlerini yapabilmeleri konusunda deneyimler aracılığı ile yol gösterilip seçenekler sunulacak.

    Gençler belki bir gün size de mesleğinize, yüzünüzdeki çizgilere, saçınızdaki aklara dair sorular soracaklar. Yaşam denen devasa laboratuarın sadece penceresinden içeri bakmış olabilirsiniz. Belki de sadece içeriden gelen seslerle yetindiniz. Olsun! Gene de bize anlatacaklarınız olmalı.

    Ama kapısını bulduğunuz anda o laboratuarın, içeri dalıp da hemen hiç uzanılmamış kuytu raflardaki tozlu şişelere, etiketsiz rengarenk sıvılara yönelip de, geceler boyu uykusuz gözlemlediyseniz değişen renklerini büyülü tozların ve her patlayan bilinmezin ardından korkunuzu yenip yeniden kollarınızı sıvadıysanız deneylerinize, sizinle sohbetlerimiz biraz daha uzun sürecektir.

    Yorgun argın evinize döndüğünüzde gecenin bir vakti, ayakkabılarınızı çıkarırken soğuk eşikte,  o gün olanlar aklınızdan yavaş yavaş uçup gidecektir. Ama inanın, bir genç yürekte, anlattıklarınız uzak bir dağın zirvesinde yüzyıllardır yıkılmamış ve dahası kim bilir kaç depreme uzaklardan bakacak kalenin temeli gibi yer edip kalacak.

    Zamanı gelip de gücünün farkına vardığında, o genç yürek, siz onu çoktan unutmuş olsanız da, sizi saygıyla anacak. Nereye giderse gitsin onurlu, adil ve duyarlı kalacak.

    İşte sizden istediğimiz sadece bu. Bizlerle, sizi siz yapan deneyimlerinizi paylaşmanız. Tabi ki övgü de yergi de hakkınız ama bizim daha çok fikirleriniz, düşünceleriniz ve önerileriniz işimize yarıyacak.

    Kütüphanemiz herkese açık, küçük mutfağımızda da çay, kırk yıl hatırı olan kahve, belki bir parça kek ile börek bulundurmaya çalışacağız.

    Yerimiz hemen yolunuzun üstü.

    Bekliyoruz.

  • Gençleri;yaşam sevinci duyan, evrensel değerlerin farkına varabilen bireyler olmaya özendirmek…
  • Gençlerimizi özenti,zorlama,plastik değerler yerine özgün değer yargılarının varlığını yaşamlarında temel almaları konusunda özgüven sahibi kılmak…
  • Türk dilini;ustalık düzeyinde öğrenip kullanabilmenin,düşünebilen insan olmanın temel direği olduğunu anlatabilmek…
  • Okumanın gerekliliğini anlamalarını sağlamak…
  • Ülkelerini sahiplenmenin önemini vurgulamak…
  • Sorunlarla yüzleşerek çözüm üretebilmelerinin yollarını göstermek…
  • Amaçsızlıklarını yenebilmeleri için yakın ve uzak hedef saptamalarını desteklemek…
  • Yaşam içindeki çelişkilerin farkına vararak sentez yapabilen bireyler olmalarını sağlamak…
  • Hata yapmanın doğal olduğunu, ancak hatalarını iyi analiz ederek kendileri için yeni bir öğreti olarak değerlendirebilmelerinin gerekliliğini göstermek…
  • Yaptıkları iş ne olursa olsun ona saygı duymalarını ve ciddiyetle, özenle görevlerini tamamlamayı öğretmek…
  • Gençleri önyargısız, sevgi dolu, paylaşabilen, üreten, kendisi ile   barışık olduğu için kendisini eleştirebilen, irdeleyip sorgulayan, dinlemeyi bilen, yaşayan tüm canlılara saygılı, emek verilerek üretilmiş her maddeye duyarlı, hiçbir zaman umudunu yitirmeyecek kadar güçlü, tutarlı, güvenilir, araştırmaya hevesli, bilgili yetişkinler olmaya özendirmek…

YAŞANTI PAYLAŞIM MERKEZİ ANA İLKELERİ

 

•    YPM çatısı altındaki herkes eşittir, eşit haklara sahiptir.

•    YPM çatısı altında ırk, din, dil ve siyasi görüş farkı gözetilmez.

