YAŞANTI PAYLAŞIM MERKEZİ

MEZUNLARIMIZIN GER İ B İ LD İ R İ MLER İ

                                      

ŞÜKRAN TÜY
           Merhaba YPMGV. Bu gün geç kalınmış bir görevimi yerine getirmek için kağıt kalemi elime aldım. Umarım keyifli bir yazı çıkarabilirim. Bu yazının böyle bir zamana denk gelmiş olması benim bu yazıyı kaleme almamdaki heyecanımı çok daha arttırdı. YPM ile tanışmam 2004 yılında çok sevdiğim arkadaşım Nur Özal aracılığıyla olmuştur. O zamanlar ikimizde aynı yurtta, aynı odada kalıyorduk. İlk zamanlar benim rahatsızlığım sebebiyle merkeze çok fazla uğrayamıyordum. Aktif olarak ancak 2005 yılında başladım. Gönüllü torun projesi, geziler, sinemalar, tiyatro, senfoni orkestraları, engellilerle kaynaşma tabi ki kermesler… daha sayamadığım bir çok faaliyetlerde bulundum. 2005 yılında başlamış olduğum bu keyifli yolculuk 2008 yılına kadar devam etti. Bu zaman içerisinde neler yaptığımı anlatmak istemiyorum. 2008 yılından bu zamana kadar aklımda neler kaldıysa onları sizlerle paylaşmak istiyorum. Öncelikle beraberlikten ve takım ruhundan bahsetmek istiyorum. Vakıftaki arkadaşlık, beraberliğin, paylaşımın, ortak haraket etmenin diğer adıydı. Uyumlu hareket etmeyi, ortak fikir etrafında kenetlenmenin ne demek olduğunu burada öğrendim. Şu anda işimi ve hayatımı kolaylaştıran Vakfın bana kazandırdığı en önemli davranışın bu olduğunu biliyorum. Bahsetmek istediğim ikinci konu ise disiplin ve süreklilik. Bu kavramların Belkıs Güneş tarafından içime nasıl nakış gibi işlendiğini ancak bir işe başlamadan önce mesai arkadaşlarımın ve amirlerimin bana bakarak "Bunun üstesinden ancak sen gelebilirsin" dediğinde anlıyorum. Çünkü ben bir işe başladıysam o iş mutlaka sonlandırılır. Bir diğer kavram ise hedef belirleme. Eğer bir birey kendine bazı hedefler koyamıyorsa ve bu hedefler etrafında kararlar alamıyorsa zamanını boşa geçirmiş olur. Hatırladığım kadarıyla vakıfta yaptığımız her faaliyetle ilgili kendi fikirlerimizi anlatan geri bildirimler yazardık, biraz zorlama bir yazı olsa da şimdi o yazıların kıymetini daha çok anlıyorum. O zamanlar Belkıs Ablanın burdaki amacının ne olduğunu anlayamazdım ama şu anda anlıyorum ve bunu anlamak için zamana ihtiyaç varmış. Bahsedeceğim diğer kavram ise düzenli olmak. Belkıs Abladan en çok çektiğim konu, bence bu düzenden herkes çekiyor, düzeni iyi kavrayamamışım ki halen çekiyorum. Toparlamak gerekirse insan yaşadığı zamanın farkında olamıyor ancak yaşadığı zamanın seyircisi olduğunda farkında oluyor. Şimdi YPM de geçirdiğim zamanı düşündüğümde her anın benim hayatımda ne kadar önemli bir yer ettiği yeni fark ediyorum. Bana yaşattıklarınız ve kazandırdıklarınız için sonsuz teşekkürler. YPMGV, Teşekkürler A. Belkıs GÜNEŞ.
Şükran Tüy Tokmak halen İSKİ Halkla ilişkiler sorumlusu olarak görev yapmakta... 

 

  ANKARA’DAKİ EVİM

           Merhaba YPMGV. Bu gün geç kalınmış bir görevimi yerine getirmek için kağıt kalemi elime aldım. Umarım keyifli bir yazı çıkarabilirim. Bu yazının böyle bir zamana denk gelmiş olması benim bu yazıyı kaleme almamdaki heyecanımı çok daha arttırdı. YPM ile tanışmam 2004 yılında çok sevdiğim arkadaşım Nur Özal aracılığıyla olmuştur. O zamanlar ikimizde aynı yurtta, aynı odada kalıyorduk. İlk zamanlar benim rahatsızlığım sebebiyle merkeze çok fazla uğrayamıyordum. Aktif olarak ancak 2005 yılında başladım. Gönüllü torun projesi, geziler, sinemalar, tiyatro, senfoni orkestraları, engellilerle kaynaşma tabi ki kermesler… daha sayamadığım bir çok faaliyetlerde bulundum. 2005 yılında başlamış olduğum bu keyifli yolculuk 2008 yılına kadar devam etti. Bu zaman içerisinde neler yaptığımı anlatmak istemiyorum. 2008 yılından bu zamana kadar aklımda neler kaldıysa onları sizlerle paylaşmak istiyorum. Öncelikle beraberlikten ve takım ruhundan bahsetmek istiyorum. Vakıftaki arkadaşlık, beraberliğin, paylaşımın, ortak haraket etmenin diğer adıydı. Uyumlu hareket etmeyi, ortak fikir etrafında kenetlenmenin ne demek olduğunu burada öğrendim. Şu anda işimi ve hayatımı kolaylaştıran Vakfın bana kazandırdığı en önemli davranışın bu olduğunu biliyorum. Bahsetmek istediğim ikinci konu ise disiplin ve süreklilik. Bu kavramların Belkıs Güneş tarafından içime nasıl nakış gibi işlendiğini ancak bir işe başlamadan önce mesai arkadaşlarımın ve amirlerimin bana bakarak "Bunun üstesinden ancak sen gelebilirsin" dediğinde anlıyorum. Çünkü ben bir işe başladıysam o iş mutlaka sonlandırılır. Bir diğer kavram ise hedef belirleme. Eğer bir birey kendine bazı hedefler koyamıyorsa ve bu hedefler etrafında kararlar alamıyorsa zamanını boşa geçirmiş olur. Hatırladığım kadarıyla vakıfta yaptığımız her faaliyetle ilgili kendi fikirlerimizi anlatan geri bildirimler yazardık, biraz zorlama bir yazı olsa da şimdi o yazıların kıymetini daha çok anlıyorum. O zamanlar Belkıs Ablanın burdaki amacının ne olduğunu anlayamazdım ama şu anda anlıyorum ve bunu anlamak için zamana ihtiyaç varmış. Bahsedeceğim diğer kavram ise düzenli olmak. Belkıs Abladan en çok çektiğim konu, bence bu düzenden herkes çekiyor, düzeni iyi kavrayamamışım ki halen çekiyorum. Toparlamak gerekirse insan yaşadığı zamanın farkında olamıyor ancak yaşadığı zamanın seyircisi olduğunda farkında oluyor. Şimdi YPM de geçirdiğim zamanı düşündüğümde her anın benim hayatımda ne kadar önemli bir yer ettiği yeni fark ediyorum. Bana yaşattıklarınız ve kazandırdıklarınız için sonsuz teşekkürler. YPMGV, Teşekkürler A. Belkıs GÜNEŞ.
Şükran Tüy Tokmak halen İSKİ Halkla ilişkiler sorumlusu olarak görev yapmakta... 

 

  ANKARA’DAKİ EVİM

Vakıf olmadan önceki adıyla “Yaşantı Paylaşım Merkezi” ile tanışmamız ablamın sayesinde tam 7 yıl önceydi. Ben şanslıydım çünkü birinci sınıfta başladım merkezde çalışmaya.

YPMGV benim için çok şey ifade ediyor. Her şeyden önce orası benim Ankara’daki evim; Belkıs abla da anne, abla, öğretmen… Tabi en önemlisi de her şeyimi paylaşabileceğim dostum. Belkıs ablanın benim kalbimdeki yeri bambaşka. Yolu vakıftan geçen herkesin ondan öğrendiği ve daha öğreneceği çok şey var.

 Belkıs abla ne zaman bizi zorlasa hep iş hayatına hazırlık derdi. Bunu mezun olunca daha iyi anladım. Sadece iş değil hayatın her alanında Belkıs ablanın söyledikleri kulağımda küpe. Başkalarına zor gelen çoğu şey beni zorlamıyor. Kim olursa olsun birileriyle birlikte çalışma konusunda zorluk çekmiyorum. Bunu Belkıs ablanın özellikle üstünde durduğu ve ülkemizde büyük eksiklik olarak gördüğü farklı insanların birlikte çalışabilmesi ve organizasyon eksikliği konusundaki çalışmalarımıza borçluyum. Genelde insanlar her şeyin hazır olarak önüne gelmesine alışkın olduğu için bir şeyler üretmek, bir projeyi planlamak, planladığı projeleri yürütebilmek, herhangi bir şeyi organize edebilmek konusunda büyük sorunlarla karşı karşıya kalıyorlar. Biz vakıftaki çalışmalarımızla bunu aşmayı başarabildik.

 Vakıf kişisel gelişim anlamında bana çok şey kazandırdı. Her biri farklı bölümlerde okuyan çok arkadaşım oldu. Farklı kültürler, farklı bakış açıları hiç bilmediğim pencerelerden hayata bakmamı sağladı. Bu nedenle orada tanıdığım herkes benim için ayrı bir değer. Yaptığımız söyleşiler, katıldığımız kültürel faaliyetler, geziler… Yapılan bütün etkinlikler düşünce ve hayal dünyamı bambaşka noktalara taşıdı. Bu da kendimi daha iyi tanımam, hayatta neler yapmak istediğimi ve yapabileceğimi görebilmem konusunda yardımcı oldu. İkinci üniversiteyi okumaya karar verebilecek cesaretin alt yapısı işte tam olarak bu bence.

    Ona hayatıma dokunduğu için ne kadar teşekkür etsem az. İyi ki YPMGV ve Belkıs abla var…

Burcu Aydemir

FERAY AYDOĞAN (2004-2008)

Öğrencilik hayatına benzemeyen iş hayatına uyum sağlamakta zorlanmadığımı, iş hayatı için gerekli olan birçok konuda ihtiyacım olan beceri ve deneyimi Yaşantı Paylaşım Merkezi sayesinde edinmiş olduğumu ilk iş deneyimimde fark ettim. Hayal ettiğimiz şeyleri gerçekleştirebileceğimizi gördüğüm umutsuzluğa kapılmadan çaba ve emek sarf edildiğinde ulaşılamayacak hiçbir şey olmadığını öğrendiğim Yaşantı Paylaşım Merkezi'nin bana katkısını iş hayatımda karşıladığım zorluklar karşısında pes etmeden çözüm aradığımda ve başardığımda fazlasıyla hissettim.  Fikir alışverişi yapabilmenin önemini, grup çalışmasının yapılan işin değerini arttırdığını ilk olarak merkezde yaptığımız çalışmalarda görmüştüm.  İş hayatımda sorumluluk üstlenme cesaretimi daha önce merkezde üstlendiğim sorumluluklar pekiştirmişti. Belkıs Abla'nın yaptığımız işlere ilişkin mutlaka not almamız, çıkarımlarda bulunmamız, genel değerlendirmeler yapmamız gibi öğütleri hatalarımı fark edip düzeltmem konusunda bana yol gösterdi ve yaptığım işin niteliğini arttırdı. Merkezde gerçekleştirdiğimiz sosyal, sanatsal ve kültürel etkinliklerin, iş hayatında başarı sağlamış kişilerle yaptığımız sohbetlerin, gerçekleştirdiğimiz projelerin, projeler aracılığı ile edindiğim deneyimlerin bana kattıklarını her an hissediyorum. Farklı insanlarla tanışıp birbirini anlamaya çalışma, birlikte bir şeyler yapabilme imkanı bulma ve böylece geniş bir bakış açısına sahip olmaya olanak sağlayan  Yaşantı Paylaşım Merkezi sayesinde ben de daha geniş bir bakış açısı kazandım ve iletişim becerilerimi arttırdım.  Merkez ile kişisel gelişim için önemli bir dönem olan üniversite hayatında tanışmış olmam benim için oldukça önemliydi.  Duygusal anlamda da insanın kendisini iyi ve huzurlu hissettiği bir yerin var olmasının önemini öğrendiğim sımsıcak bir merkezdi. Kişisel gelişimime katkı sağlayan Belkıs Abla'ya ve merkezde tanıdığım tüm arkadaşlarıma teşekkürler.  

İzmir Karşıyaka Adliyesi Sosyal Hizmet Uzmanı

 

 

Yaşantı Paylaşım Merkezi Gençlik Vakfı... Nasıl anlatsam ki, bana hiç bilmediğim dünyaların kapılarını açan yer. Merve Hoşgör’e ne kadar teşekkür etsem az, onun sayesinde tanışmıştım bu güzel vakıfla.

Sahip olduğum ama henüz farkında olmadığım duyguları bana yaşatan yerdir Yaşantı Paylaşım Merkezi. Sanırım şu cümle orada geçirdiğim tüm zamanların üzerimde bıraktığı tek gerçek izdir. Hissetmeyi orada öğrendim ben. Hissederek yaşamak ayrı bir güzelmiş. Müziği hissettim, doğanın yeşilini denizin mavisini hissettim, çocukların güzel düşlerini hissettim, yaşlıların engin denizlerini hissettim. Tüm ruhumla hissettiğim herşeyin hayatımda kalıcı hale geldiğini gördüm. Vakfın en temel ilkesi paylaşmaktı. Herşeyi paylaşıyor, yaşantıların üstüne yaşantılar ekleyip hep birlikte yepyeni dünyalar keşfediyorduk. Yeter ki ön yargılı olmayalım, yargısız infaz yapmayalım. Herşeyin bir çaresi mutlaka bulunuyordu. Bu vakıf güzel şeylerin yanısıra başka şeyler de katmıştı ruhuma. Mesela artık sorgulamadan edemiyordum, eskisinden çok daha fazla soru soran bir insana dönüşmüştüm, çevremde olup bitinlere kayıtsız kalmam artık imkansızdı. İçimi kemiren bir kurt armağan etmişlerdi bana. Hissetiğim her kötü duygu çevremde gördüğüm her yanlış içimdeki bu kurdu harekete geçiriyordu. Olumsuz gibi görünse de insan olabilmek için içimizde en azından bir “kurtçuğa” ihtiyaç olduğunu anlamıştım. Derinlere daldığım, kurtçuğumla savaştığım, kimi zaman gülüp eğlendiğim kimi zaman üzülüp kırıldığım, ruhumu beslediğim, paylaşıp öğrendiğim, çok okuduğum hayat kokan o ortamı gerçekten özlüyorum. Herkesin yaşamına değmesi gereken sesler, insanlar vardır. Her insanın özellikle de öğrencilik yıllarında tanışması gereken güzel bir kurum Yaşantı Paylaşım Merkezi Gençlik Vakfı. En güzel yıllarımı en güzel şekilde geçirmemi sağladığı katkıyı kelimelerle anlatmak gerçekten zor. İyi ki diyorum iyi ki tanışmışım orayla. Hayatımda iz bırakan anılar, paylaşılan güzel düşler ve edindiğim yararlı bilgiler kaldı geriye.. Sımsıcak dostluklar kaldı geriye..

Çok uzakta da olsam bambaşka bir hayata da sahip olsam bazı şeyler hiç silinmiyor. Siz siz yapan en güzel birikimler hiç silinmeyenlerdir. Hayatımda hala var olan insanlar, o güzel dostlar, paylaştığımız o bilgi ve birlik dolu o güzel yaşantılar, dinlediğim deneyimler, şaşırdığım farklılıklar, ruhumun sesini duyduğum o güzel müzikler, insanı anlamaya çalıştığımız o derin sohbetler bir de hayatımdan silinmiş gibi görünen ama hayatımda bıraktığı sessiz izlerle bana daima tebessüm ettiren ve hep de ettirmeye devam edecek olan melek-insanlar hepsi, hepsi iyi ki varlar iyi olmuşlar iyi ki ömrüme dokunmuşlar. Önce güzel arkadaşım Merve Hoşgör’e, sonra sevgili öğretmenim A. Belkıs Güneş’e ve Yaşantı Paylaşım Merkezi Gençlik Vakfı’na sonsoz teşekkürler...

 

 

Sevgi   BIYIKLI   ÜYÜDÜCÜ

Ankara Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı

Mardin / Nusaybin İmam Hatip Ortaokulu / İngilizce Öğretmeni

 

BukeTuncer Boz

Kapısından içeri girdigim ilk gün dün gibi aklımda. O günden sonra da kopamadim zaten. Üniversite yıllarımın en güzel ve en verimli yıllarını burada geçirdim. Vakıf bana sihirli bir dünyanın kapılarını araladı adeta. Ülkemin dört bir yanından Ankara'ya gelen ve yolu Vakıftan gecen bircok kisiyle bir kültür sinerjisi oluşturduk. Yol arkadası olduk. Sadece bu kadar da değil, ögrencilerimizin egitim hayatı ve kişisel gelişimlerine katkıda bulunduk. Gönüllü torun projemizle sadece yaş almış, ama ruhları gençliklerinden hicbir şey kaybetmemis çok degerli büyüklerimle tanıştım ve çok ders çıkardım. Söyleşilerimizin katkıları ise oldukça büyük. Farklı meslek gruplarından insanlar anlattıklarıyla bam telimize dokundular. Vakfın özellikle iş hayatıma katkıları hala devam ediyor. Almış olduğum geri bildirimleri doğru zamanda kullanmam görevde yükselmeme vesile oldu. Olaylara karşı bakış açım genişledi. Kriz yönetimini öğretti. Bunların hepsinin mimarı dünyanın en fedakar, en iyi yürekli insanı Belkıs Güneş. Güneş gibi ışık sactı bizlere. Kattığı her şey için teşekkürü bir borç bilirim. Vakfa yolu düşecek herkesin ne kadar çok şey öğreneceklerini biliyor olmak bile beni ilk günkü kadar heyecanlandırıyor. Sevgiler...

 

Buket Gül BOZ

Halkbank Operasyonu Takım Lideri

 

 

YAŞANTI PAYLAŞIM MERKEZİ GENÇLİK VAKFININ MESLEK HAYATIMA ETKİSİ

 

Ben Yusuf Gül. Gazi Üniversitesi Özel eğitim bölümünden 2015 yılında mezun oldum.   Üniversite hayatımın yaklaşık 3 senesini Yaşantı Paylaşım Merkezinde geçirdim.

 

Yaşantı Paylaşım Merkezi üniversite hayatımda başıma gelen en güzel şeylerden birisiydi.   Yeni arkadaşlıklar,   yeni ortamlar,  farklı kültürler ve zengin aktivite   olanakları ile Ankara’da benim için çok kıymetli bir kurum haline geldi.   Kurum dediğime bakmayın.   Aslında canı gönülden dostlukların oluştuğu,   kıymetli insanlarla vakit geçirilen oldukça samimi bir ortam.   Gelelim bu ortamın bana ve meslek hayatıma kattıklarına…

 

Öncelikle disiplin.   Öncesinde disiplin konusunda sorunlarım vardı.   Başladığım işi bitirirdim fakat vakıf sayesinde başladığım   işi bitirmenin yanı sıra zamanı verimli kullanmayı ve organize bir şekilde işleri tamamlamayı öğrendim.   Açık görüşlü bir insandım.   Ön yargı ile kimseye yaklaşmazdım fakat yine de uç   fikirlere karşı da hep bir kuşkuyla bakardım.   Vakıf sayesinde bütün fikirlere objektif bir şekilde bakmayı ve bu fikirlere karşı daha açık olmayı başardım.   Vakıf sayesinde sürekli gündemi takip etme fırsatım oldu.   Öğretmenlik tecrübesini gerçek ortamda deneyimleme   fırsatım oldu.   Farklı öğrenci profilleri ile daha mesleğe başlamadan tanışma fırsatım oldu. Kitap okuma alışkanlığı kazandım.   Kitap okudukça fikirlerim değişti.   Ufkum genişledi.   Zengin bilgi birikimine sahip insanlarla tanışma fırsatım oldu.   Satırlara yazarak Yaşantı Paylaşım Merkezi Gençlik Vakfı’nın bana kazandırdıklarını   anlatmak zor.   Bizzat yaşanmalı ve görülmeli.   Belki aklıma gelmeyen daha çok şey var.   Belki de ileride yaşım ilerledikçe yeni yeni anlayacağım şeyler de olacak.   Hatta farkına varmadan etkilendiğim bir   çok şey de olabilir. Her öğrencinin mutlaka böyle bir ortam da olması gerektiğini düşünüyorum.

 

Yaşantı Paylaşım Merkezi Gençlik Vakfını iyilik ve güzellikle hatırlayacağım,   özleyeceğim bir yuva olarak hafızama kazındı. Saygılarla…

 

 

Yusuf Gül

 

 

 

 

 

 

Son hesap etkinliği: 4 gün önce

Ayrıntılar

Yusuf Gül

Çevrelere ekleyin

Ayrıntıları göster

 

, Ahmet Tekin

AHMET TEKİN Anadolu Üniversitesi Sosyal Hizmetler ve Danışmanlık Bölümü mezunuyum. Yaşantı Paylaşım Merkezi Gençlik Vakfı; Ankara’nın merkezinde kurulan öğrencilere ve üniversite öğrencilerine hizmet veren onları hayata hazırlayan, onlara özgüven ve kendiyle barışık bir şekilde yaşamayı öğreten bir vakıftır. Öğrencilerin güzelim Türkçeyi daha ne kadar düzenli ve doğru bir şekilde kullanıp kendini ifade etmesi gerektiğini, iletişimin sadece Türkçeyi bilmekle olmayıp; dinlemeyi öğrenmenin bir parçası olduğunu öğretir. Bizim sosyal değerlerimizi, aynı zamanda kitap okuma, tiyatro, sinema, geziler ve Gönüllü Torun projesi bunların yanı sıra disiplinli bir şekilde hayatın nasıl sürdürülmesi gerektiğinden tutun, evdeki yaşam şekline kadar bir çok sosyal faaliyetler gerçekleştirerek onları toplumun güzel bir ferdi olarak hayata hazırlıyor.

Yaşantı Paylaşım Merkezi ile 2007-2011 yılları arasında buluştum. Gerek eğitim hayatım gerek iş hayatımda yaşamın bize sunduğu şartlarda mücadelede Yaşantı Paylaşım Merkezi’ndeki aldığım olumlu izlenimler bana her zaman güne başladığımda bir adım önde olduğum hissettirmiştir.

Hayat her zaman alaya alınacak bir yaşam hikayesi değildir. Bizim yaşama ciddi bir şekilde başlayarak hayatın gayelerini unutmadan amaçlarımızı yerine getirmeyi, hayatın olumlu olumsuz koşullarında nasıl bir yol haritası çizmemiz gerektiğini gösterir. Yaşantı Paylaşım Merkezi bizi hayata disiplinli bir şekilde hazırlayarak ,hayatı ciddiye alarak sorumluluk sahibi birey olma bilincini bizde uyandırmıştır. Bir kişiye el uzatmak bir toplumun temel taşını el atmaktan geçtiğini bilmek, gerek günümüzdeki insanlara bu bilinci öğretmek ve ülkesini sevdirmek,  insanları sevdirmek ve onlara değere vermek topluma insan olarak yaşamayı öğretmek bu vakfın en temel amacı olmuştur. Vakfımız amacına uygun olarak bizlerden ayakları üzerinde durmayı bilen bireyler , kendi değerlerini ve toplumsal sorumluluklarını bilen, yeteneklerinin farkında bireyler oluşturmuştur. İş yaşamının getirdiği sorumlulukları üstlenme, görev alma ,görevi en iyi şekilde yerine getirme, yaşama aktif olarak katılma, farklılıklara saygı duyma gibi birçok alanda bizlere edindirdiği deneyimlerle, yaşamımıza kolaylıklar sağlamıştır. Bizler mezun olduktan sonra Türkiye’nin her köşesinde , vakfımızın değerli kurucusu, Sayın Belkıs Güneş’ten aldığımız bilgileri çevremizdeki insanlara öğretmekten gurur duyuyoruz.

 Saygılarımla Ahmet Tekin

Ahmet Tekin Halen Erzurum’da Adalet Bakanlığı memuru olarak çalışmaktadır.

 

AHMET TEKİN Anadolu Üniversitesi Sosyal Hizmetler ve Danışmanlık Bölümü mezunuyum. Yaşantı Paylaşım Merkezi Gençlik Vakfı; Ankara’nın merkezinde kurulan öğrencilere ve üniversite öğrencilerine hizmet veren onları hayata hazırlayan, onlara özgüven ve kendiyle barışık bir şekilde yaşamayı öğreten bir vakıftır. Öğrencilerin güzelim Türkçeyi daha ne kadar düzenli ve doğru bir şekilde kullanıp kendini ifade etmesi gerektiğini, iletişimin sadece Türkçeyi bilmekle olmayıp; dinlemeyi öğrenmenin bir parçası olduğunu öğretir. Bizim sosyal değerlerimizi, aynı zamanda kitap okuma, tiyatro, sinema, geziler ve Gönüllü Torun projesi bunların yanı sıra disiplinli bir şekilde hayatın nasıl sürdürülmesi gerektiğinden tutun, evdeki yaşam şekline kadar bir çok sosyal faaliyetler gerçekleştirerek onları toplumun güzel bir ferdi olarak hayata hazırlıyor.

Yaşantı Paylaşım Merkezi ile 2007-2011 yılları arasında buluştum. Gerek eğitim hayatım gerek iş hayatımda yaşamın bize sunduğu şartlarda mücadelede Yaşantı Paylaşım Merkezi’ndeki aldığım olumlu izlenimler bana her zaman güne başladığımda bir adım önde olduğum hissettirmiştir.

Hayat her zaman alaya alınacak bir yaşam hikayesi değildir. Bizim yaşama ciddi bir şekilde başlayarak hayatın gayelerini unutmadan amaçlarımızı yerine getirmeyi, hayatın olumlu olumsuz koşullarında nasıl bir yol haritası çizmemiz gerektiğini gösterir. Yaşantı Paylaşım Merkezi bizi hayata disiplinli bir şekilde hazırlayarak ,hayatı ciddiye alarak sorumluluk sahibi birey olma bilincini bizde uyandırmıştır. Bir kişiye el uzatmak bir toplumun temel taşını el atmaktan geçtiğini bilmek, gerek günümüzdeki insanlara bu bilinci öğretmek ve ülkesini sevdirmek,  insanları sevdirmek ve onlara değere vermek topluma insan olarak yaşamayı öğretmek bu vakfın en temel amacı olmuştur. Vakfımız amacına uygun olarak bizlerden ayakları üzerinde durmayı bilen bireyler , kendi değerlerini ve toplumsal sorumluluklarını bilen, yeteneklerinin farkında bireyler oluşturmuştur. İş yaşamının getirdiği sorumlulukları üstlenme, görev alma ,görevi en iyi şekilde yerine getirme, yaşama aktif olarak katılma, farklılıklara saygı duyma gibi birçok alanda bizlere edindirdiği deneyimlerle, yaşamımıza kolaylıklar sağlamıştır. Bizler mezun olduktan sonra Türkiye’nin her köşesinde , vakfımızın değerli kurucusu, Sayın Belkıs Güneş’ten aldığımız bilgileri çevremizdeki insanlara öğretmekten gurur duyuyoruz.

 Saygılarımla Ahmet Tekin

Ahmet Tekin Halen Erzurum’da Adalet Bakanlığı memuru olarak çalışmaktadır.

 

AHMET TEKİN Anadolu Üniversitesi Sosyal Hizmetler ve Danışmanlık Bölümü mezunuyum. Yaşantı Paylaşım Merkezi Gençlik Vakfı; Ankara’nın merkezinde kurulan öğrencilere ve üniversite öğrencilerine hizmet veren onları hayata hazırlayan, onlara özgüven ve kendiyle barışık bir şekilde yaşamayı öğreten bir vakıftır. Öğrencilerin güzelim Türkçeyi daha ne kadar düzenli ve doğru bir şekilde kullanıp kendini ifade etmesi gerektiğini, iletişimin sadece Türkçeyi bilmekle olmayıp; dinlemeyi öğrenmenin bir parçası olduğunu öğretir. Bizim sosyal değerlerimizi, aynı zamanda kitap okuma, tiyatro, sinema, geziler ve Gönüllü Torun projesi bunların yanı sıra disiplinli bir şekilde hayatın nasıl sürdürülmesi gerektiğinden tutun, evdeki yaşam şekline kadar bir çok sosyal faaliyetler gerçekleştirerek onları toplumun güzel bir ferdi olarak hayata hazırlıyor.

Yaşantı Paylaşım Merkezi ile 2007-2011 yılları arasında buluştum. Gerek eğitim hayatım gerek iş hayatımda yaşamın bize sunduğu şartlarda mücadelede Yaşantı Paylaşım Merkezi’ndeki aldığım olumlu izlenimler bana her zaman güne başladığımda bir adım önde olduğum hissettirmiştir.

Hayat her zaman alaya alınacak bir yaşam hikayesi değildir. Bizim yaşama ciddi bir şekilde başlayarak hayatın gayelerini unutmadan amaçlarımızı yerine getirmeyi, hayatın olumlu olumsuz koşullarında nasıl bir yol haritası çizmemiz gerektiğini gösterir. Yaşantı Paylaşım Merkezi bizi hayata disiplinli bir şekilde hazırlayarak ,hayatı ciddiye alarak sorumluluk sahibi birey olma bilincini bizde uyandırmıştır. Bir kişiye el uzatmak bir toplumun temel taşını el atmaktan geçtiğini bilmek, gerek günümüzdeki insanlara bu bilinci öğretmek ve ülkesini sevdirmek,  insanları sevdirmek ve onlara değere vermek topluma insan olarak yaşamayı öğretmek bu vakfın en temel amacı olmuştur. Vakfımız amacına uygun olarak bizlerden ayakları üzerinde durmayı bilen bireyler , kendi değerlerini ve toplumsal sorumluluklarını bilen, yeteneklerinin farkında bireyler oluşturmuştur. İş yaşamının getirdiği sorumlulukları üstlenme, görev alma ,görevi en iyi şekilde yerine getirme, yaşama aktif olarak katılma, farklılıklara saygı duyma gibi birçok alanda bizlere edindirdiği deneyimlerle, yaşamımıza kolaylıklar sağlamıştır. Bizler mezun olduktan sonra Türkiye’nin her köşesinde , vakfımızın değerli kurucusu, Sayın Belkıs Güneş’ten aldığımız bilgileri çevremizdeki insanlara öğretmekten gurur duyuyoruz.

 Saygılarımla Ahmet Tekin

Ahmet Tekin Halen Erzurum’da Adalet Bakanlığı memuru olarak çalışmaktadır.

 

 
Feray Aydoğan (2004-2008)

Öğrencilik hayatına benzemeyen iş hayatına uyum sağlamakta zorlanmadığımı, iş hayatı için gerekli olan birçok konuda ihtiyacım olan beceri ve deneyimi 2013 yılında vakıflaşan Yaşantı Paylaşım Merkezi sayesinde edinmiş olduğumu ilk iş deneyimimde fark ettim. Hayal ettiğimiz şeyleri gerçekleştirebileceğimizi gördüğüm umutsuzluğa kapılmadan çaba ve emek sarf edildiğinde ulaşılamayacak hiçbir şey olmadığını öğrendiğim Yaşantı Paylaşım Merkezi'nin bana katkısını iş hayatımda karşıladığım zorluklar karşısında pes etmeden çözüm aradığımda ve başardığımda fazlasıyla hissettim.  Fikir alışverişi yapabilmenin önemini, grup çalışmasının yapılan işin değerini arttırdığını ilk olarak merkezde yaptığımız çalışmalarda görmüştüm.  İş hayatımda sorumluluk üstlenme cesaretimi daha önce merkezde üstlendiğim sorumluluklar pekiştirmişti. Belkıs Abla'nın yaptığımız işlere ilişkin mutlaka not almamız, çıkarımlarda bulunmamız, genel değerlendirmeler yapmamız gibi öğütleri hatalarımı fark edip düzeltmem konusunda bana yol gösterdi ve yaptığım işin niteliğini arttırdı. Merkezde gerçekleştirdiğimiz sosyal, sanatsal ve kültürel etkinliklerin, iş hayatında başarı sağlamış kişilerle yaptığımız sohbetlerin, gerçekleştirdiğimiz projelerin, projeler aracılığı ile edindiğim deneyimlerin bana kattıklarını her an hissediyorum. Farklı insanlarla tanışıp birbirini anlamaya çalışma, birlikte bir şeyler yapabilme imkanı bulma ve böylece geniş bir bakış açısına sahip olmaya olanak sağlayan  Yaşantı Paylaşım Merkezi sayesinde ben de daha geniş bir bakış açısı kazandım ve iletişim becerilerimi arttırdım.  Merkez ile kişisel gelişim için önemli bir dönem olan üniversite hayatında tanışmış olmam benim için oldukça önemliydi.  Duygusal anlamda da insanın kendisini iyi ve huzurlu hissettiği bir yerin var olmasının önemini öğrendiğim sımsıcak bir merkezdi. Kişisel gelişimime katkı sağlayan Belkıs Abla'ya ve merkezde tanıdığım tüm arkadaşlarıma teşekkürler.

 

Feray AYDOĞAN- İzmir Karşıyaka Adliyesi Sosyal Hizmet Uzmanı

Şeyda DELLALOĞLU Özel Eğitim Öğretmeni, Bolu Merkez Mevlana İlkokulu

Vakıf İçinde Faal Olduğu Yıl: 2015-2016

Gerek eğitim yaşamım gerek sosyal yaşamım için, hayatımın en güzel zamanları olarak anımsayacağım 2013-2014 öğretim yılında, Yaşantı Paylaşım Merkezi Gençlik Vakfı’nın bir üyesi olma şansına sahip oldum. Bizleri aile sıcaklığıyla saran vakfımız, mevcut oluşumun vazgeçilmez bir parçası olduğumuz hissini uyandırdı hepimizde. Bizler de bu heves ve çaba ile yetenekli olduğumuz alanlarda çalışmalar gerçekleştirerek paylaşıma katkı sağladık. Fakat zaman içinde gördük ki en büyük katkı, genç ruhlarımıza işlenen ‘duyarlı, çalışkan, sorumluluk sahibi birey olma arzusu’ ile bizlere sağlanandı. Değişimin fikir ve davranışlarımızda dirilişini meslek yaşamına atıldığım şu günlerde daha iyi görmekteyim. Hayatlarımıza sihirli değnek gibi dokunan vakfımız, amacına uygun olarak bizlerden ayakları yere sağlam basan, kendi değer ve toplumsal sorumluluklarını bilen, yeteneklerinin farkında bireyler oluşturdu. İş yaşamının getirdiği sorumlulukları üstlenme, görev alma, yaşama aktif olarak katılma, farklılıklara saygı duyma gibi birçok alanda bizlere edindirdiği deneyimlerle, yaşamımıza kolaylıklar sağladı. Bizler mezun olduktan sonra Türkiye’nin dört bir yanına dağılıp, vakfımızın değerli kurucusu,Sevgili Belkıs Ablamız, Sayın Belkıs Güneş’ten aldığımız ışığı ülkemizin her köşesine ulaştırmaya çalışıyoruz. Sergiler gezdik, müzelerde geçmişin tozlu yollarından geçerek tarihimize dokunduk; katıldığımız tiyatro gösterileri, seminerler, izlediğimiz filmler, üzerine görüş bildirdiğimiz kitaplarla ‘hayatı ve insanı okuma’ becerisi kazandık. Paylaşımın en yüce amaç olduğunu, yaşamı değerli kılanın insanın kendine ve yaşadığı dünyaya gösterdiği özen olduğunu burada birbirimizden öğrendik. Kendim, arkadaşlarım ve dolaylı yollardan da olsa dokunduğumuz insan hayatları adına, geçmişten bugüne vakfın kuruluşu ve işleyişinde emeği olan herkese teşekkürü borç biliyorum. İyi ki varsın YPMGV!

 

 

Hepinize Merhaba

Adım Mehmet Kemal Yıldız, Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümünden geçtiğimiz yıl ağustos ayında mezun oldum. Sizlere Yaşantı Paylaşım Merkezi Gençlik Vakfı'nı anlatmadan evvel, vakfa katılmadan önce yaptıklarımı anlatmak istiyorum.

                2011 yılında üniversiteyi kazanarak bir yurda yerleştim. İlk yıl ortamı tanıma, yeni arkadaşlıklar kurma derken çabucak geçti. İkinci yıl ortama alışmıştım, arkadaşlarımızla biraz derslere girip biraz gezip dolaşıyorduk. İkinci yıl, Ankara'da gezilecek tüm yerleri gezdiğimizi düşünüp yavaş yavaş okuldan kopuş sürecim başladı. Bu, aynı zamanda okuldan da kopuş anlamına geliyordu. Üçüncü sınıfa geldiğimde okula doğru düzgün gitmiyordum. Arkadaş çevrem daralmıştı. Yurttan dışarı fazla çıkmıyordum. Sabah geç saatlerde uyanıyor, yurtta yabancı dizi izliyordum. Dışarı çıktığım zamanlarda ise birkaç kişiyle genel olarak Playstation salonlarında vakit geçiriyordum. Üçüncü sınıf benim açımdan çok verimsiz geçmişti. Başlarda bu durumdan pek şikayet etmesem de, bir zaman sonra bu durumdan rahatsız olmaya başladım. Normalde çok neşeli, enerjik  biriyken sürekli yurtta dizi izleyip asosyal ve mutsuz bir bireye dönüşmüştüm. Silkelenip kendime gelmem gerekliydi. Yine eskisi gibi mutlu olmak istiyordum ama nasıl ? Bir işte çalışmak istemiyordum, onun dışında da başka bir seçenek göremiyordum. Ben bu durumdayken bir arkadaşım Facebook üzerinden Yaşantı Paylaşım Merkezi Gençlik Vakfı'nın iletisini gönderdi. İletide yeni bir sosyal çevre, kültürel sanatsal geziler, çeşitli etkinlikler ve daha birçok şey yazılıydı. Üstelik burs da veriyordu. Bunun benim için bir fırsat olduğunu düşündüm ve hemen ertesi gün vakfa tanışmaya gittim. Kapıyı çaldım, bir hanımefendi kapıyı açtı güler yüzle. Tanışmak için geldiğimi ifade edip içeri girdim. Daha ilk dakikalardan itibaren o samimiyeti, sıcaklığı hissedebiliyordum. Belkıs Abla ile tanıştık, konuştuk, bana vakfı tanıttı. Sanki o an, aradığımı bulmuştum. O sırada vakıfta birkaç öğrenci vardı, onlarla tanıştık. Her birinin bir görevi vardı; kimi bir araştırma yapıyor kimi ise bir öğrenciye derslerinde yardımcı oluyordu. Birine yardım edip, onun yüzündeki gülümsemeyle mutlu olmayı vakıfta yeniden hatırladım ve o heyecanla vakıftan ayrıldım. Artık yeni bir sorumluluğum vardı, vakfa zamanında gelip öğrencilerime elimden gelen desteği vermek. Ortama alışma sorunu bile çekmedim çünkü vakıfta bulunan her birey o kadar sıcak o kadar samimiydi ki   yabancılık çekmedim. Vakıfta hayatıma kattığım heyecan, diğer alanlara da sirayet etmişti. Artık derslerimi aksatmıyor hem de vakıfla beraber her gün yeni şeyler yapıyor, öğreniyor ve paylaşıyorduk. Vakfı o kadar sevmiş ve benimsemiştim ki, bu vakfı herkesin tanıyım böyle bir vakıftan herkesin haberi olsun diye, aldığım Belgesel dersi kapsamında ''Hayatın Paylaşım Merkezi'' adlı bir çalışma yaptık. Bu çalışmayı yaptığımız diğer arkadaşım ise benimle beraber vakfı tanıdı ve şu an o da vakfımızın bir parçası.

             Vakıfla birlikte zaman o kadar hızlı geçiyordu ki mezuniyetimin geldiğini fark edemedim bile. Mezuniyetime ailemle birlikte Belkıs Abla ve bir arkadaş daha iştirak ederek beni mutlu edip gururlandırdılar. Belkıs Ablamı ailemle o gün tanıştırma fırsatım oldu, mezuniyetten sonra vakfa gittik ve sohbetimizi vakıfta yaptık. Ailem de Belkıs Ablam da çok memnun oldular.

              Mezun olduktan sonra dedim ki: Keşke vakfı daha 1.sınıftayken tanıma şansım olsaydı. Tiyatro, sinema, resim-fotoğraf sergileri, geziler, burs ve daha birçok şey vakıfta sizleri bekliyor.

Kemal, Halen KPSS sonucunu bekliyor.
 
Rüya Yergök Gazi Üniversitesi/Ekonometri

     Yaşantı Paylaşım Vakfı; Ankara'daki öğrencilerin yegane yaşam alanı. Yaşam alanı diyorum çünkü hayata dair bulmak istediğimiz hemen hemen her şeyi bulabileceğimiz bir kurum. Ben bu verimli vakıfta 2012-2013 yılları arasında aktif olarak bulundum.

     Yaşantı paylaşım Vakfı hayata dair birçok şey öğretti. Özellikle iş hayatımda uygulayabileceğim, uyguladığım birçok şey. Belki de en önemli sorunumuz olan sorumluluk bilincini biz fark etmeden bize aşılıyor, bize verilen bir işi en hassas en özenli bir şekilde ve en önemlisi zamanında yapmayı öğreten bir vakıf. Zamanı en iyi şekilde kullanmayı, plan ve program için de aslında hiç bir şeyin sanıldığı kadar zor olmadığını, işlerimizi ertelemeden her şeye zaman ayırabileceğimizi öğretiyor.

     Ve diğer büyük sorunumuz insan ilişkileri ve iletişim. Vakıf, kendimi bu konuda geliştirmeme çok yardımcı oldu. Bize dinlemeyi, dinledikçe öğrenmeyi ve öğrendikçe öğretmenin ne kadar keyifli olduğunu hissettiriyor.

     Vakıfta bulunduğum süreç için de yeni insanlarla ve yeni faaliyetlerle tanıştım. Hayatımda karşılaştığım sorunları aşmama en büyük etken bu yenilikler oldu. Ve bu yenilikler sadece vakıf süreci için de değil vakıftan ayrıldıktan sonra da devam ediyor. Sinemaya, tiyatroya, opera ve baleye daha birçok sanatsal faaliyete gitmeyi alışkanlık haline getiriyor en azından benim için öyle oldu.

     Ankara' da bulunan öğrencilerin tanışmasını istediğim bir kurum, gerçekten yaşadığım değişimi, gelişimi oradan ayrıldıktan sonra hissettim. Bütün katkılarından dolayı A.Belkıs Güneş ve vakıf üyelerine sonsuz teşekkürler.

 

Rüya, Halen KPSS sonucunu bekliyor…

 

 

Merhaba Arkadaşlar;

      Ben Gülay Çoban Hacettepe Sosyal Hizmetler Bölümü 2008 mezunuyum. Sizlere Yaşantı Paylaşım Merkezinde aktif üyelik dönemimde yapmış olduğumuz çalışmalardan ve bu çalışmaların, Yaşantı Paylaşım Merkezi’nin, benim şu anki yaşamıma sağlamış olduğu katkılardan bahsetmek istiyorum;

     2004-2008 yılları arasında Yaşantı Paylaşım Merkezin’de Bir dönem Gönüllü Torun Projesini yürüttüm, Down Sendromlu çocuklarımızın yakınlarına özel dersler verdim, birlikte vakıfta (o zaman merkezdi) söyleşiler düzenledik, Down Sendromlu çocuklarımızın ve ailelerine günler kermesler düzenledik kendi yapmış olduğumuz el işlerini bu günlerde satıp merkezin bütçesine katkı sağladık, zaman buldukça (ayda bir) tiyatro ve CSO’ya gittik, günü birlik Eskişehir ve Kütahya ya gezileri düzenledik ve daha saymakla bitiremeyeceğim şuan aklıma gelmeyen birçok çalışma…

     Yaşantı Paylaşım Merkezinde aktif üyeli dönemimde ki en keyif aldığım çalışmalardan biri olan ve şuan hayatımda birebir yansımasını gördüğüm çalışma Gönüllü Torun Projesi; yaşlılarla sohbet etmekten ve onların deneyimlerini dinlemekten çok keyif aldım. Şu anda da yaşadığım şehirde düzenli ziyaret ettiğim 80-90 yaşlarında iki yaşlı teyzem var. İhtiyaçları doğrultusunda market alışverişlerini yapıyorum, bazen sadece gidip sohbet ediyorum, bazen onların benim için pişirdikleri börekleri yiyorum bazen de birlikte çay bahçesine gidiyoruz. Onlarla geçirmiş olduğum zamandan inanılmaz keyif alıyorum ve onların mutluluğu bana da mutluluk veriyor.

     Genel olarak değerlendirecek olursak; yukarıda saymış olduğum çalışmalar vakıfta bulunan farklı alanlara sahip öğrencilerle bir arada olmak ve paylaşımda bulunmak iş hayatımda farklı meslek gruplarına ait kişilerle daha kolay çalışmama yardımcı oldu, sosyalleşmem ve kendimi grup içerisinde ifade edebilme becerimin gelişmesini sağladı. Belkıs Hanım ile yapmış olduğumuz bire bir sohbetlerde onun yaşam   tecrübe ve becerilerini paylaşmak şu anki yaşamıma hala ışık tutuyor. Belkıs Hanım’ın ‘Yavrum uyumlu insanlarla çalışmak, vakit geçirmek kolay, bunu herkes yapar önemli olan uyum problemi yaşayan insanlarla uyumla çalışıp vakit geçirmek onların yaşamına bir şeyler katmak, ancak bu şekilde fark yaratabilirsin’ cümlesi hala kulaklarımda.    

 

Gülay, Sinop Atatürk Devlet Hastanesi Sosyal Hizmet Uzmanı…

 
Ebru SUBAŞI Özel Eğitim Öğretmeni

Öğrenciliğimin üçüncü yılında katıldığım Farabi Programı sayesinde bir yıl Ankara’da yaşama fırsatım oldu ve bu sırada Yaşantı Paylaşım Merkezi Gençlik Vakfı ile tanıştım. Ders programımı göz önünde bulundurarak vakfa gideceğim gün ve saatleri belirledik. Bu sırada vakfın genel işleyişi ve günlük rutinleri hakkında bilgi sahibi de oldum. Bilgilendirme yapılırken ne kadar sistemli ve planlı bir yerde olduğumu fark etmiş ve etkilenmiştim. Aslında biraz da korkmuştum çünkü burada her şey çok kurallıydı. Bu durum benim alışık olduğumdan biraz farklıydı. Zamanla günlük rutinlerdeki kuralların işlerimizi ne kadar kolaylaştırdığını fark ettim. Yaşantı Paylaşım Merkezi Gençlik Vakfı bana ilk olarak günümü uygun kurallarla planlamayı öğretti ve bu konu iş hayatımda benim için çok faydalı oldu. Vakıf aynı zamanda toplumsal sorumluluk duygumun artmasında çok önemli bir role sahip ve benim mesleğim için bu bilincin çok önemli olduğuna inanıyorum. Ayrıca vakfa gitme ve orada bulunma vakitlerimiz belirli bir düzen içerdiği için beni iş hayatına hazırlamada oldukça etkili olduğunu düşünüyorum. Çünkü Belkıs Abla, bizlere o gün çok kısa süreli bile olsa geç kalacağımızı fark ettiğimiz an uygun açıklama ile durumu haber vermeyi öğretti. Ayrıca iş bölümü, sosyal bir paydada buluşma ve ortak bir hedef için birlikte çalışmayı öğrendim burada. Keşke Ankara’da bir yıldan uzun süre yaşama şansım olsaydı. Öğrenecek daha çok şeyim olduğunu bilerek Ankara’dan ayrılmak zorunda kaldım.

 

Şener Osan Makine Kimya Endüstrisi Kurumu İnsan Kaynakları Sorumlusu

İsmet Özel şiirinde dediği gibi “ Her şey ben yaşarken oldu, bunu bilsin insanlar

Ben vakfın bana kattıklarını değil yaşadıklarımı yazmayı tercih ederim. Yaşantı Paylaşım Merkezinin ilk öğrencilerinden birisiyim. O zamanlar zaten çok da kalabalık bir öğrenci grubu değildik. Belkıs abla ile tanıştık ve bu tanışıklık bana iyi geldi. Bu dünyada tek başına olmadığımızın farkında insanlar olarak; yeni insanlar, yeni hayatlar, yeni düşünceler, yeni oluşlar ve belki de yeni dünyalar, kültürler tanıma fırsatının içinde bulunduğumuz için sevindiğimi hatırlıyorum. Bu durumun ileride bize yeniliklere, değişikliklere açık olma alışkanlığı kazandırdığı düşünüyorum. Bu alışkanlık hali bir kabullenme belki de sadece bir farkındalıktır.  

Yukarıdaki düşüncelerimdeki muallak halin sebebi vakıftan önce veya vakıftan sonraki hayatımın bir getirisidir. Ben bunu öncesine veya sonrasına yorma düşüncesinde değilim çünkü hayat devam eden bir süreç ve insanın duygularının ve düşüncelerinin her zaman değişebileceğine inanıyorum.

Yaklaşık 15 yıl olan vakıfla olan ilişkimden aklımda kalanların başında vakfın bazen bir kafa dinleme bazen bir sığınma noktası olmasıydı. Bir köşede sessizce oturmak, gözlemlemek ve düşünmek ya da hiç düşünmemek. Bu zamanlar çok şey katmıştır muhakkak. Bence; yeni insanlar, yeni hayatlar, yeni düşünceler, yeni oluşlar, yeni dünyalar ve yeni kültürler en çok böyle zamanlarda tanınıyor.

Mutlulukta ve mutsuzlukta, hastalığımda ve sağlığımda her zaman Belkıs abla ile görüşmek, konuşmak isterdim. Bazen kızardık birbirimize, bazen – daha çok o bana – destek olurduk. Hastane odasında da nikahımda da beraberdik. Tabi bu zamanlarda vakfımız da yanımdaydı. İnsan bazı zamanlar kalabalıkları da seviyor.   Tanıdığın insanlardan oluşan kalabalıkların yanında olmasını istediğin zamanlarda yanında olması gibi güzel duyguları yaşadığım için şanslıydım.

Şu an bir kamu kurumunda insan kaynakları biriminde çalışıyorum. Beraber çalıştığımız, çalışacağımız kişiler ile ilişkilerimde çok fazla şaşırmıyorum. Çünkü her türlü insan ve durumun karşımıza çıkacağını tahmin edebiliyorum. Organize olmak en önemlisiydi vakfımızda, şimdi görüyorum ki iş hayatında da organize olmak en önemli unsurlardan birisi. Düzenli olmak da önemliydi ve ben bu duruma çok kolay alıştığıma inanıyorum. İş hayatında yine düzenli olmak çok değerli bir özellik.

Toplumsal anlamda düşününce; vakıflar sivil toplumun ana unsurlarıdır. Her çeşit düşüncenin yaşamasını, yayılmasını sağlar. Toplumun birlik olarak bir hedefi gerçekleştirmek veya memnuniyetsizliği duyurmak için etkili bir araçtır. Bizim vakfımız da çoğunlukla üniversite öğrencileri odaklı olarak daha temel hedeflere dönük faaliyetler içerisindedir. Kişilerin birey olmasına katkı sağlamak, organizasyonun gücünü etkin kılmak, toplumsal yardımlaşmayı yaşatmak, hoşgörü içinde yaşamak gibi idealleri var vakfımızın. Bu doğrultuda; her bireye ve her toplumsal sınıfa saygı ve sevgi çerçevesindeki bakışıyla yoluna devam edeceğini düşünüyor ve diliyorum.

 

  Hülya USTA Malatya Battalgazi Toplum Sağlığı Merkezi’nde Psikolog

         Yaşantı Paylaşım Merkezi‘nin benim için hayatımın önemli dönüm noktalarından biri olduğunu düşünüyorum. Burada dışarıdaki gerçek hayatı tüm yönleriyle tanıma ve deneyimleme şansını elde ettim. Çünkü Yaşantı Paylaşım Merkezi sadece bir vakıf değil, aynı zamanda bizlere gerçek yaşam kesitleri sunan bir hayat okulu. Bu bağlamda vakıfta çalışırken hem iş hayatımda hem de özel hayatımda bana yardımcı olacak planlı yaşam, zaman yönetimi, iş bölümü, düzenlilik, insan ilişkileri ve görgü kuralları gibi birçok bilgi ve beceri alanında yeni şeyler öğrendim. Vakfımızda düzenlediğimiz etkinlikler sayesindeyse sinema, tiyatro, opera, bale, resim, fotoğraf ve müzik gibi sanatın her dalıyla tanışma fırsatını buldum. Üstelik edindiğim yeni arkadaşlarla bu etkinlikler keyifli birer anıya dönüştü. Vakfın sahip olduğu zengin kütüphane kaynakları ile ufkumu açarken, Gönüllü Torun Projesi kapsamında Emine Hanım’a yaptığımız ziyaretler sayesinde büyüklerimizin deneyimlerinden yararlanma fırsatı buldum. Öğrencilerinin sosyal, yardımlaşmayı ve paylaşmayı bilen, duyarlı birer vatandaş olmasını amaçlayan vakfımıza umarım daha çok öğrencinin yolu düşer. Zira bütün bu anlattıklarım vakfın bana kazandırdıklarının sadece bir kısmı. Bizlere sunduğu bu imkânlar için bende çok özel bir yeri olan sevgili Belkıs Abla’ya sonsuz teşekkürler…

 

  Ben Tolga UZUN. Sosyal Hizmet Uzmanı ve Aile ve Evlilik Danışmanıyım. Yaşantı Paylaşım Merkezi ile üniversite yıllarında arkadaşlarımın vasıtasıyla tanıştım. Ve o günden bugüne dek hem mesleki hayatımda hem de kişilerarası iletişimde bana çığır açtı. Yapılan çalışmalar, söyleşiler, geziler hem şahsımı geliştirdi hem de yardıma muhtaç kişilere yardım etme fırsatı yarattı. Halen mesleki hayatımda bana kazandırılan becerileri kullanmaya devam ediyorum. Çok şanslıyım. İyi ki varsınız.

  Yakup EVİN 2007 yılında Yaşantı Paylaşım Merkezi ile tanıştım. İlk zamanlarda kuşkuyla yaklaştığım bu küçük toplulukta ilişkilerin karşılıksız olduğunu anlamam uzun sürmedi. Vergi verdiğimiz devletin en temel hakkımız olan eğitim için bile bir karşılık talep ettiği bir ülkede bu gibi girişimlere ön yargılı yaklaşabiliyorduk. Her girdiğimiz kapıda bir kimlik sorulan yada bir kimlik oluşturulan bir zamanda kimliğimin, değerlerimin, inançlarımın sorulmadığı bir ortamla karşılaştım. Tek ortak değerin eğitim ve kültür yönünden gelişmiş bir toplum amacı olduğunu gördüm. İlk defa tiyatroya gittim. Sinema, konser, gezi, sergi gibi birçok kültürel etkinliğe katıldım. En önemlisi de lise yıllarında ödev olarak ilgi ve isteklerimiz dikkate alınmadan okutulan kitaplar nedeniyle uzaklaştığım kitaplarla tekrar buluştum. Açılan kurslarda ilk öğretmenlik deneyimlerimi yaşadım. 2009 yılında Kastamonu'da öğretmen olarak göreve başladım. İki yıl Kastamonu, dört yıl Gaziantep'te öğretmenlik yaptım. 2015 Eylül ayında geldiğim Kütahya'da halen Muhasebe ve Finansman öğretmenliği yapıyorum. Yaşantı Paylaşım Merkezi'nin katkılarını gerek meslek hayatımda gerekse sosyal hayatımda kullanıyorum. Her fırsatta farklı bir şehirde görev yapmak için istekte bulunuyorum. Bu konuda hiç tereddüt etmiyorum. Yaşantı Paylaşım Merkezi'nde tanıştığım farklı kültürler nedeniyle her ortama uyum sağlayacağıma inanıyorum. Gittiğim her şehrin müzelerini, tarihi kültürel değerlerini bulmaya çalışıyorum. Belkıs isminde bir kızım ve Yusuf isminde bir oğlum var. Ülkemin farklılıklarını benimseyen, Cumhuriyete bağlı, topluma faydalı bireyler olarak yetiştirmeye çalışıyorum. Telefondan yazdığım için metnin tamamını göremediğimden yazım, imla ve noktalama hataları varsa affınıza sığınıyorum.

 

 

  Merve Hoşgör Barboros Yatçılık Bodrum’da Tur Sorumlusu

      Ankara Üniversitesi Dil Tarih ve Coğrafya fakültesi İtalyan Dili ve Edebiyatı lisans programını kazandığımı öğrendiğim gün..O gün korkudan uyuyamadım.

 

İzmir'in küçük bir ilçesinde doğmuşum. Herkesin birbirini tanıdığı, hala yardımlaşmanın olduğu sanki bir ütopya şehri gibi küçücük bir ilçe. Üniversite mezunu sayısı bir elin parmaklarını geçmez. Daha çok tarım, hayvancılık yapılan bir yer.Hayatımda bir kez İzmir dışına çıkmışım, o da akraba düğünü. Hiç ailemden ayrılmamış hiçbir şey için tek başıma savaşmamışım. Ne yapacaktım büyük şehirde tek başıma.. Hem de başkentte, Ankara'da.. Nasıl insanlarla karşılaşacaktım kim bilir.. Neler yaşayacaktım.. Nasıl büyüyecektim..