•    YPM; insana saygıyı, sevgiyi ve insani değerleri korumayı ilke edinmiştir.

•    YPM çatısı altında bulunmayı seçen herkes, gerçek duygularını ve düşüncelerini açıklarken kınanmayacağını, görüşlerine saygı duyulacağını bilmelidir.

•    YPM adının, çalışmalarının ve üyelerinin kötü amaçlara alet edilmelerine hiçbir şekilde izin verilmez.

•    YPM; kişisel görüş ve özgürlükleri etkileyen propaganda ve davranışların yapılmadığı bir kurumdur.

•    YPM çatısı altında hayallere sınır konulmaz.

•    YPM çatısı altında yanlış bilgilendirme, bilgi saklama, gerçek duygu ve düşüncelerini gizleme hoş görülemez ve kabul edilemez.

•    YPM çatısı altında yapılan çalışmalarda tutarlılık, süreklilik büyük önem taşır. Çalışmalara başlandıktan sonra, zorunluluk olmadıkça görev yarım bırakılamaz, başkasına devredilemez.

•    YPM’nin ‘Ana Kucağı’ Down Sendromlu Çocukları Koruma Derneği dışında hiçbir kurum ve kuruluşla ilişkisi yoktur. Kurucu A. Belkıs Güneş’e ait dairenin kirası ise YPM’nin tek geliridir. Gönüllü kişisel maddi destek, gıda, giysi, kitap, dergi bağışları dışında hiçbir kurum ve kuruluştan yardım kabul edilmez.

•    YPM, hem bir çalışma yeri, hem de öğrencilerini tüm yönleriyle hayata hazırlayan gönüllü bir kurumdur.

•    YPM üyesi; kitap okuyarak, araştırma yaparak, süreli yayınları izleyerek, düşünerek ve düşüncelerini paylaşarak, sosyal ve kültürel etkinliklere katılarak kendini geliştirmelidir.

•    YPM üyesi; toplumsal sorun ve konulara duyarlı olmayı, bu konular için çözüm üretmeyi görev edinmelidir.

•    YPM üyesi; anadilin, kültürün özümsenmesi konusunda en önemli kaynak olduğunu bilmeli ve diline sahip çıkmalıdır.

•    Akademik takvime bağlı olarak bir ders yılı içinde (resmi ve dini bayramlar hariç) merkezde bir hafta içinde en az 3 gün bulunan ve çalışmalara katılan öğrenci, gönüllü burslu YPM öğrencisidir.

•    YPM çatısı altında bulunan ve herkesin kullanımına açık cihazlar ve malzemeler özenle kullanılır, bakımı yapılır ve temiz tutulur.

•    Yalnızca kütüphaneden yararlanmak, söyleşi ve çeşitli etkinliklere katılmak isteyenler ise kurallarımız çerçevesinde konuk öğrenci olarak kabul edilirler.

 

 

BİZ GENÇLER...
 

Nedense   korkarlar bazıları biz gençlerden. Halbuki

biz içine bakılması yasak, dolu, ağır bir torbayı

sırtında taşıyan bahar dallarıyız.

 

Bazen korkak birisi, telaşla küt diye çarptığında bir

gence,   zaten zar zor taşıdığı çuval uçar gider

sırtından, çiçekleri saçılır, dalı kırılır. İşte o

zaman sisli, dumanı hiç bitmeyen havada gri renkli

bir köprüde biteviye gelir gider, gider gelir. Bulamaz

torbasında yitip giden geleceğini.

 

Çocukluğun sıcacık, taze ekmek gibi yumuşacık kolları

bıraktığında bizi gençliğin uçurumlu patikalarına,

bulmak için yolumuzu, çıkmazsa karşımıza sevgiyle

bakan gözler, yürekten gelen sözler, belki gövdemiz

büyür, derimiz sarkar saçlarımız dökülür de kalır

kalbimiz ham güneş görmemiş büyümemiş bir yemiş gibi

kaskatı. Ne ondurur ne kondurur. İşine yaramaz

kimsenin.

 

İşte burada biz deneyimler paylaşırız. Torbamızda ne

yükümüz var bilir tanırız. Bazen torbamızı güvenli

bir duvar dibine bırakıp çiçeklerimizi güneşlendirir

onları sularız.

 

Görevlerimiz; birlikte üretmek, sorun çözmek, makarna

suyuna kaç kaşık tuz konacağını öğrenmek ve itiraz

etsek bile, konsere, baleye ve hatta operaya

gitmek...

 

Açık olmayı öğrenmek tüm güzelliklere...

 

Kısacası   hep birlikte, sofrada, yediğimiz olsa bile

peynir ekmek, veya havyar ya da mayonezli levrek

hepsinden keyif almayı bilmek.

 

Hoş geldiniz hepiniz. Ne güzel sizi aramızda görmek.
 
YAŞANTI PAYLAŞIM MERKEZİ
 

Yaşantı Paylaşım Merkezi bir dernek değildir. Bir vakıf hiç değildir. Gençlere destek olmak için kurulmuştur. Destek dediysek bunun sadece maddi destek olduğunu sanmayın sakın. Olanaklarımızın da elverdiğince küçük bir maddi katkı belki olabilir. Asıl hedefimiz geleceğin tutarlı, özgüvenli ve kimliği ile barışık yetişkinleri için güven dolu bir ortamı hazır bulundurmak.

Ama nasıl?

"Bana bak genç arkadaş! Sanki bir çıkmazda gibisin. Boşver takma kafana. Ben de o yollardan geçtim. Bak şimdi de dönüyorum. Elim kolum cüzdanım dolu. Ara sıra bana uğra. Boş vaktime denk gelirse seni bir yemeğe götüreyim" diyebiliriz onlara. Ama acaba şöyle desek daha mı iyi olur;

"Bana bak genç arkadaş! Sanki bir çıkmazda gibisin. Bende o yollardan geçtim. O yollar şimdi senin. İstediğin aracı seçip istediğin kavşaktan sapmak özgürlüğü de senin. Yol arkadaşlarını sen seçeceksin. Kiminle nereye kadar gideceğini de.

Ancak o yollardan geçerken ben; yırtık pabuçlarımın tabanlarından ayağıma batan herbiri farklı büyüklükteki çakıl taşlarının acısını nasıl giderdiğimi sana anlatırım istersen.

Hiç ummadığım anda kırşıma çıkan gökkuşağının altından geçmek için uğraşırken neler neler gördüğümü ve gökkuşağının altından geçmenin imkansızlığını anladığım andaki duygularımı da ancak bu yaşımın kelimeleri ile paylaşabilirim seninle.

Bunlar senin zorlu yolunu kısaltmayacak biliyorum. Ama belki kendini yapayalnız hissettiğin karlı soğuk bir kış gecesi, sevgi ile örülmüş bir yün yelek gibi seni ısıtabilirler."

Karar sizin.

Gençlerimiz de elbette ki bu güven dolu ortamda sadece bulunmayacaklar. Onların da görevleri var:

Öncelikle, yaralı bedenine aldırmayan acemi, duyarsız kaptanca terkedilmiş ve ağır ağır batıp da derin sulara, kurtarılmayı bekleyen değer yargılarımızın yerini tesbit edeceğiz birlikte. Ne kadar derininde olursa olsun büyük suların el birliği ile çekip çıkaracağız onları gün yüzüne ve onaracağız. Kaptanlar biz olacağız.

Başımızın üzerinden uçup giden, bir o yana, bir bu yana savrulan ama hızını hiç kesmeden geleceğe yol alan aykırı kuşları avlamaya çalışanların önünde sağduyumuzu kalkan yapıp yollarını açık edeceğiz.

Nasıl zevkle hazırlanmış sofralardaki yemeklere "Hayır" diyemezsek, tüm kültürel etkinliklerin tadına bakıp renkler, sesler, sözcüklerle yüreğimizin içine yumuşak bir döşek serdiğimizde sevdiklerimizi daha iyi ağırlayabileceğiz.

Gençlere asla iş bulunmayacak. Ödevleri yapılmayacak. Sorunları anında çözülüp her istedikleri yerine getirilmeyecek. Onlara iş bulabilmeleri, ödevlerini yapabilmeleri konusunda deneyimler aracılığı ile yol gösterilip seçenekler sunulacak.

Gençler belki bir gün size de mesleğinize, yüzünüzdeki çizgilere, saçınızdaki aklara dair sorular soracaklar. Yaşam denen devasa laboratuarın sadece penceresinden içeri bakmış olabilirsiniz. Belki de sadece içeriden gelen seslerle yetindiniz. Olsun! Gene de bize anlatacaklarınız olmalı.