 

Ankara'ya babamla geldim. Devlet yurduna yerleştikten sonra babam İzmir'e döndü. Tek başıma kalakaldım. Babamla yurt kapısında vedalaşmam dün gibi aklımda. 8 kişilik yurt odasında Türkiye'nin dört bir köşesinden toplaşmışız. Diyarbakır, Samsun, Hatay, Antalya, Konya ve Ege'den ben… Bir gün iki gün derken iki yılı tamamladım. Bir yandan derslerimi takip edip bir yandan harçlığımı çıkarmak için çalışıyorum. Yine internetten hem iş hem burs ararken Yaşantı Paylaşım Merkezi'ne denk geldim. Hemen arkadaşımı yanıma alarak gittim kapıyı çaldım. İçeri girer girmez o ev kokusunu hissetmiştim, o an sanki orada geçireceğim günleri gördüm. Belkıs Hanım'la tanışınca kişiliğinden o kadar etkilendim ki o anda idol olarak göreceğim biri olacağını hemen anladım.   Peki vakıf bana neler öğretti?

 

En başta kendi kendime ayakta durmayı, bir duruş sahibi olmayı, her konuda fikir sahibi olmayı, tarihin önemini, ülkemizi dünyamızı tanımanın önemini, şu hayatta hepimizin birbirimize ihtiyacımız olduğunu öğretti. Türk, Kürt, Laz fark etmeden hepimizin yaşamlarının birbirine kenetli olduğunu, paylaşmadan olmayacağını, bir sohbetin muhabbetin, bir yardım elinin karşılıksız kalmayacağını öğretti.. Kızlı erkekli hep beraber sofraların kurulup kaldırılacağını, cinsiyetçiliğe hayır demeyi, ihtiyacı olana yardım etmeyi öğretti. Masa adabından tutun beslenmenin önemine kadar her konuda bilgi sahibi olduk. Merkezimizde konusunda uzman kişilerden aldığımız dersler hayatımız boyunca unutamayacağımız dersler oldu. Küçüklerimizle bilgilerimizi paylaştık, durumu özel derslere yetmeyen miniklere dersler verdik, yaşıtlarımızla oturduk, muhabbet ettik, kütüphane düzenledik, yemek yedik, güldük, içtik, eğlendik, şarkılar söyledik, Mozart dinledik, gazete okuduk. Hayatımda ilk kez opera ve baleye gittim. Çok sevdiğim sinema ve tiyatroya merkezde tanıştığım arkadaşlarımla gittim. Tanımadığımız bizi tanımayan insanların hanelerine konuk olduk. Aldığım ilk bursla o hep önünden geçip cebimde para olmadığı için alamadığım 100 liralık gitarı aldım. Bunu hayatta unutmam.

 

Kore savaşına katılan amcamızla savaşa gittik, acılarını paylaştık, dert ortağı olduk. Dünya gezgini Emine Teyze'yle dünyaları keşfettik ufkumuz açıldı. Beni en çok etkileyen insanlardan biri Emine Teyze'dir. Gezmekten az kalsın kendi düğününü kaçıran Emine Teyze sayesinde 'ben de yapabilirim' dedim ilk kez ve yaklaşan Erasmus sınavına katılmaya karar verdim.Sonuç geldiğinde neredeyse bayılacaktım. İtalya-Venedik'e gidiyordum.5 koca ay, tek başıma. Ankara'dan sonra 2. uzak yolculuğumdu ama bu sefer korkmuyordum çünkü artık hazırdım. Vakıfta kazandığım deneyimler beni büyütmüş, daha olgun, daha korkusuz, daha kendine güvenen biri yapmıştı. Erasmusu bitirip döndüğümde vakfa devam ettim ta ki mezun olana kadar. İş hayatına adım atınca her şey çok farklıydı fakat buna da hazırlıklıydım.

 

Bir gün karşıma İtalya'da bir gönüllülük projesi çıktı. Yaşlı insanlara bakımlarında yardım edecek kişiler aranıyordu. Başvuru yapıp kabul alınca 6 ay diğer ülkelerden gelen gönüllülerle birlikte çalıştım. Bir kere ihtiyacı olana yardım edince artık bir parçanız oluyor ve bırakamıyorsunuz. Tanımadığım ve beni tanımayan başka dilden başka dinlerden binlerce insana yardım ettim. Kimi kızı kimi torunu olarak kabul etti beni. Proje sonrası ülkeme döndüm ve şu an çok mutlu olduğum şirketimde operasyon sorumlusu olarak çalışıyorum bir yandan da tek başıma yapacağım dünya turumu planlıyorum.

 

Ben ki bir zamanlar küçücük bir yerde yaşayan küçük kız işte bu vakıf sayesinde bu günlere geldim. Yardım etmenin güzelliğini, iyi insan olmayı, hepimizin bir olduğunu burada öğrendim. Bazen küçük bir adım tüm hayatınızı değiştirir. Yaşantı Paylaşım Merkezi'nin kapısını çaldığım an benimki değişti. Şimdi sıra sizde.

 

                                                                             Belkıs Hanım'a saygılarımla

  A.Furkan Genç Ankara Üniversitesi Bilgi Teknolojileri Uzmanı

     Hayata Yolculuk 2002 yılında büyük bir umutla çıktık yola. Biliyorduk, önümüzde atılacak daha çok adım, kazanılacak daha çok deneyim, öğrenilecek bir Dünya ve bir dünya şey vardı. Kısacası kocaman bir hayat vardı. Ama bizler şanslıydık. Hiç yılmadan, usanmadan, bahşedilmiş güzide bir enerjiyle hiç vazgeçmeden yoluna devam eden ve bizleri de devam etmemiz gerektiğini sürekli söyleyen, adeta lokomotif görevi gören birisi vardı önümüzde. O zamanlar birazda toyluğun verdiği etkiyle bizi nelerin beklediğini bilmiyorduk tabi ki. Ancak gün geldi artık okul hayatı bitti ve hayat okulu başladı. Artık ekilen tohumların meyvesinin toplanma zamanı gelmişti. Bunu girdiğim bütün ortamlarda hissediyordum. 1-0 yenik başladığım hayatta, 2-1 öne geçmiştim. Öğrendiklerimiz, öğrendiklerimizin aslında denizde bir damla su olduğunu öğretti bize. Okudukça gördük, gördükçe daha çok okuduk, daha çok okudukça hayata bakışımız da değişmeye başladı. Sonradan fark ettim ki aslında bütün bunlar ufkumuzun genişlemesi için atılan küçük birer adımmış. Bilmek ve bilmemek arasındaki fark ancak bildikten sonra anlaşılabiliyormuş. Bu yolda ömrünü gençlere mihmandar olarak adayan Belkıs Ablamıza sonsuz teşekkürlerimi borç bilirim.

 Burçin Cihan

     Yaşantı Paylaşım Merkezi Gençlik Vakfı’nda lisans yıllarım boyunca yaptığım çalışmaların iş hayatımda akademik, ilişkisel ve bireysel birçok katkısı oldu. Öncelikle, yaptığımız çalışmalar için hazırladığımız düzenli dosyalama ve raporlamalar akademik hayatımda disiplinimi ve düzenimi arttırdı. Ayrıca, yaptıklarımın yazılı olarak saklanması tarihçesinin tutulması açısından da son derece önemliydi. İlişkisel olarak ise, Vakıf’taki arkadaşlarımla olan yakın ve özenli ilişkilerimiz bunları başkaları ile de kurmamı ve iş ortamında birlikte çalıştığım iş arkadaşlarımla profesyonel sınırları koruyarak yakın ilişkiler kurmamı sağladı. Yanı sıra, Vakıf’ta yaptığımız söyleşiler sayesinde farklı alandan kişileri tanımış olmak, iş hayatımda karşılaştığım farklı kişiler ile empati yapabilme becerimi arttırdı. Kişisel olarak ise Vakıf yaşantım boyunca kendimi daha iyi tanıma fırsatım oldu. Bu da mesleki olarak kendimi geliştirirken öz güvenimi ve kişisel yetkinliklerimi görebilmemi sağladı. Vakıf’ta hayatın içerisinde olmak hem mesleğimin hem de ülkemin ihtiyaç ve sorunlarını daha iyi görüp kavramamda ve elimden gelen sorumluluğu almak konusunda bana yol gösterici oldu.

Vakıf İçinde Faal Olduğu Yıl: 2015-2016

Gerek eğitim yaşamım gerek sosyal yaşamım için, hayatımın en güzel zamanları olarak anımsayacağım 2013-2014 öğretim yılında, Yaşantı Paylaşım Merkezi Gençlik Vakfı’nın bir üyesi olma şansına sahip oldum. Bizleri aile sıcaklığıyla saran vakfımız, mevcut oluşumun vazgeçilmez bir parçası olduğumuz hissini uyandırdı hepimizde. Bizler de bu heves ve çaba ile yetenekli olduğumuz alanlarda çalışmalar gerçekleştirerek paylaşıma katkı sağladık. Fakat zaman içinde gördük ki en büyük katkı, genç ruhlarımıza işlenen ‘duyarlı, çalışkan, sorumluluk sahibi birey olma arzusu’ ile bizlere sağlanandı. Değişimin fikir ve davranışlarımızda dirilişini meslek yaşamına atıldığım şu günlerde daha iyi görmekteyim. Hayatlarımıza sihirli değnek gibi dokunan vakfımız, amacına uygun olarak bizlerden ayakları yere sağlam basan, kendi değer ve toplumsal sorumluluklarını bilen, yeteneklerinin farkında bireyler oluşturdu. İş yaşamının getirdiği sorumlulukları üstlenme, görev alma, yaşama aktif olarak katılma, farklılıklara saygı duyma gibi birçok alanda bizlere edindirdiği deneyimlerle, yaşamımıza kolaylıklar sağladı. Bizler mezun olduktan sonra Türkiye’nin dört bir yanına dağılıp, vakfımızın değerli kurucusu,Sevgili Belkıs Ablamız, Sayın Belkıs Güneş’ten aldığımız ışığı ülkemizin her köşesine ulaştırmaya çalışıyoruz. Sergiler gezdik, müzelerde geçmişin tozlu yollarından geçerek tarihimize dokunduk; katıldığımız tiyatro gösterileri, seminerler, izlediğimiz filmler, üzerine görüş bildirdiğimiz kitaplarla ‘hayatı ve insanı okuma’ becerisi kazandık. Paylaşımın en yüce amaç olduğunu, yaşamı değerli kılanın insanın kendine ve yaşadığı dünyaya gösterdiği özen olduğunu burada birbirimizden öğrendik. Kendim, arkadaşlarım ve dolaylı yollardan da olsa dokunduğumuz insan hayatları adına, geçmişten bugüne vakfın kuruluşu ve işleyişinde emeği olan herkese teşekkürü borç biliyorum. İyi ki varsın YPMGV!

 

 

Hepinize Merhaba

Adım Mehmet Kemal Yıldız, Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümünden geçtiğimiz yıl ağustos ayında mezun oldum. Sizlere Yaşantı Paylaşım Merkezi Gençlik Vakfı'nı anlatmadan evvel, vakfa katılmadan önce yaptıklarımı anlatmak istiyorum.

                2011 yılında üniversiteyi kazanarak bir yurda yerleştim. İlk yıl ortamı tanıma, yeni arkadaşlıklar kurma derken çabucak geçti. İkinci yıl ortama alışmıştım, arkadaşlarımızla biraz derslere girip biraz gezip dolaşıyorduk. İkinci yıl, Ankara'da gezilecek tüm yerleri gezdiğimizi düşünüp yavaş yavaş okuldan kopuş sürecim başladı. Bu, aynı zamanda okuldan da kopuş anlamına geliyordu. Üçüncü sınıfa geldiğimde okula doğru düzgün gitmiyordum. Arkadaş çevrem daralmıştı. Yurttan dışarı fazla çıkmıyordum. Sabah geç saatlerde uyanıyor, yurtta yabancı dizi izliyordum. Dışarı çıktığım zamanlarda ise birkaç kişiyle genel olarak Playstation salonlarında vakit geçiriyordum. Üçüncü sınıf benim açımdan çok verimsiz geçmişti. Başlarda bu durumdan pek şikayet etmesem de, bir zaman sonra bu durumdan rahatsız olmaya başladım. Normalde çok neşeli, enerjik  biriyken sürekli yurtta dizi izleyip asosyal ve mutsuz bir bireye dönüşmüştüm. Silkelenip kendime gelmem gerekliydi. Yine eskisi gibi mutlu olmak istiyordum ama nasıl ? Bir işte çalışmak istemiyordum, onun dışında da başka bir seçenek göremiyordum. Ben bu durumdayken bir arkadaşım Facebook üzerinden Yaşantı Paylaşım Merkezi Gençlik Vakfı'nın iletisini gönderdi. İletide yeni bir sosyal çevre, kültürel sanatsal geziler, çeşitli etkinlikler ve daha birçok şey yazılıydı. Üstelik burs da veriyordu. Bunun benim için bir fırsat olduğunu düşündüm ve hemen ertesi gün vakfa tanışmaya gittim. Kapıyı çaldım, bir hanımefendi kapıyı açtı güler yüzle. Tanışmak için geldiğimi ifade edip içeri girdim. Daha ilk dakikalardan itibaren o samimiyeti, sıcaklığı hissedebiliyordum. Belkıs Abla ile tanıştık, konuştuk, bana vakfı tanıttı. Sanki o an, aradığımı bulmuştum. O sırada vakıfta birkaç öğrenci vardı, onlarla tanıştık. Her birinin bir görevi vardı; kimi bir araştırma yapıyor kimi ise bir öğrenciye derslerinde yardımcı oluyordu. Birine yardım edip, onun yüzündeki gülümsemeyle mutlu olmayı vakıfta yeniden hatırladım ve o heyecanla vakıftan ayrıldım. Artık yeni bir sorumluluğum vardı, vakfa zamanında gelip öğrencilerime elimden gelen desteği vermek. Ortama alışma sorunu bile çekmedim çünkü vakıfta bulunan her birey o kadar sıcak o kadar samimiydi ki   yabancılık çekmedim. Vakıfta hayatıma kattığım heyecan, diğer alanlara da sirayet etmişti. Artık derslerimi aksatmıyor hem de vakıfla beraber her gün yeni şeyler yapıyor, öğreniyor ve paylaşıyorduk. Vakfı o kadar sevmiş ve benimsemiştim ki, bu vakfı herkesin tanıyım böyle bir vakıftan herkesin haberi olsun diye, aldığım Belgesel dersi kapsamında ''Hayatın Paylaşım Merkezi'' adlı bir çalışma yaptık. Bu çalışmayı yaptığımız diğer arkadaşım ise benimle beraber vakfı tanıdı ve şu an o da vakfımızın bir parçası.

             Vakıfla birlikte zaman o kadar hızlı geçiyordu ki mezuniyetimin geldiğini fark edemedim bile. Mezuniyetime ailemle birlikte Belkıs Abla ve bir arkadaş daha iştirak ederek beni mutlu edip gururlandırdılar. Belkıs Ablamı ailemle o gün tanıştırma fırsatım oldu, mezuniyetten sonra vakfa gittik ve sohbetimizi vakıfta yaptık. Ailem de Belkıs Ablam da çok memnun oldular.

              Mezun olduktan sonra dedim ki: Keşke vakfı daha 1.sınıftayken tanıma şansım olsaydı. Tiyatro, sinema, resim-fotoğraf sergileri, geziler, burs ve daha birçok şey vakıfta sizleri bekliyor.

Kemal, Halen KPSS sonucunu bekliyor.
 
Rüya Yergök Gazi Üniversitesi/Ekonometri

     Yaşantı Paylaşım Vakfı; Ankara'daki öğrencilerin yegane yaşam alanı. Yaşam alanı diyorum çünkü hayata dair bulmak istediğimiz hemen hemen her şeyi bulabileceğimiz bir kurum. Ben bu verimli vakıfta 2012-2013 yılları arasında aktif olarak bulundum.

     Yaşantı paylaşım Vakfı hayata dair birçok şey öğretti. Özellikle iş hayatımda uygulayabileceğim, uyguladığım birçok şey. Belki de en önemli sorunumuz olan sorumluluk bilincini biz fark etmeden bize aşılıyor, bize verilen bir işi en hassas en özenli bir şekilde ve en önemlisi zamanında yapmayı öğreten bir vakıf. Zamanı en iyi şekilde kullanmayı, plan ve program için de aslında hiç bir şeyin sanıldığı kadar zor olmadığını, işlerimizi ertelemeden her şeye zaman ayırabileceğimizi öğretiyor.

     Ve diğer büyük sorunumuz insan ilişkileri ve iletişim. Vakıf, kendimi bu konuda geliştirmeme çok yardımcı oldu. Bize dinlemeyi, dinledikçe öğrenmeyi ve öğrendikçe öğretmenin ne kadar keyifli olduğunu hissettiriyor.

     Vakıfta bulunduğum süreç için de yeni insanlarla ve yeni faaliyetlerle tanıştım. Hayatımda karşılaştığım sorunları aşmama en büyük etken bu yenilikler oldu. Ve bu yenilikler sadece vakıf süreci için de değil vakıftan ayrıldıktan sonra da devam ediyor. Sinemaya, tiyatroya, opera ve baleye daha birçok sanatsal faaliyete gitmeyi alışkanlık haline getiriyor en azından benim için öyle oldu.

     Ankara' da bulunan öğrencilerin tanışmasını istediğim bir kurum, gerçekten yaşadığım değişimi, gelişimi oradan ayrıldıktan sonra hissettim. Bütün katkılarından dolayı A.Belkıs Güneş ve vakıf üyelerine sonsuz teşekkürler.

 

Rüya, Halen KPSS sonucunu bekliyor…

 

 

Merhaba Arkadaşlar;

      Ben Gülay Çoban Hacettepe Sosyal Hizmetler Bölümü 2008 mezunuyum. Sizlere Yaşantı Paylaşım Merkezinde aktif üyelik dönemimde yapmış olduğumuz çalışmalardan ve bu çalışmaların, Yaşantı Paylaşım Merkezi’nin, benim şu anki yaşamıma sağlamış olduğu katkılardan bahsetmek istiyorum;

     2004-2008 yılları arasında Yaşantı Paylaşım Merkezin’de Bir dönem Gönüllü Torun Projesini yürüttüm, Down Sendromlu çocuklarımızın yakınlarına özel dersler verdim, birlikte vakıfta (o zaman merkezdi) söyleşiler düzenledik, Down Sendromlu çocuklarımızın ve ailelerine günler kermesler düzenledik kendi yapmış olduğumuz el işlerini bu günlerde satıp merkezin bütçesine katkı sağladık, zaman buldukça (ayda bir) tiyatro ve CSO’ya gittik, günü birlik Eskişehir ve Kütahya ya gezileri düzenledik ve daha saymakla bitiremeyeceğim şuan aklıma gelmeyen birçok çalışma…

     Yaşantı Paylaşım Merkezinde aktif üyeli dönemimde ki en keyif aldığım çalışmalardan biri olan ve şuan hayatımda birebir yansımasını gördüğüm çalışma Gönüllü Torun Projesi; yaşlılarla sohbet etmekten ve onların deneyimlerini dinlemekten çok keyif aldım. Şu anda da yaşadığım şehirde düzenli ziyaret ettiğim 80-90 yaşlarında iki yaşlı teyzem var. İhtiyaçları doğrultusunda market alışverişlerini yapıyorum, bazen sadece gidip sohbet ediyorum, bazen onların benim için pişirdikleri börekleri yiyorum bazen de birlikte çay bahçesine gidiyoruz. Onlarla geçirmiş olduğum zamandan inanılmaz keyif alıyorum ve onların mutluluğu bana da mutluluk veriyor.

     Genel olarak değerlendirecek olursak; yukarıda saymış olduğum çalışmalar vakıfta bulunan farklı alanlara sahip öğrencilerle bir arada olmak ve paylaşımda bulunmak iş hayatımda farklı meslek gruplarına ait kişilerle daha kolay çalışmama yardımcı oldu, sosyalleşmem ve kendimi grup içerisinde ifade edebilme becerimin gelişmesini sağladı. Belkıs Hanım ile yapmış olduğumuz bire bir sohbetlerde onun yaşam   tecrübe ve becerilerini paylaşmak şu anki yaşamıma hala ışık tutuyor. Belkıs Hanım’ın ‘Yavrum uyumlu insanlarla çalışmak, vakit geçirmek kolay, bunu herkes yapar önemli olan uyum problemi yaşayan insanlarla uyumla çalışıp vakit geçirmek onların yaşamına bir şeyler katmak, ancak bu şekilde fark yaratabilirsin’ cümlesi hala kulaklarımda.    

 

Gülay, Sinop Atatürk Devlet Hastanesi Sosyal Hizmet Uzmanı…

 
Ebru SUBAŞI Özel Eğitim Öğretmeni

Öğrenciliğimin üçüncü yılında katıldığım Farabi Programı sayesinde bir yıl Ankara’da yaşama fırsatım oldu ve bu sırada Yaşantı Paylaşım Merkezi Gençlik Vakfı ile tanıştım. Ders programımı göz önünde bulundurarak vakfa gideceğim gün ve saatleri belirledik. Bu sırada vakfın genel işleyişi ve günlük rutinleri hakkında bilgi sahibi de oldum. Bilgilendirme yapılırken ne kadar sistemli ve planlı bir yerde olduğumu fark etmiş ve etkilenmiştim. Aslında biraz da korkmuştum çünkü burada her şey çok kurallıydı. Bu durum benim alışık olduğumdan biraz farklıydı. Zamanla günlük rutinlerdeki kuralların işlerimizi ne kadar kolaylaştırdığını fark ettim. Yaşantı Paylaşım Merkezi Gençlik Vakfı bana ilk olarak günümü uygun kurallarla planlamayı öğretti ve bu konu iş hayatımda benim için çok faydalı oldu. Vakıf aynı zamanda toplumsal sorumluluk duygumun artmasında çok önemli bir role sahip ve benim mesleğim için bu bilincin çok önemli olduğuna inanıyorum. Ayrıca vakfa gitme ve orada bulunma vakitlerimiz belirli bir düzen içerdiği için beni iş hayatına hazırlamada oldukça etkili olduğunu düşünüyorum. Çünkü Belkıs Abla, bizlere o gün çok kısa süreli bile olsa geç kalacağımızı fark ettiğimiz an uygun açıklama ile durumu haber vermeyi öğretti. Ayrıca iş bölümü, sosyal bir paydada buluşma ve ortak bir hedef için birlikte çalışmayı öğrendim burada. Keşke Ankara’da bir yıldan uzun süre yaşama şansım olsaydı. Öğrenecek daha çok şeyim olduğunu bilerek Ankara’dan ayrılmak zorunda kaldım.

 

Şener Osan Makine Kimya Endüstrisi Kurumu İnsan Kaynakları Sorumlusu

İsmet Özel şiirinde dediği gibi “ Her şey ben yaşarken oldu, bunu bilsin insanlar

Ben vakfın bana kattıklarını değil yaşadıklarımı yazmayı tercih ederim. Yaşantı Paylaşım Merkezinin ilk öğrencilerinden birisiyim. O zamanlar zaten çok da kalabalık bir öğrenci grubu değildik. Belkıs abla ile tanıştık ve bu tanışıklık bana iyi geldi. Bu dünyada tek başına olmadığımızın farkında insanlar olarak; yeni insanlar, yeni hayatlar, yeni düşünceler, yeni oluşlar ve belki de yeni dünyalar, kültürler tanıma fırsatının içinde bulunduğumuz için sevindiğimi hatırlıyorum. Bu durumun ileride bize yeniliklere, değişikliklere açık olma alışkanlığı kazandırdığı düşünüyorum. Bu alışkanlık hali bir kabullenme belki de sadece bir farkındalıktır.  

Yukarıdaki düşüncelerimdeki muallak halin sebebi vakıftan önce veya vakıftan sonraki hayatımın bir getirisidir. Ben bunu öncesine veya sonrasına yorma düşüncesinde değilim çünkü hayat devam eden bir süreç ve insanın duygularının ve düşüncelerinin her zaman değişebileceğine inanıyorum.

Yaklaşık 15 yıl olan vakıfla olan ilişkimden aklımda kalanların başında vakfın bazen bir kafa dinleme bazen bir sığınma noktası olmasıydı. Bir köşede sessizce oturmak, gözlemlemek ve düşünmek ya da hiç düşünmemek. Bu zamanlar çok şey katmıştır muhakkak. Bence; yeni insanlar, yeni hayatlar, yeni düşünceler, yeni oluşlar, yeni dünyalar ve yeni kültürler en çok böyle zamanlarda tanınıyor.

Mutlulukta ve mutsuzlukta, hastalığımda ve sağlığımda her zaman Belkıs abla ile görüşmek, konuşmak isterdim. Bazen kızardık birbirimize, bazen – daha çok o bana – destek olurduk. Hastane odasında da nikahımda da beraberdik. Tabi bu zamanlarda vakfımız da yanımdaydı. İnsan bazı zamanlar kalabalıkları da seviyor.   Tanıdığın insanlardan oluşan kalabalıkların yanında olmasını istediğin zamanlarda yanında olması gibi güzel duyguları yaşadığım için şanslıydım.

Şu an bir kamu kurumunda insan kaynakları biriminde çalışıyorum. Beraber çalıştığımız, çalışacağımız kişiler ile ilişkilerimde çok fazla şaşırmıyorum. Çünkü her türlü insan ve durumun karşımıza çıkacağını tahmin edebiliyorum. Organize olmak en önemlisiydi vakfımızda, şimdi görüyorum ki iş hayatında da organize olmak en önemli unsurlardan birisi. Düzenli olmak da önemliydi ve ben bu duruma çok kolay alıştığıma inanıyorum. İş hayatında yine düzenli olmak çok değerli bir özellik.

Toplumsal anlamda düşününce; vakıflar sivil toplumun ana unsurlarıdır. Her çeşit düşüncenin yaşamasını, yayılmasını sağlar. Toplumun birlik olarak bir hedefi gerçekleştirmek veya memnuniyetsizliği duyurmak için etkili bir araçtır. Bizim vakfımız da çoğunlukla üniversite öğrencileri odaklı olarak daha temel hedeflere dönük faaliyetler içerisindedir. Kişilerin birey olmasına katkı sağlamak, organizasyonun gücünü etkin kılmak, toplumsal yardımlaşmayı yaşatmak, hoşgörü içinde yaşamak gibi idealleri var vakfımızın. Bu doğrultuda; her bireye ve her toplumsal sınıfa saygı ve sevgi çerçevesindeki bakışıyla yoluna devam edeceğini düşünüyor ve diliyorum.

 

  Hülya USTA Malatya Battalgazi Toplum Sağlığı Merkezi’nde Psikolog

         Yaşantı Paylaşım Merkezi‘nin benim için hayatımın önemli dönüm noktalarından biri olduğunu düşünüyorum. Burada dışarıdaki gerçek hayatı tüm yönleriyle tanıma ve deneyimleme şansını elde ettim. Çünkü Yaşantı Paylaşım Merkezi sadece bir vakıf değil, aynı zamanda bizlere gerçek yaşam kesitleri sunan bir hayat okulu. Bu bağlamda vakıfta çalışırken hem iş hayatımda hem de özel hayatımda bana yardımcı olacak planlı yaşam, zaman yönetimi, iş bölümü, düzenlilik, insan ilişkileri ve görgü kuralları gibi birçok bilgi ve beceri alanında yeni şeyler öğrendim. Vakfımızda düzenlediğimiz etkinlikler sayesindeyse sinema, tiyatro, opera, bale, resim, fotoğraf ve müzik gibi sanatın her dalıyla tanışma fırsatını buldum. Üstelik edindiğim yeni arkadaşlarla bu etkinlikler keyifli birer anıya dönüştü. Vakfın sahip olduğu zengin kütüphane kaynakları ile ufkumu açarken, Gönüllü Torun Projesi kapsamında Emine Hanım’a yaptığımız ziyaretler sayesinde büyüklerimizin deneyimlerinden yararlanma fırsatı buldum. Öğrencilerinin sosyal, yardımlaşmayı ve paylaşmayı bilen, duyarlı birer vatandaş olmasını amaçlayan vakfımıza umarım daha çok öğrencinin yolu düşer. Zira bütün bu anlattıklarım vakfın bana kazandırdıklarının sadece bir kısmı. Bizlere sunduğu bu imkânlar için bende çok özel bir yeri olan sevgili Belkıs Abla’ya sonsuz teşekkürler…

 

  Ben Tolga UZUN. Sosyal Hizmet Uzmanı ve Aile ve Evlilik Danışmanıyım. Yaşantı Paylaşım Merkezi ile üniversite yıllarında arkadaşlarımın vasıtasıyla tanıştım. Ve o günden bugüne dek hem mesleki hayatımda hem de kişilerarası iletişimde bana çığır açtı. Yapılan çalışmalar, söyleşiler, geziler hem şahsımı geliştirdi hem de yardıma muhtaç kişilere yardım etme fırsatı yarattı. Halen mesleki hayatımda bana kazandırılan becerileri kullanmaya devam ediyorum. Çok şanslıyım. İyi ki varsınız.

  Yakup EVİN 2007 yılında Yaşantı Paylaşım Merkezi ile tanıştım. İlk zamanlarda kuşkuyla yaklaştığım bu küçük toplulukta ilişkilerin karşılıksız olduğunu anlamam uzun sürmedi. Vergi verdiğimiz devletin en temel hakkımız olan eğitim için bile bir karşılık talep ettiği bir ülkede bu gibi girişimlere ön yargılı yaklaşabiliyorduk. Her girdiğimiz kapıda bir kimlik sorulan yada bir kimlik oluşturulan bir zamanda kimliğimin, değerlerimin, inançlarımın sorulmadığı bir ortamla karşılaştım. Tek ortak değerin eğitim ve kültür yönünden gelişmiş bir toplum amacı olduğunu gördüm. İlk defa tiyatroya gittim. Sinema, konser, gezi, sergi gibi birçok kültürel etkinliğe katıldım. En önemlisi de lise yıllarında ödev olarak ilgi ve isteklerimiz dikkate alınmadan okutulan kitaplar nedeniyle uzaklaştığım kitaplarla tekrar buluştum. Açılan kurslarda ilk öğretmenlik deneyimlerimi yaşadım. 2009 yılında Kastamonu'da öğretmen olarak göreve başladım. İki yıl Kastamonu, dört yıl Gaziantep'te öğretmenlik yaptım. 2015 Eylül ayında geldiğim Kütahya'da halen Muhasebe ve Finansman öğretmenliği yapıyorum. Yaşantı Paylaşım Merkezi'nin katkılarını gerek meslek hayatımda gerekse sosyal hayatımda kullanıyorum. Her fırsatta farklı bir şehirde görev yapmak için istekte bulunuyorum. Bu konuda hiç tereddüt etmiyorum. Yaşantı Paylaşım Merkezi'nde tanıştığım farklı kültürler nedeniyle her ortama uyum sağlayacağıma inanıyorum. Gittiğim her şehrin müzelerini, tarihi kültürel değerlerini bulmaya çalışıyorum. Belkıs isminde bir kızım ve Yusuf isminde bir oğlum var. Ülkemin farklılıklarını benimseyen, Cumhuriyete bağlı, topluma faydalı bireyler olarak yetiştirmeye çalışıyorum. Telefondan yazdığım için metnin tamamını göremediğimden yazım, imla ve noktalama hataları varsa affınıza sığınıyorum.

 

 

  Merve Hoşgör Barboros Yatçılık Bodrum’da Tur Sorumlusu

      Ankara Üniversitesi Dil Tarih ve Coğrafya fakültesi İtalyan Dili ve Edebiyatı lisans programını kazandığımı öğrendiğim gün..O gün korkudan uyuyamadım.

 

İzmir'in küçük bir ilçesinde doğmuşum. Herkesin birbirini tanıdığı, hala yardımlaşmanın olduğu sanki bir ütopya şehri gibi küçücük bir ilçe. Üniversite mezunu sayısı bir elin parmaklarını geçmez. Daha çok tarım, hayvancılık yapılan bir yer.Hayatımda bir kez İzmir dışına çıkmışım, o da akraba düğünü. Hiç ailemden ayrılmamış hiçbir şey için tek başıma savaşmamışım. Ne yapacaktım büyük şehirde tek başıma.. Hem de başkentte, Ankara'da.. Nasıl insanlarla karşılaşacaktım kim bilir.. Neler yaşayacaktım.. Nasıl büyüyecektim..

 

Ankara'ya babamla geldim. Devlet yurduna yerleştikten sonra babam İzmir'e döndü. Tek başıma kalakaldım. Babamla yurt kapısında vedalaşmam dün gibi aklımda. 8 kişilik yurt odasında Türkiye'nin dört bir köşesinden toplaşmışız. Diyarbakır, Samsun, Hatay, Antalya, Konya ve Ege'den ben… Bir gün iki gün derken iki yılı tamamladım. Bir yandan derslerimi takip edip bir yandan harçlığımı çıkarmak için çalışıyorum. Yine internetten hem iş hem burs ararken Yaşantı Paylaşım Merkezi'ne denk geldim. Hemen arkadaşımı yanıma alarak gittim kapıyı çaldım. İçeri girer girmez o ev kokusunu hissetmiştim, o an sanki orada geçireceğim günleri gördüm. Belkıs Hanım'la tanışınca kişiliğinden o kadar etkilendim ki o anda idol olarak göreceğim biri olacağını hemen anladım.   Peki vakıf bana neler öğretti?

 

En başta kendi kendime ayakta durmayı, bir duruş sahibi olmayı, her konuda fikir sahibi olmayı, tarihin önemini, ülkemizi dünyamızı tanımanın önemini, şu hayatta hepimizin birbirimize ihtiyacımız olduğunu öğretti. Türk, Kürt, Laz fark etmeden hepimizin yaşamlarının birbirine kenetli olduğunu, paylaşmadan olmayacağını, bir sohbetin muhabbetin, bir yardım elinin karşılıksız kalmayacağını öğretti.. Kızlı erkekli hep beraber sofraların kurulup kaldırılacağını, cinsiyetçiliğe hayır demeyi, ihtiyacı olana yardım etmeyi öğretti. Masa adabından tutun beslenmenin önemine kadar her konuda bilgi sahibi olduk. Merkezimizde konusunda uzman kişilerden aldığımız dersler hayatımız boyunca unutamayacağımız dersler oldu. Küçüklerimizle bilgilerimizi paylaştık, durumu özel derslere yetmeyen miniklere dersler verdik, yaşıtlarımızla oturduk, muhabbet ettik, kütüphane düzenledik, yemek yedik, güldük, içtik, eğlendik, şarkılar söyledik, Mozart dinledik, gazete okuduk. Hayatımda ilk kez opera ve baleye gittim. Çok sevdiğim sinema ve tiyatroya merkezde tanıştığım arkadaşlarımla gittim. Tanımadığımız bizi tanımayan insanların hanelerine konuk olduk. Aldığım ilk bursla o hep önünden geçip cebimde para olmadığı için alamadığım 100 liralık gitarı aldım. Bunu hayatta unutmam.

 

Kore savaşına katılan amcamızla savaşa gittik, acılarını paylaştık, dert ortağı olduk. Dünya gezgini Emine Teyze'yle dünyaları keşfettik ufkumuz açıldı. Beni en çok etkileyen insanlardan biri Emine Teyze'dir. Gezmekten az kalsın kendi düğününü kaçıran Emine Teyze sayesinde 'ben de yapabilirim' dedim ilk kez ve yaklaşan Erasmus sınavına katılmaya karar verdim.Sonuç geldiğinde neredeyse bayılacaktım. İtalya-Venedik'e gidiyordum.5 koca ay, tek başıma. Ankara'dan sonra 2. uzak yolculuğumdu ama bu sefer korkmuyordum çünkü artık hazırdım. Vakıfta kazandığım deneyimler beni büyütmüş, daha olgun, daha korkusuz, daha kendine güvenen biri yapmıştı. Erasmusu bitirip döndüğümde vakfa devam ettim ta ki mezun olana kadar. İş hayatına adım atınca her şey çok farklıydı fakat buna da hazırlıklıydım.

 

Bir gün karşıma İtalya'da bir gönüllülük projesi çıktı. Yaşlı insanlara bakımlarında yardım edecek kişiler aranıyordu. Başvuru yapıp kabul alınca 6 ay diğer ülkelerden gelen gönüllülerle birlikte çalıştım. Bir kere ihtiyacı olana yardım edince artık bir parçanız oluyor ve bırakamıyorsunuz. Tanımadığım ve beni tanımayan başka dilden başka dinlerden binlerce insana yardım ettim. Kimi kızı kimi torunu olarak kabul etti beni. Proje sonrası ülkeme döndüm ve şu an çok mutlu olduğum şirketimde operasyon sorumlusu olarak çalışıyorum bir yandan da tek başıma yapacağım dünya turumu planlıyorum.

 

Ben ki bir zamanlar küçücük bir yerde yaşayan küçük kız işte bu vakıf sayesinde bu günlere geldim. Yardım etmenin güzelliğini, iyi insan olmayı, hepimizin bir olduğunu burada öğrendim. Bazen küçük bir adım tüm hayatınızı değiştirir. Yaşantı Paylaşım Merkezi'nin kapısını çaldığım an benimki değişti. Şimdi sıra sizde.

 

                                                                             Belkıs Hanım'a saygılarımla

  A.Furkan Genç Ankara Üniversitesi Bilgi Teknolojileri Uzmanı

     Hayata Yolculuk 2002 yılında büyük bir umutla çıktık yola. Biliyorduk, önümüzde atılacak daha çok adım, kazanılacak daha çok deneyim, öğrenilecek bir Dünya ve bir dünya şey vardı. Kısacası kocaman bir hayat vardı. Ama bizler şanslıydık. Hiç yılmadan, usanmadan, bahşedilmiş güzide bir enerjiyle hiç vazgeçmeden yoluna devam eden ve bizleri de devam etmemiz gerektiğini sürekli söyleyen, adeta lokomotif görevi gören birisi vardı önümüzde. O zamanlar birazda toyluğun verdiği etkiyle bizi nelerin beklediğini bilmiyorduk tabi ki. Ancak gün geldi artık okul hayatı bitti ve hayat okulu başladı. Artık ekilen tohumların meyvesinin toplanma zamanı gelmişti. Bunu girdiğim bütün ortamlarda hissediyordum. 1-0 yenik başladığım hayatta, 2-1 öne geçmiştim. Öğrendiklerimiz, öğrendiklerimizin aslında denizde bir damla su olduğunu öğretti bize. Okudukça gördük, gördükçe daha çok okuduk, daha çok okudukça hayata bakışımız da değişmeye başladı. Sonradan fark ettim ki aslında bütün bunlar ufkumuzun genişlemesi için atılan küçük birer adımmış. Bilmek ve bilmemek arasındaki fark ancak bildikten sonra anlaşılabiliyormuş. Bu yolda ömrünü gençlere mihmandar olarak adayan Belkıs Ablamıza sonsuz teşekkürlerimi borç bilirim.

 Burçin Cihan

     Yaşantı Paylaşım Merkezi Gençlik Vakfı’nda lisans yıllarım boyunca yaptığım çalışmaların iş hayatımda akademik, ilişkisel ve bireysel birçok katkısı oldu. Öncelikle, yaptığımız çalışmalar için hazırladığımız düzenli dosyalama ve raporlamalar akademik hayatımda disiplinimi ve düzenimi arttırdı. Ayrıca, yaptıklarımın yazılı olarak saklanması tarihçesinin tutulması açısından da son derece önemliydi. İlişkisel olarak ise, Vakıf’taki arkadaşlarımla olan yakın ve özenli ilişkilerimiz bunları başkaları ile de kurmamı ve iş ortamında birlikte çalıştığım iş arkadaşlarımla profesyonel sınırları koruyarak yakın ilişkiler kurmamı sağladı. Yanı sıra, Vakıf’ta yaptığımız söyleşiler sayesinde farklı alandan kişileri tanımış olmak, iş hayatımda karşılaştığım farklı kişiler ile empati yapabilme becerimi arttırdı. Kişisel olarak ise Vakıf yaşantım boyunca kendimi daha iyi tanıma fırsatım oldu. Bu da mesleki olarak kendimi geliştirirken öz güvenimi ve kişisel yetkinliklerimi görebilmemi sağladı. Vakıf’ta hayatın içerisinde olmak hem mesleğimin hem de ülkemin ihtiyaç ve sorunlarını daha iyi görüp kavramamda ve elimden gelen sorumluluğu almak konusunda bana yol gösterici oldu.

 

Vakıf İçinde Faal Olduğu Yıl: 2015-2016

Gerek eğitim yaşamım gerek sosyal yaşamım için, hayatımın en güzel zamanları olarak anımsayacağım 2013-2014 öğretim yılında, Yaşantı Paylaşım Merkezi Gençlik Vakfı’nın bir üyesi olma şansına sahip oldum. Bizleri aile sıcaklığıyla saran vakfımız, mevcut oluşumun vazgeçilmez bir parçası olduğumuz hissini uyandırdı hepimizde. Bizler de bu heves ve çaba ile yetenekli olduğumuz alanlarda çalışmalar gerçekleştirerek paylaşıma katkı sağladık. Fakat zaman içinde gördük ki en büyük katkı, genç ruhlarımıza işlenen ‘duyarlı, çalışkan, sorumluluk sahibi birey olma arzusu’ ile bizlere sağlanandı. Değişimin fikir ve davranışlarımızda dirilişini meslek yaşamına atıldığım şu günlerde daha iyi görmekteyim. Hayatlarımıza sihirli değnek gibi dokunan vakfımız, amacına uygun olarak bizlerden ayakları yere sağlam basan, kendi değer ve toplumsal sorumluluklarını bilen, yeteneklerinin farkında bireyler oluşturdu. İş yaşamının getirdiği sorumlulukları üstlenme, görev alma, yaşama aktif olarak katılma, farklılıklara saygı duyma gibi birçok alanda bizlere edindirdiği deneyimlerle, yaşamımıza kolaylıklar sağladı. Bizler mezun olduktan sonra Türkiye’nin dört bir yanına dağılıp, vakfımızın değerli kurucusu,Sevgili Belkıs Ablamız, Sayın Belkıs Güneş’ten aldığımız ışığı ülkemizin her köşesine ulaştırmaya çalışıyoruz. Sergiler gezdik, müzelerde geçmişin tozlu yollarından geçerek tarihimize dokunduk; katıldığımız tiyatro gösterileri, seminerler, izlediğimiz filmler, üzerine görüş bildirdiğimiz kitaplarla ‘hayatı ve insanı okuma’ becerisi kazandık. Paylaşımın en yüce amaç olduğunu, yaşamı değerli kılanın insanın kendine ve yaşadığı dünyaya gösterdiği özen olduğunu burada birbirimizden öğrendik. Kendim, arkadaşlarım ve dolaylı yollardan da olsa dokunduğumuz insan hayatları adına, geçmişten bugüne vakfın kuruluşu ve işleyişinde emeği olan herkese teşekkürü borç biliyorum. İyi ki varsın YPMGV!

 

 

Hepinize Merhaba

Adım Mehmet Kemal Yıldız, Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümünden geçtiğimiz yıl ağustos ayında mezun oldum. Sizlere Yaşantı Paylaşım Merkezi Gençlik Vakfı'nı anlatmadan evvel, vakfa katılmadan önce yaptıklarımı anlatmak istiyorum.

                2011 yılında üniversiteyi kazanarak bir yurda yerleştim. İlk yıl ortamı tanıma, yeni arkadaşlıklar kurma derken çabucak geçti. İkinci yıl ortama alışmıştım, arkadaşlarımızla biraz derslere girip biraz gezip dolaşıyorduk. İkinci yıl, Ankara'da gezilecek tüm yerleri gezdiğimizi düşünüp yavaş yavaş okuldan kopuş sürecim başladı. Bu, aynı zamanda okuldan da kopuş anlamına geliyordu. Üçüncü sınıfa geldiğimde okula doğru düzgün gitmiyordum. Arkadaş çevrem daralmıştı. Yurttan dışarı fazla çıkmıyordum. Sabah geç saatlerde uyanıyor, yurtta yabancı dizi izliyordum. Dışarı çıktığım zamanlarda ise birkaç kişiyle genel olarak Playstation salonlarında vakit geçiriyordum. Üçüncü sınıf benim açımdan çok verimsiz geçmişti. Başlarda bu durumdan pek şikayet etmesem de, bir zaman sonra bu durumdan rahatsız olmaya başladım. Normalde çok neşeli, enerjik  biriyken sürekli yurtta dizi izleyip asosyal ve mutsuz bir bireye dönüşmüştüm. Silkelenip kendime gelmem gerekliydi. Yine eskisi gibi mutlu olmak istiyordum ama nasıl ? Bir işte çalışmak istemiyordum, onun dışında da başka bir seçenek göremiyordum. Ben bu durumdayken bir arkadaşım Facebook üzerinden Yaşantı Paylaşım Merkezi Gençlik Vakfı'nın iletisini gönderdi. İletide yeni bir sosyal çevre, kültürel sanatsal geziler, çeşitli etkinlikler ve daha birçok şey yazılıydı. Üstelik burs da veriyordu. Bunun benim için bir fırsat olduğunu düşündüm ve hemen ertesi gün vakfa tanışmaya gittim. Kapıyı çaldım, bir hanımefendi kapıyı açtı güler yüzle. Tanışmak için geldiğimi ifade edip içeri girdim. Daha ilk dakikalardan itibaren o samimiyeti, sıcaklığı hissedebiliyordum. Belkıs Abla ile tanıştık, konuştuk, bana vakfı tanıttı. Sanki o an, aradığımı bulmuştum. O sırada vakıfta birkaç öğrenci vardı, onlarla tanıştık. Her birinin bir görevi vardı; kimi bir araştırma yapıyor kimi ise bir öğrenciye derslerinde yardımcı oluyordu. Birine yardım edip, onun yüzündeki gülümsemeyle mutlu olmayı vakıfta yeniden hatırladım ve o heyecanla vakıftan ayrıldım. Artık yeni bir sorumluluğum vardı, vakfa zamanında gelip öğrencilerime elimden gelen desteği vermek. Ortama alışma sorunu bile çekmedim çünkü vakıfta bulunan her birey o kadar sıcak o kadar samimiydi ki   yabancılık çekmedim. Vakıfta hayatıma kattığım heyecan, diğer alanlara da sirayet etmişti. Artık derslerimi aksatmıyor hem de vakıfla beraber her gün yeni şeyler yapıyor, öğreniyor ve paylaşıyorduk. Vakfı o kadar sevmiş ve benimsemiştim ki, bu vakfı herkesin tanıyım böyle bir vakıftan herkesin haberi olsun diye, aldığım Belgesel dersi kapsamında ''Hayatın Paylaşım Merkezi'' adlı bir çalışma yaptık. Bu çalışmayı yaptığımız diğer arkadaşım ise benimle beraber vakfı tanıdı ve şu an o da vakfımızın bir parçası.

             Vakıfla birlikte zaman o kadar hızlı geçiyordu ki mezuniyetimin geldiğini fark edemedim bile. Mezuniyetime ailemle birlikte Belkıs Abla ve bir arkadaş daha iştirak ederek beni mutlu edip gururlandırdılar. Belkıs Ablamı ailemle o gün tanıştırma fırsatım oldu, mezuniyetten sonra vakfa gittik ve sohbetimizi vakıfta yaptık. Ailem de Belkıs Ablam da çok memnun oldular.

              Mezun olduktan sonra dedim ki: Keşke vakfı daha 1.sınıftayken tanıma şansım olsaydı. Tiyatro, sinema, resim-fotoğraf sergileri, geziler, burs ve daha birçok şey vakıfta sizleri bekliyor.

Kemal, Halen KPSS sonucunu bekliyor.
 
Rüya Yergök Gazi Üniversitesi/Ekonometri

     Yaşantı Paylaşım Vakfı; Ankara'daki öğrencilerin yegane yaşam alanı. Yaşam alanı diyorum çünkü hayata dair bulmak istediğimiz hemen hemen her şeyi bulabileceğimiz bir kurum. Ben bu verimli vakıfta 2012-2013 yılları arasında aktif olarak bulundum.

     Yaşantı paylaşım Vakfı hayata dair birçok şey öğretti. Özellikle iş hayatımda uygulayabileceğim, uyguladığım birçok şey. Belki de en önemli sorunumuz olan sorumluluk bilincini biz fark etmeden bize aşılıyor, bize verilen bir işi en hassas en özenli bir şekilde ve en önemlisi zamanında yapmayı öğreten bir vakıf. Zamanı en iyi şekilde kullanmayı, plan ve program için de aslında hiç bir şeyin sanıldığı kadar zor olmadığını, işlerimizi ertelemeden her şeye zaman ayırabileceğimizi öğretiyor.

     Ve diğer büyük sorunumuz insan ilişkileri ve iletişim. Vakıf, kendimi bu konuda geliştirmeme çok yardımcı oldu. Bize dinlemeyi, dinledikçe öğrenmeyi ve öğrendikçe öğretmenin ne kadar keyifli olduğunu hissettiriyor.

     Vakıfta bulunduğum süreç için de yeni insanlarla ve yeni faaliyetlerle tanıştım. Hayatımda karşılaştığım sorunları aşmama en büyük etken bu yenilikler oldu. Ve bu yenilikler sadece vakıf süreci için de değil vakıftan ayrıldıktan sonra da devam ediyor. Sinemaya, tiyatroya, opera ve baleye daha birçok sanatsal faaliyete gitmeyi alışkanlık haline getiriyor en azından benim için öyle oldu.

     Ankara' da bulunan öğrencilerin tanışmasını istediğim bir kurum, gerçekten yaşadığım değişimi, gelişimi oradan ayrıldıktan sonra hissettim. Bütün katkılarından dolayı A.Belkıs Güneş ve vakıf üyelerine sonsuz teşekkürler.

 

Rüya, Halen KPSS sonucunu bekliyor…

 

 

Merhaba Arkadaşlar;

      Ben Gülay Çoban Hacettepe Sosyal Hizmetler Bölümü 2008 mezunuyum. Sizlere Yaşantı Paylaşım Merkezinde aktif üyelik dönemimde yapmış olduğumuz çalışmalardan ve bu çalışmaların, Yaşantı Paylaşım Merkezi’nin, benim şu anki yaşamıma sağlamış olduğu katkılardan bahsetmek istiyorum;

     2004-2008 yılları arasında Yaşantı Paylaşım Merkezin’de Bir dönem Gönüllü Torun Projesini yürüttüm, Down Sendromlu çocuklarımızın yakınlarına özel dersler verdim, birlikte vakıfta (o zaman merkezdi) söyleşiler düzenledik, Down Sendromlu çocuklarımızın ve ailelerine günler kermesler düzenledik kendi yapmış olduğumuz el işlerini bu günlerde satıp merkezin bütçesine katkı sağladık, zaman buldukça (ayda bir) tiyatro ve CSO’ya gittik, günü birlik Eskişehir ve Kütahya ya gezileri düzenledik ve daha saymakla bitiremeyeceğim şuan aklıma gelmeyen birçok çalışma…

     Yaşantı Paylaşım Merkezinde aktif üyeli dönemimde ki en keyif aldığım çalışmalardan biri olan ve şuan hayatımda birebir yansımasını gördüğüm çalışma Gönüllü Torun Projesi; yaşlılarla sohbet etmekten ve onların deneyimlerini dinlemekten çok keyif aldım. Şu anda da yaşadığım şehirde düzenli ziyaret ettiğim 80-90 yaşlarında iki yaşlı teyzem var. İhtiyaçları doğrultusunda market alışverişlerini yapıyorum, bazen sadece gidip sohbet ediyorum, bazen onların benim için pişirdikleri börekleri yiyorum bazen de birlikte çay bahçesine gidiyoruz. Onlarla geçirmiş olduğum zamandan inanılmaz keyif alıyorum ve onların mutluluğu bana da mutluluk veriyor.

     Genel olarak değerlendirecek olursak; yukarıda saymış olduğum çalışmalar vakıfta bulunan farklı alanlara sahip öğrencilerle bir arada olmak ve paylaşımda bulunmak iş hayatımda farklı meslek gruplarına ait kişilerle daha kolay çalışmama yardımcı oldu, sosyalleşmem ve kendimi grup içerisinde ifade edebilme becerimin gelişmesini sağladı. Belkıs Hanım ile yapmış olduğumuz bire bir sohbetlerde onun yaşam   tecrübe ve becerilerini paylaşmak şu anki yaşamıma hala ışık tutuyor. Belkıs Hanım’ın ‘Yavrum uyumlu insanlarla çalışmak, vakit geçirmek kolay, bunu herkes yapar önemli olan uyum problemi yaşayan insanlarla uyumla çalışıp vakit geçirmek onların yaşamına bir şeyler katmak, ancak bu şekilde fark yaratabilirsin’ cümlesi hala kulaklarımda.    

 

Gülay, Sinop Atatürk Devlet Hastanesi Sosyal Hizmet Uzmanı…

 
Ebru SUBAŞI Özel Eğitim Öğretmeni

Öğrenciliğimin üçüncü yılında katıldığım Farabi Programı sayesinde bir yıl Ankara’da yaşama fırsatım oldu ve bu sırada Yaşantı Paylaşım Merkezi Gençlik Vakfı ile tanıştım. Ders programımı göz önünde bulundurarak vakfa gideceğim gün ve saatleri belirledik. Bu sırada vakfın genel işleyişi ve günlük rutinleri hakkında bilgi sahibi de oldum. Bilgilendirme yapılırken ne kadar sistemli ve planlı bir yerde olduğumu fark etmiş ve etkilenmiştim. Aslında biraz da korkmuştum çünkü burada her şey çok kurallıydı. Bu durum benim alışık olduğumdan biraz farklıydı. Zamanla günlük rutinlerdeki kuralların işlerimizi ne kadar kolaylaştırdığını fark ettim. Yaşantı Paylaşım Merkezi Gençlik Vakfı bana ilk olarak günümü uygun kurallarla planlamayı öğretti ve bu konu iş hayatımda benim için çok faydalı oldu. Vakıf aynı zamanda toplumsal sorumluluk duygumun artmasında çok önemli bir role sahip ve benim mesleğim için bu bilincin çok önemli olduğuna inanıyorum. Ayrıca vakfa gitme ve orada bulunma vakitlerimiz belirli bir düzen içerdiği için beni iş hayatına hazırlamada oldukça etkili olduğunu düşünüyorum. Çünkü Belkıs Abla, bizlere o gün çok kısa süreli bile olsa geç kalacağımızı fark ettiğimiz an uygun açıklama ile durumu haber vermeyi öğretti. Ayrıca iş bölümü, sosyal bir paydada buluşma ve ortak bir hedef için birlikte çalışmayı öğrendim burada. Keşke Ankara’da bir yıldan uzun süre yaşama şansım olsaydı. Öğrenecek daha çok şeyim olduğunu bilerek Ankara’dan ayrılmak zorunda kaldım.

 

Şener Osan Makine Kimya Endüstrisi Kurumu İnsan Kaynakları Sorumlusu

İsmet Özel şiirinde dediği gibi “ Her şey ben yaşarken oldu, bunu bilsin insanlar

Ben vakfın bana kattıklarını değil yaşadıklarımı yazmayı tercih ederim. Yaşantı Paylaşım Merkezinin ilk öğrencilerinden birisiyim. O zamanlar zaten çok da kalabalık bir öğrenci grubu değildik. Belkıs abla ile tanıştık ve bu tanışıklık bana iyi geldi. Bu dünyada tek başına olmadığımızın farkında insanlar olarak; yeni insanlar, yeni hayatlar, yeni düşünceler, yeni oluşlar ve belki de yeni dünyalar, kültürler tanıma fırsatının içinde bulunduğumuz için sevindiğimi hatırlıyorum. Bu durumun ileride bize yeniliklere, değişikliklere açık olma alışkanlığı kazandırdığı düşünüyorum. Bu alışkanlık hali bir kabullenme belki de sadece bir farkındalıktır.  

Yukarıdaki düşüncelerimdeki muallak halin sebebi vakıftan önce veya vakıftan sonraki hayatımın bir getirisidir. Ben bunu öncesine veya sonrasına yorma düşüncesinde değilim çünkü hayat devam eden bir süreç ve insanın duygularının ve düşüncelerinin her zaman değişebileceğine inanıyorum.

Yaklaşık 15 yıl olan vakıfla olan ilişkimden aklımda kalanların başında vakfın bazen bir kafa dinleme bazen bir sığınma noktası olmasıydı. Bir köşede sessizce oturmak, gözlemlemek ve düşünmek ya da hiç düşünmemek. Bu zamanlar çok şey katmıştır muhakkak. Bence; yeni insanlar, yeni hayatlar, yeni düşünceler, yeni oluşlar, yeni dünyalar ve yeni kültürler en çok böyle zamanlarda tanınıyor.

Mutlulukta ve mutsuzlukta, hastalığımda ve sağlığımda her zaman Belkıs abla ile görüşmek, konuşmak isterdim. Bazen kızardık birbirimize, bazen – daha çok o bana – destek olurduk. Hastane odasında da nikahımda da beraberdik. Tabi bu zamanlarda vakfımız da yanımdaydı. İnsan bazı zamanlar kalabalıkları da seviyor.   Tanıdığın insanlardan oluşan kalabalıkların yanında olmasını istediğin zamanlarda yanında olması gibi güzel duyguları yaşadığım için şanslıydım.

Şu an bir kamu kurumunda insan kaynakları biriminde çalışıyorum. Beraber çalıştığımız, çalışacağımız kişiler ile ilişkilerimde çok fazla şaşırmıyorum. Çünkü her türlü insan ve durumun karşımıza çıkacağını tahmin edebiliyorum. Organize olmak en önemlisiydi vakfımızda, şimdi görüyorum ki iş hayatında da organize olmak en önemli unsurlardan birisi. Düzenli olmak da önemliydi ve ben bu duruma çok kolay alıştığıma inanıyorum. İş hayatında yine düzenli olmak çok değerli bir özellik.