Ama kapısını bulduğunuz anda o laboratuarın, içeri dalıp da hemen hiç uzanılmamış kuytu raflardaki tozlu şişelere, etiketsiz rengarenk sıvılara yönelip de, geceler boyu uykusuz gözlemlediyseniz değişen renklerini büyülü tozların ve her patlayan bilinmezin ardından korkunuzu yenip yeniden kollarınızı sıvadıysanız deneylerinize, sizinle sohbetlerimiz biraz daha uzun sürecektir.

Yorgun argın evinize döndüğünüzde gecenin bir vakti, ayakkabılarınızı çıkarırken soğuk eşikte,  o gün olanlar aklınızdan yavaş yavaş uçup gidecektir. Ama inanın, bir genç yürekte, anlattıklarınız uzak bir dağın zirvesinde yüzyıllardır yıkılmamış ve dahası kim bilir kaç depreme uzaklardan bakacak kalenin temeli gibi yer edip kalacak.

Zamanı gelip de gücünün farkına vardığında, o genç yürek, siz onu çoktan unutmuş olsanız da, sizi saygıyla anacak. Nereye giderse gitsin onurlu, adil ve duyarlı kalacak.

İşte sizden istediğimiz sadece bu. Bizlerle, sizi siz yapan deneyimlerinizi paylaşmanız. Tabi ki övgü de yergi de hakkınız ama bizim daha çok fikirleriniz, düşünceleriniz ve önerileriniz işimize yarıyacak.

Kütüphanemiz herkese açık, küçük mutfağımızda da çay, kırk yıl hatırı olan kahve, belki bir parça kek ile börek bulundurmaya çalışacağız.

Yerimiz hemen yolunuzun üstü.

Bekliyoruz.

 

 
  • Kendisini geliştirme gereksinimi içinde olan ancak bu konuda yeterli   destek ve ortamı bulamayan gençler için bir sığınak oluşturmak…
  • Gençleri;yaşam sevinci duyan, evrensel değerlerin farkına varabilen bireyler olmaya özendirmek…
  • Gençlerimizi özenti,zorlama,plastik değerler yerine özgün değer yargılarının varlığını yaşamlarında temel almaları konusunda özgüven sahibi kılmak…
  • Türk dilini;ustalık düzeyinde öğrenip kullanabilmenin,düşünebilen insan olmanın temel direği olduğunu anlatabilmek…
  • Okumanın gerekliliğini anlamalarını sağlamak…
  • Ülkelerini sahiplenmenin önemini vurgulamak…
  • Sorunlarla yüzleşerek çözüm üretebilmelerinin yollarını göstermek…
  • Amaçsızlıklarını yenebilmeleri için yakın ve uzak hedef saptamalarını desteklemek…
  • Yaşam içindeki çelişkilerin farkına vararak sentez yapabilen bireyler olmalarını sağlamak…
  • Hata yapmanın doğal olduğunu, ancak hatalarını iyi analiz ederek kendileri için yeni bir öğreti olarak değerlendirebilmelerinin gerekliliğini göstermek…
  • Yaptıkları iş ne olursa olsun ona saygı duymalarını ve ciddiyetle, özenle görevlerini tamamlamayı öğretmek…
  • Gençleri önyargısız, sevgi dolu, paylaşabilen, üreten, kendisi ile   barışık olduğu için kendisini eleştirebilen, irdeleyip sorgulayan, dinlemeyi bilen, yaşayan tüm canlılara saygılı, emek verilerek üretilmiş her maddeye duyarlı, hiçbir zaman umudunu yitirmeyecek kadar güçlü, tutarlı, güvenilir, araştırmaya hevesli, bilgili yetişkinler olmaya özendirmek…
BİZ GENÇLER...
 

Nedense   korkarlar bazıları biz gençlerden. Halbuki

biz içine bakılması yasak, dolu, ağır bir torbayı

sırtında taşıyan bahar dallarıyız.

 

Bazen korkak birisi, telaşla küt diye çarptığında bir

gence,   zaten zar zor taşıdığı çuval uçar gider

sırtından, çiçekleri saçılır, dalı kırılır. İşte o

zaman sisli, dumanı hiç bitmeyen havada gri renkli

bir köprüde biteviye gelir gider, gider gelir. Bulamaz

torbasında yitip giden geleceğini.