Toplumsal anlamda düşününce; vakıflar sivil toplumun ana unsurlarıdır. Her çeşit düşüncenin yaşamasını, yayılmasını sağlar. Toplumun birlik olarak bir hedefi gerçekleştirmek veya memnuniyetsizliği duyurmak için etkili bir araçtır. Bizim vakfımız da çoğunlukla üniversite öğrencileri odaklı olarak daha temel hedeflere dönük faaliyetler içerisindedir. Kişilerin birey olmasına katkı sağlamak, organizasyonun gücünü etkin kılmak, toplumsal yardımlaşmayı yaşatmak, hoşgörü içinde yaşamak gibi idealleri var vakfımızın. Bu doğrultuda; her bireye ve her toplumsal sınıfa saygı ve sevgi çerçevesindeki bakışıyla yoluna devam edeceğini düşünüyor ve diliyorum.

 

  Hülya USTA Malatya Battalgazi Toplum Sağlığı Merkezi’nde Psikolog

         Yaşantı Paylaşım Merkezi‘nin benim için hayatımın önemli dönüm noktalarından biri olduğunu düşünüyorum. Burada dışarıdaki gerçek hayatı tüm yönleriyle tanıma ve deneyimleme şansını elde ettim. Çünkü Yaşantı Paylaşım Merkezi sadece bir vakıf değil, aynı zamanda bizlere gerçek yaşam kesitleri sunan bir hayat okulu. Bu bağlamda vakıfta çalışırken hem iş hayatımda hem de özel hayatımda bana yardımcı olacak planlı yaşam, zaman yönetimi, iş bölümü, düzenlilik, insan ilişkileri ve görgü kuralları gibi birçok bilgi ve beceri alanında yeni şeyler öğrendim. Vakfımızda düzenlediğimiz etkinlikler sayesindeyse sinema, tiyatro, opera, bale, resim, fotoğraf ve müzik gibi sanatın her dalıyla tanışma fırsatını buldum. Üstelik edindiğim yeni arkadaşlarla bu etkinlikler keyifli birer anıya dönüştü. Vakfın sahip olduğu zengin kütüphane kaynakları ile ufkumu açarken, Gönüllü Torun Projesi kapsamında Emine Hanım’a yaptığımız ziyaretler sayesinde büyüklerimizin deneyimlerinden yararlanma fırsatı buldum. Öğrencilerinin sosyal, yardımlaşmayı ve paylaşmayı bilen, duyarlı birer vatandaş olmasını amaçlayan vakfımıza umarım daha çok öğrencinin yolu düşer. Zira bütün bu anlattıklarım vakfın bana kazandırdıklarının sadece bir kısmı. Bizlere sunduğu bu imkânlar için bende çok özel bir yeri olan sevgili Belkıs Abla’ya sonsuz teşekkürler…

 

  Ben Tolga UZUN. Sosyal Hizmet Uzmanı ve Aile ve Evlilik Danışmanıyım. Yaşantı Paylaşım Merkezi ile üniversite yıllarında arkadaşlarımın vasıtasıyla tanıştım. Ve o günden bugüne dek hem mesleki hayatımda hem de kişilerarası iletişimde bana çığır açtı. Yapılan çalışmalar, söyleşiler, geziler hem şahsımı geliştirdi hem de yardıma muhtaç kişilere yardım etme fırsatı yarattı. Halen mesleki hayatımda bana kazandırılan becerileri kullanmaya devam ediyorum. Çok şanslıyım. İyi ki varsınız.

  Yakup EVİN 2007 yılında Yaşantı Paylaşım Merkezi ile tanıştım. İlk zamanlarda kuşkuyla yaklaştığım bu küçük toplulukta ilişkilerin karşılıksız olduğunu anlamam uzun sürmedi. Vergi verdiğimiz devletin en temel hakkımız olan eğitim için bile bir karşılık talep ettiği bir ülkede bu gibi girişimlere ön yargılı yaklaşabiliyorduk. Her girdiğimiz kapıda bir kimlik sorulan yada bir kimlik oluşturulan bir zamanda kimliğimin, değerlerimin, inançlarımın sorulmadığı bir ortamla karşılaştım. Tek ortak değerin eğitim ve kültür yönünden gelişmiş bir toplum amacı olduğunu gördüm. İlk defa tiyatroya gittim. Sinema, konser, gezi, sergi gibi birçok kültürel etkinliğe katıldım. En önemlisi de lise yıllarında ödev olarak ilgi ve isteklerimiz dikkate alınmadan okutulan kitaplar nedeniyle uzaklaştığım kitaplarla tekrar buluştum. Açılan kurslarda ilk öğretmenlik deneyimlerimi yaşadım. 2009 yılında Kastamonu'da öğretmen olarak göreve başladım. İki yıl Kastamonu, dört yıl Gaziantep'te öğretmenlik yaptım. 2015 Eylül ayında geldiğim Kütahya'da halen Muhasebe ve Finansman öğretmenliği yapıyorum. Yaşantı Paylaşım Merkezi'nin katkılarını gerek meslek hayatımda gerekse sosyal hayatımda kullanıyorum. Her fırsatta farklı bir şehirde görev yapmak için istekte bulunuyorum. Bu konuda hiç tereddüt etmiyorum. Yaşantı Paylaşım Merkezi'nde tanıştığım farklı kültürler nedeniyle her ortama uyum sağlayacağıma inanıyorum. Gittiğim her şehrin müzelerini, tarihi kültürel değerlerini bulmaya çalışıyorum. Belkıs isminde bir kızım ve Yusuf isminde bir oğlum var. Ülkemin farklılıklarını benimseyen, Cumhuriyete bağlı, topluma faydalı bireyler olarak yetiştirmeye çalışıyorum. Telefondan yazdığım için metnin tamamını göremediğimden yazım, imla ve noktalama hataları varsa affınıza sığınıyorum.

 

 

  Merve Hoşgör Barboros Yatçılık Bodrum’da Tur Sorumlusu

      Ankara Üniversitesi Dil Tarih ve Coğrafya fakültesi İtalyan Dili ve Edebiyatı lisans programını kazandığımı öğrendiğim gün..O gün korkudan uyuyamadım.

 

İzmir'in küçük bir ilçesinde doğmuşum. Herkesin birbirini tanıdığı, hala yardımlaşmanın olduğu sanki bir ütopya şehri gibi küçücük bir ilçe. Üniversite mezunu sayısı bir elin parmaklarını geçmez. Daha çok tarım, hayvancılık yapılan bir yer.Hayatımda bir kez İzmir dışına çıkmışım, o da akraba düğünü. Hiç ailemden ayrılmamış hiçbir şey için tek başıma savaşmamışım. Ne yapacaktım büyük şehirde tek başıma.. Hem de başkentte, Ankara'da.. Nasıl insanlarla karşılaşacaktım kim bilir.. Neler yaşayacaktım.. Nasıl büyüyecektim..

 

Ankara'ya babamla geldim. Devlet yurduna yerleştikten sonra babam İzmir'e döndü. Tek başıma kalakaldım. Babamla yurt kapısında vedalaşmam dün gibi aklımda. 8 kişilik yurt odasında Türkiye'nin dört bir köşesinden toplaşmışız. Diyarbakır, Samsun, Hatay, Antalya, Konya ve Ege'den ben… Bir gün iki gün derken iki yılı tamamladım. Bir yandan derslerimi takip edip bir yandan harçlığımı çıkarmak için çalışıyorum. Yine internetten hem iş hem burs ararken Yaşantı Paylaşım Merkezi'ne denk geldim. Hemen arkadaşımı yanıma alarak gittim kapıyı çaldım. İçeri girer girmez o ev kokusunu hissetmiştim, o an sanki orada geçireceğim günleri gördüm. Belkıs Hanım'la tanışınca kişiliğinden o kadar etkilendim ki o anda idol olarak göreceğim biri olacağını hemen anladım.   Peki vakıf bana neler öğretti?

 

En başta kendi kendime ayakta durmayı, bir duruş sahibi olmayı, her konuda fikir sahibi olmayı, tarihin önemini, ülkemizi dünyamızı tanımanın önemini, şu hayatta hepimizin birbirimize ihtiyacımız olduğunu öğretti. Türk, Kürt, Laz fark etmeden hepimizin yaşamlarının birbirine kenetli olduğunu, paylaşmadan olmayacağını, bir sohbetin muhabbetin, bir yardım elinin karşılıksız kalmayacağını öğretti.. Kızlı erkekli hep beraber sofraların kurulup kaldırılacağını, cinsiyetçiliğe hayır demeyi, ihtiyacı olana yardım etmeyi öğretti. Masa adabından tutun beslenmenin önemine kadar her konuda bilgi sahibi olduk. Merkezimizde konusunda uzman kişilerden aldığımız dersler hayatımız boyunca unutamayacağımız dersler oldu. Küçüklerimizle bilgilerimizi paylaştık, durumu özel derslere yetmeyen miniklere dersler verdik, yaşıtlarımızla oturduk, muhabbet ettik, kütüphane düzenledik, yemek yedik, güldük, içtik, eğlendik, şarkılar söyledik, Mozart dinledik, gazete okuduk. Hayatımda ilk kez opera ve baleye gittim. Çok sevdiğim sinema ve tiyatroya merkezde tanıştığım arkadaşlarımla gittim. Tanımadığımız bizi tanımayan insanların hanelerine konuk olduk. Aldığım ilk bursla o hep önünden geçip cebimde para olmadığı için alamadığım 100 liralık gitarı aldım. Bunu hayatta unutmam.

 

Kore savaşına katılan amcamızla savaşa gittik, acılarını paylaştık, dert ortağı olduk. Dünya gezgini Emine Teyze'yle dünyaları keşfettik ufkumuz açıldı. Beni en çok etkileyen insanlardan biri Emine Teyze'dir. Gezmekten az kalsın kendi düğününü kaçıran Emine Teyze sayesinde 'ben de yapabilirim' dedim ilk kez ve yaklaşan Erasmus sınavına katılmaya karar verdim.Sonuç geldiğinde neredeyse bayılacaktım. İtalya-Venedik'e gidiyordum.5 koca ay, tek başıma. Ankara'dan sonra 2. uzak yolculuğumdu ama bu sefer korkmuyordum çünkü artık hazırdım. Vakıfta kazandığım deneyimler beni büyütmüş, daha olgun, daha korkusuz, daha kendine güvenen biri yapmıştı. Erasmusu bitirip döndüğümde vakfa devam ettim ta ki mezun olana kadar. İş hayatına adım atınca her şey çok farklıydı fakat buna da hazırlıklıydım.

 

Bir gün karşıma İtalya'da bir gönüllülük projesi çıktı. Yaşlı insanlara bakımlarında yardım edecek kişiler aranıyordu. Başvuru yapıp kabul alınca 6 ay diğer ülkelerden gelen gönüllülerle birlikte çalıştım. Bir kere ihtiyacı olana yardım edince artık bir parçanız oluyor ve bırakamıyorsunuz. Tanımadığım ve beni tanımayan başka dilden başka dinlerden binlerce insana yardım ettim. Kimi kızı kimi torunu olarak kabul etti beni. Proje sonrası ülkeme döndüm ve şu an çok mutlu olduğum şirketimde operasyon sorumlusu olarak çalışıyorum bir yandan da tek başıma yapacağım dünya turumu planlıyorum.

 

Ben ki bir zamanlar küçücük bir yerde yaşayan küçük kız işte bu vakıf sayesinde bu günlere geldim. Yardım etmenin güzelliğini, iyi insan olmayı, hepimizin bir olduğunu burada öğrendim. Bazen küçük bir adım tüm hayatınızı değiştirir. Yaşantı Paylaşım Merkezi'nin kapısını çaldığım an benimki değişti. Şimdi sıra sizde.

 

                                                                             Belkıs Hanım'a saygılarımla

  A.Furkan Genç Ankara Üniversitesi Bilgi Teknolojileri Uzmanı

     Hayata Yolculuk 2002 yılında büyük bir umutla çıktık yola. Biliyorduk, önümüzde atılacak daha çok adım, kazanılacak daha çok deneyim, öğrenilecek bir Dünya ve bir dünya şey vardı. Kısacası kocaman bir hayat vardı. Ama bizler şanslıydık. Hiç yılmadan, usanmadan, bahşedilmiş güzide bir enerjiyle hiç vazgeçmeden yoluna devam eden ve bizleri de devam etmemiz gerektiğini sürekli söyleyen, adeta lokomotif görevi gören birisi vardı önümüzde. O zamanlar birazda toyluğun verdiği etkiyle bizi nelerin beklediğini bilmiyorduk tabi ki. Ancak gün geldi artık okul hayatı bitti ve hayat okulu başladı. Artık ekilen tohumların meyvesinin toplanma zamanı gelmişti. Bunu girdiğim bütün ortamlarda hissediyordum. 1-0 yenik başladığım hayatta, 2-1 öne geçmiştim. Öğrendiklerimiz, öğrendiklerimizin aslında denizde bir damla su olduğunu öğretti bize. Okudukça gördük, gördükçe daha çok okuduk, daha çok okudukça hayata bakışımız da değişmeye başladı. Sonradan fark ettim ki aslında bütün bunlar ufkumuzun genişlemesi için atılan küçük birer adımmış. Bilmek ve bilmemek arasındaki fark ancak bildikten sonra anlaşılabiliyormuş. Bu yolda ömrünü gençlere mihmandar olarak adayan Belkıs Ablamıza sonsuz teşekkürlerimi borç bilirim.

 Burçin Cihan

     Yaşantı Paylaşım Merkezi Gençlik Vakfı’nda lisans yıllarım boyunca yaptığım çalışmaların iş hayatımda akademik, ilişkisel ve bireysel birçok katkısı oldu. Öncelikle, yaptığımız çalışmalar için hazırladığımız düzenli dosyalama ve raporlamalar akademik hayatımda disiplinimi ve düzenimi arttırdı. Ayrıca, yaptıklarımın yazılı olarak saklanması tarihçesinin tutulması açısından da son derece önemliydi. İlişkisel olarak ise, Vakıf’taki arkadaşlarımla olan yakın ve özenli ilişkilerimiz bunları başkaları ile de kurmamı ve iş ortamında birlikte çalıştığım iş arkadaşlarımla profesyonel sınırları koruyarak yakın ilişkiler kurmamı sağladı. Yanı sıra, Vakıf’ta yaptığımız söyleşiler sayesinde farklı alandan kişileri tanımış olmak, iş hayatımda karşılaştığım farklı kişiler ile empati yapabilme becerimi arttırdı. Kişisel olarak ise Vakıf yaşantım boyunca kendimi daha iyi tanıma fırsatım oldu. Bu da mesleki olarak kendimi geliştirirken öz güvenimi ve kişisel yetkinliklerimi görebilmemi sağladı. Vakıf’ta hayatın içerisinde olmak hem mesleğimin hem de ülkemin ihtiyaç ve sorunlarını daha iyi görüp kavramamda ve elimden gelen sorumluluğu almak konusunda bana yol gösterici oldu.

 

Vakıf İçinde Faal Olduğu Yıl: 2015-2016

Gerek eğitim yaşamım gerek sosyal yaşamım için, hayatımın en güzel zamanları olarak anımsayacağım 2013-2014 öğretim yılında, Yaşantı Paylaşım Merkezi Gençlik Vakfı’nın bir üyesi olma şansına sahip oldum. Bizleri aile sıcaklığıyla saran vakfımız, mevcut oluşumun vazgeçilmez bir parçası olduğumuz hissini uyandırdı hepimizde. Bizler de bu heves ve çaba ile yetenekli olduğumuz alanlarda çalışmalar gerçekleştirerek paylaşıma katkı sağladık. Fakat zaman içinde gördük ki en büyük katkı, genç ruhlarımıza işlenen ‘duyarlı, çalışkan, sorumluluk sahibi birey olma arzusu’ ile bizlere sağlanandı. Değişimin fikir ve davranışlarımızda dirilişini meslek yaşamına atıldığım şu günlerde daha iyi görmekteyim. Hayatlarımıza sihirli değnek gibi dokunan vakfımız, amacına uygun olarak bizlerden ayakları yere sağlam basan, kendi değer ve toplumsal sorumluluklarını bilen, yeteneklerinin farkında bireyler oluşturdu. İş yaşamının getirdiği sorumlulukları üstlenme, görev alma, yaşama aktif olarak katılma, farklılıklara saygı duyma gibi birçok alanda bizlere edindirdiği deneyimlerle, yaşamımıza kolaylıklar sağladı. Bizler mezun olduktan sonra Türkiye’nin dört bir yanına dağılıp, vakfımızın değerli kurucusu,Sevgili Belkıs Ablamız, Sayın Belkıs Güneş’ten aldığımız ışığı ülkemizin her köşesine ulaştırmaya çalışıyoruz. Sergiler gezdik, müzelerde geçmişin tozlu yollarından geçerek tarihimize dokunduk; katıldığımız tiyatro gösterileri, seminerler, izlediğimiz filmler, üzerine görüş bildirdiğimiz kitaplarla ‘hayatı ve insanı okuma’ becerisi kazandık. Paylaşımın en yüce amaç olduğunu, yaşamı değerli kılanın insanın kendine ve yaşadığı dünyaya gösterdiği özen olduğunu burada birbirimizden öğrendik. Kendim, arkadaşlarım ve dolaylı yollardan da olsa dokunduğumuz insan hayatları adına, geçmişten bugüne vakfın kuruluşu ve işleyişinde emeği olan herkese teşekkürü borç biliyorum. İyi ki varsın YPMGV!

 

 

Hepinize Merhaba

Adım Mehmet Kemal Yıldız, Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümünden geçtiğimiz yıl ağustos ayında mezun oldum. Sizlere Yaşantı Paylaşım Merkezi Gençlik Vakfı'nı anlatmadan evvel, vakfa katılmadan önce yaptıklarımı anlatmak istiyorum.

                2011 yılında üniversiteyi kazanarak bir yurda yerleştim. İlk yıl ortamı tanıma, yeni arkadaşlıklar kurma derken çabucak geçti. İkinci yıl ortama alışmıştım, arkadaşlarımızla biraz derslere girip biraz gezip dolaşıyorduk. İkinci yıl, Ankara'da gezilecek tüm yerleri gezdiğimizi düşünüp yavaş yavaş okuldan kopuş sürecim başladı. Bu, aynı zamanda okuldan da kopuş anlamına geliyordu. Üçüncü sınıfa geldiğimde okula doğru düzgün gitmiyordum. Arkadaş çevrem daralmıştı. Yurttan dışarı fazla çıkmıyordum. Sabah geç saatlerde uyanıyor, yurtta yabancı dizi izliyordum. Dışarı çıktığım zamanlarda ise birkaç kişiyle genel olarak Playstation salonlarında vakit geçiriyordum. Üçüncü sınıf benim açımdan çok verimsiz geçmişti. Başlarda bu durumdan pek şikayet etmesem de, bir zaman sonra bu durumdan rahatsız olmaya başladım. Normalde çok neşeli, enerjik  biriyken sürekli yurtta dizi izleyip asosyal ve mutsuz bir bireye dönüşmüştüm. Silkelenip kendime gelmem gerekliydi. Yine eskisi gibi mutlu olmak istiyordum ama nasıl ? Bir işte çalışmak istemiyordum, onun dışında da başka bir seçenek göremiyordum. Ben bu durumdayken bir arkadaşım Facebook üzerinden Yaşantı Paylaşım Merkezi Gençlik Vakfı'nın iletisini gönderdi. İletide yeni bir sosyal çevre, kültürel sanatsal geziler, çeşitli etkinlikler ve daha birçok şey yazılıydı. Üstelik burs da veriyordu. Bunun benim için bir fırsat olduğunu düşündüm ve hemen ertesi gün vakfa tanışmaya gittim. Kapıyı çaldım, bir hanımefendi kapıyı açtı güler yüzle. Tanışmak için geldiğimi ifade edip içeri girdim. Daha ilk dakikalardan itibaren o samimiyeti, sıcaklığı hissedebiliyordum. Belkıs Abla ile tanıştık, konuştuk, bana vakfı tanıttı. Sanki o an, aradığımı bulmuştum. O sırada vakıfta birkaç öğrenci vardı, onlarla tanıştık. Her birinin bir görevi vardı; kimi bir araştırma yapıyor kimi ise bir öğrenciye derslerinde yardımcı oluyordu. Birine yardım edip, onun yüzündeki gülümsemeyle mutlu olmayı vakıfta yeniden hatırladım ve o heyecanla vakıftan ayrıldım. Artık yeni bir sorumluluğum vardı, vakfa zamanında gelip öğrencilerime elimden gelen desteği vermek. Ortama alışma sorunu bile çekmedim çünkü vakıfta bulunan her birey o kadar sıcak o kadar samimiydi ki   yabancılık çekmedim. Vakıfta hayatıma kattığım heyecan, diğer alanlara da sirayet etmişti. Artık derslerimi aksatmıyor hem de vakıfla beraber her gün yeni şeyler yapıyor, öğreniyor ve paylaşıyorduk. Vakfı o kadar sevmiş ve benimsemiştim ki, bu vakfı herkesin tanıyım böyle bir vakıftan herkesin haberi olsun diye, aldığım Belgesel dersi kapsamında ''Hayatın Paylaşım Merkezi'' adlı bir çalışma yaptık. Bu çalışmayı yaptığımız diğer arkadaşım ise benimle beraber vakfı tanıdı ve şu an o da vakfımızın bir parçası.

             Vakıfla birlikte zaman o kadar hızlı geçiyordu ki mezuniyetimin geldiğini fark edemedim bile. Mezuniyetime ailemle birlikte Belkıs Abla ve bir arkadaş daha iştirak ederek beni mutlu edip gururlandırdılar. Belkıs Ablamı ailemle o gün tanıştırma fırsatım oldu, mezuniyetten sonra vakfa gittik ve sohbetimizi vakıfta yaptık. Ailem de Belkıs Ablam da çok memnun oldular.

              Mezun olduktan sonra dedim ki: Keşke vakfı daha 1.sınıftayken tanıma şansım olsaydı. Tiyatro, sinema, resim-fotoğraf sergileri, geziler, burs ve daha birçok şey vakıfta sizleri bekliyor.

Kemal, Halen KPSS sonucunu bekliyor.
 
Rüya Yergök Gazi Üniversitesi/Ekonometri

     Yaşantı Paylaşım Vakfı; Ankara'daki öğrencilerin yegane yaşam alanı. Yaşam alanı diyorum çünkü hayata dair bulmak istediğimiz hemen hemen her şeyi bulabileceğimiz bir kurum. Ben bu verimli vakıfta 2012-2013 yılları arasında aktif olarak bulundum.

     Yaşantı paylaşım Vakfı hayata dair birçok şey öğretti. Özellikle iş hayatımda uygulayabileceğim, uyguladığım birçok şey. Belki de en önemli sorunumuz olan sorumluluk bilincini biz fark etmeden bize aşılıyor, bize verilen bir işi en hassas en özenli bir şekilde ve en önemlisi zamanında yapmayı öğreten bir vakıf. Zamanı en iyi şekilde kullanmayı, plan ve program için de aslında hiç bir şeyin sanıldığı kadar zor olmadığını, işlerimizi ertelemeden her şeye zaman ayırabileceğimizi öğretiyor.

     Ve diğer büyük sorunumuz insan ilişkileri ve iletişim. Vakıf, kendimi bu konuda geliştirmeme çok yardımcı oldu. Bize dinlemeyi, dinledikçe öğrenmeyi ve öğrendikçe öğretmenin ne kadar keyifli olduğunu hissettiriyor.

     Vakıfta bulunduğum süreç için de yeni insanlarla ve yeni faaliyetlerle tanıştım. Hayatımda karşılaştığım sorunları aşmama en büyük etken bu yenilikler oldu. Ve bu yenilikler sadece vakıf süreci için de değil vakıftan ayrıldıktan sonra da devam ediyor. Sinemaya, tiyatroya, opera ve baleye daha birçok sanatsal faaliyete gitmeyi alışkanlık haline getiriyor en azından benim için öyle oldu.

     Ankara' da bulunan öğrencilerin tanışmasını istediğim bir kurum, gerçekten yaşadığım değişimi, gelişimi oradan ayrıldıktan sonra hissettim. Bütün katkılarından dolayı A.Belkıs Güneş ve vakıf üyelerine sonsuz teşekkürler.

 

Rüya, Halen KPSS sonucunu bekliyor…

 

 

Merhaba Arkadaşlar;

      Ben Gülay Çoban Hacettepe Sosyal Hizmetler Bölümü 2008 mezunuyum. Sizlere Yaşantı Paylaşım Merkezinde aktif üyelik dönemimde yapmış olduğumuz çalışmalardan ve bu çalışmaların, Yaşantı Paylaşım Merkezi’nin, benim şu anki yaşamıma sağlamış olduğu katkılardan bahsetmek istiyorum;

     2004-2008 yılları arasında Yaşantı Paylaşım Merkezin’de Bir dönem Gönüllü Torun Projesini yürüttüm, Down Sendromlu çocuklarımızın yakınlarına özel dersler verdim, birlikte vakıfta (o zaman merkezdi) söyleşiler düzenledik, Down Sendromlu çocuklarımızın ve ailelerine günler kermesler düzenledik kendi yapmış olduğumuz el işlerini bu günlerde satıp merkezin bütçesine katkı sağladık, zaman buldukça (ayda bir) tiyatro ve CSO’ya gittik, günü birlik Eskişehir ve Kütahya ya gezileri düzenledik ve daha saymakla bitiremeyeceğim şuan aklıma gelmeyen birçok çalışma…

     Yaşantı Paylaşım Merkezinde aktif üyeli dönemimde ki en keyif aldığım çalışmalardan biri olan ve şuan hayatımda birebir yansımasını gördüğüm çalışma Gönüllü Torun Projesi; yaşlılarla sohbet etmekten ve onların deneyimlerini dinlemekten çok keyif aldım. Şu anda da yaşadığım şehirde düzenli ziyaret ettiğim 80-90 yaşlarında iki yaşlı teyzem var. İhtiyaçları doğrultusunda market alışverişlerini yapıyorum, bazen sadece gidip sohbet ediyorum, bazen onların benim için pişirdikleri börekleri yiyorum bazen de birlikte çay bahçesine gidiyoruz. Onlarla geçirmiş olduğum zamandan inanılmaz keyif alıyorum ve onların mutluluğu bana da mutluluk veriyor.

     Genel olarak değerlendirecek olursak; yukarıda saymış olduğum çalışmalar vakıfta bulunan farklı alanlara sahip öğrencilerle bir arada olmak ve paylaşımda bulunmak iş hayatımda farklı meslek gruplarına ait kişilerle daha kolay çalışmama yardımcı oldu, sosyalleşmem ve kendimi grup içerisinde ifade edebilme becerimin gelişmesini sağladı. Belkıs Hanım ile yapmış olduğumuz bire bir sohbetlerde onun yaşam   tecrübe ve becerilerini paylaşmak şu anki yaşamıma hala ışık tutuyor. Belkıs Hanım’ın ‘Yavrum uyumlu insanlarla çalışmak, vakit geçirmek kolay, bunu herkes yapar önemli olan uyum problemi yaşayan insanlarla uyumla çalışıp vakit geçirmek onların yaşamına bir şeyler katmak, ancak bu şekilde fark yaratabilirsin’ cümlesi hala kulaklarımda.    

 

Gülay, Sinop Atatürk Devlet Hastanesi Sosyal Hizmet Uzmanı…

 
Ebru SUBAŞI Özel Eğitim Öğretmeni

Öğrenciliğimin üçüncü yılında katıldığım Farabi Programı sayesinde bir yıl Ankara’da yaşama fırsatım oldu ve bu sırada Yaşantı Paylaşım Merkezi Gençlik Vakfı ile tanıştım. Ders programımı göz önünde bulundurarak vakfa gideceğim gün ve saatleri belirledik. Bu sırada vakfın genel işleyişi ve günlük rutinleri hakkında bilgi sahibi de oldum. Bilgilendirme yapılırken ne kadar sistemli ve planlı bir yerde olduğumu fark etmiş ve etkilenmiştim. Aslında biraz da korkmuştum çünkü burada her şey çok kurallıydı. Bu durum benim alışık olduğumdan biraz farklıydı. Zamanla günlük rutinlerdeki kuralların işlerimizi ne kadar kolaylaştırdığını fark ettim. Yaşantı Paylaşım Merkezi Gençlik Vakfı bana ilk olarak günümü uygun kurallarla planlamayı öğretti ve bu konu iş hayatımda benim için çok faydalı oldu. Vakıf aynı zamanda toplumsal sorumluluk duygumun artmasında çok önemli bir role sahip ve benim mesleğim için bu bilincin çok önemli olduğuna inanıyorum. Ayrıca vakfa gitme ve orada bulunma vakitlerimiz belirli bir düzen içerdiği için beni iş hayatına hazırlamada oldukça etkili olduğunu düşünüyorum. Çünkü Belkıs Abla, bizlere o gün çok kısa süreli bile olsa geç kalacağımızı fark ettiğimiz an uygun açıklama ile durumu haber vermeyi öğretti. Ayrıca iş bölümü, sosyal bir paydada buluşma ve ortak bir hedef için birlikte çalışmayı öğrendim burada. Keşke Ankara’da bir yıldan uzun süre yaşama şansım olsaydı. Öğrenecek daha çok şeyim olduğunu bilerek Ankara’dan ayrılmak zorunda kaldım.

 

Şener Osan Makine Kimya Endüstrisi Kurumu İnsan Kaynakları Sorumlusu

İsmet Özel şiirinde dediği gibi “ Her şey ben yaşarken oldu, bunu bilsin insanlar

Ben vakfın bana kattıklarını değil yaşadıklarımı yazmayı tercih ederim. Yaşantı Paylaşım Merkezinin ilk öğrencilerinden birisiyim. O zamanlar zaten çok da kalabalık bir öğrenci grubu değildik. Belkıs abla ile tanıştık ve bu tanışıklık bana iyi geldi. Bu dünyada tek başına olmadığımızın farkında insanlar olarak; yeni insanlar, yeni hayatlar, yeni düşünceler, yeni oluşlar ve belki de yeni dünyalar, kültürler tanıma fırsatının içinde bulunduğumuz için sevindiğimi hatırlıyorum. Bu durumun ileride bize yeniliklere, değişikliklere açık olma alışkanlığı kazandırdığı düşünüyorum. Bu alışkanlık hali bir kabullenme belki de sadece bir farkındalıktır.  

Yukarıdaki düşüncelerimdeki muallak halin sebebi vakıftan önce veya vakıftan sonraki hayatımın bir getirisidir. Ben bunu öncesine veya sonrasına yorma düşüncesinde değilim çünkü hayat devam eden bir süreç ve insanın duygularının ve düşüncelerinin her zaman değişebileceğine inanıyorum.

Yaklaşık 15 yıl olan vakıfla olan ilişkimden aklımda kalanların başında vakfın bazen bir kafa dinleme bazen bir sığınma noktası olmasıydı. Bir köşede sessizce oturmak, gözlemlemek ve düşünmek ya da hiç düşünmemek. Bu zamanlar çok şey katmıştır muhakkak. Bence; yeni insanlar, yeni hayatlar, yeni düşünceler, yeni oluşlar, yeni dünyalar ve yeni kültürler en çok böyle zamanlarda tanınıyor.

Mutlulukta ve mutsuzlukta, hastalığımda ve sağlığımda her zaman Belkıs abla ile görüşmek, konuşmak isterdim. Bazen kızardık birbirimize, bazen – daha çok o bana – destek olurduk. Hastane odasında da nikahımda da beraberdik. Tabi bu zamanlarda vakfımız da yanımdaydı. İnsan bazı zamanlar kalabalıkları da seviyor.   Tanıdığın insanlardan oluşan kalabalıkların yanında olmasını istediğin zamanlarda yanında olması gibi güzel duyguları yaşadığım için şanslıydım.

Şu an bir kamu kurumunda insan kaynakları biriminde çalışıyorum. Beraber çalıştığımız, çalışacağımız kişiler ile ilişkilerimde çok fazla şaşırmıyorum. Çünkü her türlü insan ve durumun karşımıza çıkacağını tahmin edebiliyorum. Organize olmak en önemlisiydi vakfımızda, şimdi görüyorum ki iş hayatında da organize olmak en önemli unsurlardan birisi. Düzenli olmak da önemliydi ve ben bu duruma çok kolay alıştığıma inanıyorum. İş hayatında yine düzenli olmak çok değerli bir özellik.

Toplumsal anlamda düşününce; vakıflar sivil toplumun ana unsurlarıdır. Her çeşit düşüncenin yaşamasını, yayılmasını sağlar. Toplumun birlik olarak bir hedefi gerçekleştirmek veya memnuniyetsizliği duyurmak için etkili bir araçtır. Bizim vakfımız da çoğunlukla üniversite öğrencileri odaklı olarak daha temel hedeflere dönük faaliyetler içerisindedir. Kişilerin birey olmasına katkı sağlamak, organizasyonun gücünü etkin kılmak, toplumsal yardımlaşmayı yaşatmak, hoşgörü içinde yaşamak gibi idealleri var vakfımızın. Bu doğrultuda; her bireye ve her toplumsal sınıfa saygı ve sevgi çerçevesindeki bakışıyla yoluna devam edeceğini düşünüyor ve diliyorum.

 

  Hülya USTA Malatya Battalgazi Toplum Sağlığı Merkezi’nde Psikolog

         Yaşantı Paylaşım Merkezi‘nin benim için hayatımın önemli dönüm noktalarından biri olduğunu düşünüyorum. Burada dışarıdaki gerçek hayatı tüm yönleriyle tanıma ve deneyimleme şansını elde ettim. Çünkü Yaşantı Paylaşım Merkezi sadece bir vakıf değil, aynı zamanda bizlere gerçek yaşam kesitleri sunan bir hayat okulu. Bu bağlamda vakıfta çalışırken hem iş hayatımda hem de özel hayatımda bana yardımcı olacak planlı yaşam, zaman yönetimi, iş bölümü, düzenlilik, insan ilişkileri ve görgü kuralları gibi birçok bilgi ve beceri alanında yeni şeyler öğrendim. Vakfımızda düzenlediğimiz etkinlikler sayesindeyse sinema, tiyatro, opera, bale, resim, fotoğraf ve müzik gibi sanatın her dalıyla tanışma fırsatını buldum. Üstelik edindiğim yeni arkadaşlarla bu etkinlikler keyifli birer anıya dönüştü. Vakfın sahip olduğu zengin kütüphane kaynakları ile ufkumu açarken, Gönüllü Torun Projesi kapsamında Emine Hanım’a yaptığımız ziyaretler sayesinde büyüklerimizin deneyimlerinden yararlanma fırsatı buldum. Öğrencilerinin sosyal, yardımlaşmayı ve paylaşmayı bilen, duyarlı birer vatandaş olmasını amaçlayan vakfımıza umarım daha çok öğrencinin yolu düşer. Zira bütün bu anlattıklarım vakfın bana kazandırdıklarının sadece bir kısmı. Bizlere sunduğu bu imkânlar için bende çok özel bir yeri olan sevgili Belkıs Abla’ya sonsuz teşekkürler…

 

  Ben Tolga UZUN. Sosyal Hizmet Uzmanı ve Aile ve Evlilik Danışmanıyım. Yaşantı Paylaşım Merkezi ile üniversite yıllarında arkadaşlarımın vasıtasıyla tanıştım. Ve o günden bugüne dek hem mesleki hayatımda hem de kişilerarası iletişimde bana çığır açtı. Yapılan çalışmalar, söyleşiler, geziler hem şahsımı geliştirdi hem de yardıma muhtaç kişilere yardım etme fırsatı yarattı. Halen mesleki hayatımda bana kazandırılan becerileri kullanmaya devam ediyorum. Çok şanslıyım. İyi ki varsınız.

  Yakup EVİN 2007 yılında Yaşantı Paylaşım Merkezi ile tanıştım. İlk zamanlarda kuşkuyla yaklaştığım bu küçük toplulukta ilişkilerin karşılıksız olduğunu anlamam uzun sürmedi. Vergi verdiğimiz devletin en temel hakkımız olan eğitim için bile bir karşılık talep ettiği bir ülkede bu gibi girişimlere ön yargılı yaklaşabiliyorduk. Her girdiğimiz kapıda bir kimlik sorulan yada bir kimlik oluşturulan bir zamanda kimliğimin, değerlerimin, inançlarımın sorulmadığı bir ortamla karşılaştım. Tek ortak değerin eğitim ve kültür yönünden gelişmiş bir toplum amacı olduğunu gördüm. İlk defa tiyatroya gittim. Sinema, konser, gezi, sergi gibi birçok kültürel etkinliğe katıldım. En önemlisi de lise yıllarında ödev olarak ilgi ve isteklerimiz dikkate alınmadan okutulan kitaplar nedeniyle uzaklaştığım kitaplarla tekrar buluştum. Açılan kurslarda ilk öğretmenlik deneyimlerimi yaşadım. 2009 yılında Kastamonu'da öğretmen olarak göreve başladım. İki yıl Kastamonu, dört yıl Gaziantep'te öğretmenlik yaptım. 2015 Eylül ayında geldiğim Kütahya'da halen Muhasebe ve Finansman öğretmenliği yapıyorum. Yaşantı Paylaşım Merkezi'nin katkılarını gerek meslek hayatımda gerekse sosyal hayatımda kullanıyorum. Her fırsatta farklı bir şehirde görev yapmak için istekte bulunuyorum. Bu konuda hiç tereddüt etmiyorum. Yaşantı Paylaşım Merkezi'nde tanıştığım farklı kültürler nedeniyle her ortama uyum sağlayacağıma inanıyorum. Gittiğim her şehrin müzelerini, tarihi kültürel değerlerini bulmaya çalışıyorum. Belkıs isminde bir kızım ve Yusuf isminde bir oğlum var. Ülkemin farklılıklarını benimseyen, Cumhuriyete bağlı, topluma faydalı bireyler olarak yetiştirmeye çalışıyorum. Telefondan yazdığım için metnin tamamını göremediğimden yazım, imla ve noktalama hataları varsa affınıza sığınıyorum.

 

 

  Merve Hoşgör Barboros Yatçılık Bodrum’da Tur Sorumlusu

      Ankara Üniversitesi Dil Tarih ve Coğrafya fakültesi İtalyan Dili ve Edebiyatı lisans programını kazandığımı öğrendiğim gün..O gün korkudan uyuyamadım.

 

İzmir'in küçük bir ilçesinde doğmuşum. Herkesin birbirini tanıdığı, hala yardımlaşmanın olduğu sanki bir ütopya şehri gibi küçücük bir ilçe. Üniversite mezunu sayısı bir elin parmaklarını geçmez. Daha çok tarım, hayvancılık yapılan bir yer.Hayatımda bir kez İzmir dışına çıkmışım, o da akraba düğünü. Hiç ailemden ayrılmamış hiçbir şey için tek başıma savaşmamışım. Ne yapacaktım büyük şehirde tek başıma.. Hem de başkentte, Ankara'da.. Nasıl insanlarla karşılaşacaktım kim bilir.. Neler yaşayacaktım.. Nasıl büyüyecektim..

 

Ankara'ya babamla geldim. Devlet yurduna yerleştikten sonra babam İzmir'e döndü. Tek başıma kalakaldım. Babamla yurt kapısında vedalaşmam dün gibi aklımda. 8 kişilik yurt odasında Türkiye'nin dört bir köşesinden toplaşmışız. Diyarbakır, Samsun, Hatay, Antalya, Konya ve Ege'den ben… Bir gün iki gün derken iki yılı tamamladım. Bir yandan derslerimi takip edip bir yandan harçlığımı çıkarmak için çalışıyorum. Yine internetten hem iş hem burs ararken Yaşantı Paylaşım Merkezi'ne denk geldim. Hemen arkadaşımı yanıma alarak gittim kapıyı çaldım. İçeri girer girmez o ev kokusunu hissetmiştim, o an sanki orada geçireceğim günleri gördüm. Belkıs Hanım'la tanışınca kişiliğinden o kadar etkilendim ki o anda idol olarak göreceğim biri olacağını hemen anladım.   Peki vakıf bana neler öğretti?

 

En başta kendi kendime ayakta durmayı, bir duruş sahibi olmayı, her konuda fikir sahibi olmayı, tarihin önemini, ülkemizi dünyamızı tanımanın önemini, şu hayatta hepimizin birbirimize ihtiyacımız olduğunu öğretti. Türk, Kürt, Laz fark etmeden hepimizin yaşamlarının birbirine kenetli olduğunu, paylaşmadan olmayacağını, bir sohbetin muhabbetin, bir yardım elinin karşılıksız kalmayacağını öğretti.. Kızlı erkekli hep beraber sofraların kurulup kaldırılacağını, cinsiyetçiliğe hayır demeyi, ihtiyacı olana yardım etmeyi öğretti. Masa adabından tutun beslenmenin önemine kadar her konuda bilgi sahibi olduk. Merkezimizde konusunda uzman kişilerden aldığımız dersler hayatımız boyunca unutamayacağımız dersler oldu. Küçüklerimizle bilgilerimizi paylaştık, durumu özel derslere yetmeyen miniklere dersler verdik, yaşıtlarımızla oturduk, muhabbet ettik, kütüphane düzenledik, yemek yedik, güldük, içtik, eğlendik, şarkılar söyledik, Mozart dinledik, gazete okuduk. Hayatımda ilk kez opera ve baleye gittim. Çok sevdiğim sinema ve tiyatroya merkezde tanıştığım arkadaşlarımla gittim. Tanımadığımız bizi tanımayan insanların hanelerine konuk olduk. Aldığım ilk bursla o hep önünden geçip cebimde para olmadığı için alamadığım 100 liralık gitarı aldım. Bunu hayatta unutmam.

 

Kore savaşına katılan amcamızla savaşa gittik, acılarını paylaştık, dert ortağı olduk. Dünya gezgini Emine Teyze'yle dünyaları keşfettik ufkumuz açıldı. Beni en çok etkileyen insanlardan biri Emine Teyze'dir. Gezmekten az kalsın kendi düğününü kaçıran Emine Teyze sayesinde 'ben de yapabilirim' dedim ilk kez ve yaklaşan Erasmus sınavına katılmaya karar verdim.Sonuç geldiğinde neredeyse bayılacaktım. İtalya-Venedik'e gidiyordum.5 koca ay, tek başıma. Ankara'dan sonra 2. uzak yolculuğumdu ama bu sefer korkmuyordum çünkü artık hazırdım. Vakıfta kazandığım deneyimler beni büyütmüş, daha olgun, daha korkusuz, daha kendine güvenen biri yapmıştı. Erasmusu bitirip döndüğümde vakfa devam ettim ta ki mezun olana kadar. İş hayatına adım atınca her şey çok farklıydı fakat buna da hazırlıklıydım.

 

Bir gün karşıma İtalya'da bir gönüllülük projesi çıktı. Yaşlı insanlara bakımlarında yardım edecek kişiler aranıyordu. Başvuru yapıp kabul alınca 6 ay diğer ülkelerden gelen gönüllülerle birlikte çalıştım. Bir kere ihtiyacı olana yardım edince artık bir parçanız oluyor ve bırakamıyorsunuz. Tanımadığım ve beni tanımayan başka dilden başka dinlerden binlerce insana yardım ettim. Kimi kızı kimi torunu olarak kabul etti beni. Proje sonrası ülkeme döndüm ve şu an çok mutlu olduğum şirketimde operasyon sorumlusu olarak çalışıyorum bir yandan da tek başıma yapacağım dünya turumu planlıyorum.

 

Ben ki bir zamanlar küçücük bir yerde yaşayan küçük kız işte bu vakıf sayesinde bu günlere geldim. Yardım etmenin güzelliğini, iyi insan olmayı, hepimizin bir olduğunu burada öğrendim. Bazen küçük bir adım tüm hayatınızı değiştirir. Yaşantı Paylaşım Merkezi'nin kapısını çaldığım an benimki değişti. Şimdi sıra sizde.

 

                                                                             Belkıs Hanım'a saygılarımla

  A.Furkan Genç Ankara Üniversitesi Bilgi Teknolojileri Uzmanı

     Hayata Yolculuk 2002 yılında büyük bir umutla çıktık yola. Biliyorduk, önümüzde atılacak daha çok adım, kazanılacak daha çok deneyim, öğrenilecek bir Dünya ve bir dünya şey vardı. Kısacası kocaman bir hayat vardı. Ama bizler şanslıydık. Hiç yılmadan, usanmadan, bahşedilmiş güzide bir enerjiyle hiç vazgeçmeden yoluna devam eden ve bizleri de devam etmemiz gerektiğini sürekli söyleyen, adeta lokomotif görevi gören birisi vardı önümüzde. O zamanlar birazda toyluğun verdiği etkiyle bizi nelerin beklediğini bilmiyorduk tabi ki. Ancak gün geldi artık okul hayatı bitti ve hayat okulu başladı. Artık ekilen tohumların meyvesinin toplanma zamanı gelmişti. Bunu girdiğim bütün ortamlarda hissediyordum. 1-0 yenik başladığım hayatta, 2-1 öne geçmiştim. Öğrendiklerimiz, öğrendiklerimizin aslında denizde bir damla su olduğunu öğretti bize. Okudukça gördük, gördükçe daha çok okuduk, daha çok okudukça hayata bakışımız da değişmeye başladı. Sonradan fark ettim ki aslında bütün bunlar ufkumuzun genişlemesi için atılan küçük birer adımmış. Bilmek ve bilmemek arasındaki fark ancak bildikten sonra anlaşılabiliyormuş. Bu yolda ömrünü gençlere mihmandar olarak adayan Belkıs Ablamıza sonsuz teşekkürlerimi borç bilirim.

 Burçin Cihan

     Yaşantı Paylaşım Merkezi Gençlik Vakfı’nda lisans yıllarım boyunca yaptığım çalışmaların iş hayatımda akademik, ilişkisel ve bireysel birçok katkısı oldu. Öncelikle, yaptığımız çalışmalar için hazırladığımız düzenli dosyalama ve raporlamalar akademik hayatımda disiplinimi ve düzenimi arttırdı. Ayrıca, yaptıklarımın yazılı olarak saklanması tarihçesinin tutulması açısından da son derece önemliydi. İlişkisel olarak ise, Vakıf’taki arkadaşlarımla olan yakın ve özenli ilişkilerimiz bunları başkaları ile de kurmamı ve iş ortamında birlikte çalıştığım iş arkadaşlarımla profesyonel sınırları koruyarak yakın ilişkiler kurmamı sağladı. Yanı sıra, Vakıf’ta yaptığımız söyleşiler sayesinde farklı alandan kişileri tanımış olmak, iş hayatımda karşılaştığım farklı kişiler ile empati yapabilme becerimi arttırdı. Kişisel olarak ise Vakıf yaşantım boyunca kendimi daha iyi tanıma fırsatım oldu. Bu da mesleki olarak kendimi geliştirirken öz güvenimi ve kişisel yetkinliklerimi görebilmemi sağladı. Vakıf’ta hayatın içerisinde olmak hem mesleğimin hem de ülkemin ihtiyaç ve sorunlarını daha iyi görüp kavramamda ve elimden gelen sorumluluğu almak konusunda bana yol gösterici oldu.

 

Vakıf İçinde Faal Olduğu Yıl: 2015-2016

Gerek eğitim yaşamım gerek sosyal yaşamım için, hayatımın en güzel zamanları olarak anımsayacağım 2013-2014 öğretim yılında, Yaşantı Paylaşım Merkezi Gençlik Vakfı’nın bir üyesi olma şansına sahip oldum. Bizleri aile sıcaklığıyla saran vakfımız, mevcut oluşumun vazgeçilmez bir parçası olduğumuz hissini uyandırdı hepimizde. Bizler de bu heves ve çaba ile yetenekli olduğumuz alanlarda çalışmalar gerçekleştirerek paylaşıma katkı sağladık. Fakat zaman içinde gördük ki en büyük katkı, genç ruhlarımıza işlenen ‘duyarlı, çalışkan, sorumluluk sahibi birey olma arzusu’ ile bizlere sağlanandı. Değişimin fikir ve davranışlarımızda dirilişini meslek yaşamına atıldığım şu günlerde daha iyi görmekteyim. Hayatlarımıza sihirli değnek gibi dokunan vakfımız, amacına uygun olarak bizlerden ayakları yere sağlam basan, kendi değer ve toplumsal sorumluluklarını bilen, yeteneklerinin farkında bireyler oluşturdu. İş yaşamının getirdiği sorumlulukları üstlenme, görev alma, yaşama aktif olarak katılma, farklılıklara saygı duyma gibi birçok alanda bizlere edindirdiği deneyimlerle, yaşamımıza kolaylıklar sağladı. Bizler mezun olduktan sonra Türkiye’nin dört bir yanına dağılıp, vakfımızın değerli kurucusu,Sevgili Belkıs Ablamız, Sayın Belkıs Güneş’ten aldığımız ışığı ülkemizin her köşesine ulaştırmaya çalışıyoruz. Sergiler gezdik, müzelerde geçmişin tozlu yollarından geçerek tarihimize dokunduk; katıldığımız tiyatro gösterileri, seminerler, izlediğimiz filmler, üzerine görüş bildirdiğimiz kitaplarla ‘hayatı ve insanı okuma’ becerisi kazandık. Paylaşımın en yüce amaç olduğunu, yaşamı değerli kılanın insanın kendine ve yaşadığı dünyaya gösterdiği özen olduğunu burada birbirimizden öğrendik. Kendim, arkadaşlarım ve dolaylı yollardan da olsa dokunduğumuz insan hayatları adına, geçmişten bugüne vakfın kuruluşu ve işleyişinde emeği olan herkese teşekkürü borç biliyorum. İyi ki varsın YPMGV!

 

 

Hepinize Merhaba

Adım Mehmet Kemal Yıldız, Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümünden geçtiğimiz yıl ağustos ayında mezun oldum. Sizlere Yaşantı Paylaşım Merkezi Gençlik Vakfı'nı anlatmadan evvel, vakfa katılmadan önce yaptıklarımı anlatmak istiyorum.

                2011 yılında üniversiteyi kazanarak bir yurda yerleştim. İlk yıl ortamı tanıma, yeni arkadaşlıklar kurma derken çabucak geçti. İkinci yıl ortama alışmıştım, arkadaşlarımızla biraz derslere girip biraz gezip dolaşıyorduk. İkinci yıl, Ankara'da gezilecek tüm yerleri gezdiğimizi düşünüp yavaş yavaş okuldan kopuş sürecim başladı. Bu, aynı zamanda okuldan da kopuş anlamına geliyordu. Üçüncü sınıfa geldiğimde okula doğru düzgün gitmiyordum. Arkadaş çevrem daralmıştı. Yurttan dışarı fazla çıkmıyordum. Sabah geç saatlerde uyanıyor, yurtta yabancı dizi izliyordum. Dışarı çıktığım zamanlarda ise birkaç kişiyle genel olarak Playstation salonlarında vakit geçiriyordum. Üçüncü sınıf benim açımdan çok verimsiz geçmişti. Başlarda bu durumdan pek şikayet etmesem de, bir zaman sonra bu durumdan rahatsız olmaya başladım. Normalde çok neşeli, enerjik  biriyken sürekli yurtta dizi izleyip asosyal ve mutsuz bir bireye dönüşmüştüm. Silkelenip kendime gelmem gerekliydi. Yine eskisi gibi mutlu olmak istiyordum ama nasıl ? Bir işte çalışmak istemiyordum, onun dışında da başka bir seçenek göremiyordum. Ben bu durumdayken bir arkadaşım Facebook üzerinden Yaşantı Paylaşım Merkezi Gençlik Vakfı'nın iletisini gönderdi. İletide yeni bir sosyal çevre, kültürel sanatsal geziler, çeşitli etkinlikler ve daha birçok şey yazılıydı. Üstelik burs da veriyordu. Bunun benim için bir fırsat olduğunu düşündüm ve hemen ertesi gün vakfa tanışmaya gittim. Kapıyı çaldım, bir hanımefendi kapıyı açtı güler yüzle. Tanışmak için geldiğimi ifade edip içeri girdim. Daha ilk dakikalardan itibaren o samimiyeti, sıcaklığı hissedebiliyordum. Belkıs Abla ile tanıştık, konuştuk, bana vakfı tanıttı. Sanki o an, aradığımı bulmuştum. O sırada vakıfta birkaç öğrenci vardı, onlarla tanıştık. Her birinin bir görevi vardı; kimi bir araştırma yapıyor kimi ise bir öğrenciye derslerinde yardımcı oluyordu. Birine yardım edip, onun yüzündeki gülümsemeyle mutlu olmayı vakıfta yeniden hatırladım ve o heyecanla vakıftan ayrıldım. Artık yeni bir sorumluluğum vardı, vakfa zamanında gelip öğrencilerime elimden gelen desteği vermek. Ortama alışma sorunu bile çekmedim çünkü vakıfta bulunan her birey o kadar sıcak o kadar samimiydi ki   yabancılık çekmedim. Vakıfta hayatıma kattığım heyecan, diğer alanlara da sirayet etmişti. Artık derslerimi aksatmıyor hem de vakıfla beraber her gün yeni şeyler yapıyor, öğreniyor ve paylaşıyorduk. Vakfı o kadar sevmiş ve benimsemiştim ki, bu vakfı herkesin tanıyım böyle bir vakıftan herkesin haberi olsun diye, aldığım Belgesel dersi kapsamında ''Hayatın Paylaşım Merkezi'' adlı bir çalışma yaptık. Bu çalışmayı yaptığımız diğer arkadaşım ise benimle beraber vakfı tanıdı ve şu an o da vakfımızın bir parçası.

             Vakıfla birlikte zaman o kadar hızlı geçiyordu ki mezuniyetimin geldiğini fark edemedim bile. Mezuniyetime ailemle birlikte Belkıs Abla ve bir arkadaş daha iştirak ederek beni mutlu edip gururlandırdılar. Belkıs Ablamı ailemle o gün tanıştırma fırsatım oldu, mezuniyetten sonra vakfa gittik ve sohbetimizi vakıfta yaptık. Ailem de Belkıs Ablam da çok memnun oldular.

              Mezun olduktan sonra dedim ki: Keşke vakfı daha 1.sınıftayken tanıma şansım olsaydı. Tiyatro, sinema, resim-fotoğraf sergileri, geziler, burs ve daha birçok şey vakıfta sizleri bekliyor.

Kemal, Halen KPSS sonucunu bekliyor.
 
Rüya Yergök Gazi Üniversitesi/Ekonometri

     Yaşantı Paylaşım Vakfı; Ankara'daki öğrencilerin yegane yaşam alanı. Yaşam alanı diyorum çünkü hayata dair bulmak istediğimiz hemen hemen her şeyi bulabileceğimiz bir kurum. Ben bu verimli vakıfta 2012-2013 yılları arasında aktif olarak bulundum.

     Yaşantı paylaşım Vakfı hayata dair birçok şey öğretti. Özellikle iş hayatımda uygulayabileceğim, uyguladığım birçok şey. Belki de en önemli sorunumuz olan sorumluluk bilincini biz fark etmeden bize aşılıyor, bize verilen bir işi en hassas en özenli bir şekilde ve en önemlisi zamanında yapmayı öğreten bir vakıf. Zamanı en iyi şekilde kullanmayı, plan ve program için de aslında hiç bir şeyin sanıldığı kadar zor olmadığını, işlerimizi ertelemeden her şeye zaman ayırabileceğimizi öğretiyor.

     Ve diğer büyük sorunumuz insan ilişkileri ve iletişim. Vakıf, kendimi bu konuda geliştirmeme çok yardımcı oldu. Bize dinlemeyi, dinledikçe öğrenmeyi ve öğrendikçe öğretmenin ne kadar keyifli olduğunu hissettiriyor.

     Vakıfta bulunduğum süreç için de yeni insanlarla ve yeni faaliyetlerle tanıştım. Hayatımda karşılaştığım sorunları aşmama en büyük etken bu yenilikler oldu. Ve bu yenilikler sadece vakıf süreci için de değil vakıftan ayrıldıktan sonra da devam ediyor. Sinemaya, tiyatroya, opera ve baleye daha birçok sanatsal faaliyete gitmeyi alışkanlık haline getiriyor en azından benim için öyle oldu.

     Ankara' da bulunan öğrencilerin tanışmasını istediğim bir kurum, gerçekten yaşadığım değişimi, gelişimi oradan ayrıldıktan sonra hissettim. Bütün katkılarından dolayı A.Belkıs Güneş ve vakıf üyelerine sonsuz teşekkürler.

 

Rüya, Halen KPSS sonucunu bekliyor…

 

 

Merhaba Arkadaşlar;

      Ben Gülay Çoban Hacettepe Sosyal Hizmetler Bölümü 2008 mezunuyum. Sizlere Yaşantı Paylaşım Merkezinde aktif üyelik dönemimde yapmış olduğumuz çalışmalardan ve bu çalışmaların, Yaşantı Paylaşım Merkezi’nin, benim şu anki yaşamıma sağlamış olduğu katkılardan bahsetmek istiyorum;

     2004-2008 yılları arasında Yaşantı Paylaşım Merkezin’de Bir dönem Gönüllü Torun Projesini yürüttüm, Down Sendromlu çocuklarımızın yakınlarına özel dersler verdim, birlikte vakıfta (o zaman merkezdi) söyleşiler düzenledik, Down Sendromlu çocuklarımızın ve ailelerine günler kermesler düzenledik kendi yapmış olduğumuz el işlerini bu günlerde satıp merkezin bütçesine katkı sağladık, zaman buldukça (ayda bir) tiyatro ve CSO’ya gittik, günü birlik Eskişehir ve Kütahya ya gezileri düzenledik ve daha saymakla bitiremeyeceğim şuan aklıma gelmeyen birçok çalışma…

     Yaşantı Paylaşım Merkezinde aktif üyeli dönemimde ki en keyif aldığım çalışmalardan biri olan ve şuan hayatımda birebir yansımasını gördüğüm çalışma Gönüllü Torun Projesi; yaşlılarla sohbet etmekten ve onların deneyimlerini dinlemekten çok keyif aldım. Şu anda da yaşadığım şehirde düzenli ziyaret ettiğim 80-90 yaşlarında iki yaşlı teyzem var. İhtiyaçları doğrultusunda market alışverişlerini yapıyorum, bazen sadece gidip sohbet ediyorum, bazen onların benim için pişirdikleri börekleri yiyorum bazen de birlikte çay bahçesine gidiyoruz. Onlarla geçirmiş olduğum zamandan inanılmaz keyif alıyorum ve onların mutluluğu bana da mutluluk veriyor.