 

Çocukluğun sıcacık, taze ekmek gibi yumuşacık kolları

bıraktığında bizi gençliğin uçurumlu patikalarına,

bulmak için yolumuzu, çıkmazsa karşımıza sevgiyle

bakan gözler, yürekten gelen sözler, belki gövdemiz

büyür, derimiz sarkar saçlarımız dökülür de kalır

kalbimiz ham güneş görmemiş büyümemiş bir yemiş gibi

kaskatı. Ne ondurur ne kondurur. İşine yaramaz

kimsenin.

 

İşte burada biz deneyimler paylaşırız. Torbamızda ne

yükümüz var bilir tanırız. Bazen torbamızı güvenli

bir duvar dibine bırakıp çiçeklerimizi güneşlendirir

onları sularız.

 

Görevlerimiz; birlikte üretmek, sorun çözmek, makarna

suyuna kaç kaşık tuz konacağını öğrenmek ve itiraz

etsek bile, konsere, baleye ve hatta operaya

gitmek...

 

Açık olmayı öğrenmek tüm güzelliklere...

 

Kısacası   hep birlikte, sofrada, yediğimiz olsa bile

peynir ekmek, veya havyar ya da mayonezli levrek

hepsinden keyif almayı bilmek.

 

Hoş geldiniz hepiniz. Ne güzel sizi aramızda görmek.
 
YAŞANTI PAYLAŞIM MERKEZİ
 

Yaşantı Paylaşım Merkezi bir dernek değildir. Bir vakıf hiç değildir. Gençlere destek olmak için kurulmuştur. Destek dediysek bunun sadece maddi destek olduğunu sanmayın sakın. Olanaklarımızın da elverdiğince küçük bir maddi katkı belki olabilir. Asıl hedefimiz geleceğin tutarlı, özgüvenli ve kimliği ile barışık yetişkinleri için güven dolu bir ortamı hazır bulundurmak.

Ama nasıl?

"Bana bak genç arkadaş! Sanki bir çıkmazda gibisin. Boşver takma kafana. Ben de o yollardan geçtim. Bak şimdi de dönüyorum. Elim kolum cüzdanım dolu. Ara sıra bana uğra. Boş vaktime denk gelirse seni bir yemeğe götüreyim" diyebiliriz onlara. Ama acaba şöyle desek daha mı iyi olur;

"Bana bak genç arkadaş! Sanki bir çıkmazda gibisin. Bende o yollardan geçtim. O yollar şimdi senin. İstediğin aracı seçip istediğin kavşaktan sapmak özgürlüğü de senin. Yol arkadaşlarını sen seçeceksin. Kiminle nereye kadar gideceğini de.

Ancak o yollardan geçerken ben; yırtık pabuçlarımın tabanlarından ayağıma batan herbiri farklı büyüklükteki çakıl taşlarının acısını nasıl giderdiğimi sana anlatırım istersen.

Hiç ummadığım anda kırşıma çıkan gökkuşağının altından geçmek için uğraşırken neler neler gördüğümü ve gökkuşağının altından geçmenin imkansızlığını anladığım andaki duygularımı da ancak bu yaşımın kelimeleri ile paylaşabilirim seninle.

Bunlar senin zorlu yolunu kısaltmayacak biliyorum. Ama belki kendini yapayalnız hissettiğin karlı soğuk bir kış gecesi, sevgi ile örülmüş bir yün yelek gibi seni ısıtabilirler."

Karar sizin.

Gençlerimiz de elbette ki bu güven dolu ortamda sadece bulunmayacaklar. Onların da görevleri var:

Öncelikle, yaralı bedenine aldırmayan acemi, duyarsız kaptanca terkedilmiş ve ağır ağır batıp da derin sulara, kurtarılmayı bekleyen değer yargılarımızın yerini tesbit edeceğiz birlikte. Ne kadar derininde olursa olsun büyük suların el birliği ile çekip çıkaracağız onları gün yüzüne ve onaracağız. Kaptanlar biz olacağız.

Başımızın üzerinden uçup giden, bir o yana, bir bu yana savrulan ama hızını hiç kesmeden geleceğe yol alan aykırı kuşları avlamaya çalışanların önünde sağduyumuzu kalkan yapıp yollarını açık edeceğiz.