     Genel olarak değerlendirecek olursak; yukarıda saymış olduğum çalışmalar vakıfta bulunan farklı alanlara sahip öğrencilerle bir arada olmak ve paylaşımda bulunmak iş hayatımda farklı meslek gruplarına ait kişilerle daha kolay çalışmama yardımcı oldu, sosyalleşmem ve kendimi grup içerisinde ifade edebilme becerimin gelişmesini sağladı. Belkıs Hanım ile yapmış olduğumuz bire bir sohbetlerde onun yaşam   tecrübe ve becerilerini paylaşmak şu anki yaşamıma hala ışık tutuyor. Belkıs Hanım’ın ‘Yavrum uyumlu insanlarla çalışmak, vakit geçirmek kolay, bunu herkes yapar önemli olan uyum problemi yaşayan insanlarla uyumla çalışıp vakit geçirmek onların yaşamına bir şeyler katmak, ancak bu şekilde fark yaratabilirsin’ cümlesi hala kulaklarımda.    

 

Gülay, Sinop Atatürk Devlet Hastanesi Sosyal Hizmet Uzmanı…

 
Ebru SUBAŞI Özel Eğitim Öğretmeni

Öğrenciliğimin üçüncü yılında katıldığım Farabi Programı sayesinde bir yıl Ankara’da yaşama fırsatım oldu ve bu sırada Yaşantı Paylaşım Merkezi Gençlik Vakfı ile tanıştım. Ders programımı göz önünde bulundurarak vakfa gideceğim gün ve saatleri belirledik. Bu sırada vakfın genel işleyişi ve günlük rutinleri hakkında bilgi sahibi de oldum. Bilgilendirme yapılırken ne kadar sistemli ve planlı bir yerde olduğumu fark etmiş ve etkilenmiştim. Aslında biraz da korkmuştum çünkü burada her şey çok kurallıydı. Bu durum benim alışık olduğumdan biraz farklıydı. Zamanla günlük rutinlerdeki kuralların işlerimizi ne kadar kolaylaştırdığını fark ettim. Yaşantı Paylaşım Merkezi Gençlik Vakfı bana ilk olarak günümü uygun kurallarla planlamayı öğretti ve bu konu iş hayatımda benim için çok faydalı oldu. Vakıf aynı zamanda toplumsal sorumluluk duygumun artmasında çok önemli bir role sahip ve benim mesleğim için bu bilincin çok önemli olduğuna inanıyorum. Ayrıca vakfa gitme ve orada bulunma vakitlerimiz belirli bir düzen içerdiği için beni iş hayatına hazırlamada oldukça etkili olduğunu düşünüyorum. Çünkü Belkıs Abla, bizlere o gün çok kısa süreli bile olsa geç kalacağımızı fark ettiğimiz an uygun açıklama ile durumu haber vermeyi öğretti. Ayrıca iş bölümü, sosyal bir paydada buluşma ve ortak bir hedef için birlikte çalışmayı öğrendim burada. Keşke Ankara’da bir yıldan uzun süre yaşama şansım olsaydı. Öğrenecek daha çok şeyim olduğunu bilerek Ankara’dan ayrılmak zorunda kaldım.

 

Şener Osan Makine Kimya Endüstrisi Kurumu İnsan Kaynakları Sorumlusu

İsmet Özel şiirinde dediği gibi “ Her şey ben yaşarken oldu, bunu bilsin insanlar

Ben vakfın bana kattıklarını değil yaşadıklarımı yazmayı tercih ederim. Yaşantı Paylaşım Merkezinin ilk öğrencilerinden birisiyim. O zamanlar zaten çok da kalabalık bir öğrenci grubu değildik. Belkıs abla ile tanıştık ve bu tanışıklık bana iyi geldi. Bu dünyada tek başına olmadığımızın farkında insanlar olarak; yeni insanlar, yeni hayatlar, yeni düşünceler, yeni oluşlar ve belki de yeni dünyalar, kültürler tanıma fırsatının içinde bulunduğumuz için sevindiğimi hatırlıyorum. Bu durumun ileride bize yeniliklere, değişikliklere açık olma alışkanlığı kazandırdığı düşünüyorum. Bu alışkanlık hali bir kabullenme belki de sadece bir farkındalıktır.  

Yukarıdaki düşüncelerimdeki muallak halin sebebi vakıftan önce veya vakıftan sonraki hayatımın bir getirisidir. Ben bunu öncesine veya sonrasına yorma düşüncesinde değilim çünkü hayat devam eden bir süreç ve insanın duygularının ve düşüncelerinin her zaman değişebileceğine inanıyorum.

Yaklaşık 15 yıl olan vakıfla olan ilişkimden aklımda kalanların başında vakfın bazen bir kafa dinleme bazen bir sığınma noktası olmasıydı. Bir köşede sessizce oturmak, gözlemlemek ve düşünmek ya da hiç düşünmemek. Bu zamanlar çok şey katmıştır muhakkak. Bence; yeni insanlar, yeni hayatlar, yeni düşünceler, yeni oluşlar, yeni dünyalar ve yeni kültürler en çok böyle zamanlarda tanınıyor.

Mutlulukta ve mutsuzlukta, hastalığımda ve sağlığımda her zaman Belkıs abla ile görüşmek, konuşmak isterdim. Bazen kızardık birbirimize, bazen – daha çok o bana – destek olurduk. Hastane odasında da nikahımda da beraberdik. Tabi bu zamanlarda vakfımız da yanımdaydı. İnsan bazı zamanlar kalabalıkları da seviyor.   Tanıdığın insanlardan oluşan kalabalıkların yanında olmasını istediğin zamanlarda yanında olması gibi güzel duyguları yaşadığım için şanslıydım.

Şu an bir kamu kurumunda insan kaynakları biriminde çalışıyorum. Beraber çalıştığımız, çalışacağımız kişiler ile ilişkilerimde çok fazla şaşırmıyorum. Çünkü her türlü insan ve durumun karşımıza çıkacağını tahmin edebiliyorum. Organize olmak en önemlisiydi vakfımızda, şimdi görüyorum ki iş hayatında da organize olmak en önemli unsurlardan birisi. Düzenli olmak da önemliydi ve ben bu duruma çok kolay alıştığıma inanıyorum. İş hayatında yine düzenli olmak çok değerli bir özellik.

Toplumsal anlamda düşününce; vakıflar sivil toplumun ana unsurlarıdır. Her çeşit düşüncenin yaşamasını, yayılmasını sağlar. Toplumun birlik olarak bir hedefi gerçekleştirmek veya memnuniyetsizliği duyurmak için etkili bir araçtır. Bizim vakfımız da çoğunlukla üniversite öğrencileri odaklı olarak daha temel hedeflere dönük faaliyetler içerisindedir. Kişilerin birey olmasına katkı sağlamak, organizasyonun gücünü etkin kılmak, toplumsal yardımlaşmayı yaşatmak, hoşgörü içinde yaşamak gibi idealleri var vakfımızın. Bu doğrultuda; her bireye ve her toplumsal sınıfa saygı ve sevgi çerçevesindeki bakışıyla yoluna devam edeceğini düşünüyor ve diliyorum.

 

  Hülya USTA Malatya Battalgazi Toplum Sağlığı Merkezi’nde Psikolog

         Yaşantı Paylaşım Merkezi‘nin benim için hayatımın önemli dönüm noktalarından biri olduğunu düşünüyorum. Burada dışarıdaki gerçek hayatı tüm yönleriyle tanıma ve deneyimleme şansını elde ettim. Çünkü Yaşantı Paylaşım Merkezi sadece bir vakıf değil, aynı zamanda bizlere gerçek yaşam kesitleri sunan bir hayat okulu. Bu bağlamda vakıfta çalışırken hem iş hayatımda hem de özel hayatımda bana yardımcı olacak planlı yaşam, zaman yönetimi, iş bölümü, düzenlilik, insan ilişkileri ve görgü kuralları gibi birçok bilgi ve beceri alanında yeni şeyler öğrendim. Vakfımızda düzenlediğimiz etkinlikler sayesindeyse sinema, tiyatro, opera, bale, resim, fotoğraf ve müzik gibi sanatın her dalıyla tanışma fırsatını buldum. Üstelik edindiğim yeni arkadaşlarla bu etkinlikler keyifli birer anıya dönüştü. Vakfın sahip olduğu zengin kütüphane kaynakları ile ufkumu açarken, Gönüllü Torun Projesi kapsamında Emine Hanım’a yaptığımız ziyaretler sayesinde büyüklerimizin deneyimlerinden yararlanma fırsatı buldum. Öğrencilerinin sosyal, yardımlaşmayı ve paylaşmayı bilen, duyarlı birer vatandaş olmasını amaçlayan vakfımıza umarım daha çok öğrencinin yolu düşer. Zira bütün bu anlattıklarım vakfın bana kazandırdıklarının sadece bir kısmı. Bizlere sunduğu bu imkânlar için bende çok özel bir yeri olan sevgili Belkıs Abla’ya sonsuz teşekkürler…

 

  Ben Tolga UZUN. Sosyal Hizmet Uzmanı ve Aile ve Evlilik Danışmanıyım. Yaşantı Paylaşım Merkezi ile üniversite yıllarında arkadaşlarımın vasıtasıyla tanıştım. Ve o günden bugüne dek hem mesleki hayatımda hem de kişilerarası iletişimde bana çığır açtı. Yapılan çalışmalar, söyleşiler, geziler hem şahsımı geliştirdi hem de yardıma muhtaç kişilere yardım etme fırsatı yarattı. Halen mesleki hayatımda bana kazandırılan becerileri kullanmaya devam ediyorum. Çok şanslıyım. İyi ki varsınız.

  Yakup EVİN 2007 yılında Yaşantı Paylaşım Merkezi ile tanıştım. İlk zamanlarda kuşkuyla yaklaştığım bu küçük toplulukta ilişkilerin karşılıksız olduğunu anlamam uzun sürmedi. Vergi verdiğimiz devletin en temel hakkımız olan eğitim için bile bir karşılık talep ettiği bir ülkede bu gibi girişimlere ön yargılı yaklaşabiliyorduk. Her girdiğimiz kapıda bir kimlik sorulan yada bir kimlik oluşturulan bir zamanda kimliğimin, değerlerimin, inançlarımın sorulmadığı bir ortamla karşılaştım. Tek ortak değerin eğitim ve kültür yönünden gelişmiş bir toplum amacı olduğunu gördüm. İlk defa tiyatroya gittim. Sinema, konser, gezi, sergi gibi birçok kültürel etkinliğe katıldım. En önemlisi de lise yıllarında ödev olarak ilgi ve isteklerimiz dikkate alınmadan okutulan kitaplar nedeniyle uzaklaştığım kitaplarla tekrar buluştum. Açılan kurslarda ilk öğretmenlik deneyimlerimi yaşadım. 2009 yılında Kastamonu'da öğretmen olarak göreve başladım. İki yıl Kastamonu, dört yıl Gaziantep'te öğretmenlik yaptım. 2015 Eylül ayında geldiğim Kütahya'da halen Muhasebe ve Finansman öğretmenliği yapıyorum. Yaşantı Paylaşım Merkezi'nin katkılarını gerek meslek hayatımda gerekse sosyal hayatımda kullanıyorum. Her fırsatta farklı bir şehirde görev yapmak için istekte bulunuyorum. Bu konuda hiç tereddüt etmiyorum. Yaşantı Paylaşım Merkezi'nde tanıştığım farklı kültürler nedeniyle her ortama uyum sağlayacağıma inanıyorum. Gittiğim her şehrin müzelerini, tarihi kültürel değerlerini bulmaya çalışıyorum. Belkıs isminde bir kızım ve Yusuf isminde bir oğlum var. Ülkemin farklılıklarını benimseyen, Cumhuriyete bağlı, topluma faydalı bireyler olarak yetiştirmeye çalışıyorum. Telefondan yazdığım için metnin tamamını göremediğimden yazım, imla ve noktalama hataları varsa affınıza sığınıyorum.

 

 

  Merve Hoşgör Barboros Yatçılık Bodrum’da Tur Sorumlusu

      Ankara Üniversitesi Dil Tarih ve Coğrafya fakültesi İtalyan Dili ve Edebiyatı lisans programını kazandığımı öğrendiğim gün..O gün korkudan uyuyamadım.

 

İzmir'in küçük bir ilçesinde doğmuşum. Herkesin birbirini tanıdığı, hala yardımlaşmanın olduğu sanki bir ütopya şehri gibi küçücük bir ilçe. Üniversite mezunu sayısı bir elin parmaklarını geçmez. Daha çok tarım, hayvancılık yapılan bir yer.Hayatımda bir kez İzmir dışına çıkmışım, o da akraba düğünü. Hiç ailemden ayrılmamış hiçbir şey için tek başıma savaşmamışım. Ne yapacaktım büyük şehirde tek başıma.. Hem de başkentte, Ankara'da.. Nasıl insanlarla karşılaşacaktım kim bilir.. Neler yaşayacaktım.. Nasıl büyüyecektim..

 

Ankara'ya babamla geldim. Devlet yurduna yerleştikten sonra babam İzmir'e döndü. Tek başıma kalakaldım. Babamla yurt kapısında vedalaşmam dün gibi aklımda. 8 kişilik yurt odasında Türkiye'nin dört bir köşesinden toplaşmışız. Diyarbakır, Samsun, Hatay, Antalya, Konya ve Ege'den ben… Bir gün iki gün derken iki yılı tamamladım. Bir yandan derslerimi takip edip bir yandan harçlığımı çıkarmak için çalışıyorum. Yine internetten hem iş hem burs ararken Yaşantı Paylaşım Merkezi'ne denk geldim. Hemen arkadaşımı yanıma alarak gittim kapıyı çaldım. İçeri girer girmez o ev kokusunu hissetmiştim, o an sanki orada geçireceğim günleri gördüm. Belkıs Hanım'la tanışınca kişiliğinden o kadar etkilendim ki o anda idol olarak göreceğim biri olacağını hemen anladım.   Peki vakıf bana neler öğretti?

 

En başta kendi kendime ayakta durmayı, bir duruş sahibi olmayı, her konuda fikir sahibi olmayı, tarihin önemini, ülkemizi dünyamızı tanımanın önemini, şu hayatta hepimizin birbirimize ihtiyacımız olduğunu öğretti. Türk, Kürt, Laz fark etmeden hepimizin yaşamlarının birbirine kenetli olduğunu, paylaşmadan olmayacağını, bir sohbetin muhabbetin, bir yardım elinin karşılıksız kalmayacağını öğretti.. Kızlı erkekli hep beraber sofraların kurulup kaldırılacağını, cinsiyetçiliğe hayır demeyi, ihtiyacı olana yardım etmeyi öğretti. Masa adabından tutun beslenmenin önemine kadar her konuda bilgi sahibi olduk. Merkezimizde konusunda uzman kişilerden aldığımız dersler hayatımız boyunca unutamayacağımız dersler oldu. Küçüklerimizle bilgilerimizi paylaştık, durumu özel derslere yetmeyen miniklere dersler verdik, yaşıtlarımızla oturduk, muhabbet ettik, kütüphane düzenledik, yemek yedik, güldük, içtik, eğlendik, şarkılar söyledik, Mozart dinledik, gazete okuduk. Hayatımda ilk kez opera ve baleye gittim. Çok sevdiğim sinema ve tiyatroya merkezde tanıştığım arkadaşlarımla gittim. Tanımadığımız bizi tanımayan insanların hanelerine konuk olduk. Aldığım ilk bursla o hep önünden geçip cebimde para olmadığı için alamadığım 100 liralık gitarı aldım. Bunu hayatta unutmam.

 

Kore savaşına katılan amcamızla savaşa gittik, acılarını paylaştık, dert ortağı olduk. Dünya gezgini Emine Teyze'yle dünyaları keşfettik ufkumuz açıldı. Beni en çok etkileyen insanlardan biri Emine Teyze'dir. Gezmekten az kalsın kendi düğününü kaçıran Emine Teyze sayesinde 'ben de yapabilirim' dedim ilk kez ve yaklaşan Erasmus sınavına katılmaya karar verdim.Sonuç geldiğinde neredeyse bayılacaktım. İtalya-Venedik'e gidiyordum.5 koca ay, tek başıma. Ankara'dan sonra 2. uzak yolculuğumdu ama bu sefer korkmuyordum çünkü artık hazırdım. Vakıfta kazandığım deneyimler beni büyütmüş, daha olgun, daha korkusuz, daha kendine güvenen biri yapmıştı. Erasmusu bitirip döndüğümde vakfa devam ettim ta ki mezun olana kadar. İş hayatına adım atınca her şey çok farklıydı fakat buna da hazırlıklıydım.

 

Bir gün karşıma İtalya'da bir gönüllülük projesi çıktı. Yaşlı insanlara bakımlarında yardım edecek kişiler aranıyordu. Başvuru yapıp kabul alınca 6 ay diğer ülkelerden gelen gönüllülerle birlikte çalıştım. Bir kere ihtiyacı olana yardım edince artık bir parçanız oluyor ve bırakamıyorsunuz. Tanımadığım ve beni tanımayan başka dilden başka dinlerden binlerce insana yardım ettim. Kimi kızı kimi torunu olarak kabul etti beni. Proje sonrası ülkeme döndüm ve şu an çok mutlu olduğum şirketimde operasyon sorumlusu olarak çalışıyorum bir yandan da tek başıma yapacağım dünya turumu planlıyorum.

 

Ben ki bir zamanlar küçücük bir yerde yaşayan küçük kız işte bu vakıf sayesinde bu günlere geldim. Yardım etmenin güzelliğini, iyi insan olmayı, hepimizin bir olduğunu burada öğrendim. Bazen küçük bir adım tüm hayatınızı değiştirir. Yaşantı Paylaşım Merkezi'nin kapısını çaldığım an benimki değişti. Şimdi sıra sizde.

 

                                                                             Belkıs Hanım'a saygılarımla

  A.Furkan Genç Ankara Üniversitesi Bilgi Teknolojileri Uzmanı

     Hayata Yolculuk 2002 yılında büyük bir umutla çıktık yola. Biliyorduk, önümüzde atılacak daha çok adım, kazanılacak daha çok deneyim, öğrenilecek bir Dünya ve bir dünya şey vardı. Kısacası kocaman bir hayat vardı. Ama bizler şanslıydık. Hiç yılmadan, usanmadan, bahşedilmiş güzide bir enerjiyle hiç vazgeçmeden yoluna devam eden ve bizleri de devam etmemiz gerektiğini sürekli söyleyen, adeta lokomotif görevi gören birisi vardı önümüzde. O zamanlar birazda toyluğun verdiği etkiyle bizi nelerin beklediğini bilmiyorduk tabi ki. Ancak gün geldi artık okul hayatı bitti ve hayat okulu başladı. Artık ekilen tohumların meyvesinin toplanma zamanı gelmişti. Bunu girdiğim bütün ortamlarda hissediyordum. 1-0 yenik başladığım hayatta, 2-1 öne geçmiştim. Öğrendiklerimiz, öğrendiklerimizin aslında denizde bir damla su olduğunu öğretti bize. Okudukça gördük, gördükçe daha çok okuduk, daha çok okudukça hayata bakışımız da değişmeye başladı. Sonradan fark ettim ki aslında bütün bunlar ufkumuzun genişlemesi için atılan küçük birer adımmış. Bilmek ve bilmemek arasındaki fark ancak bildikten sonra anlaşılabiliyormuş. Bu yolda ömrünü gençlere mihmandar olarak adayan Belkıs Ablamıza sonsuz teşekkürlerimi borç bilirim.

 Burçin Cihan

     Yaşantı Paylaşım Merkezi Gençlik Vakfı’nda lisans yıllarım boyunca yaptığım çalışmaların iş hayatımda akademik, ilişkisel ve bireysel birçok katkısı oldu. Öncelikle, yaptığımız çalışmalar için hazırladığımız düzenli dosyalama ve raporlamalar akademik hayatımda disiplinimi ve düzenimi arttırdı. Ayrıca, yaptıklarımın yazılı olarak saklanması tarihçesinin tutulması açısından da son derece önemliydi. İlişkisel olarak ise, Vakıf’taki arkadaşlarımla olan yakın ve özenli ilişkilerimiz bunları başkaları ile de kurmamı ve iş ortamında birlikte çalıştığım iş arkadaşlarımla profesyonel sınırları koruyarak yakın ilişkiler kurmamı sağladı. Yanı sıra, Vakıf’ta yaptığımız söyleşiler sayesinde farklı alandan kişileri tanımış olmak, iş hayatımda karşılaştığım farklı kişiler ile empati yapabilme becerimi arttırdı. Kişisel olarak ise Vakıf yaşantım boyunca kendimi daha iyi tanıma fırsatım oldu. Bu da mesleki olarak kendimi geliştirirken öz güvenimi ve kişisel yetkinliklerimi görebilmemi sağladı. Vakıf’ta hayatın içerisinde olmak hem mesleğimin hem de ülkemin ihtiyaç ve sorunlarını daha iyi görüp kavramamda ve elimden gelen sorumluluğu almak konusunda bana yol gösterici oldu.

 

Vakıf İçinde Faal Olduğu Yıl: 2015-2016

Gerek eğitim yaşamım gerek sosyal yaşamım için, hayatımın en güzel zamanları olarak anımsayacağım 2013-2014 öğretim yılında, Yaşantı Paylaşım Merkezi Gençlik Vakfı’nın bir üyesi olma şansına sahip oldum. Bizleri aile sıcaklığıyla saran vakfımız, mevcut oluşumun vazgeçilmez bir parçası olduğumuz hissini uyandırdı hepimizde. Bizler de bu heves ve çaba ile yetenekli olduğumuz alanlarda çalışmalar gerçekleştirerek paylaşıma katkı sağladık. Fakat zaman içinde gördük ki en büyük katkı, genç ruhlarımıza işlenen ‘duyarlı, çalışkan, sorumluluk sahibi birey olma arzusu’ ile bizlere sağlanandı. Değişimin fikir ve davranışlarımızda dirilişini meslek yaşamına atıldığım şu günlerde daha iyi görmekteyim. Hayatlarımıza sihirli değnek gibi dokunan vakfımız, amacına uygun olarak bizlerden ayakları yere sağlam basan, kendi değer ve toplumsal sorumluluklarını bilen, yeteneklerinin farkında bireyler oluşturdu. İş yaşamının getirdiği sorumlulukları üstlenme, görev alma, yaşama aktif olarak katılma, farklılıklara saygı duyma gibi birçok alanda bizlere edindirdiği deneyimlerle, yaşamımıza kolaylıklar sağladı. Bizler mezun olduktan sonra Türkiye’nin dört bir yanına dağılıp, vakfımızın değerli kurucusu,Sevgili Belkıs Ablamız, Sayın Belkıs Güneş’ten aldığımız ışığı ülkemizin her köşesine ulaştırmaya çalışıyoruz. Sergiler gezdik, müzelerde geçmişin tozlu yollarından geçerek tarihimize dokunduk; katıldığımız tiyatro gösterileri, seminerler, izlediğimiz filmler, üzerine görüş bildirdiğimiz kitaplarla ‘hayatı ve insanı okuma’ becerisi kazandık. Paylaşımın en yüce amaç olduğunu, yaşamı değerli kılanın insanın kendine ve yaşadığı dünyaya gösterdiği özen olduğunu burada birbirimizden öğrendik. Kendim, arkadaşlarım ve dolaylı yollardan da olsa dokunduğumuz insan hayatları adına, geçmişten bugüne vakfın kuruluşu ve işleyişinde emeği olan herkese teşekkürü borç biliyorum. İyi ki varsın YPMGV!

 

 

Hepinize Merhaba

Adım Mehmet Kemal Yıldız, Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümünden geçtiğimiz yıl ağustos ayında mezun oldum. Sizlere Yaşantı Paylaşım Merkezi Gençlik Vakfı'nı anlatmadan evvel, vakfa katılmadan önce yaptıklarımı anlatmak istiyorum.

                2011 yılında üniversiteyi kazanarak bir yurda yerleştim. İlk yıl ortamı tanıma, yeni arkadaşlıklar kurma derken çabucak geçti. İkinci yıl ortama alışmıştım, arkadaşlarımızla biraz derslere girip biraz gezip dolaşıyorduk. İkinci yıl, Ankara'da gezilecek tüm yerleri gezdiğimizi düşünüp yavaş yavaş okuldan kopuş sürecim başladı. Bu, aynı zamanda okuldan da kopuş anlamına geliyordu. Üçüncü sınıfa geldiğimde okula doğru düzgün gitmiyordum. Arkadaş çevrem daralmıştı. Yurttan dışarı fazla çıkmıyordum. Sabah geç saatlerde uyanıyor, yurtta yabancı dizi izliyordum. Dışarı çıktığım zamanlarda ise birkaç kişiyle genel olarak Playstation salonlarında vakit geçiriyordum. Üçüncü sınıf benim açımdan çok verimsiz geçmişti. Başlarda bu durumdan pek şikayet etmesem de, bir zaman sonra bu durumdan rahatsız olmaya başladım. Normalde çok neşeli, enerjik  biriyken sürekli yurtta dizi izleyip asosyal ve mutsuz bir bireye dönüşmüştüm. Silkelenip kendime gelmem gerekliydi. Yine eskisi gibi mutlu olmak istiyordum ama nasıl ? Bir işte çalışmak istemiyordum, onun dışında da başka bir seçenek göremiyordum. Ben bu durumdayken bir arkadaşım Facebook üzerinden Yaşantı Paylaşım Merkezi Gençlik Vakfı'nın iletisini gönderdi. İletide yeni bir sosyal çevre, kültürel sanatsal geziler, çeşitli etkinlikler ve daha birçok şey yazılıydı. Üstelik burs da veriyordu. Bunun benim için bir fırsat olduğunu düşündüm ve hemen ertesi gün vakfa tanışmaya gittim. Kapıyı çaldım, bir hanımefendi kapıyı açtı güler yüzle. Tanışmak için geldiğimi ifade edip içeri girdim. Daha ilk dakikalardan itibaren o samimiyeti, sıcaklığı hissedebiliyordum. Belkıs Abla ile tanıştık, konuştuk, bana vakfı tanıttı. Sanki o an, aradığımı bulmuştum. O sırada vakıfta birkaç öğrenci vardı, onlarla tanıştık. Her birinin bir görevi vardı; kimi bir araştırma yapıyor kimi ise bir öğrenciye derslerinde yardımcı oluyordu. Birine yardım edip, onun yüzündeki gülümsemeyle mutlu olmayı vakıfta yeniden hatırladım ve o heyecanla vakıftan ayrıldım. Artık yeni bir sorumluluğum vardı, vakfa zamanında gelip öğrencilerime elimden gelen desteği vermek. Ortama alışma sorunu bile çekmedim çünkü vakıfta bulunan her birey o kadar sıcak o kadar samimiydi ki   yabancılık çekmedim. Vakıfta hayatıma kattığım heyecan, diğer alanlara da sirayet etmişti. Artık derslerimi aksatmıyor hem de vakıfla beraber her gün yeni şeyler yapıyor, öğreniyor ve paylaşıyorduk. Vakfı o kadar sevmiş ve benimsemiştim ki, bu vakfı herkesin tanıyım böyle bir vakıftan herkesin haberi olsun diye, aldığım Belgesel dersi kapsamında ''Hayatın Paylaşım Merkezi'' adlı bir çalışma yaptık. Bu çalışmayı yaptığımız diğer arkadaşım ise benimle beraber vakfı tanıdı ve şu an o da vakfımızın bir parçası.

             Vakıfla birlikte zaman o kadar hızlı geçiyordu ki mezuniyetimin geldiğini fark edemedim bile. Mezuniyetime ailemle birlikte Belkıs Abla ve bir arkadaş daha iştirak ederek beni mutlu edip gururlandırdılar. Belkıs Ablamı ailemle o gün tanıştırma fırsatım oldu, mezuniyetten sonra vakfa gittik ve sohbetimizi vakıfta yaptık. Ailem de Belkıs Ablam da çok memnun oldular.

              Mezun olduktan sonra dedim ki: Keşke vakfı daha 1.sınıftayken tanıma şansım olsaydı. Tiyatro, sinema, resim-fotoğraf sergileri, geziler, burs ve daha birçok şey vakıfta sizleri bekliyor.

Kemal, Halen KPSS sonucunu bekliyor.
 
Rüya Yergök Gazi Üniversitesi/Ekonometri

     Yaşantı Paylaşım Vakfı; Ankara'daki öğrencilerin yegane yaşam alanı. Yaşam alanı diyorum çünkü hayata dair bulmak istediğimiz hemen hemen her şeyi bulabileceğimiz bir kurum. Ben bu verimli vakıfta 2012-2013 yılları arasında aktif olarak bulundum.

     Yaşantı paylaşım Vakfı hayata dair birçok şey öğretti. Özellikle iş hayatımda uygulayabileceğim, uyguladığım birçok şey. Belki de en önemli sorunumuz olan sorumluluk bilincini biz fark etmeden bize aşılıyor, bize verilen bir işi en hassas en özenli bir şekilde ve en önemlisi zamanında yapmayı öğreten bir vakıf. Zamanı en iyi şekilde kullanmayı, plan ve program için de aslında hiç bir şeyin sanıldığı kadar zor olmadığını, işlerimizi ertelemeden her şeye zaman ayırabileceğimizi öğretiyor.

     Ve diğer büyük sorunumuz insan ilişkileri ve iletişim. Vakıf, kendimi bu konuda geliştirmeme çok yardımcı oldu. Bize dinlemeyi, dinledikçe öğrenmeyi ve öğrendikçe öğretmenin ne kadar keyifli olduğunu hissettiriyor.

     Vakıfta bulunduğum süreç için de yeni insanlarla ve yeni faaliyetlerle tanıştım. Hayatımda karşılaştığım sorunları aşmama en büyük etken bu yenilikler oldu. Ve bu yenilikler sadece vakıf süreci için de değil vakıftan ayrıldıktan sonra da devam ediyor. Sinemaya, tiyatroya, opera ve baleye daha birçok sanatsal faaliyete gitmeyi alışkanlık haline getiriyor en azından benim için öyle oldu.

     Ankara' da bulunan öğrencilerin tanışmasını istediğim bir kurum, gerçekten yaşadığım değişimi, gelişimi oradan ayrıldıktan sonra hissettim. Bütün katkılarından dolayı A.Belkıs Güneş ve vakıf üyelerine sonsuz teşekkürler.

 

Rüya, Halen KPSS sonucunu bekliyor…

 

 

Merhaba Arkadaşlar;

      Ben Gülay Çoban Hacettepe Sosyal Hizmetler Bölümü 2008 mezunuyum. Sizlere Yaşantı Paylaşım Merkezinde aktif üyelik dönemimde yapmış olduğumuz çalışmalardan ve bu çalışmaların, Yaşantı Paylaşım Merkezi’nin, benim şu anki yaşamıma sağlamış olduğu katkılardan bahsetmek istiyorum;

     2004-2008 yılları arasında Yaşantı Paylaşım Merkezin’de Bir dönem Gönüllü Torun Projesini yürüttüm, Down Sendromlu çocuklarımızın yakınlarına özel dersler verdim, birlikte vakıfta (o zaman merkezdi) söyleşiler düzenledik, Down Sendromlu çocuklarımızın ve ailelerine günler kermesler düzenledik kendi yapmış olduğumuz el işlerini bu günlerde satıp merkezin bütçesine katkı sağladık, zaman buldukça (ayda bir) tiyatro ve CSO’ya gittik, günü birlik Eskişehir ve Kütahya ya gezileri düzenledik ve daha saymakla bitiremeyeceğim şuan aklıma gelmeyen birçok çalışma…

     Yaşantı Paylaşım Merkezinde aktif üyeli dönemimde ki en keyif aldığım çalışmalardan biri olan ve şuan hayatımda birebir yansımasını gördüğüm çalışma Gönüllü Torun Projesi; yaşlılarla sohbet etmekten ve onların deneyimlerini dinlemekten çok keyif aldım. Şu anda da yaşadığım şehirde düzenli ziyaret ettiğim 80-90 yaşlarında iki yaşlı teyzem var. İhtiyaçları doğrultusunda market alışverişlerini yapıyorum, bazen sadece gidip sohbet ediyorum, bazen onların benim için pişirdikleri börekleri yiyorum bazen de birlikte çay bahçesine gidiyoruz. Onlarla geçirmiş olduğum zamandan inanılmaz keyif alıyorum ve onların mutluluğu bana da mutluluk veriyor.

     Genel olarak değerlendirecek olursak; yukarıda saymış olduğum çalışmalar vakıfta bulunan farklı alanlara sahip öğrencilerle bir arada olmak ve paylaşımda bulunmak iş hayatımda farklı meslek gruplarına ait kişilerle daha kolay çalışmama yardımcı oldu, sosyalleşmem ve kendimi grup içerisinde ifade edebilme becerimin gelişmesini sağladı. Belkıs Hanım ile yapmış olduğumuz bire bir sohbetlerde onun yaşam   tecrübe ve becerilerini paylaşmak şu anki yaşamıma hala ışık tutuyor. Belkıs Hanım’ın ‘Yavrum uyumlu insanlarla çalışmak, vakit geçirmek kolay, bunu herkes yapar önemli olan uyum problemi yaşayan insanlarla uyumla çalışıp vakit geçirmek onların yaşamına bir şeyler katmak, ancak bu şekilde fark yaratabilirsin’ cümlesi hala kulaklarımda.    

 

Gülay, Sinop Atatürk Devlet Hastanesi Sosyal Hizmet Uzmanı…

 
Ebru SUBAŞI Özel Eğitim Öğretmeni

Öğrenciliğimin üçüncü yılında katıldığım Farabi Programı sayesinde bir yıl Ankara’da yaşama fırsatım oldu ve bu sırada Yaşantı Paylaşım Merkezi Gençlik Vakfı ile tanıştım. Ders programımı göz önünde bulundurarak vakfa gideceğim gün ve saatleri belirledik. Bu sırada vakfın genel işleyişi ve günlük rutinleri hakkında bilgi sahibi de oldum. Bilgilendirme yapılırken ne kadar sistemli ve planlı bir yerde olduğumu fark etmiş ve etkilenmiştim. Aslında biraz da korkmuştum çünkü burada her şey çok kurallıydı. Bu durum benim alışık olduğumdan biraz farklıydı. Zamanla günlük rutinlerdeki kuralların işlerimizi ne kadar kolaylaştırdığını fark ettim. Yaşantı Paylaşım Merkezi Gençlik Vakfı bana ilk olarak günümü uygun kurallarla planlamayı öğretti ve bu konu iş hayatımda benim için çok faydalı oldu. Vakıf aynı zamanda toplumsal sorumluluk duygumun artmasında çok önemli bir role sahip ve benim mesleğim için bu bilincin çok önemli olduğuna inanıyorum. Ayrıca vakfa gitme ve orada bulunma vakitlerimiz belirli bir düzen içerdiği için beni iş hayatına hazırlamada oldukça etkili olduğunu düşünüyorum. Çünkü Belkıs Abla, bizlere o gün çok kısa süreli bile olsa geç kalacağımızı fark ettiğimiz an uygun açıklama ile durumu haber vermeyi öğretti. Ayrıca iş bölümü, sosyal bir paydada buluşma ve ortak bir hedef için birlikte çalışmayı öğrendim burada. Keşke Ankara’da bir yıldan uzun süre yaşama şansım olsaydı. Öğrenecek daha çok şeyim olduğunu bilerek Ankara’dan ayrılmak zorunda kaldım.

 

Şener Osan Makine Kimya Endüstrisi Kurumu İnsan Kaynakları Sorumlusu

İsmet Özel şiirinde dediği gibi “ Her şey ben yaşarken oldu, bunu bilsin insanlar

Ben vakfın bana kattıklarını değil yaşadıklarımı yazmayı tercih ederim. Yaşantı Paylaşım Merkezinin ilk öğrencilerinden birisiyim. O zamanlar zaten çok da kalabalık bir öğrenci grubu değildik. Belkıs abla ile tanıştık ve bu tanışıklık bana iyi geldi. Bu dünyada tek başına olmadığımızın farkında insanlar olarak; yeni insanlar, yeni hayatlar, yeni düşünceler, yeni oluşlar ve belki de yeni dünyalar, kültürler tanıma fırsatının içinde bulunduğumuz için sevindiğimi hatırlıyorum. Bu durumun ileride bize yeniliklere, değişikliklere açık olma alışkanlığı kazandırdığı düşünüyorum. Bu alışkanlık hali bir kabullenme belki de sadece bir farkındalıktır.  

Yukarıdaki düşüncelerimdeki muallak halin sebebi vakıftan önce veya vakıftan sonraki hayatımın bir getirisidir. Ben bunu öncesine veya sonrasına yorma düşüncesinde değilim çünkü hayat devam eden bir süreç ve insanın duygularının ve düşüncelerinin her zaman değişebileceğine inanıyorum.

Yaklaşık 15 yıl olan vakıfla olan ilişkimden aklımda kalanların başında vakfın bazen bir kafa dinleme bazen bir sığınma noktası olmasıydı. Bir köşede sessizce oturmak, gözlemlemek ve düşünmek ya da hiç düşünmemek. Bu zamanlar çok şey katmıştır muhakkak. Bence; yeni insanlar, yeni hayatlar, yeni düşünceler, yeni oluşlar, yeni dünyalar ve yeni kültürler en çok böyle zamanlarda tanınıyor.

Mutlulukta ve mutsuzlukta, hastalığımda ve sağlığımda her zaman Belkıs abla ile görüşmek, konuşmak isterdim. Bazen kızardık birbirimize, bazen – daha çok o bana – destek olurduk. Hastane odasında da nikahımda da beraberdik. Tabi bu zamanlarda vakfımız da yanımdaydı. İnsan bazı zamanlar kalabalıkları da seviyor.   Tanıdığın insanlardan oluşan kalabalıkların yanında olmasını istediğin zamanlarda yanında olması gibi güzel duyguları yaşadığım için şanslıydım.

Şu an bir kamu kurumunda insan kaynakları biriminde çalışıyorum. Beraber çalıştığımız, çalışacağımız kişiler ile ilişkilerimde çok fazla şaşırmıyorum. Çünkü her türlü insan ve durumun karşımıza çıkacağını tahmin edebiliyorum. Organize olmak en önemlisiydi vakfımızda, şimdi görüyorum ki iş hayatında da organize olmak en önemli unsurlardan birisi. Düzenli olmak da önemliydi ve ben bu duruma çok kolay alıştığıma inanıyorum. İş hayatında yine düzenli olmak çok değerli bir özellik.

Toplumsal anlamda düşününce; vakıflar sivil toplumun ana unsurlarıdır. Her çeşit düşüncenin yaşamasını, yayılmasını sağlar. Toplumun birlik olarak bir hedefi gerçekleştirmek veya memnuniyetsizliği duyurmak için etkili bir araçtır. Bizim vakfımız da çoğunlukla üniversite öğrencileri odaklı olarak daha temel hedeflere dönük faaliyetler içerisindedir. Kişilerin birey olmasına katkı sağlamak, organizasyonun gücünü etkin kılmak, toplumsal yardımlaşmayı yaşatmak, hoşgörü içinde yaşamak gibi idealleri var vakfımızın. Bu doğrultuda; her bireye ve her toplumsal sınıfa saygı ve sevgi çerçevesindeki bakışıyla yoluna devam edeceğini düşünüyor ve diliyorum.

 

  Hülya USTA Malatya Battalgazi Toplum Sağlığı Merkezi’nde Psikolog

         Yaşantı Paylaşım Merkezi‘nin benim için hayatımın önemli dönüm noktalarından biri olduğunu düşünüyorum. Burada dışarıdaki gerçek hayatı tüm yönleriyle tanıma ve deneyimleme şansını elde ettim. Çünkü Yaşantı Paylaşım Merkezi sadece bir vakıf değil, aynı zamanda bizlere gerçek yaşam kesitleri sunan bir hayat okulu. Bu bağlamda vakıfta çalışırken hem iş hayatımda hem de özel hayatımda bana yardımcı olacak planlı yaşam, zaman yönetimi, iş bölümü, düzenlilik, insan ilişkileri ve görgü kuralları gibi birçok bilgi ve beceri alanında yeni şeyler öğrendim. Vakfımızda düzenlediğimiz etkinlikler sayesindeyse sinema, tiyatro, opera, bale, resim, fotoğraf ve müzik gibi sanatın her dalıyla tanışma fırsatını buldum. Üstelik edindiğim yeni arkadaşlarla bu etkinlikler keyifli birer anıya dönüştü. Vakfın sahip olduğu zengin kütüphane kaynakları ile ufkumu açarken, Gönüllü Torun Projesi kapsamında Emine Hanım’a yaptığımız ziyaretler sayesinde büyüklerimizin deneyimlerinden yararlanma fırsatı buldum. Öğrencilerinin sosyal, yardımlaşmayı ve paylaşmayı bilen, duyarlı birer vatandaş olmasını amaçlayan vakfımıza umarım daha çok öğrencinin yolu düşer. Zira bütün bu anlattıklarım vakfın bana kazandırdıklarının sadece bir kısmı. Bizlere sunduğu bu imkânlar için bende çok özel bir yeri olan sevgili Belkıs Abla’ya sonsuz teşekkürler…

 

  Ben Tolga UZUN. Sosyal Hizmet Uzmanı ve Aile ve Evlilik Danışmanıyım. Yaşantı Paylaşım Merkezi ile üniversite yıllarında arkadaşlarımın vasıtasıyla tanıştım. Ve o günden bugüne dek hem mesleki hayatımda hem de kişilerarası iletişimde bana çığır açtı. Yapılan çalışmalar, söyleşiler, geziler hem şahsımı geliştirdi hem de yardıma muhtaç kişilere yardım etme fırsatı yarattı. Halen mesleki hayatımda bana kazandırılan becerileri kullanmaya devam ediyorum. Çok şanslıyım. İyi ki varsınız.

  Yakup EVİN 2007 yılında Yaşantı Paylaşım Merkezi ile tanıştım. İlk zamanlarda kuşkuyla yaklaştığım bu küçük toplulukta ilişkilerin karşılıksız olduğunu anlamam uzun sürmedi. Vergi verdiğimiz devletin en temel hakkımız olan eğitim için bile bir karşılık talep ettiği bir ülkede bu gibi girişimlere ön yargılı yaklaşabiliyorduk. Her girdiğimiz kapıda bir kimlik sorulan yada bir kimlik oluşturulan bir zamanda kimliğimin, değerlerimin, inançlarımın sorulmadığı bir ortamla karşılaştım. Tek ortak değerin eğitim ve kültür yönünden gelişmiş bir toplum amacı olduğunu gördüm. İlk defa tiyatroya gittim. Sinema, konser, gezi, sergi gibi birçok kültürel etkinliğe katıldım. En önemlisi de lise yıllarında ödev olarak ilgi ve isteklerimiz dikkate alınmadan okutulan kitaplar nedeniyle uzaklaştığım kitaplarla tekrar buluştum. Açılan kurslarda ilk öğretmenlik deneyimlerimi yaşadım. 2009 yılında Kastamonu'da öğretmen olarak göreve başladım. İki yıl Kastamonu, dört yıl Gaziantep'te öğretmenlik yaptım. 2015 Eylül ayında geldiğim Kütahya'da halen Muhasebe ve Finansman öğretmenliği yapıyorum. Yaşantı Paylaşım Merkezi'nin katkılarını gerek meslek hayatımda gerekse sosyal hayatımda kullanıyorum. Her fırsatta farklı bir şehirde görev yapmak için istekte bulunuyorum. Bu konuda hiç tereddüt etmiyorum. Yaşantı Paylaşım Merkezi'nde tanıştığım farklı kültürler nedeniyle her ortama uyum sağlayacağıma inanıyorum. Gittiğim her şehrin müzelerini, tarihi kültürel değerlerini bulmaya çalışıyorum. Belkıs isminde bir kızım ve Yusuf isminde bir oğlum var. Ülkemin farklılıklarını benimseyen, Cumhuriyete bağlı, topluma faydalı bireyler olarak yetiştirmeye çalışıyorum. Telefondan yazdığım için metnin tamamını göremediğimden yazım, imla ve noktalama hataları varsa affınıza sığınıyorum.

 

 

  Merve Hoşgör Barboros Yatçılık Bodrum’da Tur Sorumlusu

      Ankara Üniversitesi Dil Tarih ve Coğrafya fakültesi İtalyan Dili ve Edebiyatı lisans programını kazandığımı öğrendiğim gün..O gün korkudan uyuyamadım.

 

İzmir'in küçük bir ilçesinde doğmuşum. Herkesin birbirini tanıdığı, hala yardımlaşmanın olduğu sanki bir ütopya şehri gibi küçücük bir ilçe. Üniversite mezunu sayısı bir elin parmaklarını geçmez. Daha çok tarım, hayvancılık yapılan bir yer.Hayatımda bir kez İzmir dışına çıkmışım, o da akraba düğünü. Hiç ailemden ayrılmamış hiçbir şey için tek başıma savaşmamışım. Ne yapacaktım büyük şehirde tek başıma.. Hem de başkentte, Ankara'da.. Nasıl insanlarla karşılaşacaktım kim bilir.. Neler yaşayacaktım.. Nasıl büyüyecektim..

 

Ankara'ya babamla geldim. Devlet yurduna yerleştikten sonra babam İzmir'e döndü. Tek başıma kalakaldım. Babamla yurt kapısında vedalaşmam dün gibi aklımda. 8 kişilik yurt odasında Türkiye'nin dört bir köşesinden toplaşmışız. Diyarbakır, Samsun, Hatay, Antalya, Konya ve Ege'den ben… Bir gün iki gün derken iki yılı tamamladım. Bir yandan derslerimi takip edip bir yandan harçlığımı çıkarmak için çalışıyorum. Yine internetten hem iş hem burs ararken Yaşantı Paylaşım Merkezi'ne denk geldim. Hemen arkadaşımı yanıma alarak gittim kapıyı çaldım. İçeri girer girmez o ev kokusunu hissetmiştim, o an sanki orada geçireceğim günleri gördüm. Belkıs Hanım'la tanışınca kişiliğinden o kadar etkilendim ki o anda idol olarak göreceğim biri olacağını hemen anladım.   Peki vakıf bana neler öğretti?

 

En başta kendi kendime ayakta durmayı, bir duruş sahibi olmayı, her konuda fikir sahibi olmayı, tarihin önemini, ülkemizi dünyamızı tanımanın önemini, şu hayatta hepimizin birbirimize ihtiyacımız olduğunu öğretti. Türk, Kürt, Laz fark etmeden hepimizin yaşamlarının birbirine kenetli olduğunu, paylaşmadan olmayacağını, bir sohbetin muhabbetin, bir yardım elinin karşılıksız kalmayacağını öğretti.. Kızlı erkekli hep beraber sofraların kurulup kaldırılacağını, cinsiyetçiliğe hayır demeyi, ihtiyacı olana yardım etmeyi öğretti. Masa adabından tutun beslenmenin önemine kadar her konuda bilgi sahibi olduk. Merkezimizde konusunda uzman kişilerden aldığımız dersler hayatımız boyunca unutamayacağımız dersler oldu. Küçüklerimizle bilgilerimizi paylaştık, durumu özel derslere yetmeyen miniklere dersler verdik, yaşıtlarımızla oturduk, muhabbet ettik, kütüphane düzenledik, yemek yedik, güldük, içtik, eğlendik, şarkılar söyledik, Mozart dinledik, gazete okuduk. Hayatımda ilk kez opera ve baleye gittim. Çok sevdiğim sinema ve tiyatroya merkezde tanıştığım arkadaşlarımla gittim. Tanımadığımız bizi tanımayan insanların hanelerine konuk olduk. Aldığım ilk bursla o hep önünden geçip cebimde para olmadığı için alamadığım 100 liralık gitarı aldım. Bunu hayatta unutmam.

 

Kore savaşına katılan amcamızla savaşa gittik, acılarını paylaştık, dert ortağı olduk. Dünya gezgini Emine Teyze'yle dünyaları keşfettik ufkumuz açıldı. Beni en çok etkileyen insanlardan biri Emine Teyze'dir. Gezmekten az kalsın kendi düğününü kaçıran Emine Teyze sayesinde 'ben de yapabilirim' dedim ilk kez ve yaklaşan Erasmus sınavına katılmaya karar verdim.Sonuç geldiğinde neredeyse bayılacaktım. İtalya-Venedik'e gidiyordum.5 koca ay, tek başıma. Ankara'dan sonra 2. uzak yolculuğumdu ama bu sefer korkmuyordum çünkü artık hazırdım. Vakıfta kazandığım deneyimler beni büyütmüş, daha olgun, daha korkusuz, daha kendine güvenen biri yapmıştı. Erasmusu bitirip döndüğümde vakfa devam ettim ta ki mezun olana kadar. İş hayatına adım atınca her şey çok farklıydı fakat buna da hazırlıklıydım.

 

Bir gün karşıma İtalya'da bir gönüllülük projesi çıktı. Yaşlı insanlara bakımlarında yardım edecek kişiler aranıyordu. Başvuru yapıp kabul alınca 6 ay diğer ülkelerden gelen gönüllülerle birlikte çalıştım. Bir kere ihtiyacı olana yardım edince artık bir parçanız oluyor ve bırakamıyorsunuz. Tanımadığım ve beni tanımayan başka dilden başka dinlerden binlerce insana yardım ettim. Kimi kızı kimi torunu olarak kabul etti beni. Proje sonrası ülkeme döndüm ve şu an çok mutlu olduğum şirketimde operasyon sorumlusu olarak çalışıyorum bir yandan da tek başıma yapacağım dünya turumu planlıyorum.

 

Ben ki bir zamanlar küçücük bir yerde yaşayan küçük kız işte bu vakıf sayesinde bu günlere geldim. Yardım etmenin güzelliğini, iyi insan olmayı, hepimizin bir olduğunu burada öğrendim. Bazen küçük bir adım tüm hayatınızı değiştirir. Yaşantı Paylaşım Merkezi'nin kapısını çaldığım an benimki değişti. Şimdi sıra sizde.

 

                                                                             Belkıs Hanım'a saygılarımla

  A.Furkan Genç Ankara Üniversitesi Bilgi Teknolojileri Uzmanı

     Hayata Yolculuk 2002 yılında büyük bir umutla çıktık yola. Biliyorduk, önümüzde atılacak daha çok adım, kazanılacak daha çok deneyim, öğrenilecek bir Dünya ve bir dünya şey vardı. Kısacası kocaman bir hayat vardı. Ama bizler şanslıydık. Hiç yılmadan, usanmadan, bahşedilmiş güzide bir enerjiyle hiç vazgeçmeden yoluna devam eden ve bizleri de devam etmemiz gerektiğini sürekli söyleyen, adeta lokomotif görevi gören birisi vardı önümüzde. O zamanlar birazda toyluğun verdiği etkiyle bizi nelerin beklediğini bilmiyorduk tabi ki. Ancak gün geldi artık okul hayatı bitti ve hayat okulu başladı. Artık ekilen tohumların meyvesinin toplanma zamanı gelmişti. Bunu girdiğim bütün ortamlarda hissediyordum. 1-0 yenik başladığım hayatta, 2-1 öne geçmiştim. Öğrendiklerimiz, öğrendiklerimizin aslında denizde bir damla su olduğunu öğretti bize. Okudukça gördük, gördükçe daha çok okuduk, daha çok okudukça hayata bakışımız da değişmeye başladı. Sonradan fark ettim ki aslında bütün bunlar ufkumuzun genişlemesi için atılan küçük birer adımmış. Bilmek ve bilmemek arasındaki fark ancak bildikten sonra anlaşılabiliyormuş. Bu yolda ömrünü gençlere mihmandar olarak adayan Belkıs Ablamıza sonsuz teşekkürlerimi borç bilirim.

 Burçin Cihan

     Yaşantı Paylaşım Merkezi Gençlik Vakfı’nda lisans yıllarım boyunca yaptığım çalışmaların iş hayatımda akademik, ilişkisel ve bireysel birçok katkısı oldu. Öncelikle, yaptığımız çalışmalar için hazırladığımız düzenli dosyalama ve raporlamalar akademik hayatımda disiplinimi ve düzenimi arttırdı. Ayrıca, yaptıklarımın yazılı olarak saklanması tarihçesinin tutulması açısından da son derece önemliydi. İlişkisel olarak ise, Vakıf’taki arkadaşlarımla olan yakın ve özenli ilişkilerimiz bunları başkaları ile de kurmamı ve iş ortamında birlikte çalıştığım iş arkadaşlarımla profesyonel sınırları koruyarak yakın ilişkiler kurmamı sağladı. Yanı sıra, Vakıf’ta yaptığımız söyleşiler sayesinde farklı alandan kişileri tanımış olmak, iş hayatımda karşılaştığım farklı kişiler ile empati yapabilme becerimi arttırdı. Kişisel olarak ise Vakıf yaşantım boyunca kendimi daha iyi tanıma fırsatım oldu. Bu da mesleki olarak kendimi geliştirirken öz güvenimi ve kişisel yetkinliklerimi görebilmemi sağladı. Vakıf’ta hayatın içerisinde olmak hem mesleğimin hem de ülkemin ihtiyaç ve sorunlarını daha iyi görüp kavramamda ve elimden gelen sorumluluğu almak konusunda bana yol gösterici oldu.

 

Hepinize Merhaba

Adım Mehmet Kemal Yıldız, Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümünden geçtiğimiz yıl ağustos ayında mezun oldum. Sizlere Yaşantı Paylaşım Merkezi Gençlik Vakfı'nı anlatmadan evvel, vakfa katılmadan önce yaptıklarımı anlatmak istiyorum.

                2011 yılında üniversiteyi kazanarak bir yurda yerleştim. İlk yıl ortamı tanıma, yeni arkadaşlıklar kurma derken çabucak geçti. İkinci yıl ortama alışmıştım, arkadaşlarımızla biraz derslere girip biraz gezip dolaşıyorduk. İkinci yıl, Ankara'da gezilecek tüm yerleri gezdiğimizi düşünüp yavaş yavaş okuldan kopuş sürecim başladı. Bu, aynı zamanda okuldan da kopuş anlamına geliyordu. Üçüncü sınıfa geldiğimde okula doğru düzgün gitmiyordum. Arkadaş çevrem daralmıştı. Yurttan dışarı fazla çıkmıyordum. Sabah geç saatlerde uyanıyor, yurtta yabancı dizi izliyordum. Dışarı çıktığım zamanlarda ise birkaç kişiyle genel olarak Playstation salonlarında vakit geçiriyordum. Üçüncü sınıf benim açımdan çok verimsiz geçmişti. Başlarda bu durumdan pek şikayet etmesem de, bir zaman sonra bu durumdan rahatsız olmaya başladım. Normalde çok neşeli, enerjik  biriyken sürekli yurtta dizi izleyip asosyal ve mutsuz bir bireye dönüşmüştüm. Silkelenip kendime gelmem gerekliydi. Yine eskisi gibi mutlu olmak istiyordum ama nasıl ? Bir işte çalışmak istemiyordum, onun dışında da başka bir seçenek göremiyordum. Ben bu durumdayken bir arkadaşım Facebook üzerinden Yaşantı Paylaşım Merkezi Gençlik Vakfı'nın iletisini gönderdi. İletide yeni bir sosyal çevre, kültürel sanatsal geziler, çeşitli etkinlikler ve daha birçok şey yazılıydı. Üstelik burs da veriyordu. Bunun benim için bir fırsat olduğunu düşündüm ve hemen ertesi gün vakfa tanışmaya gittim. Kapıyı çaldım, bir hanımefendi kapıyı açtı güler yüzle. Tanışmak için geldiğimi ifade edip içeri girdim. Daha ilk dakikalardan itibaren o samimiyeti, sıcaklığı hissedebiliyordum. Belkıs Abla ile tanıştık, konuştuk, bana vakfı tanıttı. Sanki o an, aradığımı bulmuştum. O sırada vakıfta birkaç öğrenci vardı, onlarla tanıştık. Her birinin bir görevi vardı; kimi bir araştırma yapıyor kimi ise bir öğrenciye derslerinde yardımcı oluyordu. Birine yardım edip, onun yüzündeki gülümsemeyle mutlu olmayı vakıfta yeniden hatırladım ve o heyecanla vakıftan ayrıldım. Artık yeni bir sorumluluğum vardı, vakfa zamanında gelip öğrencilerime elimden gelen desteği vermek. Ortama alışma sorunu bile çekmedim çünkü vakıfta bulunan her birey o kadar sıcak o kadar samimiydi ki   yabancılık çekmedim. Vakıfta hayatıma kattığım heyecan, diğer alanlara da sirayet etmişti. Artık derslerimi aksatmıyor hem de vakıfla beraber her gün yeni şeyler yapıyor, öğreniyor ve paylaşıyorduk. Vakfı o kadar sevmiş ve benimsemiştim ki, bu vakfı herkesin tanıyım böyle bir vakıftan herkesin haberi olsun diye, aldığım Belgesel dersi kapsamında ''Hayatın Paylaşım Merkezi'' adlı bir çalışma yaptık. Bu çalışmayı yaptığımız diğer arkadaşım ise benimle beraber vakfı tanıdı ve şu an o da vakfımızın bir parçası.

             Vakıfla birlikte zaman o kadar hızlı geçiyordu ki mezuniyetimin geldiğini fark edemedim bile. Mezuniyetime ailemle birlikte Belkıs Abla ve bir arkadaş daha iştirak ederek beni mutlu edip gururlandırdılar. Belkıs Ablamı ailemle o gün tanıştırma fırsatım oldu, mezuniyetten sonra vakfa gittik ve sohbetimizi vakıfta yaptık. Ailem de Belkıs Ablam da çok memnun oldular.

              Mezun olduktan sonra dedim ki: Keşke vakfı daha 1.sınıftayken tanıma şansım olsaydı. Tiyatro, sinema, resim-fotoğraf sergileri, geziler, burs ve daha birçok şey vakıfta sizleri bekliyor.

Kemal, Halen KPSS sonucunu bekliyor.
 
Rüya Yergök Gazi Üniversitesi/Ekonometri

     Yaşantı Paylaşım Vakfı; Ankara'daki öğrencilerin yegane yaşam alanı. Yaşam alanı diyorum çünkü hayata dair bulmak istediğimiz hemen hemen her şeyi bulabileceğimiz bir kurum. Ben bu verimli vakıfta 2012-2013 yılları arasında aktif olarak bulundum.

     Yaşantı paylaşım Vakfı hayata dair birçok şey öğretti. Özellikle iş hayatımda uygulayabileceğim, uyguladığım birçok şey. Belki de en önemli sorunumuz olan sorumluluk bilincini biz fark etmeden bize aşılıyor, bize verilen bir işi en hassas en özenli bir şekilde ve en önemlisi zamanında yapmayı öğreten bir vakıf. Zamanı en iyi şekilde kullanmayı, plan ve program için de aslında hiç bir şeyin sanıldığı kadar zor olmadığını, işlerimizi ertelemeden her şeye zaman ayırabileceğimizi öğretiyor.

     Ve diğer büyük sorunumuz insan ilişkileri ve iletişim. Vakıf, kendimi bu konuda geliştirmeme çok yardımcı oldu. Bize dinlemeyi, dinledikçe öğrenmeyi ve öğrendikçe öğretmenin ne kadar keyifli olduğunu hissettiriyor.

     Vakıfta bulunduğum süreç için de yeni insanlarla ve yeni faaliyetlerle tanıştım. Hayatımda karşılaştığım sorunları aşmama en büyük etken bu yenilikler oldu. Ve bu yenilikler sadece vakıf süreci için de değil vakıftan ayrıldıktan sonra da devam ediyor. Sinemaya, tiyatroya, opera ve baleye daha birçok sanatsal faaliyete gitmeyi alışkanlık haline getiriyor en azından benim için öyle oldu.

     Ankara' da bulunan öğrencilerin tanışmasını istediğim bir kurum, gerçekten yaşadığım değişimi, gelişimi oradan ayrıldıktan sonra hissettim. Bütün katkılarından dolayı A.Belkıs Güneş ve vakıf üyelerine sonsuz teşekkürler.

 

Rüya, Halen KPSS sonucunu bekliyor…

 

 

Merhaba Arkadaşlar;

      Ben Gülay Çoban Hacettepe Sosyal Hizmetler Bölümü 2008 mezunuyum. Sizlere Yaşantı Paylaşım Merkezinde aktif üyelik dönemimde yapmış olduğumuz çalışmalardan ve bu çalışmaların, Yaşantı Paylaşım Merkezi’nin, benim şu anki yaşamıma sağlamış olduğu katkılardan bahsetmek istiyorum;

     2004-2008 yılları arasında Yaşantı Paylaşım Merkezin’de Bir dönem Gönüllü Torun Projesini yürüttüm, Down Sendromlu çocuklarımızın yakınlarına özel dersler verdim, birlikte vakıfta (o zaman merkezdi) söyleşiler düzenledik, Down Sendromlu çocuklarımızın ve ailelerine günler kermesler düzenledik kendi yapmış olduğumuz el işlerini bu günlerde satıp merkezin bütçesine katkı sağladık, zaman buldukça (ayda bir) tiyatro ve CSO’ya gittik, günü birlik Eskişehir ve Kütahya ya gezileri düzenledik ve daha saymakla bitiremeyeceğim şuan aklıma gelmeyen birçok çalışma…

     Yaşantı Paylaşım Merkezinde aktif üyeli dönemimde ki en keyif aldığım çalışmalardan biri olan ve şuan hayatımda birebir yansımasını gördüğüm çalışma Gönüllü Torun Projesi; yaşlılarla sohbet etmekten ve onların deneyimlerini dinlemekten çok keyif aldım. Şu anda da yaşadığım şehirde düzenli ziyaret ettiğim 80-90 yaşlarında iki yaşlı teyzem var. İhtiyaçları doğrultusunda market alışverişlerini yapıyorum, bazen sadece gidip sohbet ediyorum, bazen onların benim için pişirdikleri börekleri yiyorum bazen de birlikte çay bahçesine gidiyoruz. Onlarla geçirmiş olduğum zamandan inanılmaz keyif alıyorum ve onların mutluluğu bana da mutluluk veriyor.

     Genel olarak değerlendirecek olursak; yukarıda saymış olduğum çalışmalar vakıfta bulunan farklı alanlara sahip öğrencilerle bir arada olmak ve paylaşımda bulunmak iş hayatımda farklı meslek gruplarına ait kişilerle daha kolay çalışmama yardımcı oldu, sosyalleşmem ve kendimi grup içerisinde ifade edebilme becerimin gelişmesini sağladı. Belkıs Hanım ile yapmış olduğumuz bire bir sohbetlerde onun yaşam   tecrübe ve becerilerini paylaşmak şu anki yaşamıma hala ışık tutuyor. Belkıs Hanım’ın ‘Yavrum uyumlu insanlarla çalışmak, vakit geçirmek kolay, bunu herkes yapar önemli olan uyum problemi yaşayan insanlarla uyumla çalışıp vakit geçirmek onların yaşamına bir şeyler katmak, ancak bu şekilde fark yaratabilirsin’ cümlesi hala kulaklarımda.    

 

Gülay, Sinop Atatürk Devlet Hastanesi Sosyal Hizmet Uzmanı…

 
Ebru SUBAŞI Özel Eğitim Öğretmeni

Öğrenciliğimin üçüncü yılında katıldığım Farabi Programı sayesinde bir yıl Ankara’da yaşama fırsatım oldu ve bu sırada Yaşantı Paylaşım Merkezi Gençlik Vakfı ile tanıştım. Ders programımı göz önünde bulundurarak vakfa gideceğim gün ve saatleri belirledik. Bu sırada vakfın genel işleyişi ve günlük rutinleri hakkında bilgi sahibi de oldum. Bilgilendirme yapılırken ne kadar sistemli ve planlı bir yerde olduğumu fark etmiş ve etkilenmiştim. Aslında biraz da korkmuştum çünkü burada her şey çok kurallıydı. Bu durum benim alışık olduğumdan biraz farklıydı. Zamanla günlük rutinlerdeki kuralların işlerimizi ne kadar kolaylaştırdığını fark ettim. Yaşantı Paylaşım Merkezi Gençlik Vakfı bana ilk olarak günümü uygun kurallarla planlamayı öğretti ve bu konu iş hayatımda benim için çok faydalı oldu. Vakıf aynı zamanda toplumsal sorumluluk duygumun artmasında çok önemli bir role sahip ve benim mesleğim için bu bilincin çok önemli olduğuna inanıyorum. Ayrıca vakfa gitme ve orada bulunma vakitlerimiz belirli bir düzen içerdiği için beni iş hayatına hazırlamada oldukça etkili olduğunu düşünüyorum. Çünkü Belkıs Abla, bizlere o gün çok kısa süreli bile olsa geç kalacağımızı fark ettiğimiz an uygun açıklama ile durumu haber vermeyi öğretti. Ayrıca iş bölümü, sosyal bir paydada buluşma ve ortak bir hedef için birlikte çalışmayı öğrendim burada. Keşke Ankara’da bir yıldan uzun süre yaşama şansım olsaydı. Öğrenecek daha çok şeyim olduğunu bilerek Ankara’dan ayrılmak zorunda kaldım.

 

Şener Osan Makine Kimya Endüstrisi Kurumu İnsan Kaynakları Sorumlusu

İsmet Özel şiirinde dediği gibi “ Her şey ben yaşarken oldu, bunu bilsin insanlar

Ben vakfın bana kattıklarını değil yaşadıklarımı yazmayı tercih ederim. Yaşantı Paylaşım Merkezinin ilk öğrencilerinden birisiyim. O zamanlar zaten çok da kalabalık bir öğrenci grubu değildik. Belkıs abla ile tanıştık ve bu tanışıklık bana iyi geldi. Bu dünyada tek başına olmadığımızın farkında insanlar olarak; yeni insanlar, yeni hayatlar, yeni düşünceler, yeni oluşlar ve belki de yeni dünyalar, kültürler tanıma fırsatının içinde bulunduğumuz için sevindiğimi hatırlıyorum. Bu durumun ileride bize yeniliklere, değişikliklere açık olma alışkanlığı kazandırdığı düşünüyorum. Bu alışkanlık hali bir kabullenme belki de sadece bir farkındalıktır.  

Yukarıdaki düşüncelerimdeki muallak halin sebebi vakıftan önce veya vakıftan sonraki hayatımın bir getirisidir. Ben bunu öncesine veya sonrasına yorma düşüncesinde değilim çünkü hayat devam eden bir süreç ve insanın duygularının ve düşüncelerinin her zaman değişebileceğine inanıyorum.

Yaklaşık 15 yıl olan vakıfla olan ilişkimden aklımda kalanların başında vakfın bazen bir kafa dinleme bazen bir sığınma noktası olmasıydı. Bir köşede sessizce oturmak, gözlemlemek ve düşünmek ya da hiç düşünmemek. Bu zamanlar çok şey katmıştır muhakkak. Bence; yeni insanlar, yeni hayatlar, yeni düşünceler, yeni oluşlar, yeni dünyalar ve yeni kültürler en çok böyle zamanlarda tanınıyor.

Mutlulukta ve mutsuzlukta, hastalığımda ve sağlığımda her zaman Belkıs abla ile görüşmek, konuşmak isterdim. Bazen kızardık birbirimize, bazen – daha çok o bana – destek olurduk. Hastane odasında da nikahımda da beraberdik. Tabi bu zamanlarda vakfımız da yanımdaydı. İnsan bazı zamanlar kalabalıkları da seviyor.   Tanıdığın insanlardan oluşan kalabalıkların yanında olmasını istediğin zamanlarda yanında olması gibi güzel duyguları yaşadığım için şanslıydım.

Şu an bir kamu kurumunda insan kaynakları biriminde çalışıyorum. Beraber çalıştığımız, çalışacağımız kişiler ile ilişkilerimde çok fazla şaşırmıyorum. Çünkü her türlü insan ve durumun karşımıza çıkacağını tahmin edebiliyorum. Organize olmak en önemlisiydi vakfımızda, şimdi görüyorum ki iş hayatında da organize olmak en önemli unsurlardan birisi. Düzenli olmak da önemliydi ve ben bu duruma çok kolay alıştığıma inanıyorum. İş hayatında yine düzenli olmak çok değerli bir özellik.

Toplumsal anlamda düşününce; vakıflar sivil toplumun ana unsurlarıdır. Her çeşit düşüncenin yaşamasını, yayılmasını sağlar. Toplumun birlik olarak bir hedefi gerçekleştirmek veya memnuniyetsizliği duyurmak için etkili bir araçtır. Bizim vakfımız da çoğunlukla üniversite öğrencileri odaklı olarak daha temel hedeflere dönük faaliyetler içerisindedir. Kişilerin birey olmasına katkı sağlamak, organizasyonun gücünü etkin kılmak, toplumsal yardımlaşmayı yaşatmak, hoşgörü içinde yaşamak gibi idealleri var vakfımızın. Bu doğrultuda; her bireye ve her toplumsal sınıfa saygı ve sevgi çerçevesindeki bakışıyla yoluna devam edeceğini düşünüyor ve diliyorum.

 

  Hülya USTA Malatya Battalgazi Toplum Sağlığı Merkezi’nde Psikolog

         Yaşantı Paylaşım Merkezi‘nin benim için hayatımın önemli dönüm noktalarından biri olduğunu düşünüyorum. Burada dışarıdaki gerçek hayatı tüm yönleriyle tanıma ve deneyimleme şansını elde ettim. Çünkü Yaşantı Paylaşım Merkezi sadece bir vakıf değil, aynı zamanda bizlere gerçek yaşam kesitleri sunan bir hayat okulu. Bu bağlamda vakıfta çalışırken hem iş hayatımda hem de özel hayatımda bana yardımcı olacak planlı yaşam, zaman yönetimi, iş bölümü, düzenlilik, insan ilişkileri ve görgü kuralları gibi birçok bilgi ve beceri alanında yeni şeyler öğrendim. Vakfımızda düzenlediğimiz etkinlikler sayesindeyse sinema, tiyatro, opera, bale, resim, fotoğraf ve müzik gibi sanatın her dalıyla tanışma fırsatını buldum. Üstelik edindiğim yeni arkadaşlarla bu etkinlikler keyifli birer anıya dönüştü. Vakfın sahip olduğu zengin kütüphane kaynakları ile ufkumu açarken, Gönüllü Torun Projesi kapsamında Emine Hanım’a yaptığımız ziyaretler sayesinde büyüklerimizin deneyimlerinden yararlanma fırsatı buldum. Öğrencilerinin sosyal, yardımlaşmayı ve paylaşmayı bilen, duyarlı birer vatandaş olmasını amaçlayan vakfımıza umarım daha çok öğrencinin yolu düşer. Zira bütün bu anlattıklarım vakfın bana kazandırdıklarının sadece bir kısmı. Bizlere sunduğu bu imkânlar için bende çok özel bir yeri olan sevgili Belkıs Abla’ya sonsuz teşekkürler…

 

  Ben Tolga UZUN. Sosyal Hizmet Uzmanı ve Aile ve Evlilik Danışmanıyım. Yaşantı Paylaşım Merkezi ile üniversite yıllarında arkadaşlarımın vasıtasıyla tanıştım. Ve o günden bugüne dek hem mesleki hayatımda hem de kişilerarası iletişimde bana çığır açtı. Yapılan çalışmalar, söyleşiler, geziler hem şahsımı geliştirdi hem de yardıma muhtaç kişilere yardım etme fırsatı yarattı. Halen mesleki hayatımda bana kazandırılan becerileri kullanmaya devam ediyorum. Çok şanslıyım. İyi ki varsınız.

  Yakup EVİN 2007 yılında Yaşantı Paylaşım Merkezi ile tanıştım. İlk zamanlarda kuşkuyla yaklaştığım bu küçük toplulukta ilişkilerin karşılıksız olduğunu anlamam uzun sürmedi. Vergi verdiğimiz devletin en temel hakkımız olan eğitim için bile bir karşılık talep ettiği bir ülkede bu gibi girişimlere ön yargılı yaklaşabiliyorduk. Her girdiğimiz kapıda bir kimlik sorulan yada bir kimlik oluşturulan bir zamanda kimliğimin, değerlerimin, inançlarımın sorulmadığı bir ortamla karşılaştım. Tek ortak değerin eğitim ve kültür yönünden gelişmiş bir toplum amacı olduğunu gördüm. İlk defa tiyatroya gittim. Sinema, konser, gezi, sergi gibi birçok kültürel etkinliğe katıldım. En önemlisi de lise yıllarında ödev olarak ilgi ve isteklerimiz dikkate alınmadan okutulan kitaplar nedeniyle uzaklaştığım kitaplarla tekrar buluştum. Açılan kurslarda ilk öğretmenlik deneyimlerimi yaşadım. 2009 yılında Kastamonu'da öğretmen olarak göreve başladım. İki yıl Kastamonu, dört yıl Gaziantep'te öğretmenlik yaptım. 2015 Eylül ayında geldiğim Kütahya'da halen Muhasebe ve Finansman öğretmenliği yapıyorum. Yaşantı Paylaşım Merkezi'nin katkılarını gerek meslek hayatımda gerekse sosyal hayatımda kullanıyorum. Her fırsatta farklı bir şehirde görev yapmak için istekte bulunuyorum. Bu konuda hiç tereddüt etmiyorum. Yaşantı Paylaşım Merkezi'nde tanıştığım farklı kültürler nedeniyle her ortama uyum sağlayacağıma inanıyorum. Gittiğim her şehrin müzelerini, tarihi kültürel değerlerini bulmaya çalışıyorum. Belkıs isminde bir kızım ve Yusuf isminde bir oğlum var. Ülkemin farklılıklarını benimseyen, Cumhuriyete bağlı, topluma faydalı bireyler olarak yetiştirmeye çalışıyorum. Telefondan yazdığım için metnin tamamını göremediğimden yazım, imla ve noktalama hataları varsa affınıza sığınıyorum.

 

 

  Merve Hoşgör Barboros Yatçılık Bodrum’da Tur Sorumlusu

      Ankara Üniversitesi Dil Tarih ve Coğrafya fakültesi İtalyan Dili ve Edebiyatı lisans programını kazandığımı öğrendiğim gün..O gün korkudan uyuyamadım.

 

İzmir'in küçük bir ilçesinde doğmuşum. Herkesin birbirini tanıdığı, hala yardımlaşmanın olduğu sanki bir ütopya şehri gibi küçücük bir ilçe. Üniversite mezunu sayısı bir elin parmaklarını geçmez. Daha çok tarım, hayvancılık yapılan bir yer.Hayatımda bir kez İzmir dışına çıkmışım, o da akraba düğünü. Hiç ailemden ayrılmamış hiçbir şey için tek başıma savaşmamışım. Ne yapacaktım büyük şehirde tek başıma.. Hem de başkentte, Ankara'da.. Nasıl insanlarla karşılaşacaktım kim bilir.. Neler yaşayacaktım.. Nasıl büyüyecektim..

 

Ankara'ya babamla geldim. Devlet yurduna yerleştikten sonra babam İzmir'e döndü. Tek başıma kalakaldım. Babamla yurt kapısında vedalaşmam dün gibi aklımda. 8 kişilik yurt odasında Türkiye'nin dört bir köşesinden toplaşmışız. Diyarbakır, Samsun, Hatay, Antalya, Konya ve Ege'den ben… Bir gün iki gün derken iki yılı tamamladım. Bir yandan derslerimi takip edip bir yandan harçlığımı çıkarmak için çalışıyorum. Yine internetten hem iş hem burs ararken Yaşantı Paylaşım Merkezi'ne denk geldim. Hemen arkadaşımı yanıma alarak gittim kapıyı çaldım. İçeri girer girmez o ev kokusunu hissetmiştim, o an sanki orada geçireceğim günleri gördüm. Belkıs Hanım'la tanışınca kişiliğinden o kadar etkilendim ki o anda idol olarak göreceğim biri olacağını hemen anladım.   Peki vakıf bana neler öğretti?

 

En başta kendi kendime ayakta durmayı, bir duruş sahibi olmayı, her konuda fikir sahibi olmayı, tarihin önemini, ülkemizi dünyamızı tanımanın önemini, şu hayatta hepimizin birbirimize ihtiyacımız olduğunu öğretti. Türk, Kürt, Laz fark etmeden hepimizin yaşamlarının birbirine kenetli olduğunu, paylaşmadan olmayacağını, bir sohbetin muhabbetin, bir yardım elinin karşılıksız kalmayacağını öğretti.. Kızlı erkekli hep beraber sofraların kurulup kaldırılacağını, cinsiyetçiliğe hayır demeyi, ihtiyacı olana yardım etmeyi öğretti. Masa adabından tutun beslenmenin önemine kadar her konuda bilgi sahibi olduk. Merkezimizde konusunda uzman kişilerden aldığımız dersler hayatımız boyunca unutamayacağımız dersler oldu. Küçüklerimizle bilgilerimizi paylaştık, durumu özel derslere yetmeyen miniklere dersler verdik, yaşıtlarımızla oturduk, muhabbet ettik, kütüphane düzenledik, yemek yedik, güldük, içtik, eğlendik, şarkılar söyledik, Mozart dinledik, gazete okuduk. Hayatımda ilk kez opera ve baleye gittim. Çok sevdiğim sinema ve tiyatroya merkezde tanıştığım arkadaşlarımla gittim. Tanımadığımız bizi tanımayan insanların hanelerine konuk olduk. Aldığım ilk bursla o hep önünden geçip cebimde para olmadığı için alamadığım 100 liralık gitarı aldım. Bunu hayatta unutmam.

 

Kore savaşına katılan amcamızla savaşa gittik, acılarını paylaştık, dert ortağı olduk. Dünya gezgini Emine Teyze'yle dünyaları keşfettik ufkumuz açıldı. Beni en çok etkileyen insanlardan biri Emine Teyze'dir. Gezmekten az kalsın kendi düğününü kaçıran Emine Teyze sayesinde 'ben de yapabilirim' dedim ilk kez ve yaklaşan Erasmus sınavına katılmaya karar verdim.Sonuç geldiğinde neredeyse bayılacaktım. İtalya-Venedik'e gidiyordum.5 koca ay, tek başıma. Ankara'dan sonra 2. uzak yolculuğumdu ama bu sefer korkmuyordum çünkü artık hazırdım. Vakıfta kazandığım deneyimler beni büyütmüş, daha olgun, daha korkusuz, daha kendine güvenen biri yapmıştı. Erasmusu bitirip döndüğümde vakfa devam ettim ta ki mezun olana kadar. İş hayatına adım atınca her şey çok farklıydı fakat buna da hazırlıklıydım.

 

Bir gün karşıma İtalya'da bir gönüllülük projesi çıktı. Yaşlı insanlara bakımlarında yardım edecek kişiler aranıyordu. Başvuru yapıp kabul alınca 6 ay diğer ülkelerden gelen gönüllülerle birlikte çalıştım. Bir kere ihtiyacı olana yardım edince artık bir parçanız oluyor ve bırakamıyorsunuz. Tanımadığım ve beni tanımayan başka dilden başka dinlerden binlerce insana yardım ettim. Kimi kızı kimi torunu olarak kabul etti beni. Proje sonrası ülkeme döndüm ve şu an çok mutlu olduğum şirketimde operasyon sorumlusu olarak çalışıyorum bir yandan da tek başıma yapacağım dünya turumu planlıyorum.

 

Ben ki bir zamanlar küçücük bir yerde yaşayan küçük kız işte bu vakıf sayesinde bu günlere geldim. Yardım etmenin güzelliğini, iyi insan olmayı, hepimizin bir olduğunu burada öğrendim. Bazen küçük bir adım tüm hayatınızı değiştirir. Yaşantı Paylaşım Merkezi'nin kapısını çaldığım an benimki değişti. Şimdi sıra sizde.

 

                                                                             Belkıs Hanım'a saygılarımla

  A.Furkan Genç Ankara Üniversitesi Bilgi Teknolojileri Uzmanı

     Hayata Yolculuk 2002 yılında büyük bir umutla çıktık yola. Biliyorduk, önümüzde atılacak daha çok adım, kazanılacak daha çok deneyim, öğrenilecek bir Dünya ve bir dünya şey vardı. Kısacası kocaman bir hayat vardı. Ama bizler şanslıydık. Hiç yılmadan, usanmadan, bahşedilmiş güzide bir enerjiyle hiç vazgeçmeden yoluna devam eden ve bizleri de devam etmemiz gerektiğini sürekli söyleyen, adeta lokomotif görevi gören birisi vardı önümüzde. O zamanlar birazda toyluğun verdiği etkiyle bizi nelerin beklediğini bilmiyorduk tabi ki. Ancak gün geldi artık okul hayatı bitti ve hayat okulu başladı. Artık ekilen tohumların meyvesinin toplanma zamanı gelmişti. Bunu girdiğim bütün ortamlarda hissediyordum. 1-0 yenik başladığım hayatta, 2-1 öne geçmiştim. Öğrendiklerimiz, öğrendiklerimizin aslında denizde bir damla su olduğunu öğretti bize. Okudukça gördük, gördükçe daha çok okuduk, daha çok okudukça hayata bakışımız da değişmeye başladı. Sonradan fark ettim ki aslında bütün bunlar ufkumuzun genişlemesi için atılan küçük birer adımmış. Bilmek ve bilmemek arasındaki fark ancak bildikten sonra anlaşılabiliyormuş. Bu yolda ömrünü gençlere mihmandar olarak adayan Belkıs Ablamıza sonsuz teşekkürlerimi borç bilirim.

 Burçin Cihan

     Yaşantı Paylaşım Merkezi Gençlik Vakfı’nda lisans yıllarım boyunca yaptığım çalışmaların iş hayatımda akademik, ilişkisel ve bireysel birçok katkısı oldu. Öncelikle, yaptığımız çalışmalar için hazırladığımız düzenli dosyalama ve raporlamalar akademik hayatımda disiplinimi ve düzenimi arttırdı. Ayrıca, yaptıklarımın yazılı olarak saklanması tarihçesinin tutulması açısından da son derece önemliydi. İlişkisel olarak ise, Vakıf’taki arkadaşlarımla olan yakın ve özenli ilişkilerimiz bunları başkaları ile de kurmamı ve iş ortamında birlikte çalıştığım iş arkadaşlarımla profesyonel sınırları koruyarak yakın ilişkiler kurmamı sağladı. Yanı sıra, Vakıf’ta yaptığımız söyleşiler sayesinde farklı alandan kişileri tanımış olmak, iş hayatımda karşılaştığım farklı kişiler ile empati yapabilme becerimi arttırdı. Kişisel olarak ise Vakıf yaşantım boyunca kendimi daha iyi tanıma fırsatım oldu. Bu da mesleki olarak kendimi geliştirirken öz güvenimi ve kişisel yetkinliklerimi görebilmemi sağladı. Vakıf’ta hayatın içerisinde olmak hem mesleğimin hem de ülkemin ihtiyaç ve sorunlarını daha iyi görüp kavramamda ve elimden gelen sorumluluğu almak konusunda bana yol gösterici oldu.

 

Gerek eğitim yaşamım gerek sosyal yaşamım için, hayatımın en güzel zamanları olarak anımsayacağım 2013-2014 öğretim yılında, Yaşantı Paylaşım Merkezi Gençlik Vakfı’nın bir üyesi olma şansına sahip oldum. Bizleri aile sıcaklığıyla saran vakfımız, mevcut oluşumun vazgeçilmez bir parçası olduğumuz hissini uyandırdı hepimizde. Bizler de bu heves ve çaba ile yetenekli olduğumuz alanlarda çalışmalar gerçekleştirerek paylaşıma katkı sağladık. Fakat zaman içinde gördük ki en büyük katkı, genç ruhlarımıza işlenen ‘duyarlı, çalışkan, sorumluluk sahibi birey olma arzusu’ ile bizlere sağlanandı. Değişimin fikir ve davranışlarımızda dirilişini meslek yaşamına atıldığım şu günlerde daha iyi görmekteyim. Hayatlarımıza sihirli değnek gibi dokunan vakfımız, amacına uygun olarak bizlerden ayakları yere sağlam basan, kendi değer ve toplumsal sorumluluklarını bilen, yeteneklerinin farkında bireyler oluşturdu. İş yaşamının getirdiği sorumlulukları üstlenme, görev alma, yaşama aktif olarak katılma, farklılıklara saygı duyma gibi birçok alanda bizlere edindirdiği deneyimlerle, yaşamımıza kolaylıklar sağladı. Bizler mezun olduktan sonra Türkiye’nin dört bir yanına dağılıp, vakfımızın değerli kurucusu,Sevgili Belkıs Ablamız, Sayın Belkıs Güneş’ten aldığımız ışığı ülkemizin her köşesine ulaştırmaya çalışıyoruz. Sergiler gezdik, müzelerde geçmişin tozlu yollarından geçerek tarihimize dokunduk; katıldığımız tiyatro gösterileri, seminerler, izlediğimiz filmler, üzerine görüş bildirdiğimiz kitaplarla ‘hayatı ve insanı okuma’ becerisi kazandık. Paylaşımın en yüce amaç olduğunu, yaşamı değerli kılanın insanın kendine ve yaşadığı dünyaya gösterdiği özen olduğunu burada birbirimizden öğrendik. Kendim, arkadaşlarım ve dolaylı yollardan da olsa dokunduğumuz insan hayatları adına, geçmişten bugüne vakfın kuruluşu ve işleyişinde emeği olan herkese teşekkürü borç biliyorum. İyi ki varsın YPMGV!

 

 

Hepinize Merhaba

Adım Mehmet Kemal Yıldız, Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümünden geçtiğimiz yıl ağustos ayında mezun oldum. Sizlere Yaşantı Paylaşım Merkezi Gençlik Vakfı'nı anlatmadan evvel, vakfa katılmadan önce yaptıklarımı anlatmak istiyorum.

                2011 yılında üniversiteyi kazanarak bir yurda yerleştim. İlk yıl ortamı tanıma, yeni arkadaşlıklar kurma derken çabucak geçti. İkinci yıl ortama alışmıştım, arkadaşlarımızla biraz derslere girip biraz gezip dolaşıyorduk. İkinci yıl, Ankara'da gezilecek tüm yerleri gezdiğimizi düşünüp yavaş yavaş okuldan kopuş sürecim başladı. Bu, aynı zamanda okuldan da kopuş anlamına geliyordu. Üçüncü sınıfa geldiğimde okula doğru düzgün gitmiyordum. Arkadaş çevrem daralmıştı. Yurttan dışarı fazla çıkmıyordum. Sabah geç saatlerde uyanıyor, yurtta yabancı dizi izliyordum. Dışarı çıktığım zamanlarda ise birkaç kişiyle genel olarak Playstation salonlarında vakit geçiriyordum. Üçüncü sınıf benim açımdan çok verimsiz geçmişti. Başlarda bu durumdan pek şikayet etmesem de, bir zaman sonra bu durumdan rahatsız olmaya başladım. Normalde çok neşeli, enerjik  biriyken sürekli yurtta dizi izleyip asosyal ve mutsuz bir bireye dönüşmüştüm. Silkelenip kendime gelmem gerekliydi. Yine eskisi gibi mutlu olmak istiyordum ama nasıl ? Bir işte çalışmak istemiyordum, onun dışında da başka bir seçenek göremiyordum. Ben bu durumdayken bir arkadaşım Facebook üzerinden Yaşantı Paylaşım Merkezi Gençlik Vakfı'nın iletisini gönderdi. İletide yeni bir sosyal çevre, kültürel sanatsal geziler, çeşitli etkinlikler ve daha birçok şey yazılıydı. Üstelik burs da veriyordu. Bunun benim için bir fırsat olduğunu düşündüm ve hemen ertesi gün vakfa tanışmaya gittim. Kapıyı çaldım, bir hanımefendi kapıyı açtı güler yüzle. Tanışmak için geldiğimi ifade edip içeri girdim. Daha ilk dakikalardan itibaren o samimiyeti, sıcaklığı hissedebiliyordum. Belkıs Abla ile tanıştık, konuştuk, bana vakfı tanıttı. Sanki o an, aradığımı bulmuştum. O sırada vakıfta birkaç öğrenci vardı, onlarla tanıştık. Her birinin bir görevi vardı; kimi bir araştırma yapıyor kimi ise bir öğrenciye derslerinde yardımcı oluyordu. Birine yardım edip, onun yüzündeki gülümsemeyle mutlu olmayı vakıfta yeniden hatırladım ve o heyecanla vakıftan ayrıldım. Artık yeni bir sorumluluğum vardı, vakfa zamanında gelip öğrencilerime elimden gelen desteği vermek. Ortama alışma sorunu bile çekmedim çünkü vakıfta bulunan her birey o kadar sıcak o kadar samimiydi ki   yabancılık çekmedim. Vakıfta hayatıma kattığım heyecan, diğer alanlara da sirayet etmişti. Artık derslerimi aksatmıyor hem de vakıfla beraber her gün yeni şeyler yapıyor, öğreniyor ve paylaşıyorduk. Vakfı o kadar sevmiş ve benimsemiştim ki, bu vakfı herkesin tanıyım böyle bir vakıftan herkesin haberi olsun diye, aldığım Belgesel dersi kapsamında ''Hayatın Paylaşım Merkezi'' adlı bir çalışma yaptık. Bu çalışmayı yaptığımız diğer arkadaşım ise benimle beraber vakfı tanıdı ve şu an o da vakfımızın bir parçası.

             Vakıfla birlikte zaman o kadar hızlı geçiyordu ki mezuniyetimin geldiğini fark edemedim bile. Mezuniyetime ailemle birlikte Belkıs Abla ve bir arkadaş daha iştirak ederek beni mutlu edip gururlandırdılar. Belkıs Ablamı ailemle o gün tanıştırma fırsatım oldu, mezuniyetten sonra vakfa gittik ve sohbetimizi vakıfta yaptık. Ailem de Belkıs Ablam da çok memnun oldular.

              Mezun olduktan sonra dedim ki: Keşke vakfı daha 1.sınıftayken tanıma şansım olsaydı. Tiyatro, sinema, resim-fotoğraf sergileri, geziler, burs ve daha birçok şey vakıfta sizleri bekliyor.

Kemal, Halen KPSS sonucunu bekliyor.
 
Rüya Yergök Gazi Üniversitesi/Ekonometri

     Yaşantı Paylaşım Vakfı; Ankara'daki öğrencilerin yegane yaşam alanı. Yaşam alanı diyorum çünkü hayata dair bulmak istediğimiz hemen hemen her şeyi bulabileceğimiz bir kurum. Ben bu verimli vakıfta 2012-2013 yılları arasında aktif olarak bulundum.

     Yaşantı paylaşım Vakfı hayata dair birçok şey öğretti. Özellikle iş hayatımda uygulayabileceğim, uyguladığım birçok şey. Belki de en önemli sorunumuz olan sorumluluk bilincini biz fark etmeden bize aşılıyor, bize verilen bir işi en hassas en özenli bir şekilde ve en önemlisi zamanında yapmayı öğreten bir vakıf. Zamanı en iyi şekilde kullanmayı, plan ve program için de aslında hiç bir şeyin sanıldığı kadar zor olmadığını, işlerimizi ertelemeden her şeye zaman ayırabileceğimizi öğretiyor.

     Ve diğer büyük sorunumuz insan ilişkileri ve iletişim. Vakıf, kendimi bu konuda geliştirmeme çok yardımcı oldu. Bize dinlemeyi, dinledikçe öğrenmeyi ve öğrendikçe öğretmenin ne kadar keyifli olduğunu hissettiriyor.

     Vakıfta bulunduğum süreç için de yeni insanlarla ve yeni faaliyetlerle tanıştım. Hayatımda karşılaştığım sorunları aşmama en büyük etken bu yenilikler oldu. Ve bu yenilikler sadece vakıf süreci için de değil vakıftan ayrıldıktan sonra da devam ediyor. Sinemaya, tiyatroya, opera ve baleye daha birçok sanatsal faaliyete gitmeyi alışkanlık haline getiriyor en azından benim için öyle oldu.

     Ankara' da bulunan öğrencilerin tanışmasını istediğim bir kurum, gerçekten yaşadığım değişimi, gelişimi oradan ayrıldıktan sonra hissettim. Bütün katkılarından dolayı A.Belkıs Güneş ve vakıf üyelerine sonsuz teşekkürler.

 

Rüya, Halen KPSS sonucunu bekliyor…

 

 

Merhaba Arkadaşlar;

      Ben Gülay Çoban Hacettepe Sosyal Hizmetler Bölümü 2008 mezunuyum. Sizlere Yaşantı Paylaşım Merkezinde aktif üyelik dönemimde yapmış olduğumuz çalışmalardan ve bu çalışmaların, Yaşantı Paylaşım Merkezi’nin, benim şu anki yaşamıma sağlamış olduğu katkılardan bahsetmek istiyorum;

     2004-2008 yılları arasında Yaşantı Paylaşım Merkezin’de Bir dönem Gönüllü Torun Projesini yürüttüm, Down Sendromlu çocuklarımızın yakınlarına özel dersler verdim, birlikte vakıfta (o zaman merkezdi) söyleşiler düzenledik, Down Sendromlu çocuklarımızın ve ailelerine günler kermesler düzenledik kendi yapmış olduğumuz el işlerini bu günlerde satıp merkezin bütçesine katkı sağladık, zaman buldukça (ayda bir) tiyatro ve CSO’ya gittik, günü birlik Eskişehir ve Kütahya ya gezileri düzenledik ve daha saymakla bitiremeyeceğim şuan aklıma gelmeyen birçok çalışma…

     Yaşantı Paylaşım Merkezinde aktif üyeli dönemimde ki en keyif aldığım çalışmalardan biri olan ve şuan hayatımda birebir yansımasını gördüğüm çalışma Gönüllü Torun Projesi; yaşlılarla sohbet etmekten ve onların deneyimlerini dinlemekten çok keyif aldım. Şu anda da yaşadığım şehirde düzenli ziyaret ettiğim 80-90 yaşlarında iki yaşlı teyzem var. İhtiyaçları doğrultusunda market alışverişlerini yapıyorum, bazen sadece gidip sohbet ediyorum, bazen onların benim için pişirdikleri börekleri yiyorum bazen de birlikte çay bahçesine gidiyoruz. Onlarla geçirmiş olduğum zamandan inanılmaz keyif alıyorum ve onların mutluluğu bana da mutluluk veriyor.

     Genel olarak değerlendirecek olursak; yukarıda saymış olduğum çalışmalar vakıfta bulunan farklı alanlara sahip öğrencilerle bir arada olmak ve paylaşımda bulunmak iş hayatımda farklı meslek gruplarına ait kişilerle daha kolay çalışmama yardımcı oldu, sosyalleşmem ve kendimi grup içerisinde ifade edebilme becerimin gelişmesini sağladı. Belkıs Hanım ile yapmış olduğumuz bire bir sohbetlerde onun yaşam   tecrübe ve becerilerini paylaşmak şu anki yaşamıma hala ışık tutuyor. Belkıs Hanım’ın ‘Yavrum uyumlu insanlarla çalışmak, vakit geçirmek kolay, bunu herkes yapar önemli olan uyum problemi yaşayan insanlarla uyumla çalışıp vakit geçirmek onların yaşamına bir şeyler katmak, ancak bu şekilde fark yaratabilirsin’ cümlesi hala kulaklarımda.    

 

Gülay, Sinop Atatürk Devlet Hastanesi Sosyal Hizmet Uzmanı…

 
Ebru SUBAŞI Özel Eğitim Öğretmeni

Öğrenciliğimin üçüncü yılında katıldığım Farabi Programı sayesinde bir yıl Ankara’da yaşama fırsatım oldu ve bu sırada Yaşantı Paylaşım Merkezi Gençlik Vakfı ile tanıştım. Ders programımı göz önünde bulundurarak vakfa gideceğim gün ve saatleri belirledik. Bu sırada vakfın genel işleyişi ve günlük rutinleri hakkında bilgi sahibi de oldum. Bilgilendirme yapılırken ne kadar sistemli ve planlı bir yerde olduğumu fark etmiş ve etkilenmiştim. Aslında biraz da korkmuştum çünkü burada her şey çok kurallıydı. Bu durum benim alışık olduğumdan biraz farklıydı. Zamanla günlük rutinlerdeki kuralların işlerimizi ne kadar kolaylaştırdığını fark ettim. Yaşantı Paylaşım Merkezi Gençlik Vakfı bana ilk olarak günümü uygun kurallarla planlamayı öğretti ve bu konu iş hayatımda benim için çok faydalı oldu. Vakıf aynı zamanda toplumsal sorumluluk duygumun artmasında çok önemli bir role sahip ve benim mesleğim için bu bilincin çok önemli olduğuna inanıyorum. Ayrıca vakfa gitme ve orada bulunma vakitlerimiz belirli bir düzen içerdiği için beni iş hayatına hazırlamada oldukça etkili olduğunu düşünüyorum. Çünkü Belkıs Abla, bizlere o gün çok kısa süreli bile olsa geç kalacağımızı fark ettiğimiz an uygun açıklama ile durumu haber vermeyi öğretti. Ayrıca iş bölümü, sosyal bir paydada buluşma ve ortak bir hedef için birlikte çalışmayı öğrendim burada. Keşke Ankara’da bir yıldan uzun süre yaşama şansım olsaydı. Öğrenecek daha çok şeyim olduğunu bilerek Ankara’dan ayrılmak zorunda kaldım.

 

Şener Osan Makine Kimya Endüstrisi Kurumu İnsan Kaynakları Sorumlusu

İsmet Özel şiirinde dediği gibi “ Her şey ben yaşarken oldu, bunu bilsin insanlar

Ben vakfın bana kattıklarını değil yaşadıklarımı yazmayı tercih ederim. Yaşantı Paylaşım Merkezinin ilk öğrencilerinden birisiyim. O zamanlar zaten çok da kalabalık bir öğrenci grubu değildik. Belkıs abla ile tanıştık ve bu tanışıklık bana iyi geldi. Bu dünyada tek başına olmadığımızın farkında insanlar olarak; yeni insanlar, yeni hayatlar, yeni düşünceler, yeni oluşlar ve belki de yeni dünyalar, kültürler tanıma fırsatının içinde bulunduğumuz için sevindiğimi hatırlıyorum. Bu durumun ileride bize yeniliklere, değişikliklere açık olma alışkanlığı kazandırdığı düşünüyorum. Bu alışkanlık hali bir kabullenme belki de sadece bir farkındalıktır.  

Yukarıdaki düşüncelerimdeki muallak halin sebebi vakıftan önce veya vakıftan sonraki hayatımın bir getirisidir. Ben bunu öncesine veya sonrasına yorma düşüncesinde değilim çünkü hayat devam eden bir süreç ve insanın duygularının ve düşüncelerinin her zaman değişebileceğine inanıyorum.

Yaklaşık 15 yıl olan vakıfla olan ilişkimden aklımda kalanların başında vakfın bazen bir kafa dinleme bazen bir sığınma noktası olmasıydı. Bir köşede sessizce oturmak, gözlemlemek ve düşünmek ya da hiç düşünmemek. Bu zamanlar çok şey katmıştır muhakkak. Bence; yeni insanlar, yeni hayatlar, yeni düşünceler, yeni oluşlar, yeni dünyalar ve yeni kültürler en çok böyle zamanlarda tanınıyor.

Mutlulukta ve mutsuzlukta, hastalığımda ve sağlığımda her zaman Belkıs abla ile görüşmek, konuşmak isterdim. Bazen kızardık birbirimize, bazen – daha çok o bana – destek olurduk. Hastane odasında da nikahımda da beraberdik. Tabi bu zamanlarda vakfımız da yanımdaydı. İnsan bazı zamanlar kalabalıkları da seviyor.   Tanıdığın insanlardan oluşan kalabalıkların yanında olmasını istediğin zamanlarda yanında olması gibi güzel duyguları yaşadığım için şanslıydım.

Şu an bir kamu kurumunda insan kaynakları biriminde çalışıyorum. Beraber çalıştığımız, çalışacağımız kişiler ile ilişkilerimde çok fazla şaşırmıyorum. Çünkü her türlü insan ve durumun karşımıza çıkacağını tahmin edebiliyorum. Organize olmak en önemlisiydi vakfımızda, şimdi görüyorum ki iş hayatında da organize olmak en önemli unsurlardan birisi. Düzenli olmak da önemliydi ve ben bu duruma çok kolay alıştığıma inanıyorum. İş hayatında yine düzenli olmak çok değerli bir özellik.

Toplumsal anlamda düşününce; vakıflar sivil toplumun ana unsurlarıdır. Her çeşit düşüncenin yaşamasını, yayılmasını sağlar. Toplumun birlik olarak bir hedefi gerçekleştirmek veya memnuniyetsizliği duyurmak için etkili bir araçtır. Bizim vakfımız da çoğunlukla üniversite öğrencileri odaklı olarak daha temel hedeflere dönük faaliyetler içerisindedir. Kişilerin birey olmasına katkı sağlamak, organizasyonun gücünü etkin kılmak, toplumsal yardımlaşmayı yaşatmak, hoşgörü içinde yaşamak gibi idealleri var vakfımızın. Bu doğrultuda; her bireye ve her toplumsal sınıfa saygı ve sevgi çerçevesindeki bakışıyla yoluna devam edeceğini düşünüyor ve diliyorum.

 

  Hülya USTA Malatya Battalgazi Toplum Sağlığı Merkezi’nde Psikolog

         Yaşantı Paylaşım Merkezi‘nin benim için hayatımın önemli dönüm noktalarından biri olduğunu düşünüyorum. Burada dışarıdaki gerçek hayatı tüm yönleriyle tanıma ve deneyimleme şansını elde ettim. Çünkü Yaşantı Paylaşım Merkezi sadece bir vakıf değil, aynı zamanda bizlere gerçek yaşam kesitleri sunan bir hayat okulu. Bu bağlamda vakıfta çalışırken hem iş hayatımda hem de özel hayatımda bana yardımcı olacak planlı yaşam, zaman yönetimi, iş bölümü, düzenlilik, insan ilişkileri ve görgü kuralları gibi birçok bilgi ve beceri alanında yeni şeyler öğrendim. Vakfımızda düzenlediğimiz etkinlikler sayesindeyse sinema, tiyatro, opera, bale, resim, fotoğraf ve müzik gibi sanatın her dalıyla tanışma fırsatını buldum. Üstelik edindiğim yeni arkadaşlarla bu etkinlikler keyifli birer anıya dönüştü. Vakfın sahip olduğu zengin kütüphane kaynakları ile ufkumu açarken, Gönüllü Torun Projesi kapsamında Emine Hanım’a yaptığımız ziyaretler sayesinde büyüklerimizin deneyimlerinden yararlanma fırsatı buldum. Öğrencilerinin sosyal, yardımlaşmayı ve paylaşmayı bilen, duyarlı birer vatandaş olmasını amaçlayan vakfımıza umarım daha çok öğrencinin yolu düşer. Zira bütün bu anlattıklarım vakfın bana kazandırdıklarının sadece bir kısmı. Bizlere sunduğu bu imkânlar için bende çok özel bir yeri olan sevgili Belkıs Abla’ya sonsuz teşekkürler…

 

  Ben Tolga UZUN. Sosyal Hizmet Uzmanı ve Aile ve Evlilik Danışmanıyım. Yaşantı Paylaşım Merkezi ile üniversite yıllarında arkadaşlarımın vasıtasıyla tanıştım. Ve o günden bugüne dek hem mesleki hayatımda hem de kişilerarası iletişimde bana çığır açtı. Yapılan çalışmalar, söyleşiler, geziler hem şahsımı geliştirdi hem de yardıma muhtaç kişilere yardım etme fırsatı yarattı. Halen mesleki hayatımda bana kazandırılan becerileri kullanmaya devam ediyorum. Çok şanslıyım. İyi ki varsınız.

  Yakup EVİN 2007 yılında Yaşantı Paylaşım Merkezi ile tanıştım. İlk zamanlarda kuşkuyla yaklaştığım bu küçük toplulukta ilişkilerin karşılıksız olduğunu anlamam uzun sürmedi. Vergi verdiğimiz devletin en temel hakkımız olan eğitim için bile bir karşılık talep ettiği bir ülkede bu gibi girişimlere ön yargılı yaklaşabiliyorduk. Her girdiğimiz kapıda bir kimlik sorulan yada bir kimlik oluşturulan bir zamanda kimliğimin, değerlerimin, inançlarımın sorulmadığı bir ortamla karşılaştım. Tek ortak değerin eğitim ve kültür yönünden gelişmiş bir toplum amacı olduğunu gördüm. İlk defa tiyatroya gittim. Sinema, konser, gezi, sergi gibi birçok kültürel etkinliğe katıldım. En önemlisi de lise yıllarında ödev olarak ilgi ve isteklerimiz dikkate alınmadan okutulan kitaplar nedeniyle uzaklaştığım kitaplarla tekrar buluştum. Açılan kurslarda ilk öğretmenlik deneyimlerimi yaşadım. 2009 yılında Kastamonu'da öğretmen olarak göreve başladım. İki yıl Kastamonu, dört yıl Gaziantep'te öğretmenlik yaptım. 2015 Eylül ayında geldiğim Kütahya'da halen Muhasebe ve Finansman öğretmenliği yapıyorum. Yaşantı Paylaşım Merkezi'nin katkılarını gerek meslek hayatımda gerekse sosyal hayatımda kullanıyorum. Her fırsatta farklı bir şehirde görev yapmak için istekte bulunuyorum. Bu konuda hiç tereddüt etmiyorum. Yaşantı Paylaşım Merkezi'nde tanıştığım farklı kültürler nedeniyle her ortama uyum sağlayacağıma inanıyorum. Gittiğim her şehrin müzelerini, tarihi kültürel değerlerini bulmaya çalışıyorum. Belkıs isminde bir kızım ve Yusuf isminde bir oğlum var. Ülkemin farklılıklarını benimseyen, Cumhuriyete bağlı, topluma faydalı bireyler olarak yetiştirmeye çalışıyorum. Telefondan yazdığım için metnin tamamını göremediğimden yazım, imla ve noktalama hataları varsa affınıza sığınıyorum.

 

 

  Merve Hoşgör Barboros Yatçılık Bodrum’da Tur Sorumlusu

      Ankara Üniversitesi Dil Tarih ve Coğrafya fakültesi İtalyan Dili ve Edebiyatı lisans programını kazandığımı öğrendiğim gün..O gün korkudan uyuyamadım.

 

İzmir'in küçük bir ilçesinde doğmuşum. Herkesin birbirini tanıdığı, hala yardımlaşmanın olduğu sanki bir ütopya şehri gibi küçücük bir ilçe. Üniversite mezunu sayısı bir elin parmaklarını geçmez. Daha çok tarım, hayvancılık yapılan bir yer.Hayatımda bir kez İzmir dışına çıkmışım, o da akraba düğünü. Hiç ailemden ayrılmamış hiçbir şey için tek başıma savaşmamışım. Ne yapacaktım büyük şehirde tek başıma.. Hem de başkentte, Ankara'da.. Nasıl insanlarla karşılaşacaktım kim bilir.. Neler yaşayacaktım.. Nasıl büyüyecektim..

 

Ankara'ya babamla geldim. Devlet yurduna yerleştikten sonra babam İzmir'e döndü. Tek başıma kalakaldım. Babamla yurt kapısında vedalaşmam dün gibi aklımda. 8 kişilik yurt odasında Türkiye'nin dört bir köşesinden toplaşmışız. Diyarbakır, Samsun, Hatay, Antalya, Konya ve Ege'den ben… Bir gün iki gün derken iki yılı tamamladım. Bir yandan derslerimi takip edip bir yandan harçlığımı çıkarmak için çalışıyorum. Yine internetten hem iş hem burs ararken Yaşantı Paylaşım Merkezi'ne denk geldim. Hemen arkadaşımı yanıma alarak gittim kapıyı çaldım. İçeri girer girmez o ev kokusunu hissetmiştim, o an sanki orada geçireceğim günleri gördüm. Belkıs Hanım'la tanışınca kişiliğinden o kadar etkilendim ki o anda idol olarak göreceğim biri olacağını hemen anladım.   Peki vakıf bana neler öğretti?

 

En başta kendi kendime ayakta durmayı, bir duruş sahibi olmayı, her konuda fikir sahibi olmayı, tarihin önemini, ülkemizi dünyamızı tanımanın önemini, şu hayatta hepimizin birbirimize ihtiyacımız olduğunu öğretti. Türk, Kürt, Laz fark etmeden hepimizin yaşamlarının birbirine kenetli olduğunu, paylaşmadan olmayacağını, bir sohbetin muhabbetin, bir yardım elinin karşılıksız kalmayacağını öğretti.. Kızlı erkekli hep beraber sofraların kurulup kaldırılacağını, cinsiyetçiliğe hayır demeyi, ihtiyacı olana yardım etmeyi öğretti. Masa adabından tutun beslenmenin önemine kadar her konuda bilgi sahibi olduk. Merkezimizde konusunda uzman kişilerden aldığımız dersler hayatımız boyunca unutamayacağımız dersler oldu. Küçüklerimizle bilgilerimizi paylaştık, durumu özel derslere yetmeyen miniklere dersler verdik, yaşıtlarımızla oturduk, muhabbet ettik, kütüphane düzenledik, yemek yedik, güldük, içtik, eğlendik, şarkılar söyledik, Mozart dinledik, gazete okuduk. Hayatımda ilk kez opera ve baleye gittim. Çok sevdiğim sinema ve tiyatroya merkezde tanıştığım arkadaşlarımla gittim. Tanımadığımız bizi tanımayan insanların hanelerine konuk olduk. Aldığım ilk bursla o hep önünden geçip cebimde para olmadığı için alamadığım 100 liralık gitarı aldım. Bunu hayatta unutmam.

 

Kore savaşına katılan amcamızla savaşa gittik, acılarını paylaştık, dert ortağı olduk. Dünya gezgini Emine Teyze'yle dünyaları keşfettik ufkumuz açıldı. Beni en çok etkileyen insanlardan biri Emine Teyze'dir. Gezmekten az kalsın kendi düğününü kaçıran Emine Teyze sayesinde 'ben de yapabilirim' dedim ilk kez ve yaklaşan Erasmus sınavına katılmaya karar verdim.Sonuç geldiğinde neredeyse bayılacaktım. İtalya-Venedik'e gidiyordum.5 koca ay, tek başıma. Ankara'dan sonra 2. uzak yolculuğumdu ama bu sefer korkmuyordum çünkü artık hazırdım. Vakıfta kazandığım deneyimler beni büyütmüş, daha olgun, daha korkusuz, daha kendine güvenen biri yapmıştı. Erasmusu bitirip döndüğümde vakfa devam ettim ta ki mezun olana kadar. İş hayatına adım atınca her şey çok farklıydı fakat buna da hazırlıklıydım.

 

Bir gün karşıma İtalya'da bir gönüllülük projesi çıktı. Yaşlı insanlara bakımlarında yardım edecek kişiler aranıyordu. Başvuru yapıp kabul alınca 6 ay diğer ülkelerden gelen gönüllülerle birlikte çalıştım. Bir kere ihtiyacı olana yardım edince artık bir parçanız oluyor ve bırakamıyorsunuz. Tanımadığım ve beni tanımayan başka dilden başka dinlerden binlerce insana yardım ettim. Kimi kızı kimi torunu olarak kabul etti beni. Proje sonrası ülkeme döndüm ve şu an çok mutlu olduğum şirketimde operasyon sorumlusu olarak çalışıyorum bir yandan da tek başıma yapacağım dünya turumu planlıyorum.

 

Ben ki bir zamanlar küçücük bir yerde yaşayan küçük kız işte bu vakıf sayesinde bu günlere geldim. Yardım etmenin güzelliğini, iyi insan olmayı, hepimizin bir olduğunu burada öğrendim. Bazen küçük bir adım tüm hayatınızı değiştirir. Yaşantı Paylaşım Merkezi'nin kapısını çaldığım an benimki değişti. Şimdi sıra sizde.

 

                                                                             Belkıs Hanım'a saygılarımla

  A.Furkan Genç Ankara Üniversitesi Bilgi Teknolojileri Uzmanı

     Hayata Yolculuk 2002 yılında büyük bir umutla çıktık yola. Biliyorduk, önümüzde atılacak daha çok adım, kazanılacak daha çok deneyim, öğrenilecek bir Dünya ve bir dünya şey vardı. Kısacası kocaman bir hayat vardı. Ama bizler şanslıydık. Hiç yılmadan, usanmadan, bahşedilmiş güzide bir enerjiyle hiç vazgeçmeden yoluna devam eden ve bizleri de devam etmemiz gerektiğini sürekli söyleyen, adeta lokomotif görevi gören birisi vardı önümüzde. O zamanlar birazda toyluğun verdiği etkiyle bizi nelerin beklediğini bilmiyorduk tabi ki. Ancak gün geldi artık okul hayatı bitti ve hayat okulu başladı. Artık ekilen tohumların meyvesinin toplanma zamanı gelmişti. Bunu girdiğim bütün ortamlarda hissediyordum. 1-0 yenik başladığım hayatta, 2-1 öne geçmiştim. Öğrendiklerimiz, öğrendiklerimizin aslında denizde bir damla su olduğunu öğretti bize. Okudukça gördük, gördükçe daha çok okuduk, daha çok okudukça hayata bakışımız da değişmeye başladı. Sonradan fark ettim ki aslında bütün bunlar ufkumuzun genişlemesi için atılan küçük birer adımmış. Bilmek ve bilmemek arasındaki fark ancak bildikten sonra anlaşılabiliyormuş. Bu yolda ömrünü gençlere mihmandar olarak adayan Belkıs Ablamıza sonsuz teşekkürlerimi borç bilirim.

 Burçin Cihan

     Yaşantı Paylaşım Merkezi Gençlik Vakfı’nda lisans yıllarım boyunca yaptığım çalışmaların iş hayatımda akademik, ilişkisel ve bireysel birçok katkısı oldu. Öncelikle, yaptığımız çalışmalar için hazırladığımız düzenli dosyalama ve raporlamalar akademik hayatımda disiplinimi ve düzenimi arttırdı. Ayrıca, yaptıklarımın yazılı olarak saklanması tarihçesinin tutulması açısından da son derece önemliydi. İlişkisel olarak ise, Vakıf’taki arkadaşlarımla olan yakın ve özenli ilişkilerimiz bunları başkaları ile de kurmamı ve iş ortamında birlikte çalıştığım iş arkadaşlarımla profesyonel sınırları koruyarak yakın ilişkiler kurmamı sağladı. Yanı sıra, Vakıf’ta yaptığımız söyleşiler sayesinde farklı alandan kişileri tanımış olmak, iş hayatımda karşılaştığım farklı kişiler ile empati yapabilme becerimi arttırdı. Kişisel olarak ise Vakıf yaşantım boyunca kendimi daha iyi tanıma fırsatım oldu. Bu da mesleki olarak kendimi geliştirirken öz güvenimi ve kişisel yetkinliklerimi görebilmemi sağladı. Vakıf’ta hayatın içerisinde olmak hem mesleğimin hem de ülkemin ihtiyaç ve sorunlarını daha iyi görüp kavramamda ve elimden gelen sorumluluğu almak konusunda bana yol gösterici oldu.