Nasıl zevkle hazırlanmış sofralardaki yemeklere "Hayır" diyemezsek, tüm kültürel etkinliklerin tadına bakıp renkler, sesler, sözcüklerle yüreğimizin içine yumuşak bir döşek serdiğimizde sevdiklerimizi daha iyi ağırlayabileceğiz.

Gençlere asla iş bulunmayacak. Ödevleri yapılmayacak. Sorunları anında çözülüp her istedikleri yerine getirilmeyecek. Onlara iş bulabilmeleri, ödevlerini yapabilmeleri konusunda deneyimler aracılığı ile yol gösterilip seçenekler sunulacak.

Gençler belki bir gün size de mesleğinize, yüzünüzdeki çizgilere, saçınızdaki aklara dair sorular soracaklar. Yaşam denen devasa laboratuarın sadece penceresinden içeri bakmış olabilirsiniz. Belki de sadece içeriden gelen seslerle yetindiniz. Olsun! Gene de bize anlatacaklarınız olmalı.

Ama kapısını bulduğunuz anda o laboratuarın, içeri dalıp da hemen hiç uzanılmamış kuytu raflardaki tozlu şişelere, etiketsiz rengarenk sıvılara yönelip de, geceler boyu uykusuz gözlemlediyseniz değişen renklerini büyülü tozların ve her patlayan bilinmezin ardından korkunuzu yenip yeniden kollarınızı sıvadıysanız deneylerinize, sizinle sohbetlerimiz biraz daha uzun sürecektir.

Yorgun argın evinize döndüğünüzde gecenin bir vakti, ayakkabılarınızı çıkarırken soğuk eşikte,  o gün olanlar aklınızdan yavaş yavaş uçup gidecektir. Ama inanın, bir genç yürekte, anlattıklarınız uzak bir dağın zirvesinde yüzyıllardır yıkılmamış ve dahası kim bilir kaç depreme uzaklardan bakacak kalenin temeli gibi yer edip kalacak.

Zamanı gelip de gücünün farkına vardığında, o genç yürek, siz onu çoktan unutmuş olsanız da, sizi saygıyla anacak. Nereye giderse gitsin onurlu, adil ve duyarlı kalacak.

İşte sizden istediğimiz sadece bu. Bizlerle, sizi siz yapan deneyimlerinizi paylaşmanız. Tabi ki övgü de yergi de hakkınız ama bizim daha çok fikirleriniz, düşünceleriniz ve önerileriniz işimize yarıyacak.

Kütüphanemiz herkese açık, küçük mutfağımızda da çay, kırk yıl hatırı olan kahve, belki bir parça kek ile börek bulundurmaya çalışacağız.

Yerimiz hemen yolunuzun üstü.

Bekliyoruz.

 

 
  • Kendisini geliştirme gereksinimi içinde olan ancak bu konuda yeterli   destek ve ortamı bulamayan gençler için bir sığınak oluşturmak…
  • Gençleri;yaşam sevinci duyan, evrensel değerlerin farkına varabilen bireyler olmaya özendirmek…
  • Gençlerimizi özenti,zorlama,plastik değerler yerine özgün değer yargılarının varlığını yaşamlarında temel almaları konusunda özgüven sahibi kılmak…
  • Türk dilini;ustalık düzeyinde öğrenip kullanabilmenin,düşünebilen insan olmanın temel direği olduğunu anlatabilmek…
  • Okumanın gerekliliğini anlamalarını sağlamak…
  • Ülkelerini sahiplenmenin önemini vurgulamak…
  • Sorunlarla yüzleşerek çözüm üretebilmelerinin yollarını göstermek…
  • Amaçsızlıklarını yenebilmeleri için yakın ve uzak hedef saptamalarını desteklemek…
  • Yaşam içindeki çelişkilerin farkına vararak sentez yapabilen bireyler olmalarını sağlamak…
  • Hata yapmanın doğal olduğunu, ancak hatalarını iyi analiz ederek kendileri için yeni bir öğreti olarak değerlendirebilmelerinin gerekliliğini göstermek…
  • Yaptıkları iş ne olursa olsun ona saygı duymalarını ve ciddiyetle, özenle görevlerini tamamlamayı öğretmek…
  • Gençleri önyargısız, sevgi dolu, paylaşabilen, üreten, kendisi ile   barışık olduğu için kendisini eleştirebilen, irdeleyip sorgulayan, dinlemeyi bilen, yaşayan tüm canlılara saygılı, emek verilerek üretilmiş her maddeye duyarlı, hiçbir zaman umudunu yitirmeyecek kadar güçlü, tutarlı, güvenilir, araştırmaya hevesli, bilgili yetişkinler olmaya özendirmek…
BİZ GENÇLER...
 