 

Şeyda DELLALOĞLU Özel Eğitim Öğretmeni, Bolu Merkez Mevlana İlkokulu

Vakıf İçinde Faal Olduğu Yıl: 2015-2016

Gerek eğitim yaşamım gerek sosyal yaşamım için, hayatımın en güzel zamanları olarak anımsayacağım 2013-2014 öğretim yılında, Yaşantı Paylaşım Merkezi Gençlik Vakfı’nın bir üyesi olma şansına sahip oldum. Bizleri aile sıcaklığıyla saran vakfımız, mevcut oluşumun vazgeçilmez bir parçası olduğumuz hissini uyandırdı hepimizde. Bizler de bu heves ve çaba ile yetenekli olduğumuz alanlarda çalışmalar gerçekleştirerek paylaşıma katkı sağladık. Fakat zaman içinde gördük ki en büyük katkı, genç ruhlarımıza işlenen ‘duyarlı, çalışkan, sorumluluk sahibi birey olma arzusu’ ile bizlere sağlanandı. Değişimin fikir ve davranışlarımızda dirilişini meslek yaşamına atıldığım şu günlerde daha iyi görmekteyim. Hayatlarımıza sihirli değnek gibi dokunan vakfımız, amacına uygun olarak bizlerden ayakları yere sağlam basan, kendi değer ve toplumsal sorumluluklarını bilen, yeteneklerinin farkında bireyler oluşturdu. İş yaşamının getirdiği sorumlulukları üstlenme, görev alma, yaşama aktif olarak katılma, farklılıklara saygı duyma gibi birçok alanda bizlere edindirdiği deneyimlerle, yaşamımıza kolaylıklar sağladı. Bizler mezun olduktan sonra Türkiye’nin dört bir yanına dağılıp, vakfımızın değerli kurucusu,Sevgili Belkıs Ablamız, Sayın Belkıs Güneş’ten aldığımız ışığı ülkemizin her köşesine ulaştırmaya çalışıyoruz. Sergiler gezdik, müzelerde geçmişin tozlu yollarından geçerek tarihimize dokunduk; katıldığımız tiyatro gösterileri, seminerler, izlediğimiz filmler, üzerine görüş bildirdiğimiz kitaplarla ‘hayatı ve insanı okuma’ becerisi kazandık. Paylaşımın en yüce amaç olduğunu, yaşamı değerli kılanın insanın kendine ve yaşadığı dünyaya gösterdiği özen olduğunu burada birbirimizden öğrendik. Kendim, arkadaşlarım ve dolaylı yollardan da olsa dokunduğumuz insan hayatları adına, geçmişten bugüne vakfın kuruluşu ve işleyişinde emeği olan herkese teşekkürü borç biliyorum. İyi ki varsın YPMGV!

 

 

Hepinize Merhaba

Adım Mehmet Kemal Yıldız, Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümünden geçtiğimiz yıl ağustos ayında mezun oldum. Sizlere Yaşantı Paylaşım Merkezi Gençlik Vakfı'nı anlatmadan evvel, vakfa katılmadan önce yaptıklarımı anlatmak istiyorum.

                2011 yılında üniversiteyi kazanarak bir yurda yerleştim. İlk yıl ortamı tanıma, yeni arkadaşlıklar kurma derken çabucak geçti. İkinci yıl ortama alışmıştım, arkadaşlarımızla biraz derslere girip biraz gezip dolaşıyorduk. İkinci yıl, Ankara'da gezilecek tüm yerleri gezdiğimizi düşünüp yavaş yavaş okuldan kopuş sürecim başladı. Bu, aynı zamanda okuldan da kopuş anlamına geliyordu. Üçüncü sınıfa geldiğimde okula doğru düzgün gitmiyordum. Arkadaş çevrem daralmıştı. Yurttan dışarı fazla çıkmıyordum. Sabah geç saatlerde uyanıyor, yurtta yabancı dizi izliyordum. Dışarı çıktığım zamanlarda ise birkaç kişiyle genel olarak Playstation salonlarında vakit geçiriyordum. Üçüncü sınıf benim açımdan çok verimsiz geçmişti. Başlarda bu durumdan pek şikayet etmesem de, bir zaman sonra bu durumdan rahatsız olmaya başladım. Normalde çok neşeli, enerjik  biriyken sürekli yurtta dizi izleyip asosyal ve mutsuz bir bireye dönüşmüştüm. Silkelenip kendime gelmem gerekliydi. Yine eskisi gibi mutlu olmak istiyordum ama nasıl ? Bir işte çalışmak istemiyordum, onun dışında da başka bir seçenek göremiyordum. Ben bu durumdayken bir arkadaşım Facebook üzerinden Yaşantı Paylaşım Merkezi Gençlik Vakfı'nın iletisini gönderdi. İletide yeni bir sosyal çevre, kültürel sanatsal geziler, çeşitli etkinlikler ve daha birçok şey yazılıydı. Üstelik burs da veriyordu. Bunun benim için bir fırsat olduğunu düşündüm ve hemen ertesi gün vakfa tanışmaya gittim. Kapıyı çaldım, bir hanımefendi kapıyı açtı güler yüzle. Tanışmak için geldiğimi ifade edip içeri girdim. Daha ilk dakikalardan itibaren o samimiyeti, sıcaklığı hissedebiliyordum. Belkıs Abla ile tanıştık, konuştuk, bana vakfı tanıttı. Sanki o an, aradığımı bulmuştum. O sırada vakıfta birkaç öğrenci vardı, onlarla tanıştık. Her birinin bir görevi vardı; kimi bir araştırma yapıyor kimi ise bir öğrenciye derslerinde yardımcı oluyordu. Birine yardım edip, onun yüzündeki gülümsemeyle mutlu olmayı vakıfta yeniden hatırladım ve o heyecanla vakıftan ayrıldım. Artık yeni bir sorumluluğum vardı, vakfa zamanında gelip öğrencilerime elimden gelen desteği vermek. Ortama alışma sorunu bile çekmedim çünkü vakıfta bulunan her birey o kadar sıcak o kadar samimiydi ki   yabancılık çekmedim. Vakıfta hayatıma kattığım heyecan, diğer alanlara da sirayet etmişti. Artık derslerimi aksatmıyor hem de vakıfla beraber her gün yeni şeyler yapıyor, öğreniyor ve paylaşıyorduk. Vakfı o kadar sevmiş ve benimsemiştim ki, bu vakfı herkesin tanıyım böyle bir vakıftan herkesin haberi olsun diye, aldığım Belgesel dersi kapsamında ''Hayatın Paylaşım Merkezi'' adlı bir çalışma yaptık. Bu çalışmayı yaptığımız diğer arkadaşım ise benimle beraber vakfı tanıdı ve şu an o da vakfımızın bir parçası.

             Vakıfla birlikte zaman o kadar hızlı geçiyordu ki mezuniyetimin geldiğini fark edemedim bile. Mezuniyetime ailemle birlikte Belkıs Abla ve bir arkadaş daha iştirak ederek beni mutlu edip gururlandırdılar. Belkıs Ablamı ailemle o gün tanıştırma fırsatım oldu, mezuniyetten sonra vakfa gittik ve sohbetimizi vakıfta yaptık. Ailem de Belkıs Ablam da çok memnun oldular.

              Mezun olduktan sonra dedim ki: Keşke vakfı daha 1.sınıftayken tanıma şansım olsaydı. Tiyatro, sinema, resim-fotoğraf sergileri, geziler, burs ve daha birçok şey vakıfta sizleri bekliyor.

Kemal, Halen KPSS sonucunu bekliyor.
 
Rüya Yergök Gazi Üniversitesi/Ekonometri

     Yaşantı Paylaşım Vakfı; Ankara'daki öğrencilerin yegane yaşam alanı. Yaşam alanı diyorum çünkü hayata dair bulmak istediğimiz hemen hemen her şeyi bulabileceğimiz bir kurum. Ben bu verimli vakıfta 2012-2013 yılları arasında aktif olarak bulundum.

     Yaşantı paylaşım Vakfı hayata dair birçok şey öğretti. Özellikle iş hayatımda uygulayabileceğim, uyguladığım birçok şey. Belki de en önemli sorunumuz olan sorumluluk bilincini biz fark etmeden bize aşılıyor, bize verilen bir işi en hassas en özenli bir şekilde ve en önemlisi zamanında yapmayı öğreten bir vakıf. Zamanı en iyi şekilde kullanmayı, plan ve program için de aslında hiç bir şeyin sanıldığı kadar zor olmadığını, işlerimizi ertelemeden her şeye zaman ayırabileceğimizi öğretiyor.

     Ve diğer büyük sorunumuz insan ilişkileri ve iletişim. Vakıf, kendimi bu konuda geliştirmeme çok yardımcı oldu. Bize dinlemeyi, dinledikçe öğrenmeyi ve öğrendikçe öğretmenin ne kadar keyifli olduğunu hissettiriyor.

     Vakıfta bulunduğum süreç için de yeni insanlarla ve yeni faaliyetlerle tanıştım. Hayatımda karşılaştığım sorunları aşmama en büyük etken bu yenilikler oldu. Ve bu yenilikler sadece vakıf süreci için de değil vakıftan ayrıldıktan sonra da devam ediyor. Sinemaya, tiyatroya, opera ve baleye daha birçok sanatsal faaliyete gitmeyi alışkanlık haline getiriyor en azından benim için öyle oldu.

     Ankara' da bulunan öğrencilerin tanışmasını istediğim bir kurum, gerçekten yaşadığım değişimi, gelişimi oradan ayrıldıktan sonra hissettim. Bütün katkılarından dolayı A.Belkıs Güneş ve vakıf üyelerine sonsuz teşekkürler.

 

Rüya, Halen KPSS sonucunu bekliyor…

 

 

Merhaba Arkadaşlar;

      Ben Gülay Çoban Hacettepe Sosyal Hizmetler Bölümü 2008 mezunuyum. Sizlere Yaşantı Paylaşım Merkezinde aktif üyelik dönemimde yapmış olduğumuz çalışmalardan ve bu çalışmaların, Yaşantı Paylaşım Merkezi’nin, benim şu anki yaşamıma sağlamış olduğu katkılardan bahsetmek istiyorum;

     2004-2008 yılları arasında Yaşantı Paylaşım Merkezin’de Bir dönem Gönüllü Torun Projesini yürüttüm, Down Sendromlu çocuklarımızın yakınlarına özel dersler verdim, birlikte vakıfta (o zaman merkezdi) söyleşiler düzenledik, Down Sendromlu çocuklarımızın ve ailelerine günler kermesler düzenledik kendi yapmış olduğumuz el işlerini bu günlerde satıp merkezin bütçesine katkı sağladık, zaman buldukça (ayda bir) tiyatro ve CSO’ya gittik, günü birlik Eskişehir ve Kütahya ya gezileri düzenledik ve daha saymakla bitiremeyeceğim şuan aklıma gelmeyen birçok çalışma…

     Yaşantı Paylaşım Merkezinde aktif üyeli dönemimde ki en keyif aldığım çalışmalardan biri olan ve şuan hayatımda birebir yansımasını gördüğüm çalışma Gönüllü Torun Projesi; yaşlılarla sohbet etmekten ve onların deneyimlerini dinlemekten çok keyif aldım. Şu anda da yaşadığım şehirde düzenli ziyaret ettiğim 80-90 yaşlarında iki yaşlı teyzem var. İhtiyaçları doğrultusunda market alışverişlerini yapıyorum, bazen sadece gidip sohbet ediyorum, bazen onların benim için pişirdikleri börekleri yiyorum bazen de birlikte çay bahçesine gidiyoruz. Onlarla geçirmiş olduğum zamandan inanılmaz keyif alıyorum ve onların mutluluğu bana da mutluluk veriyor.

     Genel olarak değerlendirecek olursak; yukarıda saymış olduğum çalışmalar vakıfta bulunan farklı alanlara sahip öğrencilerle bir arada olmak ve paylaşımda bulunmak iş hayatımda farklı meslek gruplarına ait kişilerle daha kolay çalışmama yardımcı oldu, sosyalleşmem ve kendimi grup içerisinde ifade edebilme becerimin gelişmesini sağladı. Belkıs Hanım ile yapmış olduğumuz bire bir sohbetlerde onun yaşam   tecrübe ve becerilerini paylaşmak şu anki yaşamıma hala ışık tutuyor. Belkıs Hanım’ın ‘Yavrum uyumlu insanlarla çalışmak, vakit geçirmek kolay, bunu herkes yapar önemli olan uyum problemi yaşayan insanlarla uyumla çalışıp vakit geçirmek onların yaşamına bir şeyler katmak, ancak bu şekilde fark yaratabilirsin’ cümlesi hala kulaklarımda.    

 

Gülay, Sinop Atatürk Devlet Hastanesi Sosyal Hizmet Uzmanı…

 
Ebru SUBAŞI Özel Eğitim Öğretmeni

Öğrenciliğimin üçüncü yılında katıldığım Farabi Programı sayesinde bir yıl Ankara’da yaşama fırsatım oldu ve bu sırada Yaşantı Paylaşım Merkezi Gençlik Vakfı ile tanıştım. Ders programımı göz önünde bulundurarak vakfa gideceğim gün ve saatleri belirledik. Bu sırada vakfın genel işleyişi ve günlük rutinleri hakkında bilgi sahibi de oldum. Bilgilendirme yapılırken ne kadar sistemli ve planlı bir yerde olduğumu fark etmiş ve etkilenmiştim. Aslında biraz da korkmuştum çünkü burada her şey çok kurallıydı. Bu durum benim alışık olduğumdan biraz farklıydı. Zamanla günlük rutinlerdeki kuralların işlerimizi ne kadar kolaylaştırdığını fark ettim. Yaşantı Paylaşım Merkezi Gençlik Vakfı bana ilk olarak günümü uygun kurallarla planlamayı öğretti ve bu konu iş hayatımda benim için çok faydalı oldu. Vakıf aynı zamanda toplumsal sorumluluk duygumun artmasında çok önemli bir role sahip ve benim mesleğim için bu bilincin çok önemli olduğuna inanıyorum. Ayrıca vakfa gitme ve orada bulunma vakitlerimiz belirli bir düzen içerdiği için beni iş hayatına hazırlamada oldukça etkili olduğunu düşünüyorum. Çünkü Belkıs Abla, bizlere o gün çok kısa süreli bile olsa geç kalacağımızı fark ettiğimiz an uygun açıklama ile durumu haber vermeyi öğretti. Ayrıca iş bölümü, sosyal bir paydada buluşma ve ortak bir hedef için birlikte çalışmayı öğrendim burada. Keşke Ankara’da bir yıldan uzun süre yaşama şansım olsaydı. Öğrenecek daha çok şeyim olduğunu bilerek Ankara’dan ayrılmak zorunda kaldım.

 

Şener Osan Makine Kimya Endüstrisi Kurumu İnsan Kaynakları Sorumlusu

İsmet Özel şiirinde dediği gibi “ Her şey ben yaşarken oldu, bunu bilsin insanlar

Ben vakfın bana kattıklarını değil yaşadıklarımı yazmayı tercih ederim. Yaşantı Paylaşım Merkezinin ilk öğrencilerinden birisiyim. O zamanlar zaten çok da kalabalık bir öğrenci grubu değildik. Belkıs abla ile tanıştık ve bu tanışıklık bana iyi geldi. Bu dünyada tek başına olmadığımızın farkında insanlar olarak; yeni insanlar, yeni hayatlar, yeni düşünceler, yeni oluşlar ve belki de yeni dünyalar, kültürler tanıma fırsatının içinde bulunduğumuz için sevindiğimi hatırlıyorum. Bu durumun ileride bize yeniliklere, değişikliklere açık olma alışkanlığı kazandırdığı düşünüyorum. Bu alışkanlık hali bir kabullenme belki de sadece bir farkındalıktır.  

Yukarıdaki düşüncelerimdeki muallak halin sebebi vakıftan önce veya vakıftan sonraki hayatımın bir getirisidir. Ben bunu öncesine veya sonrasına yorma düşüncesinde değilim çünkü hayat devam eden bir süreç ve insanın duygularının ve düşüncelerinin her zaman değişebileceğine inanıyorum.

Yaklaşık 15 yıl olan vakıfla olan ilişkimden aklımda kalanların başında vakfın bazen bir kafa dinleme bazen bir sığınma noktası olmasıydı. Bir köşede sessizce oturmak, gözlemlemek ve düşünmek ya da hiç düşünmemek. Bu zamanlar çok şey katmıştır muhakkak. Bence; yeni insanlar, yeni hayatlar, yeni düşünceler, yeni oluşlar, yeni dünyalar ve yeni kültürler en çok böyle zamanlarda tanınıyor.

Mutlulukta ve mutsuzlukta, hastalığımda ve sağlığımda her zaman Belkıs abla ile görüşmek, konuşmak isterdim. Bazen kızardık birbirimize, bazen – daha çok o bana – destek olurduk. Hastane odasında da nikahımda da beraberdik. Tabi bu zamanlarda vakfımız da yanımdaydı. İnsan bazı zamanlar kalabalıkları da seviyor.   Tanıdığın insanlardan oluşan kalabalıkların yanında olmasını istediğin zamanlarda yanında olması gibi güzel duyguları yaşadığım için şanslıydım.

Şu an bir kamu kurumunda insan kaynakları biriminde çalışıyorum. Beraber çalıştığımız, çalışacağımız kişiler ile ilişkilerimde çok fazla şaşırmıyorum. Çünkü her türlü insan ve durumun karşımıza çıkacağını tahmin edebiliyorum. Organize olmak en önemlisiydi vakfımızda, şimdi görüyorum ki iş hayatında da organize olmak en önemli unsurlardan birisi. Düzenli olmak da önemliydi ve ben bu duruma çok kolay alıştığıma inanıyorum. İş hayatında yine düzenli olmak çok değerli bir özellik.

Toplumsal anlamda düşününce; vakıflar sivil toplumun ana unsurlarıdır. Her çeşit düşüncenin yaşamasını, yayılmasını sağlar. Toplumun birlik olarak bir hedefi gerçekleştirmek veya memnuniyetsizliği duyurmak için etkili bir araçtır. Bizim vakfımız da çoğunlukla üniversite öğrencileri odaklı olarak daha temel hedeflere dönük faaliyetler içerisindedir. Kişilerin birey olmasına katkı sağlamak, organizasyonun gücünü etkin kılmak, toplumsal yardımlaşmayı yaşatmak, hoşgörü içinde yaşamak gibi idealleri var vakfımızın. Bu doğrultuda; her bireye ve her toplumsal sınıfa saygı ve sevgi çerçevesindeki bakışıyla yoluna devam edeceğini düşünüyor ve diliyorum.

 

  Hülya USTA Malatya Battalgazi Toplum Sağlığı Merkezi’nde Psikolog

         Yaşantı Paylaşım Merkezi‘nin benim için hayatımın önemli dönüm noktalarından biri olduğunu düşünüyorum. Burada dışarıdaki gerçek hayatı tüm yönleriyle tanıma ve deneyimleme şansını elde ettim. Çünkü Yaşantı Paylaşım Merkezi sadece bir vakıf değil, aynı zamanda bizlere gerçek yaşam kesitleri sunan bir hayat okulu. Bu bağlamda vakıfta çalışırken hem iş hayatımda hem de özel hayatımda bana yardımcı olacak planlı yaşam, zaman yönetimi, iş bölümü, düzenlilik, insan ilişkileri ve görgü kuralları gibi birçok bilgi ve beceri alanında yeni şeyler öğrendim. Vakfımızda düzenlediğimiz etkinlikler sayesindeyse sinema, tiyatro, opera, bale, resim, fotoğraf ve müzik gibi sanatın her dalıyla tanışma fırsatını buldum. Üstelik edindiğim yeni arkadaşlarla bu etkinlikler keyifli birer anıya dönüştü. Vakfın sahip olduğu zengin kütüphane kaynakları ile ufkumu açarken, Gönüllü Torun Projesi kapsamında Emine Hanım’a yaptığımız ziyaretler sayesinde büyüklerimizin deneyimlerinden yararlanma fırsatı buldum. Öğrencilerinin sosyal, yardımlaşmayı ve paylaşmayı bilen, duyarlı birer vatandaş olmasını amaçlayan vakfımıza umarım daha çok öğrencinin yolu düşer. Zira bütün bu anlattıklarım vakfın bana kazandırdıklarının sadece bir kısmı. Bizlere sunduğu bu imkânlar için bende çok özel bir yeri olan sevgili Belkıs Abla’ya sonsuz teşekkürler…

 

  Ben Tolga UZUN. Sosyal Hizmet Uzmanı ve Aile ve Evlilik Danışmanıyım. Yaşantı Paylaşım Merkezi ile üniversite yıllarında arkadaşlarımın vasıtasıyla tanıştım. Ve o günden bugüne dek hem mesleki hayatımda hem de kişilerarası iletişimde bana çığır açtı. Yapılan çalışmalar, söyleşiler, geziler hem şahsımı geliştirdi hem de yardıma muhtaç kişilere yardım etme fırsatı yarattı. Halen mesleki hayatımda bana kazandırılan becerileri kullanmaya devam ediyorum. Çok şanslıyım. İyi ki varsınız.

  Yakup EVİN 2007 yılında Yaşantı Paylaşım Merkezi ile tanıştım. İlk zamanlarda kuşkuyla yaklaştığım bu küçük toplulukta ilişkilerin karşılıksız olduğunu anlamam uzun sürmedi. Vergi verdiğimiz devletin en temel hakkımız olan eğitim için bile bir karşılık talep ettiği bir ülkede bu gibi girişimlere ön yargılı yaklaşabiliyorduk. Her girdiğimiz kapıda bir kimlik sorulan yada bir kimlik oluşturulan bir zamanda kimliğimin, değerlerimin, inançlarımın sorulmadığı bir ortamla karşılaştım. Tek ortak değerin eğitim ve kültür yönünden gelişmiş bir toplum amacı olduğunu gördüm. İlk defa tiyatroya gittim. Sinema, konser, gezi, sergi gibi birçok kültürel etkinliğe katıldım. En önemlisi de lise yıllarında ödev olarak ilgi ve isteklerimiz dikkate alınmadan okutulan kitaplar nedeniyle uzaklaştığım kitaplarla tekrar buluştum. Açılan kurslarda ilk öğretmenlik deneyimlerimi yaşadım. 2009 yılında Kastamonu'da öğretmen olarak göreve başladım. İki yıl Kastamonu, dört yıl Gaziantep'te öğretmenlik yaptım. 2015 Eylül ayında geldiğim Kütahya'da halen Muhasebe ve Finansman öğretmenliği yapıyorum. Yaşantı Paylaşım Merkezi'nin katkılarını gerek meslek hayatımda gerekse sosyal hayatımda kullanıyorum. Her fırsatta farklı bir şehirde görev yapmak için istekte bulunuyorum. Bu konuda hiç tereddüt etmiyorum. Yaşantı Paylaşım Merkezi'nde tanıştığım farklı kültürler nedeniyle her ortama uyum sağlayacağıma inanıyorum. Gittiğim her şehrin müzelerini, tarihi kültürel değerlerini bulmaya çalışıyorum. Belkıs isminde bir kızım ve Yusuf isminde bir oğlum var. Ülkemin farklılıklarını benimseyen, Cumhuriyete bağlı, topluma faydalı bireyler olarak yetiştirmeye çalışıyorum. Telefondan yazdığım için metnin tamamını göremediğimden yazım, imla ve noktalama hataları varsa affınıza sığınıyorum.

 

 

  Merve Hoşgör Barboros Yatçılık Bodrum’da Tur Sorumlusu

      Ankara Üniversitesi Dil Tarih ve Coğrafya fakültesi İtalyan Dili ve Edebiyatı lisans programını kazandığımı öğrendiğim gün..O gün korkudan uyuyamadım.

 

İzmir'in küçük bir ilçesinde doğmuşum. Herkesin birbirini tanıdığı, hala yardımlaşmanın olduğu sanki bir ütopya şehri gibi küçücük bir ilçe. Üniversite mezunu sayısı bir elin parmaklarını geçmez. Daha çok tarım, hayvancılık yapılan bir yer.Hayatımda bir kez İzmir dışına çıkmışım, o da akraba düğünü. Hiç ailemden ayrılmamış hiçbir şey için tek başıma savaşmamışım. Ne yapacaktım büyük şehirde tek başıma.. Hem de başkentte, Ankara'da.. Nasıl insanlarla karşılaşacaktım kim bilir.. Neler yaşayacaktım.. Nasıl büyüyecektim..

 

Ankara'ya babamla geldim. Devlet yurduna yerleştikten sonra babam İzmir'e döndü. Tek başıma kalakaldım. Babamla yurt kapısında vedalaşmam dün gibi aklımda. 8 kişilik yurt odasında Türkiye'nin dört bir köşesinden toplaşmışız. Diyarbakır, Samsun, Hatay, Antalya, Konya ve Ege'den ben… Bir gün iki gün derken iki yılı tamamladım. Bir yandan derslerimi takip edip bir yandan harçlığımı çıkarmak için çalışıyorum. Yine internetten hem iş hem burs ararken Yaşantı Paylaşım Merkezi'ne denk geldim. Hemen arkadaşımı yanıma alarak gittim kapıyı çaldım. İçeri girer girmez o ev kokusunu hissetmiştim, o an sanki orada geçireceğim günleri gördüm. Belkıs Hanım'la tanışınca kişiliğinden o kadar etkilendim ki o anda idol olarak göreceğim biri olacağını hemen anladım.   Peki vakıf bana neler öğretti?

 

En başta kendi kendime ayakta durmayı, bir duruş sahibi olmayı, her konuda fikir sahibi olmayı, tarihin önemini, ülkemizi dünyamızı tanımanın önemini, şu hayatta hepimizin birbirimize ihtiyacımız olduğunu öğretti. Türk, Kürt, Laz fark etmeden hepimizin yaşamlarının birbirine kenetli olduğunu, paylaşmadan olmayacağını, bir sohbetin muhabbetin, bir yardım elinin karşılıksız kalmayacağını öğretti.. Kızlı erkekli hep beraber sofraların kurulup kaldırılacağını, cinsiyetçiliğe hayır demeyi, ihtiyacı olana yardım etmeyi öğretti. Masa adabından tutun beslenmenin önemine kadar her konuda bilgi sahibi olduk. Merkezimizde konusunda uzman kişilerden aldığımız dersler hayatımız boyunca unutamayacağımız dersler oldu. Küçüklerimizle bilgilerimizi paylaştık, durumu özel derslere yetmeyen miniklere dersler verdik, yaşıtlarımızla oturduk, muhabbet ettik, kütüphane düzenledik, yemek yedik, güldük, içtik, eğlendik, şarkılar söyledik, Mozart dinledik, gazete okuduk. Hayatımda ilk kez opera ve baleye gittim. Çok sevdiğim sinema ve tiyatroya merkezde tanıştığım arkadaşlarımla gittim. Tanımadığımız bizi tanımayan insanların hanelerine konuk olduk. Aldığım ilk bursla o hep önünden geçip cebimde para olmadığı için alamadığım 100 liralık gitarı aldım. Bunu hayatta unutmam.

 

Kore savaşına katılan amcamızla savaşa gittik, acılarını paylaştık, dert ortağı olduk. Dünya gezgini Emine Teyze'yle dünyaları keşfettik ufkumuz açıldı. Beni en çok etkileyen insanlardan biri Emine Teyze'dir. Gezmekten az kalsın kendi düğününü kaçıran Emine Teyze sayesinde 'ben de yapabilirim' dedim ilk kez ve yaklaşan Erasmus sınavına katılmaya karar verdim.Sonuç geldiğinde neredeyse bayılacaktım. İtalya-Venedik'e gidiyordum.5 koca ay, tek başıma. Ankara'dan sonra 2. uzak yolculuğumdu ama bu sefer korkmuyordum çünkü artık hazırdım. Vakıfta kazandığım deneyimler beni büyütmüş, daha olgun, daha korkusuz, daha kendine güvenen biri yapmıştı. Erasmusu bitirip döndüğümde vakfa devam ettim ta ki mezun olana kadar. İş hayatına adım atınca her şey çok farklıydı fakat buna da hazırlıklıydım.

 

Bir gün karşıma İtalya'da bir gönüllülük projesi çıktı. Yaşlı insanlara bakımlarında yardım edecek kişiler aranıyordu. Başvuru yapıp kabul alınca 6 ay diğer ülkelerden gelen gönüllülerle birlikte çalıştım. Bir kere ihtiyacı olana yardım edince artık bir parçanız oluyor ve bırakamıyorsunuz. Tanımadığım ve beni tanımayan başka dilden başka dinlerden binlerce insana yardım ettim. Kimi kızı kimi torunu olarak kabul etti beni. Proje sonrası ülkeme döndüm ve şu an çok mutlu olduğum şirketimde operasyon sorumlusu olarak çalışıyorum bir yandan da tek başıma yapacağım dünya turumu planlıyorum.

 

Ben ki bir zamanlar küçücük bir yerde yaşayan küçük kız işte bu vakıf sayesinde bu günlere geldim. Yardım etmenin güzelliğini, iyi insan olmayı, hepimizin bir olduğunu burada öğrendim. Bazen küçük bir adım tüm hayatınızı değiştirir. Yaşantı Paylaşım Merkezi'nin kapısını çaldığım an benimki değişti. Şimdi sıra sizde.

 

                                                                             Belkıs Hanım'a saygılarımla

  A.Furkan Genç Ankara Üniversitesi Bilgi Teknolojileri Uzmanı

     Hayata Yolculuk 2002 yılında büyük bir umutla çıktık yola. Biliyorduk, önümüzde atılacak daha çok adım, kazanılacak daha çok deneyim, öğrenilecek bir Dünya ve bir dünya şey vardı. Kısacası kocaman bir hayat vardı. Ama bizler şanslıydık. Hiç yılmadan, usanmadan, bahşedilmiş güzide bir enerjiyle hiç vazgeçmeden yoluna devam eden ve bizleri de devam etmemiz gerektiğini sürekli söyleyen, adeta lokomotif görevi gören birisi vardı önümüzde. O zamanlar birazda toyluğun verdiği etkiyle bizi nelerin beklediğini bilmiyorduk tabi ki. Ancak gün geldi artık okul hayatı bitti ve hayat okulu başladı. Artık ekilen tohumların meyvesinin toplanma zamanı gelmişti. Bunu girdiğim bütün ortamlarda hissediyordum. 1-0 yenik başladığım hayatta, 2-1 öne geçmiştim. Öğrendiklerimiz, öğrendiklerimizin aslında denizde bir damla su olduğunu öğretti bize. Okudukça gördük, gördükçe daha çok okuduk, daha çok okudukça hayata bakışımız da değişmeye başladı. Sonradan fark ettim ki aslında bütün bunlar ufkumuzun genişlemesi için atılan küçük birer adımmış. Bilmek ve bilmemek arasındaki fark ancak bildikten sonra anlaşılabiliyormuş. Bu yolda ömrünü gençlere mihmandar olarak adayan Belkıs Ablamıza sonsuz teşekkürlerimi borç bilirim.

 Burçin Cihan

     Yaşantı Paylaşım Merkezi Gençlik Vakfı’nda lisans yıllarım boyunca yaptığım çalışmaların iş hayatımda akademik, ilişkisel ve bireysel birçok katkısı oldu. Öncelikle, yaptığımız çalışmalar için hazırladığımız düzenli dosyalama ve raporlamalar akademik hayatımda disiplinimi ve düzenimi arttırdı. Ayrıca, yaptıklarımın yazılı olarak saklanması tarihçesinin tutulması açısından da son derece önemliydi. İlişkisel olarak ise, Vakıf’taki arkadaşlarımla olan yakın ve özenli ilişkilerimiz bunları başkaları ile de kurmamı ve iş ortamında birlikte çalıştığım iş arkadaşlarımla profesyonel sınırları koruyarak yakın ilişkiler kurmamı sağladı. Yanı sıra, Vakıf’ta yaptığımız söyleşiler sayesinde farklı alandan kişileri tanımış olmak, iş hayatımda karşılaştığım farklı kişiler ile empati yapabilme becerimi arttırdı. Kişisel olarak ise Vakıf yaşantım boyunca kendimi daha iyi tanıma fırsatım oldu. Bu da mesleki olarak kendimi geliştirirken öz güvenimi ve kişisel yetkinliklerimi görebilmemi sağladı. Vakıf’ta hayatın içerisinde olmak hem mesleğimin hem de ülkemin ihtiyaç ve sorunlarını daha iyi görüp kavramamda ve elimden gelen sorumluluğu almak konusunda bana yol gösterici oldu.

Şeyda DELLALOĞLU Özel Eğitim Öğretmeni, Bolu Merkez Mevlana İlkokulu

Vakıf İçinde Faal Olduğu Yıl: 2015-2016

Gerek eğitim yaşamım gerek sosyal yaşamım için, hayatımın en güzel zamanları olarak anımsayacağım 2013-2014 öğretim yılında, Yaşantı Paylaşım Merkezi Gençlik Vakfı’nın bir üyesi olma şansına sahip oldum. Bizleri aile sıcaklığıyla saran vakfımız, mevcut oluşumun vazgeçilmez bir parçası olduğumuz hissini uyandırdı hepimizde. Bizler de bu heves ve çaba ile yetenekli olduğumuz alanlarda çalışmalar gerçekleştirerek paylaşıma katkı sağladık. Fakat zaman içinde gördük ki en büyük katkı, genç ruhlarımıza işlenen ‘duyarlı, çalışkan, sorumluluk sahibi birey olma arzusu’ ile bizlere sağlanandı. Değişimin fikir ve davranışlarımızda dirilişini meslek yaşamına atıldığım şu günlerde daha iyi görmekteyim. Hayatlarımıza sihirli değnek gibi dokunan vakfımız, amacına uygun olarak bizlerden ayakları yere sağlam basan, kendi değer ve toplumsal sorumluluklarını bilen, yeteneklerinin farkında bireyler oluşturdu. İş yaşamının getirdiği sorumlulukları üstlenme, görev alma, yaşama aktif olarak katılma, farklılıklara saygı duyma gibi birçok alanda bizlere edindirdiği deneyimlerle, yaşamımıza kolaylıklar sağladı. Bizler mezun olduktan sonra Türkiye’nin dört bir yanına dağılıp, vakfımızın değerli kurucusu,Sevgili Belkıs Ablamız, Sayın Belkıs Güneş’ten aldığımız ışığı ülkemizin her köşesine ulaştırmaya çalışıyoruz. Sergiler gezdik, müzelerde geçmişin tozlu yollarından geçerek tarihimize dokunduk; katıldığımız tiyatro gösterileri, seminerler, izlediğimiz filmler, üzerine görüş bildirdiğimiz kitaplarla ‘hayatı ve insanı okuma’ becerisi kazandık. Paylaşımın en yüce amaç olduğunu, yaşamı değerli kılanın insanın kendine ve yaşadığı dünyaya gösterdiği özen olduğunu burada birbirimizden öğrendik. Kendim, arkadaşlarım ve dolaylı yollardan da olsa dokunduğumuz insan hayatları adına, geçmişten bugüne vakfın kuruluşu ve işleyişinde emeği olan herkese teşekkürü borç biliyorum. İyi ki varsın YPMGV!

 

 

Hepinize Merhaba

Adım Mehmet Kemal Yıldız, Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümünden geçtiğimiz yıl ağustos ayında mezun oldum. Sizlere Yaşantı Paylaşım Merkezi Gençlik Vakfı'nı anlatmadan evvel, vakfa katılmadan önce yaptıklarımı anlatmak istiyorum.

                2011 yılında üniversiteyi kazanarak bir yurda yerleştim. İlk yıl ortamı tanıma, yeni arkadaşlıklar kurma derken çabucak geçti. İkinci yıl ortama alışmıştım, arkadaşlarımızla biraz derslere girip biraz gezip dolaşıyorduk. İkinci yıl, Ankara'da gezilecek tüm yerleri gezdiğimizi düşünüp yavaş yavaş okuldan kopuş sürecim başladı. Bu, aynı zamanda okuldan da kopuş anlamına geliyordu. Üçüncü sınıfa geldiğimde okula doğru düzgün gitmiyordum. Arkadaş çevrem daralmıştı. Yurttan dışarı fazla çıkmıyordum. Sabah geç saatlerde uyanıyor, yurtta yabancı dizi izliyordum. Dışarı çıktığım zamanlarda ise birkaç kişiyle genel olarak Playstation salonlarında vakit geçiriyordum. Üçüncü sınıf benim açımdan çok verimsiz geçmişti. Başlarda bu durumdan pek şikayet etmesem de, bir zaman sonra bu durumdan rahatsız olmaya başladım. Normalde çok neşeli, enerjik  biriyken sürekli yurtta dizi izleyip asosyal ve mutsuz bir bireye dönüşmüştüm. Silkelenip kendime gelmem gerekliydi. Yine eskisi gibi mutlu olmak istiyordum ama nasıl ? Bir işte çalışmak istemiyordum, onun dışında da başka bir seçenek göremiyordum. Ben bu durumdayken bir arkadaşım Facebook üzerinden Yaşantı Paylaşım Merkezi Gençlik Vakfı'nın iletisini gönderdi. İletide yeni bir sosyal çevre, kültürel sanatsal geziler, çeşitli etkinlikler ve daha birçok şey yazılıydı. Üstelik burs da veriyordu. Bunun benim için bir fırsat olduğunu düşündüm ve hemen ertesi gün vakfa tanışmaya gittim. Kapıyı çaldım, bir hanımefendi kapıyı açtı güler yüzle. Tanışmak için geldiğimi ifade edip içeri girdim. Daha ilk dakikalardan itibaren o samimiyeti, sıcaklığı hissedebiliyordum. Belkıs Abla ile tanıştık, konuştuk, bana vakfı tanıttı. Sanki o an, aradığımı bulmuştum. O sırada vakıfta birkaç öğrenci vardı, onlarla tanıştık. Her birinin bir görevi vardı; kimi bir araştırma yapıyor kimi ise bir öğrenciye derslerinde yardımcı oluyordu. Birine yardım edip, onun yüzündeki gülümsemeyle mutlu olmayı vakıfta yeniden hatırladım ve o heyecanla vakıftan ayrıldım. Artık yeni bir sorumluluğum vardı, vakfa zamanında gelip öğrencilerime elimden gelen desteği vermek. Ortama alışma sorunu bile çekmedim çünkü vakıfta bulunan her birey o kadar sıcak o kadar samimiydi ki   yabancılık çekmedim. Vakıfta hayatıma kattığım heyecan, diğer alanlara da sirayet etmişti. Artık derslerimi aksatmıyor hem de vakıfla beraber her gün yeni şeyler yapıyor, öğreniyor ve paylaşıyorduk. Vakfı o kadar sevmiş ve benimsemiştim ki, bu vakfı herkesin tanıyım böyle bir vakıftan herkesin haberi olsun diye, aldığım Belgesel dersi kapsamında ''Hayatın Paylaşım Merkezi'' adlı bir çalışma yaptık. Bu çalışmayı yaptığımız diğer arkadaşım ise benimle beraber vakfı tanıdı ve şu an o da vakfımızın bir parçası.

             Vakıfla birlikte zaman o kadar hızlı geçiyordu ki mezuniyetimin geldiğini fark edemedim bile. Mezuniyetime ailemle birlikte Belkıs Abla ve bir arkadaş daha iştirak ederek beni mutlu edip gururlandırdılar. Belkıs Ablamı ailemle o gün tanıştırma fırsatım oldu, mezuniyetten sonra vakfa gittik ve sohbetimizi vakıfta yaptık. Ailem de Belkıs Ablam da çok memnun oldular.

              Mezun olduktan sonra dedim ki: Keşke vakfı daha 1.sınıftayken tanıma şansım olsaydı. Tiyatro, sinema, resim-fotoğraf sergileri, geziler, burs ve daha birçok şey vakıfta sizleri bekliyor.

Kemal, Halen KPSS sonucunu bekliyor.
 
Rüya Yergök Gazi Üniversitesi/Ekonometri

     Yaşantı Paylaşım Vakfı; Ankara'daki öğrencilerin yegane yaşam alanı. Yaşam alanı diyorum çünkü hayata dair bulmak istediğimiz hemen hemen her şeyi bulabileceğimiz bir kurum. Ben bu verimli vakıfta 2012-2013 yılları arasında aktif olarak bulundum.

     Yaşantı paylaşım Vakfı hayata dair birçok şey öğretti. Özellikle iş hayatımda uygulayabileceğim, uyguladığım birçok şey. Belki de en önemli sorunumuz olan sorumluluk bilincini biz fark etmeden bize aşılıyor, bize verilen bir işi en hassas en özenli bir şekilde ve en önemlisi zamanında yapmayı öğreten bir vakıf. Zamanı en iyi şekilde kullanmayı, plan ve program için de aslında hiç bir şeyin sanıldığı kadar zor olmadığını, işlerimizi ertelemeden her şeye zaman ayırabileceğimizi öğretiyor.

     Ve diğer büyük sorunumuz insan ilişkileri ve iletişim. Vakıf, kendimi bu konuda geliştirmeme çok yardımcı oldu. Bize dinlemeyi, dinledikçe öğrenmeyi ve öğrendikçe öğretmenin ne kadar keyifli olduğunu hissettiriyor.

     Vakıfta bulunduğum süreç için de yeni insanlarla ve yeni faaliyetlerle tanıştım. Hayatımda karşılaştığım sorunları aşmama en büyük etken bu yenilikler oldu. Ve bu yenilikler sadece vakıf süreci için de değil vakıftan ayrıldıktan sonra da devam ediyor. Sinemaya, tiyatroya, opera ve baleye daha birçok sanatsal faaliyete gitmeyi alışkanlık haline getiriyor en azından benim için öyle oldu.

     Ankara' da bulunan öğrencilerin tanışmasını istediğim bir kurum, gerçekten yaşadığım değişimi, gelişimi oradan ayrıldıktan sonra hissettim. Bütün katkılarından dolayı A.Belkıs Güneş ve vakıf üyelerine sonsuz teşekkürler.

 

Rüya, Halen KPSS sonucunu bekliyor…

 

 

Merhaba Arkadaşlar;

      Ben Gülay Çoban Hacettepe Sosyal Hizmetler Bölümü 2008 mezunuyum. Sizlere Yaşantı Paylaşım Merkezinde aktif üyelik dönemimde yapmış olduğumuz çalışmalardan ve bu çalışmaların, Yaşantı Paylaşım Merkezi’nin, benim şu anki yaşamıma sağlamış olduğu katkılardan bahsetmek istiyorum;

     2004-2008 yılları arasında Yaşantı Paylaşım Merkezin’de Bir dönem Gönüllü Torun Projesini yürüttüm, Down Sendromlu çocuklarımızın yakınlarına özel dersler verdim, birlikte vakıfta (o zaman merkezdi) söyleşiler düzenledik, Down Sendromlu çocuklarımızın ve ailelerine günler kermesler düzenledik kendi yapmış olduğumuz el işlerini bu günlerde satıp merkezin bütçesine katkı sağladık, zaman buldukça (ayda bir) tiyatro ve CSO’ya gittik, günü birlik Eskişehir ve Kütahya ya gezileri düzenledik ve daha saymakla bitiremeyeceğim şuan aklıma gelmeyen birçok çalışma…

     Yaşantı Paylaşım Merkezinde aktif üyeli dönemimde ki en keyif aldığım çalışmalardan biri olan ve şuan hayatımda birebir yansımasını gördüğüm çalışma Gönüllü Torun Projesi; yaşlılarla sohbet etmekten ve onların deneyimlerini dinlemekten çok keyif aldım. Şu anda da yaşadığım şehirde düzenli ziyaret ettiğim 80-90 yaşlarında iki yaşlı teyzem var. İhtiyaçları doğrultusunda market alışverişlerini yapıyorum, bazen sadece gidip sohbet ediyorum, bazen onların benim için pişirdikleri börekleri yiyorum bazen de birlikte çay bahçesine gidiyoruz. Onlarla geçirmiş olduğum zamandan inanılmaz keyif alıyorum ve onların mutluluğu bana da mutluluk veriyor.

     Genel olarak değerlendirecek olursak; yukarıda saymış olduğum çalışmalar vakıfta bulunan farklı alanlara sahip öğrencilerle bir arada olmak ve paylaşımda bulunmak iş hayatımda farklı meslek gruplarına ait kişilerle daha kolay çalışmama yardımcı oldu, sosyalleşmem ve kendimi grup içerisinde ifade edebilme becerimin gelişmesini sağladı. Belkıs Hanım ile yapmış olduğumuz bire bir sohbetlerde onun yaşam   tecrübe ve becerilerini paylaşmak şu anki yaşamıma hala ışık tutuyor. Belkıs Hanım’ın ‘Yavrum uyumlu insanlarla çalışmak, vakit geçirmek kolay, bunu herkes yapar önemli olan uyum problemi yaşayan insanlarla uyumla çalışıp vakit geçirmek onların yaşamına bir şeyler katmak, ancak bu şekilde fark yaratabilirsin’ cümlesi hala kulaklarımda.    

 

Gülay, Sinop Atatürk Devlet Hastanesi Sosyal Hizmet Uzmanı…

 
Ebru SUBAŞI Özel Eğitim Öğretmeni

Öğrenciliğimin üçüncü yılında katıldığım Farabi Programı sayesinde bir yıl Ankara’da yaşama fırsatım oldu ve bu sırada Yaşantı Paylaşım Merkezi Gençlik Vakfı ile tanıştım. Ders programımı göz önünde bulundurarak vakfa gideceğim gün ve saatleri belirledik. Bu sırada vakfın genel işleyişi ve günlük rutinleri hakkında bilgi sahibi de oldum. Bilgilendirme yapılırken ne kadar sistemli ve planlı bir yerde olduğumu fark etmiş ve etkilenmiştim. Aslında biraz da korkmuştum çünkü burada her şey çok kurallıydı. Bu durum benim alışık olduğumdan biraz farklıydı. Zamanla günlük rutinlerdeki kuralların işlerimizi ne kadar kolaylaştırdığını fark ettim. Yaşantı Paylaşım Merkezi Gençlik Vakfı bana ilk olarak günümü uygun kurallarla planlamayı öğretti ve bu konu iş hayatımda benim için çok faydalı oldu. Vakıf aynı zamanda toplumsal sorumluluk duygumun artmasında çok önemli bir role sahip ve benim mesleğim için bu bilincin çok önemli olduğuna inanıyorum. Ayrıca vakfa gitme ve orada bulunma vakitlerimiz belirli bir düzen içerdiği için beni iş hayatına hazırlamada oldukça etkili olduğunu düşünüyorum. Çünkü Belkıs Abla, bizlere o gün çok kısa süreli bile olsa geç kalacağımızı fark ettiğimiz an uygun açıklama ile durumu haber vermeyi öğretti. Ayrıca iş bölümü, sosyal bir paydada buluşma ve ortak bir hedef için birlikte çalışmayı öğrendim burada. Keşke Ankara’da bir yıldan uzun süre yaşama şansım olsaydı. Öğrenecek daha çok şeyim olduğunu bilerek Ankara’dan ayrılmak zorunda kaldım.

 

Şener Osan Makine Kimya Endüstrisi Kurumu İnsan Kaynakları Sorumlusu

İsmet Özel şiirinde dediği gibi “ Her şey ben yaşarken oldu, bunu bilsin insanlar

Ben vakfın bana kattıklarını değil yaşadıklarımı yazmayı tercih ederim. Yaşantı Paylaşım Merkezinin ilk öğrencilerinden birisiyim. O zamanlar zaten çok da kalabalık bir öğrenci grubu değildik. Belkıs abla ile tanıştık ve bu tanışıklık bana iyi geldi. Bu dünyada tek başına olmadığımızın farkında insanlar olarak; yeni insanlar, yeni hayatlar, yeni düşünceler, yeni oluşlar ve belki de yeni dünyalar, kültürler tanıma fırsatının içinde bulunduğumuz için sevindiğimi hatırlıyorum. Bu durumun ileride bize yeniliklere, değişikliklere açık olma alışkanlığı kazandırdığı düşünüyorum. Bu alışkanlık hali bir kabullenme belki de sadece bir farkındalıktır.  

Yukarıdaki düşüncelerimdeki muallak halin sebebi vakıftan önce veya vakıftan sonraki hayatımın bir getirisidir. Ben bunu öncesine veya sonrasına yorma düşüncesinde değilim çünkü hayat devam eden bir süreç ve insanın duygularının ve düşüncelerinin her zaman değişebileceğine inanıyorum.

Yaklaşık 15 yıl olan vakıfla olan ilişkimden aklımda kalanların başında vakfın bazen bir kafa dinleme bazen bir sığınma noktası olmasıydı. Bir köşede sessizce oturmak, gözlemlemek ve düşünmek ya da hiç düşünmemek. Bu zamanlar çok şey katmıştır muhakkak. Bence; yeni insanlar, yeni hayatlar, yeni düşünceler, yeni oluşlar, yeni dünyalar ve yeni kültürler en çok böyle zamanlarda tanınıyor.

Mutlulukta ve mutsuzlukta, hastalığımda ve sağlığımda her zaman Belkıs abla ile görüşmek, konuşmak isterdim. Bazen kızardık birbirimize, bazen – daha çok o bana – destek olurduk. Hastane odasında da nikahımda da beraberdik. Tabi bu zamanlarda vakfımız da yanımdaydı. İnsan bazı zamanlar kalabalıkları da seviyor.   Tanıdığın insanlardan oluşan kalabalıkların yanında olmasını istediğin zamanlarda yanında olması gibi güzel duyguları yaşadığım için şanslıydım.

Şu an bir kamu kurumunda insan kaynakları biriminde çalışıyorum. Beraber çalıştığımız, çalışacağımız kişiler ile ilişkilerimde çok fazla şaşırmıyorum. Çünkü her türlü insan ve durumun karşımıza çıkacağını tahmin edebiliyorum. Organize olmak en önemlisiydi vakfımızda, şimdi görüyorum ki iş hayatında da organize olmak en önemli unsurlardan birisi. Düzenli olmak da önemliydi ve ben bu duruma çok kolay alıştığıma inanıyorum. İş hayatında yine düzenli olmak çok değerli bir özellik.

Toplumsal anlamda düşününce; vakıflar sivil toplumun ana unsurlarıdır. Her çeşit düşüncenin yaşamasını, yayılmasını sağlar. Toplumun birlik olarak bir hedefi gerçekleştirmek veya memnuniyetsizliği duyurmak için etkili bir araçtır. Bizim vakfımız da çoğunlukla üniversite öğrencileri odaklı olarak daha temel hedeflere dönük faaliyetler içerisindedir. Kişilerin birey olmasına katkı sağlamak, organizasyonun gücünü etkin kılmak, toplumsal yardımlaşmayı yaşatmak, hoşgörü içinde yaşamak gibi idealleri var vakfımızın. Bu doğrultuda; her bireye ve her toplumsal sınıfa saygı ve sevgi çerçevesindeki bakışıyla yoluna devam edeceğini düşünüyor ve diliyorum.

 

  Hülya USTA Malatya Battalgazi Toplum Sağlığı Merkezi’nde Psikolog

         Yaşantı Paylaşım Merkezi‘nin benim için hayatımın önemli dönüm noktalarından biri olduğunu düşünüyorum. Burada dışarıdaki gerçek hayatı tüm yönleriyle tanıma ve deneyimleme şansını elde ettim. Çünkü Yaşantı Paylaşım Merkezi sadece bir vakıf değil, aynı zamanda bizlere gerçek yaşam kesitleri sunan bir hayat okulu. Bu bağlamda vakıfta çalışırken hem iş hayatımda hem de özel hayatımda bana yardımcı olacak planlı yaşam, zaman yönetimi, iş bölümü, düzenlilik, insan ilişkileri ve görgü kuralları gibi birçok bilgi ve beceri alanında yeni şeyler öğrendim. Vakfımızda düzenlediğimiz etkinlikler sayesindeyse sinema, tiyatro, opera, bale, resim, fotoğraf ve müzik gibi sanatın her dalıyla tanışma fırsatını buldum. Üstelik edindiğim yeni arkadaşlarla bu etkinlikler keyifli birer anıya dönüştü. Vakfın sahip olduğu zengin kütüphane kaynakları ile ufkumu açarken, Gönüllü Torun Projesi kapsamında Emine Hanım’a yaptığımız ziyaretler sayesinde büyüklerimizin deneyimlerinden yararlanma fırsatı buldum. Öğrencilerinin sosyal, yardımlaşmayı ve paylaşmayı bilen, duyarlı birer vatandaş olmasını amaçlayan vakfımıza umarım daha çok öğrencinin yolu düşer. Zira bütün bu anlattıklarım vakfın bana kazandırdıklarının sadece bir kısmı. Bizlere sunduğu bu imkânlar için bende çok özel bir yeri olan sevgili Belkıs Abla’ya sonsuz teşekkürler…

 

  Ben Tolga UZUN. Sosyal Hizmet Uzmanı ve Aile ve Evlilik Danışmanıyım. Yaşantı Paylaşım Merkezi ile üniversite yıllarında arkadaşlarımın vasıtasıyla tanıştım. Ve o günden bugüne dek hem mesleki hayatımda hem de kişilerarası iletişimde bana çığır açtı. Yapılan çalışmalar, söyleşiler, geziler hem şahsımı geliştirdi hem de yardıma muhtaç kişilere yardım etme fırsatı yarattı. Halen mesleki hayatımda bana kazandırılan becerileri kullanmaya devam ediyorum. Çok şanslıyım. İyi ki varsınız.

  Yakup EVİN 2007 yılında Yaşantı Paylaşım Merkezi ile tanıştım. İlk zamanlarda kuşkuyla yaklaştığım bu küçük toplulukta ilişkilerin karşılıksız olduğunu anlamam uzun sürmedi. Vergi verdiğimiz devletin en temel hakkımız olan eğitim için bile bir karşılık talep ettiği bir ülkede bu gibi girişimlere ön yargılı yaklaşabiliyorduk. Her girdiğimiz kapıda bir kimlik sorulan yada bir kimlik oluşturulan bir zamanda kimliğimin, değerlerimin, inançlarımın sorulmadığı bir ortamla karşılaştım. Tek ortak değerin eğitim ve kültür yönünden gelişmiş bir toplum amacı olduğunu gördüm. İlk defa tiyatroya gittim. Sinema, konser, gezi, sergi gibi birçok kültürel etkinliğe katıldım. En önemlisi de lise yıllarında ödev olarak ilgi ve isteklerimiz dikkate alınmadan okutulan kitaplar nedeniyle uzaklaştığım kitaplarla tekrar buluştum. Açılan kurslarda ilk öğretmenlik deneyimlerimi yaşadım. 2009 yılında Kastamonu'da öğretmen olarak göreve başladım. İki yıl Kastamonu, dört yıl Gaziantep'te öğretmenlik yaptım. 2015 Eylül ayında geldiğim Kütahya'da halen Muhasebe ve Finansman öğretmenliği yapıyorum. Yaşantı Paylaşım Merkezi'nin katkılarını gerek meslek hayatımda gerekse sosyal hayatımda kullanıyorum. Her fırsatta farklı bir şehirde görev yapmak için istekte bulunuyorum. Bu konuda hiç tereddüt etmiyorum. Yaşantı Paylaşım Merkezi'nde tanıştığım farklı kültürler nedeniyle her ortama uyum sağlayacağıma inanıyorum. Gittiğim her şehrin müzelerini, tarihi kültürel değerlerini bulmaya çalışıyorum. Belkıs isminde bir kızım ve Yusuf isminde bir oğlum var. Ülkemin farklılıklarını benimseyen, Cumhuriyete bağlı, topluma faydalı bireyler olarak yetiştirmeye çalışıyorum. Telefondan yazdığım için metnin tamamını göremediğimden yazım, imla ve noktalama hataları varsa affınıza sığınıyorum.

 

 

  Merve Hoşgör Barboros Yatçılık Bodrum’da Tur Sorumlusu

      Ankara Üniversitesi Dil Tarih ve Coğrafya fakültesi İtalyan Dili ve Edebiyatı lisans programını kazandığımı öğrendiğim gün..O gün korkudan uyuyamadım.

 

İzmir'in küçük bir ilçesinde doğmuşum. Herkesin birbirini tanıdığı, hala yardımlaşmanın olduğu sanki bir ütopya şehri gibi küçücük bir ilçe. Üniversite mezunu sayısı bir elin parmaklarını geçmez. Daha çok tarım, hayvancılık yapılan bir yer.Hayatımda bir kez İzmir dışına çıkmışım, o da akraba düğünü. Hiç ailemden ayrılmamış hiçbir şey için tek başıma savaşmamışım. Ne yapacaktım büyük şehirde tek başıma.. Hem de başkentte, Ankara'da.. Nasıl insanlarla karşılaşacaktım kim bilir.. Neler yaşayacaktım.. Nasıl büyüyecektim..

 

Ankara'ya babamla geldim. Devlet yurduna yerleştikten sonra babam İzmir'e döndü. Tek başıma kalakaldım. Babamla yurt kapısında vedalaşmam dün gibi aklımda. 8 kişilik yurt odasında Türkiye'nin dört bir köşesinden toplaşmışız. Diyarbakır, Samsun, Hatay, Antalya, Konya ve Ege'den ben… Bir gün iki gün derken iki yılı tamamladım. Bir yandan derslerimi takip edip bir yandan harçlığımı çıkarmak için çalışıyorum. Yine internetten hem iş hem burs ararken Yaşantı Paylaşım Merkezi'ne denk geldim. Hemen arkadaşımı yanıma alarak gittim kapıyı çaldım. İçeri girer girmez o ev kokusunu hissetmiştim, o an sanki orada geçireceğim günleri gördüm. Belkıs Hanım'la tanışınca kişiliğinden o kadar etkilendim ki o anda idol olarak göreceğim biri olacağını hemen anladım.   Peki vakıf bana neler öğretti?