Nedense   korkarlar bazıları biz gençlerden. Halbuki

biz içine bakılması yasak, dolu, ağır bir torbayı

sırtında taşıyan bahar dallarıyız.

 

Bazen korkak birisi, telaşla küt diye çarptığında bir

gence,   zaten zar zor taşıdığı çuval uçar gider

sırtından, çiçekleri saçılır, dalı kırılır. İşte o

zaman sisli, dumanı hiç bitmeyen havada gri renkli

bir köprüde biteviye gelir gider, gider gelir. Bulamaz

torbasında yitip giden geleceğini.

 

Çocukluğun sıcacık, taze ekmek gibi yumuşacık kolları

bıraktığında bizi gençliğin uçurumlu patikalarına,

bulmak için yolumuzu, çıkmazsa karşımıza sevgiyle

bakan gözler, yürekten gelen sözler, belki gövdemiz

büyür, derimiz sarkar saçlarımız dökülür de kalır

kalbimiz ham güneş görmemiş büyümemiş bir yemiş gibi

kaskatı. Ne ondurur ne kondurur. İşine yaramaz

kimsenin.

 

İşte burada biz deneyimler paylaşırız. Torbamızda ne

yükümüz var bilir tanırız. Bazen torbamızı güvenli

bir duvar dibine bırakıp çiçeklerimizi güneşlendirir

onları sularız.

 

Görevlerimiz; birlikte üretmek, sorun çözmek, makarna

suyuna kaç kaşık tuz konacağını öğrenmek ve itiraz

etsek bile, konsere, baleye ve hatta operaya

gitmek...

 

Açık olmayı öğrenmek tüm güzelliklere...

 

Kısacası   hep birlikte, sofrada, yediğimiz olsa bile

peynir ekmek, veya havyar ya da beğendili levrek

hepsinden keyif almayı bilmek.

 

Hoş geldiniz hepiniz. Ne güzel sizi aramızda görmek.
 
YAŞANTI PAYLAŞIM MERKEZİ
 

Yaşantı Paylaşım Merkezi bir dernek değildir. Bir vakıf hiç değildir. Gençlere destek olmak için kurulmuştur. Destek dediysek bunun sadece maddi destek olduğunu sanmayın sakın. Olanaklarımızın da elverdiğince küçük bir maddi katkı belki olabilir. Asıl hedefimiz geleceğin tutarlı, özgüvenli ve kimliği ile barışık yetişkinleri için güven dolu bir ortamı hazır bulundurmak.

Ama nasıl?

"Bana bak genç arkadaş! Sanki bir çıkmazda gibisin. Boşver takma kafana. Ben de o yollardan geçtim. Bak şimdi de dönüyorum. Elim kolum cüzdanım dolu. Ara sıra bana uğra. Boş vaktime denk gelirse seni bir yemeğe götüreyim" diyebiliriz onlara. Ama acaba şöyle desek daha mı iyi olur;

"Bana bak genç arkadaş! Sanki bir çıkmazda gibisin. Bende o yollardan geçtim. O yollar şimdi senin. İstediğin aracı seçip istediğin kavşaktan sapmak özgürlüğü de senin. Yol arkadaşlarını sen seçeceksin. Kiminle nereye kadar gideceğini de.

Ancak o yollardan geçerken ben; yırtık pabuçlarımın tabanlarından ayağıma batan herbiri farklı büyüklükteki çakıl taşlarının acısını nasıl giderdiğimi sana anlatırım istersen.

Hiç ummadığım anda kırşıma çıkan gökkuşağının altından geçmek için uğraşırken neler neler gördüğümü ve gökkuşağının altından geçmenin imkansızlığını anladığım andaki duygularımı da ancak bu yaşımın kelimeleri ile paylaşabilirim seninle.