 

En başta kendi kendime ayakta durmayı, bir duruş sahibi olmayı, her konuda fikir sahibi olmayı, tarihin önemini, ülkemizi dünyamızı tanımanın önemini, şu hayatta hepimizin birbirimize ihtiyacımız olduğunu öğretti. Türk, Kürt, Laz fark etmeden hepimizin yaşamlarının birbirine kenetli olduğunu, paylaşmadan olmayacağını, bir sohbetin muhabbetin, bir yardım elinin karşılıksız kalmayacağını öğretti.. Kızlı erkekli hep beraber sofraların kurulup kaldırılacağını, cinsiyetçiliğe hayır demeyi, ihtiyacı olana yardım etmeyi öğretti. Masa adabından tutun beslenmenin önemine kadar her konuda bilgi sahibi olduk. Merkezimizde konusunda uzman kişilerden aldığımız dersler hayatımız boyunca unutamayacağımız dersler oldu. Küçüklerimizle bilgilerimizi paylaştık, durumu özel derslere yetmeyen miniklere dersler verdik, yaşıtlarımızla oturduk, muhabbet ettik, kütüphane düzenledik, yemek yedik, güldük, içtik, eğlendik, şarkılar söyledik, Mozart dinledik, gazete okuduk. Hayatımda ilk kez opera ve baleye gittim. Çok sevdiğim sinema ve tiyatroya merkezde tanıştığım arkadaşlarımla gittim. Tanımadığımız bizi tanımayan insanların hanelerine konuk olduk. Aldığım ilk bursla o hep önünden geçip cebimde para olmadığı için alamadığım 100 liralık gitarı aldım. Bunu hayatta unutmam.

 

Kore savaşına katılan amcamızla savaşa gittik, acılarını paylaştık, dert ortağı olduk. Dünya gezgini Emine Teyze'yle dünyaları keşfettik ufkumuz açıldı. Beni en çok etkileyen insanlardan biri Emine Teyze'dir. Gezmekten az kalsın kendi düğününü kaçıran Emine Teyze sayesinde 'ben de yapabilirim' dedim ilk kez ve yaklaşan Erasmus sınavına katılmaya karar verdim.Sonuç geldiğinde neredeyse bayılacaktım. İtalya-Venedik'e gidiyordum.5 koca ay, tek başıma. Ankara'dan sonra 2. uzak yolculuğumdu ama bu sefer korkmuyordum çünkü artık hazırdım. Vakıfta kazandığım deneyimler beni büyütmüş, daha olgun, daha korkusuz, daha kendine güvenen biri yapmıştı. Erasmusu bitirip döndüğümde vakfa devam ettim ta ki mezun olana kadar. İş hayatına adım atınca her şey çok farklıydı fakat buna da hazırlıklıydım.

 

Bir gün karşıma İtalya'da bir gönüllülük projesi çıktı. Yaşlı insanlara bakımlarında yardım edecek kişiler aranıyordu. Başvuru yapıp kabul alınca 6 ay diğer ülkelerden gelen gönüllülerle birlikte çalıştım. Bir kere ihtiyacı olana yardım edince artık bir parçanız oluyor ve bırakamıyorsunuz. Tanımadığım ve beni tanımayan başka dilden başka dinlerden binlerce insana yardım ettim. Kimi kızı kimi torunu olarak kabul etti beni. Proje sonrası ülkeme döndüm ve şu an çok mutlu olduğum şirketimde operasyon sorumlusu olarak çalışıyorum bir yandan da tek başıma yapacağım dünya turumu planlıyorum.

 

Ben ki bir zamanlar küçücük bir yerde yaşayan küçük kız işte bu vakıf sayesinde bu günlere geldim. Yardım etmenin güzelliğini, iyi insan olmayı, hepimizin bir olduğunu burada öğrendim. Bazen küçük bir adım tüm hayatınızı değiştirir. Yaşantı Paylaşım Merkezi'nin kapısını çaldığım an benimki değişti. Şimdi sıra sizde.

 

                                                                             Belkıs Hanım'a saygılarımla

  A.Furkan Genç Ankara Üniversitesi Bilgi Teknolojileri Uzmanı

     Hayata Yolculuk 2002 yılında büyük bir umutla çıktık yola. Biliyorduk, önümüzde atılacak daha çok adım, kazanılacak daha çok deneyim, öğrenilecek bir Dünya ve bir dünya şey vardı. Kısacası kocaman bir hayat vardı. Ama bizler şanslıydık. Hiç yılmadan, usanmadan, bahşedilmiş güzide bir enerjiyle hiç vazgeçmeden yoluna devam eden ve bizleri de devam etmemiz gerektiğini sürekli söyleyen, adeta lokomotif görevi gören birisi vardı önümüzde. O zamanlar birazda toyluğun verdiği etkiyle bizi nelerin beklediğini bilmiyorduk tabi ki. Ancak gün geldi artık okul hayatı bitti ve hayat okulu başladı. Artık ekilen tohumların meyvesinin toplanma zamanı gelmişti. Bunu girdiğim bütün ortamlarda hissediyordum. 1-0 yenik başladığım hayatta, 2-1 öne geçmiştim. Öğrendiklerimiz, öğrendiklerimizin aslında denizde bir damla su olduğunu öğretti bize. Okudukça gördük, gördükçe daha çok okuduk, daha çok okudukça hayata bakışımız da değişmeye başladı. Sonradan fark ettim ki aslında bütün bunlar ufkumuzun genişlemesi için atılan küçük birer adımmış. Bilmek ve bilmemek arasındaki fark ancak bildikten sonra anlaşılabiliyormuş. Bu yolda ömrünü gençlere mihmandar olarak adayan Belkıs Ablamıza sonsuz teşekkürlerimi borç bilirim.

 Burçin Cihan

     Yaşantı Paylaşım Merkezi Gençlik Vakfı’nda lisans yıllarım boyunca yaptığım çalışmaların iş hayatımda akademik, ilişkisel ve bireysel birçok katkısı oldu. Öncelikle, yaptığımız çalışmalar için hazırladığımız düzenli dosyalama ve raporlamalar akademik hayatımda disiplinimi ve düzenimi arttırdı. Ayrıca, yaptıklarımın yazılı olarak saklanması tarihçesinin tutulması açısından da son derece önemliydi. İlişkisel olarak ise, Vakıf’taki arkadaşlarımla olan yakın ve özenli ilişkilerimiz bunları başkaları ile de kurmamı ve iş ortamında birlikte çalıştığım iş arkadaşlarımla profesyonel sınırları koruyarak yakın ilişkiler kurmamı sağladı. Yanı sıra, Vakıf’ta yaptığımız söyleşiler sayesinde farklı alandan kişileri tanımış olmak, iş hayatımda karşılaştığım farklı kişiler ile empati yapabilme becerimi arttırdı. Kişisel olarak ise Vakıf yaşantım boyunca kendimi daha iyi tanıma fırsatım oldu. Bu da mesleki olarak kendimi geliştirirken öz güvenimi ve kişisel yetkinliklerimi görebilmemi sağladı. Vakıf’ta hayatın içerisinde olmak hem mesleğimin hem de ülkemin ihtiyaç ve sorunlarını daha iyi görüp kavramamda ve elimden gelen sorumluluğu almak konusunda bana yol gösterici oldu.

Vakıf İçinde Faal Olduğu Yıl: 2015-2016

Gerek eğitim yaşamım gerek sosyal yaşamım için, hayatımın en güzel zamanları olarak anımsayacağım 2013-2014 öğretim yılında, Yaşantı Paylaşım Merkezi Gençlik Vakfı’nın bir üyesi olma şansına sahip oldum. Bizleri aile sıcaklığıyla saran vakfımız, mevcut oluşumun vazgeçilmez bir parçası olduğumuz hissini uyandırdı hepimizde. Bizler de bu heves ve çaba ile yetenekli olduğumuz alanlarda çalışmalar gerçekleştirerek paylaşıma katkı sağladık. Fakat zaman içinde gördük ki en büyük katkı, genç ruhlarımıza işlenen ‘duyarlı, çalışkan, sorumluluk sahibi birey olma arzusu’ ile bizlere sağlanandı. Değişimin fikir ve davranışlarımızda dirilişini meslek yaşamına atıldığım şu günlerde daha iyi görmekteyim. Hayatlarımıza sihirli değnek gibi dokunan vakfımız, amacına uygun olarak bizlerden ayakları yere sağlam basan, kendi değer ve toplumsal sorumluluklarını bilen, yeteneklerinin farkında bireyler oluşturdu. İş yaşamının getirdiği sorumlulukları üstlenme, görev alma, yaşama aktif olarak katılma, farklılıklara saygı duyma gibi birçok alanda bizlere edindirdiği deneyimlerle, yaşamımıza kolaylıklar sağladı. Bizler mezun olduktan sonra Türkiye’nin dört bir yanına dağılıp, vakfımızın değerli kurucusu,Sevgili Belkıs Ablamız, Sayın Belkıs Güneş’ten aldığımız ışığı ülkemizin her köşesine ulaştırmaya çalışıyoruz. Sergiler gezdik, müzelerde geçmişin tozlu yollarından geçerek tarihimize dokunduk; katıldığımız tiyatro gösterileri, seminerler, izlediğimiz filmler, üzerine görüş bildirdiğimiz kitaplarla ‘hayatı ve insanı okuma’ becerisi kazandık. Paylaşımın en yüce amaç olduğunu, yaşamı değerli kılanın insanın kendine ve yaşadığı dünyaya gösterdiği özen olduğunu burada birbirimizden öğrendik. Kendim, arkadaşlarım ve dolaylı yollardan da olsa dokunduğumuz insan hayatları adına, geçmişten bugüne vakfın kuruluşu ve işleyişinde emeği olan herkese teşekkürü borç biliyorum. İyi ki varsın YPMGV!

 

 

Hepinize Merhaba

Adım Mehmet Kemal Yıldız, Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümünden geçtiğimiz yıl ağustos ayında mezun oldum. Sizlere Yaşantı Paylaşım Merkezi Gençlik Vakfı'nı anlatmadan evvel, vakfa katılmadan önce yaptıklarımı anlatmak istiyorum.

                2011 yılında üniversiteyi kazanarak bir yurda yerleştim. İlk yıl ortamı tanıma, yeni arkadaşlıklar kurma derken çabucak geçti. İkinci yıl ortama alışmıştım, arkadaşlarımızla biraz derslere girip biraz gezip dolaşıyorduk. İkinci yıl, Ankara'da gezilecek tüm yerleri gezdiğimizi düşünüp yavaş yavaş okuldan kopuş sürecim başladı. Bu, aynı zamanda okuldan da kopuş anlamına geliyordu. Üçüncü sınıfa geldiğimde okula doğru düzgün gitmiyordum. Arkadaş çevrem daralmıştı. Yurttan dışarı fazla çıkmıyordum. Sabah geç saatlerde uyanıyor, yurtta yabancı dizi izliyordum. Dışarı çıktığım zamanlarda ise birkaç kişiyle genel olarak Playstation salonlarında vakit geçiriyordum. Üçüncü sınıf benim açımdan çok verimsiz geçmişti. Başlarda bu durumdan pek şikayet etmesem de, bir zaman sonra bu durumdan rahatsız olmaya başladım. Normalde çok neşeli, enerjik  biriyken sürekli yurtta dizi izleyip asosyal ve mutsuz bir bireye dönüşmüştüm. Silkelenip kendime gelmem gerekliydi. Yine eskisi gibi mutlu olmak istiyordum ama nasıl ? Bir işte çalışmak istemiyordum, onun dışında da başka bir seçenek göremiyordum. Ben bu durumdayken bir arkadaşım Facebook üzerinden Yaşantı Paylaşım Merkezi Gençlik Vakfı'nın iletisini gönderdi. İletide yeni bir sosyal çevre, kültürel sanatsal geziler, çeşitli etkinlikler ve daha birçok şey yazılıydı. Üstelik burs da veriyordu. Bunun benim için bir fırsat olduğunu düşündüm ve hemen ertesi gün vakfa tanışmaya gittim. Kapıyı çaldım, bir hanımefendi kapıyı açtı güler yüzle. Tanışmak için geldiğimi ifade edip içeri girdim. Daha ilk dakikalardan itibaren o samimiyeti, sıcaklığı hissedebiliyordum. Belkıs Abla ile tanıştık, konuştuk, bana vakfı tanıttı. Sanki o an, aradığımı bulmuştum. O sırada vakıfta birkaç öğrenci vardı, onlarla tanıştık. Her birinin bir görevi vardı; kimi bir araştırma yapıyor kimi ise bir öğrenciye derslerinde yardımcı oluyordu. Birine yardım edip, onun yüzündeki gülümsemeyle mutlu olmayı vakıfta yeniden hatırladım ve o heyecanla vakıftan ayrıldım. Artık yeni bir sorumluluğum vardı, vakfa zamanında gelip öğrencilerime elimden gelen desteği vermek. Ortama alışma sorunu bile çekmedim çünkü vakıfta bulunan her birey o kadar sıcak o kadar samimiydi ki   yabancılık çekmedim. Vakıfta hayatıma kattığım heyecan, diğer alanlara da sirayet etmişti. Artık derslerimi aksatmıyor hem de vakıfla beraber her gün yeni şeyler yapıyor, öğreniyor ve paylaşıyorduk. Vakfı o kadar sevmiş ve benimsemiştim ki, bu vakfı herkesin tanıyım böyle bir vakıftan herkesin haberi olsun diye, aldığım Belgesel dersi kapsamında ''Hayatın Paylaşım Merkezi'' adlı bir çalışma yaptık. Bu çalışmayı yaptığımız diğer arkadaşım ise benimle beraber vakfı tanıdı ve şu an o da vakfımızın bir parçası.

             Vakıfla birlikte zaman o kadar hızlı geçiyordu ki mezuniyetimin geldiğini fark edemedim bile. Mezuniyetime ailemle birlikte Belkıs Abla ve bir arkadaş daha iştirak ederek beni mutlu edip gururlandırdılar. Belkıs Ablamı ailemle o gün tanıştırma fırsatım oldu, mezuniyetten sonra vakfa gittik ve sohbetimizi vakıfta yaptık. Ailem de Belkıs Ablam da çok memnun oldular.

              Mezun olduktan sonra dedim ki: Keşke vakfı daha 1.sınıftayken tanıma şansım olsaydı. Tiyatro, sinema, resim-fotoğraf sergileri, geziler, burs ve daha birçok şey vakıfta sizleri bekliyor.

Kemal, Halen KPSS sonucunu bekliyor.
 
Rüya Yergök Gazi Üniversitesi/Ekonometri

     Yaşantı Paylaşım Vakfı; Ankara'daki öğrencilerin yegane yaşam alanı. Yaşam alanı diyorum çünkü hayata dair bulmak istediğimiz hemen hemen her şeyi bulabileceğimiz bir kurum. Ben bu verimli vakıfta 2012-2013 yılları arasında aktif olarak bulundum.

     Yaşantı paylaşım Vakfı hayata dair birçok şey öğretti. Özellikle iş hayatımda uygulayabileceğim, uyguladığım birçok şey. Belki de en önemli sorunumuz olan sorumluluk bilincini biz fark etmeden bize aşılıyor, bize verilen bir işi en hassas en özenli bir şekilde ve en önemlisi zamanında yapmayı öğreten bir vakıf. Zamanı en iyi şekilde kullanmayı, plan ve program için de aslında hiç bir şeyin sanıldığı kadar zor olmadığını, işlerimizi ertelemeden her şeye zaman ayırabileceğimizi öğretiyor.

     Ve diğer büyük sorunumuz insan ilişkileri ve iletişim. Vakıf, kendimi bu konuda geliştirmeme çok yardımcı oldu. Bize dinlemeyi, dinledikçe öğrenmeyi ve öğrendikçe öğretmenin ne kadar keyifli olduğunu hissettiriyor.

     Vakıfta bulunduğum süreç için de yeni insanlarla ve yeni faaliyetlerle tanıştım. Hayatımda karşılaştığım sorunları aşmama en büyük etken bu yenilikler oldu. Ve bu yenilikler sadece vakıf süreci için de değil vakıftan ayrıldıktan sonra da devam ediyor. Sinemaya, tiyatroya, opera ve baleye daha birçok sanatsal faaliyete gitmeyi alışkanlık haline getiriyor en azından benim için öyle oldu.

     Ankara' da bulunan öğrencilerin tanışmasını istediğim bir kurum, gerçekten yaşadığım değişimi, gelişimi oradan ayrıldıktan sonra hissettim. Bütün katkılarından dolayı A.Belkıs Güneş ve vakıf üyelerine sonsuz teşekkürler.

 

Rüya, Halen KPSS sonucunu bekliyor…

 

 

Merhaba Arkadaşlar;

      Ben Gülay Çoban Hacettepe Sosyal Hizmetler Bölümü 2008 mezunuyum. Sizlere Yaşantı Paylaşım Merkezinde aktif üyelik dönemimde yapmış olduğumuz çalışmalardan ve bu çalışmaların, Yaşantı Paylaşım Merkezi’nin, benim şu anki yaşamıma sağlamış olduğu katkılardan bahsetmek istiyorum;

     2004-2008 yılları arasında Yaşantı Paylaşım Merkezin’de Bir dönem Gönüllü Torun Projesini yürüttüm, Down Sendromlu çocuklarımızın yakınlarına özel dersler verdim, birlikte vakıfta (o zaman merkezdi) söyleşiler düzenledik, Down Sendromlu çocuklarımızın ve ailelerine günler kermesler düzenledik kendi yapmış olduğumuz el işlerini bu günlerde satıp merkezin bütçesine katkı sağladık, zaman buldukça (ayda bir) tiyatro ve CSO’ya gittik, günü birlik Eskişehir ve Kütahya ya gezileri düzenledik ve daha saymakla bitiremeyeceğim şuan aklıma gelmeyen birçok çalışma…

     Yaşantı Paylaşım Merkezinde aktif üyeli dönemimde ki en keyif aldığım çalışmalardan biri olan ve şuan hayatımda birebir yansımasını gördüğüm çalışma Gönüllü Torun Projesi; yaşlılarla sohbet etmekten ve onların deneyimlerini dinlemekten çok keyif aldım. Şu anda da yaşadığım şehirde düzenli ziyaret ettiğim 80-90 yaşlarında iki yaşlı teyzem var. İhtiyaçları doğrultusunda market alışverişlerini yapıyorum, bazen sadece gidip sohbet ediyorum, bazen onların benim için pişirdikleri börekleri yiyorum bazen de birlikte çay bahçesine gidiyoruz. Onlarla geçirmiş olduğum zamandan inanılmaz keyif alıyorum ve onların mutluluğu bana da mutluluk veriyor.

     Genel olarak değerlendirecek olursak; yukarıda saymış olduğum çalışmalar vakıfta bulunan farklı alanlara sahip öğrencilerle bir arada olmak ve paylaşımda bulunmak iş hayatımda farklı meslek gruplarına ait kişilerle daha kolay çalışmama yardımcı oldu, sosyalleşmem ve kendimi grup içerisinde ifade edebilme becerimin gelişmesini sağladı. Belkıs Hanım ile yapmış olduğumuz bire bir sohbetlerde onun yaşam   tecrübe ve becerilerini paylaşmak şu anki yaşamıma hala ışık tutuyor. Belkıs Hanım’ın ‘Yavrum uyumlu insanlarla çalışmak, vakit geçirmek kolay, bunu herkes yapar önemli olan uyum problemi yaşayan insanlarla uyumla çalışıp vakit geçirmek onların yaşamına bir şeyler katmak, ancak bu şekilde fark yaratabilirsin’ cümlesi hala kulaklarımda.    

 

Gülay, Sinop Atatürk Devlet Hastanesi Sosyal Hizmet Uzmanı…

 
Ebru SUBAŞI Özel Eğitim Öğretmeni

Öğrenciliğimin üçüncü yılında katıldığım Farabi Programı sayesinde bir yıl Ankara’da yaşama fırsatım oldu ve bu sırada Yaşantı Paylaşım Merkezi Gençlik Vakfı ile tanıştım. Ders programımı göz önünde bulundurarak vakfa gideceğim gün ve saatleri belirledik. Bu sırada vakfın genel işleyişi ve günlük rutinleri hakkında bilgi sahibi de oldum. Bilgilendirme yapılırken ne kadar sistemli ve planlı bir yerde olduğumu fark etmiş ve etkilenmiştim. Aslında biraz da korkmuştum çünkü burada her şey çok kurallıydı. Bu durum benim alışık olduğumdan biraz farklıydı. Zamanla günlük rutinlerdeki kuralların işlerimizi ne kadar kolaylaştırdığını fark ettim. Yaşantı Paylaşım Merkezi Gençlik Vakfı bana ilk olarak günümü uygun kurallarla planlamayı öğretti ve bu konu iş hayatımda benim için çok faydalı oldu. Vakıf aynı zamanda toplumsal sorumluluk duygumun artmasında çok önemli bir role sahip ve benim mesleğim için bu bilincin çok önemli olduğuna inanıyorum. Ayrıca vakfa gitme ve orada bulunma vakitlerimiz belirli bir düzen içerdiği için beni iş hayatına hazırlamada oldukça etkili olduğunu düşünüyorum. Çünkü Belkıs Abla, bizlere o gün çok kısa süreli bile olsa geç kalacağımızı fark ettiğimiz an uygun açıklama ile durumu haber vermeyi öğretti. Ayrıca iş bölümü, sosyal bir paydada buluşma ve ortak bir hedef için birlikte çalışmayı öğrendim burada. Keşke Ankara’da bir yıldan uzun süre yaşama şansım olsaydı. Öğrenecek daha çok şeyim olduğunu bilerek Ankara’dan ayrılmak zorunda kaldım.

 

Şener Osan Makine Kimya Endüstrisi Kurumu İnsan Kaynakları Sorumlusu

İsmet Özel şiirinde dediği gibi “ Her şey ben yaşarken oldu, bunu bilsin insanlar

Ben vakfın bana kattıklarını değil yaşadıklarımı yazmayı tercih ederim. Yaşantı Paylaşım Merkezinin ilk öğrencilerinden birisiyim. O zamanlar zaten çok da kalabalık bir öğrenci grubu değildik. Belkıs abla ile tanıştık ve bu tanışıklık bana iyi geldi. Bu dünyada tek başına olmadığımızın farkında insanlar olarak; yeni insanlar, yeni hayatlar, yeni düşünceler, yeni oluşlar ve belki de yeni dünyalar, kültürler tanıma fırsatının içinde bulunduğumuz için sevindiğimi hatırlıyorum. Bu durumun ileride bize yeniliklere, değişikliklere açık olma alışkanlığı kazandırdığı düşünüyorum. Bu alışkanlık hali bir kabullenme belki de sadece bir farkındalıktır.  

Yukarıdaki düşüncelerimdeki muallak halin sebebi vakıftan önce veya vakıftan sonraki hayatımın bir getirisidir. Ben bunu öncesine veya sonrasına yorma düşüncesinde değilim çünkü hayat devam eden bir süreç ve insanın duygularının ve düşüncelerinin her zaman değişebileceğine inanıyorum.

Yaklaşık 15 yıl olan vakıfla olan ilişkimden aklımda kalanların başında vakfın bazen bir kafa dinleme bazen bir sığınma noktası olmasıydı. Bir köşede sessizce oturmak, gözlemlemek ve düşünmek ya da hiç düşünmemek. Bu zamanlar çok şey katmıştır muhakkak. Bence; yeni insanlar, yeni hayatlar, yeni düşünceler, yeni oluşlar, yeni dünyalar ve yeni kültürler en çok böyle zamanlarda tanınıyor.

Mutlulukta ve mutsuzlukta, hastalığımda ve sağlığımda her zaman Belkıs abla ile görüşmek, konuşmak isterdim. Bazen kızardık birbirimize, bazen – daha çok o bana – destek olurduk. Hastane odasında da nikahımda da beraberdik. Tabi bu zamanlarda vakfımız da yanımdaydı. İnsan bazı zamanlar kalabalıkları da seviyor.   Tanıdığın insanlardan oluşan kalabalıkların yanında olmasını istediğin zamanlarda yanında olması gibi güzel duyguları yaşadığım için şanslıydım.

Şu an bir kamu kurumunda insan kaynakları biriminde çalışıyorum. Beraber çalıştığımız, çalışacağımız kişiler ile ilişkilerimde çok fazla şaşırmıyorum. Çünkü her türlü insan ve durumun karşımıza çıkacağını tahmin edebiliyorum. Organize olmak en önemlisiydi vakfımızda, şimdi görüyorum ki iş hayatında da organize olmak en önemli unsurlardan birisi. Düzenli olmak da önemliydi ve ben bu duruma çok kolay alıştığıma inanıyorum. İş hayatında yine düzenli olmak çok değerli bir özellik.

Toplumsal anlamda düşününce; vakıflar sivil toplumun ana unsurlarıdır. Her çeşit düşüncenin yaşamasını, yayılmasını sağlar. Toplumun birlik olarak bir hedefi gerçekleştirmek veya memnuniyetsizliği duyurmak için etkili bir araçtır. Bizim vakfımız da çoğunlukla üniversite öğrencileri odaklı olarak daha temel hedeflere dönük faaliyetler içerisindedir. Kişilerin birey olmasına katkı sağlamak, organizasyonun gücünü etkin kılmak, toplumsal yardımlaşmayı yaşatmak, hoşgörü içinde yaşamak gibi idealleri var vakfımızın. Bu doğrultuda; her bireye ve her toplumsal sınıfa saygı ve sevgi çerçevesindeki bakışıyla yoluna devam edeceğini düşünüyor ve diliyorum.

 

  Hülya USTA Malatya Battalgazi Toplum Sağlığı Merkezi’nde Psikolog

         Yaşantı Paylaşım Merkezi‘nin benim için hayatımın önemli dönüm noktalarından biri olduğunu düşünüyorum. Burada dışarıdaki gerçek hayatı tüm yönleriyle tanıma ve deneyimleme şansını elde ettim. Çünkü Yaşantı Paylaşım Merkezi sadece bir vakıf değil, aynı zamanda bizlere gerçek yaşam kesitleri sunan bir hayat okulu. Bu bağlamda vakıfta çalışırken hem iş hayatımda hem de özel hayatımda bana yardımcı olacak planlı yaşam, zaman yönetimi, iş bölümü, düzenlilik, insan ilişkileri ve görgü kuralları gibi birçok bilgi ve beceri alanında yeni şeyler öğrendim. Vakfımızda düzenlediğimiz etkinlikler sayesindeyse sinema, tiyatro, opera, bale, resim, fotoğraf ve müzik gibi sanatın her dalıyla tanışma fırsatını buldum. Üstelik edindiğim yeni arkadaşlarla bu etkinlikler keyifli birer anıya dönüştü. Vakfın sahip olduğu zengin kütüphane kaynakları ile ufkumu açarken, Gönüllü Torun Projesi kapsamında Emine Hanım’a yaptığımız ziyaretler sayesinde büyüklerimizin deneyimlerinden yararlanma fırsatı buldum. Öğrencilerinin sosyal, yardımlaşmayı ve paylaşmayı bilen, duyarlı birer vatandaş olmasını amaçlayan vakfımıza umarım daha çok öğrencinin yolu düşer. Zira bütün bu anlattıklarım vakfın bana kazandırdıklarının sadece bir kısmı. Bizlere sunduğu bu imkânlar için bende çok özel bir yeri olan sevgili Belkıs Abla’ya sonsuz teşekkürler…

 

  Ben Tolga UZUN. Sosyal Hizmet Uzmanı ve Aile ve Evlilik Danışmanıyım. Yaşantı Paylaşım Merkezi ile üniversite yıllarında arkadaşlarımın vasıtasıyla tanıştım. Ve o günden bugüne dek hem mesleki hayatımda hem de kişilerarası iletişimde bana çığır açtı. Yapılan çalışmalar, söyleşiler, geziler hem şahsımı geliştirdi hem de yardıma muhtaç kişilere yardım etme fırsatı yarattı. Halen mesleki hayatımda bana kazandırılan becerileri kullanmaya devam ediyorum. Çok şanslıyım. İyi ki varsınız.

  Yakup EVİN 2007 yılında Yaşantı Paylaşım Merkezi ile tanıştım. İlk zamanlarda kuşkuyla yaklaştığım bu küçük toplulukta ilişkilerin karşılıksız olduğunu anlamam uzun sürmedi. Vergi verdiğimiz devletin en temel hakkımız olan eğitim için bile bir karşılık talep ettiği bir ülkede bu gibi girişimlere ön yargılı yaklaşabiliyorduk. Her girdiğimiz kapıda bir kimlik sorulan yada bir kimlik oluşturulan bir zamanda kimliğimin, değerlerimin, inançlarımın sorulmadığı bir ortamla karşılaştım. Tek ortak değerin eğitim ve kültür yönünden gelişmiş bir toplum amacı olduğunu gördüm. İlk defa tiyatroya gittim. Sinema, konser, gezi, sergi gibi birçok kültürel etkinliğe katıldım. En önemlisi de lise yıllarında ödev olarak ilgi ve isteklerimiz dikkate alınmadan okutulan kitaplar nedeniyle uzaklaştığım kitaplarla tekrar buluştum. Açılan kurslarda ilk öğretmenlik deneyimlerimi yaşadım. 2009 yılında Kastamonu'da öğretmen olarak göreve başladım. İki yıl Kastamonu, dört yıl Gaziantep'te öğretmenlik yaptım. 2015 Eylül ayında geldiğim Kütahya'da halen Muhasebe ve Finansman öğretmenliği yapıyorum. Yaşantı Paylaşım Merkezi'nin katkılarını gerek meslek hayatımda gerekse sosyal hayatımda kullanıyorum. Her fırsatta farklı bir şehirde görev yapmak için istekte bulunuyorum. Bu konuda hiç tereddüt etmiyorum. Yaşantı Paylaşım Merkezi'nde tanıştığım farklı kültürler nedeniyle her ortama uyum sağlayacağıma inanıyorum. Gittiğim her şehrin müzelerini, tarihi kültürel değerlerini bulmaya çalışıyorum. Belkıs isminde bir kızım ve Yusuf isminde bir oğlum var. Ülkemin farklılıklarını benimseyen, Cumhuriyete bağlı, topluma faydalı bireyler olarak yetiştirmeye çalışıyorum. Telefondan yazdığım için metnin tamamını göremediğimden yazım, imla ve noktalama hataları varsa affınıza sığınıyorum.

 

 

  Merve Hoşgör Barboros Yatçılık Bodrum’da Tur Sorumlusu

      Ankara Üniversitesi Dil Tarih ve Coğrafya fakültesi İtalyan Dili ve Edebiyatı lisans programını kazandığımı öğrendiğim gün..O gün korkudan uyuyamadım.

 

İzmir'in küçük bir ilçesinde doğmuşum. Herkesin birbirini tanıdığı, hala yardımlaşmanın olduğu sanki bir ütopya şehri gibi küçücük bir ilçe. Üniversite mezunu sayısı bir elin parmaklarını geçmez. Daha çok tarım, hayvancılık yapılan bir yer.Hayatımda bir kez İzmir dışına çıkmışım, o da akraba düğünü. Hiç ailemden ayrılmamış hiçbir şey için tek başıma savaşmamışım. Ne yapacaktım büyük şehirde tek başıma.. Hem de başkentte, Ankara'da.. Nasıl insanlarla karşılaşacaktım kim bilir.. Neler yaşayacaktım.. Nasıl büyüyecektim..

 

Ankara'ya babamla geldim. Devlet yurduna yerleştikten sonra babam İzmir'e döndü. Tek başıma kalakaldım. Babamla yurt kapısında vedalaşmam dün gibi aklımda. 8 kişilik yurt odasında Türkiye'nin dört bir köşesinden toplaşmışız. Diyarbakır, Samsun, Hatay, Antalya, Konya ve Ege'den ben… Bir gün iki gün derken iki yılı tamamladım. Bir yandan derslerimi takip edip bir yandan harçlığımı çıkarmak için çalışıyorum. Yine internetten hem iş hem burs ararken Yaşantı Paylaşım Merkezi'ne denk geldim. Hemen arkadaşımı yanıma alarak gittim kapıyı çaldım. İçeri girer girmez o ev kokusunu hissetmiştim, o an sanki orada geçireceğim günleri gördüm. Belkıs Hanım'la tanışınca kişiliğinden o kadar etkilendim ki o anda idol olarak göreceğim biri olacağını hemen anladım.   Peki vakıf bana neler öğretti?

 

En başta kendi kendime ayakta durmayı, bir duruş sahibi olmayı, her konuda fikir sahibi olmayı, tarihin önemini, ülkemizi dünyamızı tanımanın önemini, şu hayatta hepimizin birbirimize ihtiyacımız olduğunu öğretti. Türk, Kürt, Laz fark etmeden hepimizin yaşamlarının birbirine kenetli olduğunu, paylaşmadan olmayacağını, bir sohbetin muhabbetin, bir yardım elinin karşılıksız kalmayacağını öğretti.. Kızlı erkekli hep beraber sofraların kurulup kaldırılacağını, cinsiyetçiliğe hayır demeyi, ihtiyacı olana yardım etmeyi öğretti. Masa adabından tutun beslenmenin önemine kadar her konuda bilgi sahibi olduk. Merkezimizde konusunda uzman kişilerden aldığımız dersler hayatımız boyunca unutamayacağımız dersler oldu. Küçüklerimizle bilgilerimizi paylaştık, durumu özel derslere yetmeyen miniklere dersler verdik, yaşıtlarımızla oturduk, muhabbet ettik, kütüphane düzenledik, yemek yedik, güldük, içtik, eğlendik, şarkılar söyledik, Mozart dinledik, gazete okuduk. Hayatımda ilk kez opera ve baleye gittim. Çok sevdiğim sinema ve tiyatroya merkezde tanıştığım arkadaşlarımla gittim. Tanımadığımız bizi tanımayan insanların hanelerine konuk olduk. Aldığım ilk bursla o hep önünden geçip cebimde para olmadığı için alamadığım 100 liralık gitarı aldım. Bunu hayatta unutmam.

 

Kore savaşına katılan amcamızla savaşa gittik, acılarını paylaştık, dert ortağı olduk. Dünya gezgini Emine Teyze'yle dünyaları keşfettik ufkumuz açıldı. Beni en çok etkileyen insanlardan biri Emine Teyze'dir. Gezmekten az kalsın kendi düğününü kaçıran Emine Teyze sayesinde 'ben de yapabilirim' dedim ilk kez ve yaklaşan Erasmus sınavına katılmaya karar verdim.Sonuç geldiğinde neredeyse bayılacaktım. İtalya-Venedik'e gidiyordum.5 koca ay, tek başıma. Ankara'dan sonra 2. uzak yolculuğumdu ama bu sefer korkmuyordum çünkü artık hazırdım. Vakıfta kazandığım deneyimler beni büyütmüş, daha olgun, daha korkusuz, daha kendine güvenen biri yapmıştı. Erasmusu bitirip döndüğümde vakfa devam ettim ta ki mezun olana kadar. İş hayatına adım atınca her şey çok farklıydı fakat buna da hazırlıklıydım.

 

Bir gün karşıma İtalya'da bir gönüllülük projesi çıktı. Yaşlı insanlara bakımlarında yardım edecek kişiler aranıyordu. Başvuru yapıp kabul alınca 6 ay diğer ülkelerden gelen gönüllülerle birlikte çalıştım. Bir kere ihtiyacı olana yardım edince artık bir parçanız oluyor ve bırakamıyorsunuz. Tanımadığım ve beni tanımayan başka dilden başka dinlerden binlerce insana yardım ettim. Kimi kızı kimi torunu olarak kabul etti beni. Proje sonrası ülkeme döndüm ve şu an çok mutlu olduğum şirketimde operasyon sorumlusu olarak çalışıyorum bir yandan da tek başıma yapacağım dünya turumu planlıyorum.

 

Ben ki bir zamanlar küçücük bir yerde yaşayan küçük kız işte bu vakıf sayesinde bu günlere geldim. Yardım etmenin güzelliğini, iyi insan olmayı, hepimizin bir olduğunu burada öğrendim. Bazen küçük bir adım tüm hayatınızı değiştirir. Yaşantı Paylaşım Merkezi'nin kapısını çaldığım an benimki değişti. Şimdi sıra sizde.

 

                                                                             Belkıs Hanım'a saygılarımla

  A.Furkan Genç Ankara Üniversitesi Bilgi Teknolojileri Uzmanı

     Hayata Yolculuk 2002 yılında büyük bir umutla çıktık yola. Biliyorduk, önümüzde atılacak daha çok adım, kazanılacak daha çok deneyim, öğrenilecek bir Dünya ve bir dünya şey vardı. Kısacası kocaman bir hayat vardı. Ama bizler şanslıydık. Hiç yılmadan, usanmadan, bahşedilmiş güzide bir enerjiyle hiç vazgeçmeden yoluna devam eden ve bizleri de devam etmemiz gerektiğini sürekli söyleyen, adeta lokomotif görevi gören birisi vardı önümüzde. O zamanlar birazda toyluğun verdiği etkiyle bizi nelerin beklediğini bilmiyorduk tabi ki. Ancak gün geldi artık okul hayatı bitti ve hayat okulu başladı. Artık ekilen tohumların meyvesinin toplanma zamanı gelmişti. Bunu girdiğim bütün ortamlarda hissediyordum. 1-0 yenik başladığım hayatta, 2-1 öne geçmiştim. Öğrendiklerimiz, öğrendiklerimizin aslında denizde bir damla su olduğunu öğretti bize. Okudukça gördük, gördükçe daha çok okuduk, daha çok okudukça hayata bakışımız da değişmeye başladı. Sonradan fark ettim ki aslında bütün bunlar ufkumuzun genişlemesi için atılan küçük birer adımmış. Bilmek ve bilmemek arasındaki fark ancak bildikten sonra anlaşılabiliyormuş. Bu yolda ömrünü gençlere mihmandar olarak adayan Belkıs Ablamıza sonsuz teşekkürlerimi borç bilirim.

 Burçin Cihan

     Yaşantı Paylaşım Merkezi Gençlik Vakfı’nda lisans yıllarım boyunca yaptığım çalışmaların iş hayatımda akademik, ilişkisel ve bireysel birçok katkısı oldu. Öncelikle, yaptığımız çalışmalar için hazırladığımız düzenli dosyalama ve raporlamalar akademik hayatımda disiplinimi ve düzenimi arttırdı. Ayrıca, yaptıklarımın yazılı olarak saklanması tarihçesinin tutulması açısından da son derece önemliydi. İlişkisel olarak ise, Vakıf’taki arkadaşlarımla olan yakın ve özenli ilişkilerimiz bunları başkaları ile de kurmamı ve iş ortamında birlikte çalıştığım iş arkadaşlarımla profesyonel sınırları koruyarak yakın ilişkiler kurmamı sağladı. Yanı sıra, Vakıf’ta yaptığımız söyleşiler sayesinde farklı alandan kişileri tanımış olmak, iş hayatımda karşılaştığım farklı kişiler ile empati yapabilme becerimi arttırdı. Kişisel olarak ise Vakıf yaşantım boyunca kendimi daha iyi tanıma fırsatım oldu. Bu da mesleki olarak kendimi geliştirirken öz güvenimi ve kişisel yetkinliklerimi görebilmemi sağladı. Vakıf’ta hayatın içerisinde olmak hem mesleğimin hem de ülkemin ihtiyaç ve sorunlarını daha iyi görüp kavramamda ve elimden gelen sorumluluğu almak konusunda bana yol gösterici oldu.

Vakıf İçinde Faal Olduğu Yıl: 2015-2016

Gerek eğitim yaşamım gerek sosyal yaşamım için, hayatımın en güzel zamanları olarak anımsayacağım 2013-2014 öğretim yılında, Yaşantı Paylaşım Merkezi Gençlik Vakfı’nın bir üyesi olma şansına sahip oldum. Bizleri aile sıcaklığıyla saran vakfımız, mevcut oluşumun vazgeçilmez bir parçası olduğumuz hissini uyandırdı hepimizde. Bizler de bu heves ve çaba ile yetenekli olduğumuz alanlarda çalışmalar gerçekleştirerek paylaşıma katkı sağladık. Fakat zaman içinde gördük ki en büyük katkı, genç ruhlarımıza işlenen ‘duyarlı, çalışkan, sorumluluk sahibi birey olma arzusu’ ile bizlere sağlanandı. Değişimin fikir ve davranışlarımızda dirilişini meslek yaşamına atıldığım şu günlerde daha iyi görmekteyim. Hayatlarımıza sihirli değnek gibi dokunan vakfımız, amacına uygun olarak bizlerden ayakları yere sağlam basan, kendi değer ve toplumsal sorumluluklarını bilen, yeteneklerinin farkında bireyler oluşturdu. İş yaşamının getirdiği sorumlulukları üstlenme, görev alma, yaşama aktif olarak katılma, farklılıklara saygı duyma gibi birçok alanda bizlere edindirdiği deneyimlerle, yaşamımıza kolaylıklar sağladı. Bizler mezun olduktan sonra Türkiye’nin dört bir yanına dağılıp, vakfımızın değerli kurucusu,Sevgili Belkıs Ablamız, Sayın Belkıs Güneş’ten aldığımız ışığı ülkemizin her köşesine ulaştırmaya çalışıyoruz. Sergiler gezdik, müzelerde geçmişin tozlu yollarından geçerek tarihimize dokunduk; katıldığımız tiyatro gösterileri, seminerler, izlediğimiz filmler, üzerine görüş bildirdiğimiz kitaplarla ‘hayatı ve insanı okuma’ becerisi kazandık. Paylaşımın en yüce amaç olduğunu, yaşamı değerli kılanın insanın kendine ve yaşadığı dünyaya gösterdiği özen olduğunu burada birbirimizden öğrendik. Kendim, arkadaşlarım ve dolaylı yollardan da olsa dokunduğumuz insan hayatları adına, geçmişten bugüne vakfın kuruluşu ve işleyişinde emeği olan herkese teşekkürü borç biliyorum. İyi ki varsın YPMGV!

 

 

Hepinize Merhaba

Adım Mehmet Kemal Yıldız, Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümünden geçtiğimiz yıl ağustos ayında mezun oldum. Sizlere Yaşantı Paylaşım Merkezi Gençlik Vakfı'nı anlatmadan evvel, vakfa katılmadan önce yaptıklarımı anlatmak istiyorum.

                2011 yılında üniversiteyi kazanarak bir yurda yerleştim. İlk yıl ortamı tanıma, yeni arkadaşlıklar kurma derken çabucak geçti. İkinci yıl ortama alışmıştım, arkadaşlarımızla biraz derslere girip biraz gezip dolaşıyorduk. İkinci yıl, Ankara'da gezilecek tüm yerleri gezdiğimizi düşünüp yavaş yavaş okuldan kopuş sürecim başladı. Bu, aynı zamanda okuldan da kopuş anlamına geliyordu. Üçüncü sınıfa geldiğimde okula doğru düzgün gitmiyordum. Arkadaş çevrem daralmıştı. Yurttan dışarı fazla çıkmıyordum. Sabah geç saatlerde uyanıyor, yurtta yabancı dizi izliyordum. Dışarı çıktığım zamanlarda ise birkaç kişiyle genel olarak Playstation salonlarında vakit geçiriyordum. Üçüncü sınıf benim açımdan çok verimsiz geçmişti. Başlarda bu durumdan pek şikayet etmesem de, bir zaman sonra bu durumdan rahatsız olmaya başladım. Normalde çok neşeli, enerjik  biriyken sürekli yurtta dizi izleyip asosyal ve mutsuz bir bireye dönüşmüştüm. Silkelenip kendime gelmem gerekliydi. Yine eskisi gibi mutlu olmak istiyordum ama nasıl ? Bir işte çalışmak istemiyordum, onun dışında da başka bir seçenek göremiyordum. Ben bu durumdayken bir arkadaşım Facebook üzerinden Yaşantı Paylaşım Merkezi Gençlik Vakfı'nın iletisini gönderdi. İletide yeni bir sosyal çevre, kültürel sanatsal geziler, çeşitli etkinlikler ve daha birçok şey yazılıydı. Üstelik burs da veriyordu. Bunun benim için bir fırsat olduğunu düşündüm ve hemen ertesi gün vakfa tanışmaya gittim. Kapıyı çaldım, bir hanımefendi kapıyı açtı güler yüzle. Tanışmak için geldiğimi ifade edip içeri girdim. Daha ilk dakikalardan itibaren o samimiyeti, sıcaklığı hissedebiliyordum. Belkıs Abla ile tanıştık, konuştuk, bana vakfı tanıttı. Sanki o an, aradığımı bulmuştum. O sırada vakıfta birkaç öğrenci vardı, onlarla tanıştık. Her birinin bir görevi vardı; kimi bir araştırma yapıyor kimi ise bir öğrenciye derslerinde yardımcı oluyordu. Birine yardım edip, onun yüzündeki gülümsemeyle mutlu olmayı vakıfta yeniden hatırladım ve o heyecanla vakıftan ayrıldım. Artık yeni bir sorumluluğum vardı, vakfa zamanında gelip öğrencilerime elimden gelen desteği vermek. Ortama alışma sorunu bile çekmedim çünkü vakıfta bulunan her birey o kadar sıcak o kadar samimiydi ki   yabancılık çekmedim. Vakıfta hayatıma kattığım heyecan, diğer alanlara da sirayet etmişti. Artık derslerimi aksatmıyor hem de vakıfla beraber her gün yeni şeyler yapıyor, öğreniyor ve paylaşıyorduk. Vakfı o kadar sevmiş ve benimsemiştim ki, bu vakfı herkesin tanıyım böyle bir vakıftan herkesin haberi olsun diye, aldığım Belgesel dersi kapsamında ''Hayatın Paylaşım Merkezi'' adlı bir çalışma yaptık. Bu çalışmayı yaptığımız diğer arkadaşım ise benimle beraber vakfı tanıdı ve şu an o da vakfımızın bir parçası.

             Vakıfla birlikte zaman o kadar hızlı geçiyordu ki mezuniyetimin geldiğini fark edemedim bile. Mezuniyetime ailemle birlikte Belkıs Abla ve bir arkadaş daha iştirak ederek beni mutlu edip gururlandırdılar. Belkıs Ablamı ailemle o gün tanıştırma fırsatım oldu, mezuniyetten sonra vakfa gittik ve sohbetimizi vakıfta yaptık. Ailem de Belkıs Ablam da çok memnun oldular.

              Mezun olduktan sonra dedim ki: Keşke vakfı daha 1.sınıftayken tanıma şansım olsaydı. Tiyatro, sinema, resim-fotoğraf sergileri, geziler, burs ve daha birçok şey vakıfta sizleri bekliyor.

Kemal, Halen KPSS sonucunu bekliyor.
 
Rüya Yergök Gazi Üniversitesi/Ekonometri

     Yaşantı Paylaşım Vakfı; Ankara'daki öğrencilerin yegane yaşam alanı. Yaşam alanı diyorum çünkü hayata dair bulmak istediğimiz hemen hemen her şeyi bulabileceğimiz bir kurum. Ben bu verimli vakıfta 2012-2013 yılları arasında aktif olarak bulundum.

     Yaşantı paylaşım Vakfı hayata dair birçok şey öğretti. Özellikle iş hayatımda uygulayabileceğim, uyguladığım birçok şey. Belki de en önemli sorunumuz olan sorumluluk bilincini biz fark etmeden bize aşılıyor, bize verilen bir işi en hassas en özenli bir şekilde ve en önemlisi zamanında yapmayı öğreten bir vakıf. Zamanı en iyi şekilde kullanmayı, plan ve program için de aslında hiç bir şeyin sanıldığı kadar zor olmadığını, işlerimizi ertelemeden her şeye zaman ayırabileceğimizi öğretiyor.

     Ve diğer büyük sorunumuz insan ilişkileri ve iletişim. Vakıf, kendimi bu konuda geliştirmeme çok yardımcı oldu. Bize dinlemeyi, dinledikçe öğrenmeyi ve öğrendikçe öğretmenin ne kadar keyifli olduğunu hissettiriyor.

     Vakıfta bulunduğum süreç için de yeni insanlarla ve yeni faaliyetlerle tanıştım. Hayatımda karşılaştığım sorunları aşmama en büyük etken bu yenilikler oldu. Ve bu yenilikler sadece vakıf süreci için de değil vakıftan ayrıldıktan sonra da devam ediyor. Sinemaya, tiyatroya, opera ve baleye daha birçok sanatsal faaliyete gitmeyi alışkanlık haline getiriyor en azından benim için öyle oldu.

     Ankara' da bulunan öğrencilerin tanışmasını istediğim bir kurum, gerçekten yaşadığım değişimi, gelişimi oradan ayrıldıktan sonra hissettim. Bütün katkılarından dolayı A.Belkıs Güneş ve vakıf üyelerine sonsuz teşekkürler.

 

Rüya, Halen KPSS sonucunu bekliyor…

 

 

Merhaba Arkadaşlar;

      Ben Gülay Çoban Hacettepe Sosyal Hizmetler Bölümü 2008 mezunuyum. Sizlere Yaşantı Paylaşım Merkezinde aktif üyelik dönemimde yapmış olduğumuz çalışmalardan ve bu çalışmaların, Yaşantı Paylaşım Merkezi’nin, benim şu anki yaşamıma sağlamış olduğu katkılardan bahsetmek istiyorum;

     2004-2008 yılları arasında Yaşantı Paylaşım Merkezin’de Bir dönem Gönüllü Torun Projesini yürüttüm, Down Sendromlu çocuklarımızın yakınlarına özel dersler verdim, birlikte vakıfta (o zaman merkezdi) söyleşiler düzenledik, Down Sendromlu çocuklarımızın ve ailelerine günler kermesler düzenledik kendi yapmış olduğumuz el işlerini bu günlerde satıp merkezin bütçesine katkı sağladık, zaman buldukça (ayda bir) tiyatro ve CSO’ya gittik, günü birlik Eskişehir ve Kütahya ya gezileri düzenledik ve daha saymakla bitiremeyeceğim şuan aklıma gelmeyen birçok çalışma…

     Yaşantı Paylaşım Merkezinde aktif üyeli dönemimde ki en keyif aldığım çalışmalardan biri olan ve şuan hayatımda birebir yansımasını gördüğüm çalışma Gönüllü Torun Projesi; yaşlılarla sohbet etmekten ve onların deneyimlerini dinlemekten çok keyif aldım. Şu anda da yaşadığım şehirde düzenli ziyaret ettiğim 80-90 yaşlarında iki yaşlı teyzem var. İhtiyaçları doğrultusunda market alışverişlerini yapıyorum, bazen sadece gidip sohbet ediyorum, bazen onların benim için pişirdikleri börekleri yiyorum bazen de birlikte çay bahçesine gidiyoruz. Onlarla geçirmiş olduğum zamandan inanılmaz keyif alıyorum ve onların mutluluğu bana da mutluluk veriyor.

     Genel olarak değerlendirecek olursak; yukarıda saymış olduğum çalışmalar vakıfta bulunan farklı alanlara sahip öğrencilerle bir arada olmak ve paylaşımda bulunmak iş hayatımda farklı meslek gruplarına ait kişilerle daha kolay çalışmama yardımcı oldu, sosyalleşmem ve kendimi grup içerisinde ifade edebilme becerimin gelişmesini sağladı. Belkıs Hanım ile yapmış olduğumuz bire bir sohbetlerde onun yaşam   tecrübe ve becerilerini paylaşmak şu anki yaşamıma hala ışık tutuyor. Belkıs Hanım’ın ‘Yavrum uyumlu insanlarla çalışmak, vakit geçirmek kolay, bunu herkes yapar önemli olan uyum problemi yaşayan insanlarla uyumla çalışıp vakit geçirmek onların yaşamına bir şeyler katmak, ancak bu şekilde fark yaratabilirsin’ cümlesi hala kulaklarımda.    

 

Gülay, Sinop Atatürk Devlet Hastanesi Sosyal Hizmet Uzmanı…

 
Ebru SUBAŞI Özel Eğitim Öğretmeni

Öğrenciliğimin üçüncü yılında katıldığım Farabi Programı sayesinde bir yıl Ankara’da yaşama fırsatım oldu ve bu sırada Yaşantı Paylaşım Merkezi Gençlik Vakfı ile tanıştım. Ders programımı göz önünde bulundurarak vakfa gideceğim gün ve saatleri belirledik. Bu sırada vakfın genel işleyişi ve günlük rutinleri hakkında bilgi sahibi de oldum. Bilgilendirme yapılırken ne kadar sistemli ve planlı bir yerde olduğumu fark etmiş ve etkilenmiştim. Aslında biraz da korkmuştum çünkü burada her şey çok kurallıydı. Bu durum benim alışık olduğumdan biraz farklıydı. Zamanla günlük rutinlerdeki kuralların işlerimizi ne kadar kolaylaştırdığını fark ettim. Yaşantı Paylaşım Merkezi Gençlik Vakfı bana ilk olarak günümü uygun kurallarla planlamayı öğretti ve bu konu iş hayatımda benim için çok faydalı oldu. Vakıf aynı zamanda toplumsal sorumluluk duygumun artmasında çok önemli bir role sahip ve benim mesleğim için bu bilincin çok önemli olduğuna inanıyorum. Ayrıca vakfa gitme ve orada bulunma vakitlerimiz belirli bir düzen içerdiği için beni iş hayatına hazırlamada oldukça etkili olduğunu düşünüyorum. Çünkü Belkıs Abla, bizlere o gün çok kısa süreli bile olsa geç kalacağımızı fark ettiğimiz an uygun açıklama ile durumu haber vermeyi öğretti. Ayrıca iş bölümü, sosyal bir paydada buluşma ve ortak bir hedef için birlikte çalışmayı öğrendim burada. Keşke Ankara’da bir yıldan uzun süre yaşama şansım olsaydı. Öğrenecek daha çok şeyim olduğunu bilerek Ankara’dan ayrılmak zorunda kaldım.

 

Şener Osan Makine Kimya Endüstrisi Kurumu İnsan Kaynakları Sorumlusu

İsmet Özel şiirinde dediği gibi “ Her şey ben yaşarken oldu, bunu bilsin insanlar

Ben vakfın bana kattıklarını değil yaşadıklarımı yazmayı tercih ederim. Yaşantı Paylaşım Merkezinin ilk öğrencilerinden birisiyim. O zamanlar zaten çok da kalabalık bir öğrenci grubu değildik. Belkıs abla ile tanıştık ve bu tanışıklık bana iyi geldi. Bu dünyada tek başına olmadığımızın farkında insanlar olarak; yeni insanlar, yeni hayatlar, yeni düşünceler, yeni oluşlar ve belki de yeni dünyalar, kültürler tanıma fırsatının içinde bulunduğumuz için sevindiğimi hatırlıyorum. Bu durumun ileride bize yeniliklere, değişikliklere açık olma alışkanlığı kazandırdığı düşünüyorum. Bu alışkanlık hali bir kabullenme belki de sadece bir farkındalıktır.  

Yukarıdaki düşüncelerimdeki muallak halin sebebi vakıftan önce veya vakıftan sonraki hayatımın bir getirisidir. Ben bunu öncesine veya sonrasına yorma düşüncesinde değilim çünkü hayat devam eden bir süreç ve insanın duygularının ve düşüncelerinin her zaman değişebileceğine inanıyorum.

Yaklaşık 15 yıl olan vakıfla olan ilişkimden aklımda kalanların başında vakfın bazen bir kafa dinleme bazen bir sığınma noktası olmasıydı. Bir köşede sessizce oturmak, gözlemlemek ve düşünmek ya da hiç düşünmemek. Bu zamanlar çok şey katmıştır muhakkak. Bence; yeni insanlar, yeni hayatlar, yeni düşünceler, yeni oluşlar, yeni dünyalar ve yeni kültürler en çok böyle zamanlarda tanınıyor.

Mutlulukta ve mutsuzlukta, hastalığımda ve sağlığımda her zaman Belkıs abla ile görüşmek, konuşmak isterdim. Bazen kızardık birbirimize, bazen – daha çok o bana – destek olurduk. Hastane odasında da nikahımda da beraberdik. Tabi bu zamanlarda vakfımız da yanımdaydı. İnsan bazı zamanlar kalabalıkları da seviyor.   Tanıdığın insanlardan oluşan kalabalıkların yanında olmasını istediğin zamanlarda yanında olması gibi güzel duyguları yaşadığım için şanslıydım.

Şu an bir kamu kurumunda insan kaynakları biriminde çalışıyorum. Beraber çalıştığımız, çalışacağımız kişiler ile ilişkilerimde çok fazla şaşırmıyorum. Çünkü her türlü insan ve durumun karşımıza çıkacağını tahmin edebiliyorum. Organize olmak en önemlisiydi vakfımızda, şimdi görüyorum ki iş hayatında da organize olmak en önemli unsurlardan birisi. Düzenli olmak da önemliydi ve ben bu duruma çok kolay alıştığıma inanıyorum. İş hayatında yine düzenli olmak çok değerli bir özellik.