Bunlar senin zorlu yolunu kısaltmayacak biliyorum. Ama belki kendini yapayalnız hissettiğin karlı soğuk bir kış gecesi, sevgi ile örülmüş bir yün yelek gibi seni ısıtabilirler."

Karar sizin.

Gençlerimiz de elbette ki bu güven dolu ortamda sadece bulunmayacaklar. Onların da görevleri var:

Öncelikle, yaralı bedenine aldırmayan acemi, duyarsız kaptanca terkedilmiş ve ağır ağır batıp da derin sulara, kurtarılmayı bekleyen değer yargılarımızın yerini tesbit edeceğiz birlikte. Ne kadar derininde olursa olsun büyük suların el birliği ile çekip çıkaracağız onları gün yüzüne ve onaracağız. Kaptanlar biz olacağız.

Başımızın üzerinden uçup giden, bir o yana, bir bu yana savrulan ama hızını hiç kesmeden geleceğe yol alan aykırı kuşları avlamaya çalışanların önünde sağduyumuzu kalkan yapıp yollarını açık edeceğiz.

Nasıl zevkle hazırlanmış sofralardaki yemeklere "Hayır" diyemezsek, tüm kültürel etkinliklerin tadına bakıp renkler, sesler, sözcüklerle yüreğimizin içine yumuşak bir döşek serdiğimizde sevdiklerimizi daha iyi ağırlayabileceğiz.

Gençlere asla iş bulunmayacak. Ödevleri yapılmayacak. Sorunları anında çözülüp her istedikleri yerine getirilmeyecek. Onlara iş bulabilmeleri, ödevlerini yapabilmeleri konusunda deneyimler aracılığı ile yol gösterilip seçenekler sunulacak.

Gençler belki bir gün size de mesleğinize, yüzünüzdeki çizgilere, saçınızdaki aklara dair sorular soracaklar. Yaşam denen devasa laboratuarın sadece penceresinden içeri bakmış olabilirsiniz. Belki de sadece içeriden gelen seslerle yetindiniz. Olsun! Gene de bize anlatacaklarınız olmalı.

Ama kapısını bulduğunuz anda o laboratuarın, içeri dalıp da hemen hiç uzanılmamış kuytu raflardaki tozlu şişelere, etiketsiz rengarenk sıvılara yönelip de, geceler boyu uykusuz gözlemlediyseniz değişen renklerini büyülü tozların ve her patlayan bilinmezin ardından korkunuzu yenip yeniden kollarınızı sıvadıysanız deneylerinize, sizinle sohbetlerimiz biraz daha uzun sürecektir.

Yorgun argın evinize döndüğünüzde gecenin bir vakti, ayakkabılarınızı çıkarırken soğuk eşikte,  o gün olanlar aklınızdan yavaş yavaş uçup gidecektir. Ama inanın, bir genç yürekte, anlattıklarınız uzak bir dağın zirvesinde yüzyıllardır yıkılmamış ve dahası kim bilir kaç depreme uzaklardan bakacak kalenin temeli gibi yer edip kalacak.

Zamanı gelip de gücünün farkına vardığında, o genç yürek, siz onu çoktan unutmuş olsanız da, sizi saygıyla anacak. Nereye giderse gitsin onurlu, adil ve duyarlı kalacak.

İşte sizden istediğimiz sadece bu. Bizlerle, sizi siz yapan deneyimlerinizi paylaşmanız. Tabi ki övgü de yergi de hakkınız ama bizim daha çok fikirleriniz, düşünceleriniz ve önerileriniz işimize yarıyacak.

Kütüphanemiz herkese açık, küçük mutfağımızda da çay, kırk yıl hatırı olan kahve, belki bir parça kek ile börek bulundurmaya çalışacağız.

Yerimiz hemen yolunuzun üstü.

Bekliyoruz.

 

 

 

2017 Duyurular2016 Duyurular2015 Duyurular2014 Duyurular2013 Duyurular2012 Duyurular2011 Duyurular2010 Duyurular2009 Duyurular2008 Duyurular2007 Duyurular
--www.ypmerkezi.org Telefon: 430 85 21 (Hafta içi 10.00-18.00) Cep: 0 506 220 09 32 Mithatpaşa Cad. 10/13 Yenişehir Ankara Facebook Grubumuz: https://www.facebook.com/groups/12704593500/?fref=ts
Ziyaret Sayısı 157448
Design by Svetainių kūrimas