Toplumsal anlamda düşününce; vakıflar sivil toplumun ana unsurlarıdır. Her çeşit düşüncenin yaşamasını, yayılmasını sağlar. Toplumun birlik olarak bir hedefi gerçekleştirmek veya memnuniyetsizliği duyurmak için etkili bir araçtır. Bizim vakfımız da çoğunlukla üniversite öğrencileri odaklı olarak daha temel hedeflere dönük faaliyetler içerisindedir. Kişilerin birey olmasına katkı sağlamak, organizasyonun gücünü etkin kılmak, toplumsal yardımlaşmayı yaşatmak, hoşgörü içinde yaşamak gibi idealleri var vakfımızın. Bu doğrultuda; her bireye ve her toplumsal sınıfa saygı ve sevgi çerçevesindeki bakışıyla yoluna devam edeceğini düşünüyor ve diliyorum.

 

  Hülya USTA Malatya Battalgazi Toplum Sağlığı Merkezi’nde Psikolog

         Yaşantı Paylaşım Merkezi‘nin benim için hayatımın önemli dönüm noktalarından biri olduğunu düşünüyorum. Burada dışarıdaki gerçek hayatı tüm yönleriyle tanıma ve deneyimleme şansını elde ettim. Çünkü Yaşantı Paylaşım Merkezi sadece bir vakıf değil, aynı zamanda bizlere gerçek yaşam kesitleri sunan bir hayat okulu. Bu bağlamda vakıfta çalışırken hem iş hayatımda hem de özel hayatımda bana yardımcı olacak planlı yaşam, zaman yönetimi, iş bölümü, düzenlilik, insan ilişkileri ve görgü kuralları gibi birçok bilgi ve beceri alanında yeni şeyler öğrendim. Vakfımızda düzenlediğimiz etkinlikler sayesindeyse sinema, tiyatro, opera, bale, resim, fotoğraf ve müzik gibi sanatın her dalıyla tanışma fırsatını buldum. Üstelik edindiğim yeni arkadaşlarla bu etkinlikler keyifli birer anıya dönüştü. Vakfın sahip olduğu zengin kütüphane kaynakları ile ufkumu açarken, Gönüllü Torun Projesi kapsamında Emine Hanım’a yaptığımız ziyaretler sayesinde büyüklerimizin deneyimlerinden yararlanma fırsatı buldum. Öğrencilerinin sosyal, yardımlaşmayı ve paylaşmayı bilen, duyarlı birer vatandaş olmasını amaçlayan vakfımıza umarım daha çok öğrencinin yolu düşer. Zira bütün bu anlattıklarım vakfın bana kazandırdıklarının sadece bir kısmı. Bizlere sunduğu bu imkânlar için bende çok özel bir yeri olan sevgili Belkıs Abla’ya sonsuz teşekkürler…

 

  Ben Tolga UZUN. Sosyal Hizmet Uzmanı ve Aile ve Evlilik Danışmanıyım. Yaşantı Paylaşım Merkezi ile üniversite yıllarında arkadaşlarımın vasıtasıyla tanıştım. Ve o günden bugüne dek hem mesleki hayatımda hem de kişilerarası iletişimde bana çığır açtı. Yapılan çalışmalar, söyleşiler, geziler hem şahsımı geliştirdi hem de yardıma muhtaç kişilere yardım etme fırsatı yarattı. Halen mesleki hayatımda bana kazandırılan becerileri kullanmaya devam ediyorum. Çok şanslıyım. İyi ki varsınız.

  Yakup EVİN 2007 yılında Yaşantı Paylaşım Merkezi ile tanıştım. İlk zamanlarda kuşkuyla yaklaştığım bu küçük toplulukta ilişkilerin karşılıksız olduğunu anlamam uzun sürmedi. Vergi verdiğimiz devletin en temel hakkımız olan eğitim için bile bir karşılık talep ettiği bir ülkede bu gibi girişimlere ön yargılı yaklaşabiliyorduk. Her girdiğimiz kapıda bir kimlik sorulan yada bir kimlik oluşturulan bir zamanda kimliğimin, değerlerimin, inançlarımın sorulmadığı bir ortamla karşılaştım. Tek ortak değerin eğitim ve kültür yönünden gelişmiş bir toplum amacı olduğunu gördüm. İlk defa tiyatroya gittim. Sinema, konser, gezi, sergi gibi birçok kültürel etkinliğe katıldım. En önemlisi de lise yıllarında ödev olarak ilgi ve isteklerimiz dikkate alınmadan okutulan kitaplar nedeniyle uzaklaştığım kitaplarla tekrar buluştum. Açılan kurslarda ilk öğretmenlik deneyimlerimi yaşadım. 2009 yılında Kastamonu'da öğretmen olarak göreve başladım. İki yıl Kastamonu, dört yıl Gaziantep'te öğretmenlik yaptım. 2015 Eylül ayında geldiğim Kütahya'da halen Muhasebe ve Finansman öğretmenliği yapıyorum. Yaşantı Paylaşım Merkezi'nin katkılarını gerek meslek hayatımda gerekse sosyal hayatımda kullanıyorum. Her fırsatta farklı bir şehirde görev yapmak için istekte bulunuyorum. Bu konuda hiç tereddüt etmiyorum. Yaşantı Paylaşım Merkezi'nde tanıştığım farklı kültürler nedeniyle her ortama uyum sağlayacağıma inanıyorum. Gittiğim her şehrin müzelerini, tarihi kültürel değerlerini bulmaya çalışıyorum. Belkıs isminde bir kızım ve Yusuf isminde bir oğlum var. Ülkemin farklılıklarını benimseyen, Cumhuriyete bağlı, topluma faydalı bireyler olarak yetiştirmeye çalışıyorum. Telefondan yazdığım için metnin tamamını göremediğimden yazım, imla ve noktalama hataları varsa affınıza sığınıyorum.

 

 

  Merve Hoşgör Barboros Yatçılık Bodrum’da Tur Sorumlusu

      Ankara Üniversitesi Dil Tarih ve Coğrafya fakültesi İtalyan Dili ve Edebiyatı lisans programını kazandığımı öğrendiğim gün..O gün korkudan uyuyamadım.

 

İzmir'in küçük bir ilçesinde doğmuşum. Herkesin birbirini tanıdığı, hala yardımlaşmanın olduğu sanki bir ütopya şehri gibi küçücük bir ilçe. Üniversite mezunu sayısı bir elin parmaklarını geçmez. Daha çok tarım, hayvancılık yapılan bir yer.Hayatımda bir kez İzmir dışına çıkmışım, o da akraba düğünü. Hiç ailemden ayrılmamış hiçbir şey için tek başıma savaşmamışım. Ne yapacaktım büyük şehirde tek başıma.. Hem de başkentte, Ankara'da.. Nasıl insanlarla karşılaşacaktım kim bilir.. Neler yaşayacaktım.. Nasıl büyüyecektim..

 

Ankara'ya babamla geldim. Devlet yurduna yerleştikten sonra babam İzmir'e döndü. Tek başıma kalakaldım. Babamla yurt kapısında vedalaşmam dün gibi aklımda. 8 kişilik yurt odasında Türkiye'nin dört bir köşesinden toplaşmışız. Diyarbakır, Samsun, Hatay, Antalya, Konya ve Ege'den ben… Bir gün iki gün derken iki yılı tamamladım. Bir yandan derslerimi takip edip bir yandan harçlığımı çıkarmak için çalışıyorum. Yine internetten hem iş hem burs ararken Yaşantı Paylaşım Merkezi'ne denk geldim. Hemen arkadaşımı yanıma alarak gittim kapıyı çaldım. İçeri girer girmez o ev kokusunu hissetmiştim, o an sanki orada geçireceğim günleri gördüm. Belkıs Hanım'la tanışınca kişiliğinden o kadar etkilendim ki o anda idol olarak göreceğim biri olacağını hemen anladım.   Peki vakıf bana neler öğretti?

 

En başta kendi kendime ayakta durmayı, bir duruş sahibi olmayı, her konuda fikir sahibi olmayı, tarihin önemini, ülkemizi dünyamızı tanımanın önemini, şu hayatta hepimizin birbirimize ihtiyacımız olduğunu öğretti. Türk, Kürt, Laz fark etmeden hepimizin yaşamlarının birbirine kenetli olduğunu, paylaşmadan olmayacağını, bir sohbetin muhabbetin, bir yardım elinin karşılıksız kalmayacağını öğretti.. Kızlı erkekli hep beraber sofraların kurulup kaldırılacağını, cinsiyetçiliğe hayır demeyi, ihtiyacı olana yardım etmeyi öğretti. Masa adabından tutun beslenmenin önemine kadar her konuda bilgi sahibi olduk. Merkezimizde konusunda uzman kişilerden aldığımız dersler hayatımız boyunca unutamayacağımız dersler oldu. Küçüklerimizle bilgilerimizi paylaştık, durumu özel derslere yetmeyen miniklere dersler verdik, yaşıtlarımızla oturduk, muhabbet ettik, kütüphane düzenledik, yemek yedik, güldük, içtik, eğlendik, şarkılar söyledik, Mozart dinledik, gazete okuduk. Hayatımda ilk kez opera ve baleye gittim. Çok sevdiğim sinema ve tiyatroya merkezde tanıştığım arkadaşlarımla gittim. Tanımadığımız bizi tanımayan insanların hanelerine konuk olduk. Aldığım ilk bursla o hep önünden geçip cebimde para olmadığı için alamadığım 100 liralık gitarı aldım. Bunu hayatta unutmam.

 

Kore savaşına katılan amcamızla savaşa gittik, acılarını paylaştık, dert ortağı olduk. Dünya gezgini Emine Teyze'yle dünyaları keşfettik ufkumuz açıldı. Beni en çok etkileyen insanlardan biri Emine Teyze'dir. Gezmekten az kalsın kendi düğününü kaçıran Emine Teyze sayesinde 'ben de yapabilirim' dedim ilk kez ve yaklaşan Erasmus sınavına katılmaya karar verdim.Sonuç geldiğinde neredeyse bayılacaktım. İtalya-Venedik'e gidiyordum.5 koca ay, tek başıma. Ankara'dan sonra 2. uzak yolculuğumdu ama bu sefer korkmuyordum çünkü artık hazırdım. Vakıfta kazandığım deneyimler beni büyütmüş, daha olgun, daha korkusuz, daha kendine güvenen biri yapmıştı. Erasmusu bitirip döndüğümde vakfa devam ettim ta ki mezun olana kadar. İş hayatına adım atınca her şey çok farklıydı fakat buna da hazırlıklıydım.

 

Bir gün karşıma İtalya'da bir gönüllülük projesi çıktı. Yaşlı insanlara bakımlarında yardım edecek kişiler aranıyordu. Başvuru yapıp kabul alınca 6 ay diğer ülkelerden gelen gönüllülerle birlikte çalıştım. Bir kere ihtiyacı olana yardım edince artık bir parçanız oluyor ve bırakamıyorsunuz. Tanımadığım ve beni tanımayan başka dilden başka dinlerden binlerce insana yardım ettim. Kimi kızı kimi torunu olarak kabul etti beni. Proje sonrası ülkeme döndüm ve şu an çok mutlu olduğum şirketimde operasyon sorumlusu olarak çalışıyorum bir yandan da tek başıma yapacağım dünya turumu planlıyorum.

 

Ben ki bir zamanlar küçücük bir yerde yaşayan küçük kız işte bu vakıf sayesinde bu günlere geldim. Yardım etmenin güzelliğini, iyi insan olmayı, hepimizin bir olduğunu burada öğrendim. Bazen küçük bir adım tüm hayatınızı değiştirir. Yaşantı Paylaşım Merkezi'nin kapısını çaldığım an benimki değişti. Şimdi sıra sizde.

 

                                                                             Belkıs Hanım'a saygılarımla

  A.Furkan Genç Ankara Üniversitesi Bilgi Teknolojileri Uzmanı

     Hayata Yolculuk 2002 yılında büyük bir umutla çıktık yola. Biliyorduk, önümüzde atılacak daha çok adım, kazanılacak daha çok deneyim, öğrenilecek bir Dünya ve bir dünya şey vardı. Kısacası kocaman bir hayat vardı. Ama bizler şanslıydık. Hiç yılmadan, usanmadan, bahşedilmiş güzide bir enerjiyle hiç vazgeçmeden yoluna devam eden ve bizleri de devam etmemiz gerektiğini sürekli söyleyen, adeta lokomotif görevi gören birisi vardı önümüzde. O zamanlar birazda toyluğun verdiği etkiyle bizi nelerin beklediğini bilmiyorduk tabi ki. Ancak gün geldi artık okul hayatı bitti ve hayat okulu başladı. Artık ekilen tohumların meyvesinin toplanma zamanı gelmişti. Bunu girdiğim bütün ortamlarda hissediyordum. 1-0 yenik başladığım hayatta, 2-1 öne geçmiştim. Öğrendiklerimiz, öğrendiklerimizin aslında denizde bir damla su olduğunu öğretti bize. Okudukça gördük, gördükçe daha çok okuduk, daha çok okudukça hayata bakışımız da değişmeye başladı. Sonradan fark ettim ki aslında bütün bunlar ufkumuzun genişlemesi için atılan küçük birer adımmış. Bilmek ve bilmemek arasındaki fark ancak bildikten sonra anlaşılabiliyormuş. Bu yolda ömrünü gençlere mihmandar olarak adayan Belkıs Ablamıza sonsuz teşekkürlerimi borç bilirim.

 Burçin Cihan

     Yaşantı Paylaşım Merkezi Gençlik Vakfı’nda lisans yıllarım boyunca yaptığım çalışmaların iş hayatımda akademik, ilişkisel ve bireysel birçok katkısı oldu. Öncelikle, yaptığımız çalışmalar için hazırladığımız düzenli dosyalama ve raporlamalar akademik hayatımda disiplinimi ve düzenimi arttırdı. Ayrıca, yaptıklarımın yazılı olarak saklanması tarihçesinin tutulması açısından da son derece önemliydi. İlişkisel olarak ise, Vakıf’taki arkadaşlarımla olan yakın ve özenli ilişkilerimiz bunları başkaları ile de kurmamı ve iş ortamında birlikte çalıştığım iş arkadaşlarımla profesyonel sınırları koruyarak yakın ilişkiler kurmamı sağladı. Yanı sıra, Vakıf’ta yaptığımız söyleşiler sayesinde farklı alandan kişileri tanımış olmak, iş hayatımda karşılaştığım farklı kişiler ile empati yapabilme becerimi arttırdı. Kişisel olarak ise Vakıf yaşantım boyunca kendimi daha iyi tanıma fırsatım oldu. Bu da mesleki olarak kendimi geliştirirken öz güvenimi ve kişisel yetkinliklerimi görebilmemi sağladı. Vakıf’ta hayatın içerisinde olmak hem mesleğimin hem de ülkemin ihtiyaç ve sorunlarını daha iyi görüp kavramamda ve elimden gelen sorumluluğu almak konusunda bana yol gösterici oldu.

 
 
 
 
 
2014-2015 Ders Yılı çalışmalarımız kapsamında Hülya Usta'nın Gaziantep ziyareti geri bildirimi ilişiktedir:
 

 

ÜLKEMİ GEZEREK TANIYORUM: GAZİANTEP

11-14 HAZİRAN 2015

 

Belkıs Abla bu yıl Antep’e giderken Figen’le ikimizi götürmek istediğini söylediğinde çok heyecanlanmış ve o günden itibaren geziyle ilgili hayaller kurmaya başlamıştım. Babamdan izin alma süreci de dâhil olmak üzere heyecanlı bir sürecin ardından Belkıs Abla beni arayıp uçak biletlerini aldığını haber verdiğinde bu heyecan ikiye katlanmış oldu. Çünkü gidişimiz resmen kesinleşmişti.

Belkıs Abla geziyle ilgili olarak ilk ve en önemli görevimin Antep hakkında kapsamlı bir araştırma yapmak ve neredeyse bir Antepli kadar bilgiye sahip olmak olduğunu söyledi. Sınavlardı, seçimdi, Şeyda’nın mezuniyetiydi derken araştırma süreciyle ilgili kafamda tasarladığım programa uyamasam da Ankara’ya dönmeden önce bilmem gereken her şeyi okumuş, gerekli araştırmalarımı yapmıştım. İşte Antep hakkında topladığım bilgiler:

Gaziantep: Genel Özellikleri

Gaziantep Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin birinci, Türkiye’nin ise altıncı büyük kenti olarak 2014 verilerine göre 1.889.466 nüfusa sahiptir. Yüzölçümü 6887 km2 olmakla birlikte kilometre başına düşen insan sayısı 268 kişidir. Suriye’den gelen mültecilerle birlikte bu sayının oldukça artmış olduğunu tahmin ediyorum.

Gaziantep denilince akla ilk gelenler ise Gaziantep Kalesi, baklava, antep fıstığı, Zeugma(Çingene Kızı Mozaiği) ve bakırcılıktır. Bunlar aynı zamanda şehrin simgelerini de oluşturmaktadır.

Gaziantep, tarihinden de anlaşılacağı gibi, tam bir kültür ve medeniyet merkezidir. Bunun en önemli nedenlerinin başında İpek Yolu’nun duraklarından biri olması ve coğrafi konumu dolayısıyla Mezopotamya ve Akdeniz’i birbirine bağlayan bir köprü olması gelir.

Gaziantep: Etimolojisi

Ayıntap kelimesinin değişime uğramasıyla Antep haline gelen şehrin ismi farklı dillere göre han toprağı, pınarı bol, parlayan şehir ve güzel çeşme gibi anlamlara gelmektedir.

Gaziantep: Tarihçe

Antep’in tarihi geçmişine bakıldığında Anadolu ve dünyanın ilk yerleşim yerlerinden biri olduğu görülmektedir. Özellikle eski bir kent olan Dülük Köyü civarında yapılan kazılarda Kalkolitik, Paleolitik, Neolitik, Hitit, Asur, Pers, Büyük İskender, Roma, Bizans, Türk-İslam ve Osmanlı dönemlerine ait kalıntılara rastlanmaktadır.

Değişik kültürlere ev sahipliği yapan şehir ile ilgili olarak İsa’nın havarisi Yuhanna’nın Hristiyanlığı yaymak burayı seçtiği ve M.S. 636 yılında halife Ömer bin Hattab’ın işgali ile İslamiyet’i kabul ettiği bilgisi bulunmaktadır. Buradan da anlaşılacağı gibi şehir hem Hristiyanlık hem de İslamiyet için önemli bir merkez konumundadır.
            Şehir Alp Arslan tarafından 1071’de yapılan Malazgirt Savaşı ile önce Selçuklu yönetimine, ardından 1516’da Yavuz Sultan Selim tarafından yapılan Mercidabık Savaşı’yla da Osmanlı yönetimine girmiştir. Osmanlı himayesinde olduğu yıllar boyunca şehir üretim, ticaret ve el sanatları yönünden oldukça gelişmiş olmasına rağmen hiçbir zaman kendi başına eyalet olamamış, Halep’e bağlı kalmıştır. Ancak bu yıllar boyunca Arap kültüründen fazla etkilenmemeyi başarmıştır.

Gaziantep I. Dünya Savaşı sonrası 17 Aralık 1918’de Fransa’ya bırakılmıştır. Ancak işgal sırasında yaşanan olaylar sonucunda 1920’de halk bir ayaklanma yapar. Bu savunmanın sonucunda 25 Aralık 1921’de Ankara Antlaşması ile Fransızlar şehri boşaltır ve şehre “Gazi” unvanı verilir. 1987 yılında da büyükşehir olmuştur.

Gaziantep: Coğrafya

                       Kahramanmaraş                     Kahramanmaraş               Yavuzeli

GAZİANTEP

 


                            Nurdağı                                                                           Nizip

 

                                    İslâhiye                   Kilis                              Oğuzeli

Gaziantep: İklim

Gaziantep’te Akdeniz iklimi ve karasal iklim karışımı bir iklim yaşanmaktadır.

 

Gaziantep: Demografi

Göç alan bir şehir olduğu için Türkiye nüfus artış hızının çok üzerinde bir nüfus artışına sahiptir.

Gaziantep: Ekonomi

En önemli geçim kaynakları: Tarım, hayvancılık, enerji kaynağı, el sanatları, sanayi ve ticaret.

Gaziantep maden bakımından fakir bir şehirdir. Çıkartılan madenler fosfat, magnezyum ve boksittir.

En önemli tarım ürünü antep fıstığı olmakla birlikte yetiştirilen diğer ürünler zeytin ve üzümdür. Antep fıstığıyla ilgili olarak Antepfıstığı Araştırma Enstitüsü kurulmuştur.

Gaziantep sanayi ve ticaret bakımından da oldukça gelişmiş bir şehirdir. Şehir Türkiye’deki en büyük sanayi sitesine sahip olmakla birlikte sanayi ve ticaret bakımından Türkiye’nin 5. büyük kentidir. Enerjisini ise Karkamış ve Birecik’teki hidroelektrik santrallerinden sağlarken güneş enerjisinin kullanıldığı alanlar da mevcuttur.

Gaziantep: İdari Yapısı

2014 yılında yapılan yerel seçimlerde Fatma Şahin büyükşehir belediye başkanı seçilirken, şehrin idari bakımdan yöneticisi olan valilik görevini 2011 yılında göreve başlayan Erdal Ata yapmaktadır.

Gaziantep: Eğitim

Gaziantep’te Gaziantep Üniversitesi, Hasan Kalyoncu Üniversitesi, Zirve Üniversitesi ve Sanko Üniversitesi olmak üzere 4 adet üniversite bulunmaktadır. Bunun dışında biri Milli Kütüphane olmak üzere 3 tane kütüphane bulunmaktadır.

Gaziantep: Ulaşım

Gaziantep denizyolu haricindeki bütün ulaşım imkânlarına sahiptir. En çok kullanılan karayolu E-24 Otoyolu ve Gaziantep-Adana-Tarsus Otoyolu’dur. Demiryolu ulaşımına sahip olan şehirden Ankara ve İstanbul’a her gün sefer düzenlenmektedir. Demiryolunun şehir içindeki yansıması olan tramvay ise 3 hattan oluşmaktadır. Havayolu ulaşımına da sahip olan şehirdeki havaalanının ismi Gaziantep Havaalanı’dır.

Gaziantep: Kültür

Gaziantep’te en yaygın el sanatları dericilik, bakırcılık, yemenicilik, kilimcilik, el işlemeciliği ve kuyumculuktur.

Mutfak: Gaziantep mutfağında 300’den fazla çeşit yemek olduğu için yemek çeşitliliği bakımından Türkiye’de 1. sıradadır. Gaziantep’te en çok yapılan yemeklerin başında ise kebap çeşitleriyle et yemekleri gelmektedir. Gaziantep mutfağına örnek olarak Alaca Çorba, Altı Ezmeli Kebap, Arap Köftesi, Baklava, Beyti, Börk, Çağla Aşı, Patlıcan Kebabı, Cağırtlak Kebap, Doğrama, Ekşili Taraklı Kebap, Erik Tavası, Firik Pilavı, Kavurma, Küşneme, Simit Kebabı, Şiveydiz, Yeni Dünya Kebabı sayılabilir.

Gaziantep kültüründe türkülerin de büyük bir önemi vardır. Tarihi geçmişi de göz önünde bulundurulduğunda türkülerin başlıca konularının kahramanlık, aşk, göç ve ağıt olduğu görülmektedir.

Gaziantep’teki tarihi yerler arasında Gaziantep Kalesi, Naib Hamamı, Bayazhan, Büdeyri Han, Şire Han, Bakırcılar Çarşısı, Tarihi Antep Evleri(Bey Mahallesi), Aziz Bedros Kilisesi sayılabilir.

Türkiye’nin en çok müzeye sahip olan şehri olan Gaziantep’teki başlıca müzeler arasında Zeugma Mozaik Müzesi, Gaziantep Arkeoloji Müzesi, Gaziantep Mevlevihanesi Vakıf Müzesi, Şahinbey Savaş Müzesi, Medusa Cam Müzesi ve Hasan Sürer Etnografya Müzesi yer almaktadır.

Gaziantep parklar bakımından da Türkiye’de birinciliğe sahiptir. Şehir merkezinde yer alan 100. Yıl Parkı Türkiye’nin en büyük parkıdır. Bunun dışında Türkiye’nin en büyük hayvanat bahçesi de Gaziantep’tedir. Ayrıca şehirde bir adet planetaryum da bulunmaktadır.

Gaziantep: Popüler Kültür

Gaziantep popüler kültürde şehirde çekilen dizi filmlerle gündeme gelmiştir. Bu diziler Yabancı Damat, Ezo Gelin ve Zerda’dır.

Şehirde her yıl düzenli olarak Gaziantep Uluslararası Antepfıstığı Kültür ve Sanat Festivali adı altında festival de düzenlenmektedir.

Gaziantep yakın zamanda da Patriot füzeleriyle gündeme yansımıştır. 2013 yılında füzelerin yerleştirilmesi gündemi oldukça etkilemiştir.

Gaziantep: Gurmelerin Ağzından Nerede Ne Yenir?

Belkıs Abla Antep araştırmama ek olarak Vedat Milor ve Mehmet Yaşin’in Antep’te tavsiye ettiği mekânları da araştırmama dâhil etmemi söyledi. Bunun üzerine ben de Vedat Milor ve Mehmet Yaşin’in hem köşe yazılarına hem de televizyonda yayınlanmış olan programlarına ait kısa kesitlere ulaştım. Antep’le ilgili Vedat Milor daha fazla mekân tavsiye etmekle birlikte Mehmet Yaşin’in tavsiyelerini de aşağıya sıraladım.

Vedat Milor : Beyran Çorbası - Metanet Lokantası

Kelle Paça Çorbası – Arasa Esnaf Lokantası

Soğanlı Lahmacun – İmam Çağdaş

Şöbiyet – Zeki İnal

Baklava – Koçak, İmam Çağdaş

Kebap – Kebapçı Halil Usta

Mehmet Yaşin : Beyran Çorbası – Kelebek

Alaca – Yörem Mutfak

Yuvarlama – Cıncık Lokantası

Evet… Bu kadar araştırma ve bilgiden sonra gelelim Gaziantep gezimize…

11 Haziran 2015 / Perşembe

Şeyda ve halasını Bartın’a yolcu ettikten sonra ben de Belkıs Abla’nın evine gitmek üzere Kızılay’a geçtim. Belkıs Abla’dan yol tarifini tekrar aldıktan sonra 112 no’lu EGO’yu beklemeye başladım ama otobüs yaklaşık yarım saat sonra geldi. Hava yağmurlu olduğu ve yol yokuş olduğu için otobüs yavaş gitti ama en sonunda Belkıs Abla’ya kavuştum. Eve geldiğimde Belkıs Abla hazır bir şekilde beni bekliyordu. Alp’le tanıştıktan sonra salona geçtik ve sohbet etmeye başladık. Yaklaşık 10-15 dakika sonra araba geldi ve havaalanına gitmek üzere yola çıktık. Yol 45 dakika sürdü ve yol boyunca Belkıs Abla’yla çok güzel sohbet ettik. Havaalanına geldiğimizde ilk iş olarak Belkıs Abla’nın online check-in ile aldığı biletlerimizi onaylattık ve valizlerimizi uçağa göndermek üzere görevliye teslim ettik.

Bilet ve valiz işimizi hallettikten sonra biraz havaalanını gezdik. Yolculukta okumak üzere D&R’dan dergi aldık, sonra para çekmek için ATM’lerin olduğu kata indik. Daha sonra kapının olduğu tarafa gidip orada oturmaya karar verdik. Uçak biraz rötarlı kalkacağı için burada da beklerken sohbet ettik, sonra kapının açılmasından önce sıraya girdik. Bilet ve kimlik kontrolünden sonra uçağa gitmek için otobüse bindik, çok geniş ve diğer otobüslerden biraz farklı bir otobüstü. Ardından uçağa bindik. İlk uçak deneyimimde cam kenarında oturuyordum. Çok güzel ve heyecanlıydı. Kalkış hazırlıklarının ardından uçak piste doğru ilerlemeye başladı. Kalkmadan önce yerde çok ama çok hızlı bir şekilde ilerlemeye başladı, Belkıs Abla buna “taksi” denildiğini söyledi. Vee beklenen an… Artık havadayız… Gece olmasına rağmen Ankara’nın ışıklı silueti o kadar güzel görünüyordu ki bu dakikalar boyunca ne korku ne de başka bir olumsuz duygu vardı, sadece çok mutlu olduğumu hissettim. Yeryüzü artık görünmez hale geldiğinde yorgunluğuma daha fazla direnemedim ve uyudum. Aralarda Belkıs Abla’nın sesini ve koridor tarafındaki amcayla sohbet ettiğini duyuyordum ama uykusuzluktan ne konuştuklarını anlamıyordum. İnişe çok az bir vakit kala uyandım ve bu sefer de Gaziantep’in gece halini seyretmeye başladım. Uçak binaya yakın bir yerde durduğu için uçaktan inince binaya yürüyerek geçtik. Gece 1:30 civarıydı ama hava çok yumuşaktı. Sonra valizlerimizi almak için bantların olduğu kısma ilerledik, küçük bir bekleyişin ardından valizleri aldık.

Valizleri aldıktan sonra dışarı çıktık, bu sırada Yakup Abi bizi almak için arabasıyla gelmişti. Belkıs Abla yolu karıştırmayalım diye tarif için tekrar oteli aradı. Yol boyunca Yakup Abi’ye eşini, çocuklarını, işini ve Antep’i sordu. Yakup Abi çok kısa cevaplar veriyordu. Ben yorgun olduğu için az konuşuyor sanıyordum ama Belkıs Abla en az ve en çok konuşan öğrencilerimle bir aradayım deyince normalde de az konuşan biri olduğunu anladım. Yol boyunca bir yandan Belkıs Abla’yla Yakup Abi’nin sohbetini dinleyip bir yandan da etrafı seyrettim. Tabi bir taraftan da uykumu yenmeye çalıştım.

Otele geldiğimizde Belkıs Abla bir karışıklık olduğunu, ETS Tur’da gördüğü otelin burası olmadığını söyledi. Ancak sorunun aslı tam olarak anlaşılamadığı ve saat çok geç olduğu için odalarımıza çıktık. Benimki 304, Belkıs Abla’nınkiyse 305 numaralı odaydı. Ben oteli ve odamı çok sevdim, küçük ve sevimli bir yerdi. Belkıs Abla’ya iyi geceler dedikten ve valizi bir köşeye koyduktan sonra hemen duşa girip uyudum. Belkıs Abla yatmadan önce rüyamı aklımda tutmamı söyledi ama ertesi sabah kalktığımda ne yazık ki hiçbir şey hatırlamıyordum.

12 Haziran 2015 / Cuma

Sabah 9’da Belkıs Abla’yla beraber kahvaltıya indik. Güzel bir kahvaltıdan sonra lobide oturup biraz gazete okuduk. Bu sırada görevliler bize bir Antep haritası getirdiler. Sonra garson gelip kahve içip içmeyeceğimizi sordu. Az şekerli kahvelerimizi içtikten sonra Belkıs Abla’ya fal bakar mısınız deyip fincanı kapattım ama açmaya fırsat olmadan 10:30 gibi otelden ayrıldık.

Eski Adliye binasının önündeki merdivenlerden inip pasajların olduğu tarafa doğru yürümeye başladık. Yolda yürürken şerbetçi bir amca gördük, Belkıs Abla bunun meyan şerbeti olduğunu, özellikle susuzluğu giderdiği için yaz aylarında burada çokça tüketildiğini söyledi. İlk yudumu aldım ki daha yutmadan midemde bir burkulma hissettim, tadı hiç güzel değildi. Bir süre sonra bir yudum daha aldım ama bunu böyle içemeyeceğimi anladım. Tabi bu sırada elimdeki şerbete kısa bir Antep turu attırdım. Beraber Büyük Pasaj’ı, içindeki dükkânları ve Zincirli Bedesten’i gezdik. Burada Belkıs Abla nar ekşisi tatmak için bir aktara girdi, tabi şerbetle biz de arkasından… İçeri girdiğimizde amca bizi çok iyi karşıladı, oturmak için yer gösterdi. Oturduğumda bana içemiyorsam şerbeti alabileceğini söyledi, ben de su aldıktan sonra hepsini içmek istediğimi söyleyince bana bir su söyledi. Su geldikten sonra tek seferde şerbeti içip arkasından hemen su içtim ki o damaktaki buruk tadı hissetmeyeyim. Bunun üzerine Belkıs Abla beni tebrik etti, çünkü Antep’e gelip meyan şerbetini bitiren ilk öğrencisi benmişim. Neyse benim şerbetle olan maceram sırasına Belkıs Abla da nar ekşileri, kırmızı biberler ve diğer ürünlerle ilgili amcadan bilgi aldı. Pazar sabahı nar ekşisi almak için tekrar geleceğimizi söyleyip oradan ayrıldık.

Bedesten çıkışında karşıdaki yokuşun başında Belkıs Abla’nın dedesinin evi varmış, hem eski Antep evi de görmüş olurum diye oraya gittik. Ama Mimarlar Odası’nın başkanı değiştiği için evi kapattıklarından içeri giremedik. Kapının önünde biraz dinlendikten ve fotoğraf çektikten sonra Anadolu Evleri’ne gittik. Burada da turist grubu olduğu için bizi içeri almadılar. Oradan aşağıya inip Bakırcılar Çarşısı’na gidecektik ki daha çarşının girişinde Yakup Abi aradı ve gelmek üzere olduğunu söyledi. Biz de İmam Çağdaş’ın önünde Yakup Abi’yi bekledik. 12:15 gibi Belkıs Abla’nın köyüne, Nizip’e gitmek üzere yola çıktık. Yolda bir kamyonun arkasında   “Unuttum demek bile hatırlamaktır.” yazıyordu, Belkıs Abla notlarıma bu sözü de eklememi istedi.

Antep sıcaktı ama Nizip’e doğru hava biraz daha sıcak olmaya başladı. Neyse ki rüzgâr vardı da biraz serinleyebildik. Gerçi arabadan indiğimizde anladık ki o rüzgâr doğal değilmiş, araba hızlı gittiği ve camlar açık olduğu için böyle güzel esiyormuş. Biraz acıkmış ve tarif edilen üst geçit acaba hangisiydi diye bütün yolu taramış olsak da yolculuk çok güzel geçti.   Sonra o üst geçidi bulduk ve otoyoldan sapıp toprak bir yola girdik. Burada İmam Bey bizi bekliyordu. Sonra arabayı dinlenme tesisine park edip kalan yolu İmam Bey’in arabasıyla devam ettik. Yol toprak olduğu için camları açamadığımızdan oldukça sıcak bir yolculuktu. Köye gitmeden önce fıstık tarlalarına gittik. Ama fıstıklardan önceki durağımız koskoca bir çınar ağacının gölgesiydi. Burada durup biraz dinlendik, tulumbadan su çekip elimizi yüzümüzü yıkadık. Çınar ağacının çok yakınında bir karadut ağacı ve başka bir çınar daha vardı. Açlığın da etkisiyle önce dut ağacının yanına gittik, ufacık taneli ve diyabetik dutlardan yedik, hatta Belkıs Abla burada benim fotoğraflarımı çekti. Daha sonra ben diğer çınar ağacının yanına geçtim. O kadar büyük bir ağaçtı ki temel gövdenin ayrıldığı üç dal bile yaşlı birer ağaç gövdesi kadar kalındı. Ağaca çıkmak istedim ama tek başıma yapamayınca İmam Bey’in yardımıyla çıkabildim, burada da fotoğraf çektirdim. Sonra köye gitmek üzere tekrar yola koyulduk. Bir ara durakladık, Belkıs Ablalar yol kenarından doğru fıstık ağaçlarını inceleyip mahsulden konuşurken ben aşağıya, ağaçların yanına indim. İlk defa dalında fıstık gördüm. Dışındaki yeşil kabuk cevizin yeşil kabuğuna benziyordu. Minik minik çok güzel görünüyorlardı, ben de hemen fotoğraflarını çektim.

Köye geldiğimizde bizi çok sıcak karşıladılar. Evde İmam Bey’in amcasının oğlu, kız kardeşi, eşi ve yeğeni vardı. Hepsiyle tanıştıktan sonra bizi evin arka bahçesinde yer alan incir ağacının gölgesindeki masaya davet ettiler. Biz dinlenirken Belkıs Abla da İmam Bey’le sözleşme işini konuşmaya başladı. Şartlarda anlaşıp sözleşme yenilendikten sonra yemek yedik. Burada gelen misafire lahmacun ikram edildiği için bize de fırında lahmacun hazırlatmışlardı. Hayatımda yediğim en lezzetli lahmacundu diyebilirim. Yemeğin ardından çay, sohbet, fotoğraf çekimi derken birkaç saati geride bıraktık. Belkıs Abla bir ara eve çıktı. Biz de Yakup Abi, İmam Bey ve amcasıyla beraber dışarıda oturmaya devam ettik. Ağaçlarla ilgili birkaç soru sordum, hatta yukarıda badem ağacı varmış, onun yanına gidip dalından bir tane badem koparttım. Bademin kahverengi ve sert olan kabuğunu biliyordum ama meğer en dışında tüylü ve yeşil bir kabuğu daha varmış. Ben masaya döndüğümde Belkıs Ablalar da gelmişti. Sonra Yakup Abi getirdiğim bademi taşla kırıp açtı, içinden incecik bir çekirdek çıktı. Tadı biraz buruk olmasına rağmen sütlü olduğu için hoşuma gitti. Birer çay daha içtikten sonra evdekilerle vedalaştık ve İmam Bey bizi arabanın olduğu dinlenme tesisine bıraktı. Tesise gitmeden önce köyün çeşmesine gittik. Burada çocuklar oyun oynuyorlardı. Çeşmenin kenarlarında yün kalıntıları vardı. Ben onları çöp gibi bir şey sanmıştım ama İmam Bey köydeki kadınların yün yıkamak için buraya geldiklerini söyledi. Sonra serin suyla elimizi yüzümüzü yıkayıp arabaya geri döndük.

Dinlenme tesisine geldiğimizde araba çok tozlu olduğu için önce onu yıkattık. Araba aslında yeşil olmasına rağmen üstündeki kırmızı ve beyaz tozlar onu görünmez hale getirmişti. Arabanın yıkanmasını beklerken Yakup Abi yıkamak için kullandıkları suyun çok tazyikli olduğunu hatta dikkatli olunmadığında adamın bacağını bile kesebileceğini söyledi. Su gerçekten bacağını keser miydi bilmiyorum ama yaralayabileceği belliydi.

Köyden dönünce akşam yemeğinden önce Yakup Abilerin evine gittik. Ne güzel bir tesadüf ki oturdukları apartmanın ismi Belkıs Apartmanı’ydı. Eve geldiğimizde Yakup Abi’nin eşi Bahar Abla ve çocukları Belkıs ve Yusuf’la tanıştık. 4 yaşındaki Belkıs önce bizden çekindi, koltuğun arkasına saklandı ama sonra fotoğraf çektirmek için yanımıza geldi. Zaman geçip Belkıs bize alıştıkça beraber top oynayıp kitap okuduk. 9 aylık olan Yusuf’sa çok komik bir bebekti. Gülerken kuş gibi cıvıl cıvıl sesler çıkartıyordu. Onun böyle cıvıldamasına kanıp kucağıma aldım ama hemen ağlamaya başlayınca sevemeden annesine geri vermek zorunda kaldım. Bir süre sonra tekrar kucağıma aldım, birkaç dakika da olsa sevebilme fırsatı buldum ama ne yazık ki yine ağlamaya başladı. Belkıs Abla da çocuğu ağlatıyorum diye bana takıldı ama aslında yaptığım tek şey kucağıma almaktı. Akşam yemeğinde Belkıs Abla’nın eski bir öğrencisi olan Seher Ablalar da bize katılacaklardı. Yemek için 7’de sözleşildiğinden o saate kadar biz de Yakup Abilerde oturup çay içtik, biraz dinlendik, sonra yemek yiyeceğimiz yere gitmek için evden çıktık. Belkıs ve ben arkada yan yana oturuyorduk, Belkıs yol boyunca bir sürü sordu. Ama o kadar komik bir şekilde soruyordu ki beni çok güldürdü. Belkıs’la sohbet etmek çok eğlenceliydi.

Yemek yiyeceğimiz yerin adı Antep Evi-Kırkayak Lokantası’ydı. Daha kapıdan girer girmez ağaçlar ve geniş mekân yorgunluğunuzu almaya yetiyordu. İçeri girdiğimizde büyük masaların çoğu doluydu, sadece en köşedeki iki masa boş görünüyordu. Garsonlar buraya dut düşüyor diye uyarmasına rağmen ben diğer masa çok köşede olduğundan bu masada oturmaya devam etmek istedim ve öyle de yaptık. Belkıs Abla’yla beraber lavaboya gitmiştik, döndüğümüzde Seher Abla ve eşi Durmuş Abi geldi, onlarla tanıştım. Daha sonra sipariş verme kısmına geçtik. Ben hangisini yiyeceğime karar veremediğim için Seher Abla’nın tavsiyesine uyarak patlıcan kebabı istedim. Bu noktada biraz yemeklerden bahsetmek istiyorum çünkü öyle bir yemek yedik ki Antep mutfağından inciler desem yeriydi. Başlangıçta çorba olarak alaca çorba vardı. Hafif şekerli ama güzel bir tadı vardı. Seher Abla içinde tarhun diye bir bitki olduğunu, şekerli tadın ondan geldiğini söyledi. Ana yemeğimizin gelmesini beklerken firik pilavını ve diğer mezeleri denedim ve hepsi çok hoşuma gitti. Ana yemeklerimiz ise çok büyük tabaklarla geldi. Belkıs Abla kendisi için istediği simit kebabından bize verirken biz de ona patlıcan kebabı verdik. Simit kebabına içinde bulgur olduğu için öyle diyorlarmış sanırım. Güzel bir yemekti ama gecenin yıldızı patlıcan kebabıydı. İçecek olarak söylediğimiz ayranlar ise bakır bir tas içinde ve küçük birer kepçeyle geldi. Çok otantik görünüyorlardı. Muhteşem bir yemeğin ardından çaylarımızı içerken bir yandan da canlı canlı söylenen türküleri dinledik.

Saat 9 gibi Kırkayak’tan kalkıp dondurma yemek için Yılmaz Dondurma’ya geçtik. Belkıs Abla’nın dondurmalı baklava siparişi üzerine ben de aynısından istedim. Antep’e gelip baklava yemeden gitmek olmazdı tabi ki. Belkıs Abla buradaki dondurmaların keçi sütünden yapıldığını söyledi, gerçekten de çok lezzetliydi. Ama ne yazık ki baklavada istediğimi bulamadım. Böylece daha sonraki ‘en güzel baklava’ arayışlarımız da Yılmaz Dondurma’da başlamış oldu. Bir yandan tatlılarımızı yerken diğer taraftan Seher Abla’yla beraber bir gezi planı oluşturduk. Gideceğimiz yerler arasında neler yoktu ki: Zeugma Mozaik Müzesi, Bayazhan, Bakırcılar Çarşısı, Tahmis Kahvesi, Antep Kalesi ve çevresindeki müzeler… Ama ne yazık ki Belkıs Abla kaza geçiren bir akrabasını ziyarete gideceği için bize katılamayacaktı. Kısıtlı zamanda gidilecek çok fazla yer olduğundan sabah 10:30 gibi Yakup Abiler beni almaya geleceklerdi ve ilk ziyaret durağımız Çingene Kızı olacaktı.

Otele döndüğümüzde saat 10 buçuğa geliyordu. Belkıs Abla resepsiyondaki görevliyle konuştu ama sorun hala çözülememişti. Çünkü hem Belkıs Abla hem de otel görevlileri kendilerince haklılardı. Belkıs Abla ETS Tur’la tekrar konuşacağını söyledi ve odalarımıza çıktık. Gaziantep’teki ilk günüm çok güzel geçmişti. Biraz internette dolaştıktan sonra duş alıp yattım, ertesi gün çok enerjik olmam gerekiyordu.

 

13 Haziran 2015 / Cumartesi

Sabah erkenden kalkıp kahvaltı yaptık ve Belkıs Abla’yla beraber alışveriş için Zincirli Bedesten’e gittik. Dünkünden farklı bir yerden giriş yaptığımız için önce yönümüzü kaybettik ama bir kız bize yardımcı oldu. Sabahın erken saatleri olduğu için dünkü amca dükkânı yeni açmış, evde hazırlattığı salçaları teşhir için hazırlıyordu. Bizi karşısında görünce biraz şaşırdı, çünkü dün konuştuğumuzda alışveriş için pazar sabahı geleceğimizi söylemiştik.

Amcanın şaşkınlığı geçip bizi içeri buyur ettikten sonra tadım ve alışveriş kısmına geçtik. Belkıs Abla nar ekşilerini tekrar tadarken ben de fıstık ezmesini denedim. Amca bir ara muskanın da tadına bakmamızı istedi. Tadımları yapıp ödememizi tamamladıktan sonra ürünlerimizi akşam otele göndermesini isteyip dükkândan ayrıldık. Saat 10’a yaklaştığı için İmam Çağdaş’a gitmeye karar verdik. Ama öncesinde dükkânın önünden geçerken bakırcılık yapan ve Belkıs Abla’nın uzaktan akrabası olan bir amcanın yanına uğradık. Belkıs Abla amcayla biraz sohbet etti sonra oradan çıkıp İmam Çağdaş’a geldik. Yakup Abi’nin gelmesine daha vakit olduğundan haritayı incelemeye başladım. Belkıs Abla’nın gideceği yere ve tramvay güzergâhına baktık. 10:30 gibi Yakup Abiler geldi ve Belkıs Abla’dan ayrıldık.

Bugün ziyaret edeceğimiz durakların ilki Zeugma Mozaik Müzesi’ydi, biraz uzak olduğundan arabayla gittik. Müzeye vardığımızda Yusuf’un mama saati geldiğinden Bahar Abla dışarıda beklemek istedi, biz de Yakup Abi ve Belkıs’la müzeye girdik. İlk olarak sinevizyondan müzedeki eserler hakkında bilgi edindik. Belgesel 3D olduğundan oldukça etkileyiciydi. Sinevizyon çıkışında projeksiyondan yere yansıtılan görselde yüzen balıklar vardı, Belkıs onları yakalamaya çalıştı. Onun bu küçük oyununun ardından müze gezimize başladık. Eskiden iç mekânı güzelleştirmek için duvar ve tabanda kullanılan mozaikler günümüzde bile gerçekten çok güzellerdi. Bazılarının özel anlamları, anlattıkları hikâyeleri vardı. Bütün eserleri dikkatle incelemeye çalıştım ama aklım hep Çingene Kızı’ndaydı.

İlk katı bitirdikten sonra üst kata çıktık. Merdivenlerden çıkarken Yakup Abi Çingene Kızı Mozaiği’nin hayalimdeki boyutunu sordu, ben de biraz büyükçe bir tasvirde bulundum ama Yakup Abi tahminimin doğruluğuyla ilgili yorum yapmadığı için merakım bir kat daha arttı. İkinci kattaki eserleri de inceledikten sonra sıra nihayet sabırsızlıkla beklediğim ana, yani Çingene Kızı’nı görmeye geldi. Özel ve bir o kadar da karanlık bir koridordan geçip mozaiğin yanına geldik. Çingene Kızı hüzünlü gözleriyle gerçekten muhteşem görünüyordu, ama fark ettim ki boyutuyla ilgili yanılmışım. Çünkü bu mozaik müzedeki en küçük mozaiklerden biriydi. Onun için ayrılmış olan bölümden çıkıp kalan kısımları gezmeye devam ettik.

Mozaik müzesinden sonra arabayı 100. Yıl Parkı’na bırakıp yürümeye başladık. Önce Bayazhan Kent Müzesi’ne gittik. Burada girişi karıştırdığımız için küçük bir karmaşa oldu ama müzeye gerçekten bayıldım. Bir şehir tüm yönleriyle ancak bu kadar anlatılabilirdi.

Kenti her yönüyle tanıdıktan sonra bu sefer eski evleri görmek için Bey Mahallesi’ne gittik. Burada yollar taş döşeli olduğundan Bahar Abla bebek arabasını sürmekte biraz zorlandı ama arabayı o kadar güzel idare etti ki beni kendisine hayran bıraktı. Bey Mahallesi’ndeki evlerin taş dokusunu çok sevdim. Buradaki sokakları dolaştıktan sonra birbirine çok yakın olan Oyuncak Müzesi ve Atatürk Evi’ne gittik. Oyuncak Müzesi’nin özellikle alt katı keşke çocuk olsam hislerini yaşattı bana. Atatürk Evi’nde de yine muhteşem bir Antep evi örneğiyle karşı karşıyayken bir yandan da Atatürk’ün anıları ve eşyalarıyla iç içe olmak çok hoşuma gitti.

Çocukluk hayalleri ve anılardan sonra kendime geldiğimde Bakırcılar Çarşısı’ndaydım. Buradaki sokaklar da Bey Mahallesi’ndeki sokaklara benziyordu. Taşların üstüne bastıkça kendimi eski zamanlarda yürüyormuş gibi hissettim. Antep’e gelip bakır bir şeyler almamak olmaz diye buradaki amcalardan birinden bakır bir cezve aldım.

Bu kadar yeri yürüyerek gezdiğimiz için artık hem yorulmuş hem de acıkmıştım. Bu yüzden bir sonraki durağımız Tahmis Kahvesi oldu. İçeri girdiğimizde çok kalabalık görünüyordu ama boş bir masa bulup oturduk. Yiyecek bir şeyler söylemek için garsonu beklerken Yakup Abi’yle tavla oynadık. Kendimden hiç beklemediğim bir performansla Yakup Abi’yi mars etme şansını elde etsem de maçın galibi 5-4 skorla Yakup Abi oldu. Yemeğimizi yerken küçük bir de misafir geldi yanımıza. Yemek esnasında bize eşlik etti, bu sırada Belkıs’la arkadaşlık yaptılar. Menengiç kahvesini çok merak ettiğim için yemeğin ardından güzel bir kahve içtim.

Güzelce dinlenip yemeğimizi yedikten sonra bir sonraki durağımız olan Emine Göğüş Yemek Müzesi’ne doğru yürümeye başladık. Burada Antep mutfağına ait akla gelebilecek her şey sergileniyordu. Ayrıca odalara astıkları televizyonlarda da bazı yemeklerin yapılışları görsel olarak sunuluyordu.

Yemek Müzesi’nin ardından Antep Kalesi’ne gitmeye karar verdik. Kalenin girişini ve civarını çok beğendim ancak burada çok fazla merdiven olduğu için Bahar Abla çocuklarla beraber aşağıda bekledi, biz de Yakup Abi’yle beraber kalenin içindeki Panorama Kahramanlık Müzesi’ni gezdik. Müzeye çıkarken çok güzel bir manzara vardı. Müzenin içi de çok serindi. Burada tek bir tarafta sıralanmış heykellerle Antep’in işgali ve savunması anlatılıyordu. Oldukça bilgilendirici bir gezi oldu.

Kaleden indikten sonra biraz daha aşağıya yürüyüp Medusa Cam Müzesi’ne gittik. Burada da Antik Yunan ve çoğu da Roma dönemine ait olan ve camdan yapılmış bir sürü eşya vardı. Sırayla bütün kısımlarını gezdikten sonra görevlilerin yönlendirmesiyle antika eşyaların satıldığı kısmı ve atölyeyi de gezdim. Böylece son durağımızı gezmiş olduk. Müze çıkışında arabanın olduğu yere yürürken çok büyük bir meydandan geçtik. Sonra arabayı bıraktığımız yeri bulup Belkıs Abla’yla buluşmak üzere Antep Evi’ne gittik. Biz gittiğimizde Belkıs Abla elinde gazetelerle bir masaya gidiyordu. Henüz acıkmadığımız için burada yemek yemeyip sadece çay içtik. Çaylarımızı içerken biz Belkıs Abla’ya gezdiğimiz yerleri anlattık, Belkıs Abla da bize o gün başından geçenleri anlattı. Meğer bütün gün biz yürüyerek, Belkıs Abla da tramvayla Antep’i dolaşmış. Burada oturup sohbet ederken Yakup Abi de dönüş biletlerimiz için online check-in yaptı. Daha sonra hafif bir yemek olması için beyran çorbası içmeye karar verdik, bunun için de Mehmet Yaşin’in beyran için önerdiği Kelebek Lokantası’na gittik.

Beyranı ilk gördüğümde içip içmeme konusunda biraz tereddütte kalmadım değil. Çünkü çok yağlı görünüyordu. Ama tadına baktığımda hiç de kötü bir çorba olmadığını anladım hatta oldukça lezzetliydi. Meze olarak koydukları nar ekşili beyaz soğanı da çok beğendim. Bu gecenin olayı da Belkıs Abla’nın çantamıza ekmek atma konusundaki yoğun ısrarıydı. Ertesi gün kahvaltıda fazlasıyla yetecek kadar ekmeği poşetimize sokup tatlı yemek için Koçak Baklava’ya gittik. Önceki akşam yediğimiz baklavadan sonra burada havuç dilimi sipariş ettik, benim hoşuma gitti ama bir Antepli olarak Belkıs Abla bunun gerçek baklava olmadığını söylediği için baklava alınabilecek yerler listesinden Koçak Baklava’yı çıkarttık.

Bugün çok yorucu geçtiği için tatlıdan sonra Yakup Abi bizi otele bıraktı. Ancak odaya çıkmadan önce Güllüoğlu Baklava’ya gidip burada da bir baklava tadımı yaptık ve aradaki fark bariz olarak ortada olduğundan eve götüreceğimiz baklavanın bu olmasına karar verdik.

Sabah Belkıs Abla odasının değiştirilmesini istediği için otele geldiğimizde ilk işimiz odayı teftiş etmek oldu. Çünkü daha önceki oda sigara kokuyordu. Odayı kontrol ettikten sonra ben 2 günlük fotoğraf birikimimizi alıp Belkıs Abla’nın odasına gittim. Ancak ben gittiğimde Belkıs Abla’nın ayağı kanıyordu, önce Belkıs Abla’nın ayağına yara bandı yapıştırıp sonra fotoğraf seçimi yaptık, ardından da bunları facebook’a koyduk. Sonra ben odama geçtim ama duşa bile girmeden yatağın üzerinde uyuyakalmışım.

14 Haziran 2015 / Pazar

             Pazar günü sabah çok erken kalktım, hemen duşa girip hazırlandım ve Belkıs Abla’nın kapısını tıklayıp hazır olduğumu söyledim. Antep’te pazar sabahları katmer yendiği için biz de geleneğe uyduk ve katmer yemek için Akşam Simit Fırını’na gittik. Öncesinde Güllüoğlu’na uğrayıp baklava siparişlerimizi verdik ve otele göndermelerini söyledik. Sabahın erken saatleri olmasına rağmen fırına bizden önce birkaç kişi gelmişti. Fırında oturacak yer olmadığı için katmeri otelde yemeye karar verdik ve katmerin yanında eve götürmek için kahke de alıp döndük. Otelde kahvaltımızı yaptıktan sonra birer kahve içtik. Garson 2 gün önce kapattığım fincanı da kahvelerle beraber getirmişti. Belkıs Abla da, 2 gün gecikmeli de olsa, falıma baktı. Daha sonra Bey Mahallesi’ndeki sokakları gezmek için dışarı çıktık. Gezerken o sırada kafe olarak kullanılan eski bir Antep evi gördük. Görevli odaları gezmemize izin verdi ve ben de o ana kadar dışarıdan görüp çok beğendiğim evlerin iç dizaynını da görmüş olduk ve çok ama çok beğendim. Keşke böyle bir evde yaşama fırsatım olsaydı diye düşündüm. Daha sonra sokaklarda yürümeye devam ettik. Eski Antep taşından yapılmış çok büyük ve çok güzel bir bina gördük. Alt katındaki bakkala sorduğumuzda buranın eski cezaevi olduğunu ve şu anda cami olarak kullanıldığını söyledi. Amcayla biraz sohbet ettikten sonra sokakları gezmeye devam ettik. Bir ara Suriyelilerin yaşadığı çok eski ve bakımsız bir sokağa giriyorduk ki son anda geri döndük. Sonra geldiğimiz yolu geri döndük ve yolun diğer tarafına göz atmaya karar verdik. Bu sırada bir grup ve rehbere rastladık. Rehber o anda önünde durdukları ev ve sahibi hakkında gruptakilere bilgi verirken biz de onları dinledik. Rehber avlunun kapısı hakkında da çok ilginç bilgiler verdi. Gelen misafirin cinsiyetine göre kapıda iki farklı tokmak olduğunu anlattı. Otele dönerken Belkıs Abla’yla eskiden var olan bu düşünceli yaşam tarzından bahsettik. Otele döndüğümüzde baklavalarımız çoktan gelmişti, biz de hemen odamıza çıkıp toparlanmaya başladık. Lobiye indiğimizde Belkıs Abla çıkış işlemlerini halletti ve görevlilerden biri bizim için bir taksi çağırdı. Havaalanına gitmek üzere yola çıktık. Ve Ankara’ya dönüş için uçağın saatini beklemeye başladık. Beklerken gelirken aldığımız dergileri okuduk.

            Antep’e giderken yolun büyük kısmında uyuduğum için uçak yolculuğunun nasıl bir şey olduğunu tam anlayamamışım. Çünkü bu sefer uyumaya fırsatım olmadı, cam kenarında oturan amcanın da sayesinde gökyüzünü ve bulutları uzun uzun seyretme fırsatı buldum. Bir ara midem bulandı ama Allah’tan çok kötüleşmeden geçti. Ankara’ya indiğimizde valizlerimizi alıp kapının önünde bizi almaya gelecek olan şoförü bekledik. Ben Melike Abla’yla buluşacağım ve bilet alacağım için Belkıs Abla’yla vedalaşıp Kızılay’da arabadan indim.

            O kadar güzel bir gezi geçirmiştim ki eve döndüğümde anlata anlata bitiremedim resmen. Belkıs Abla’ya bana bu fırsatı tanıdığı için ne kadar teşekkür etsem az.

 
 
 
 
 
 
Merhabalar!

Merkezimizin yeni faaliyeti   “Ülkemi Gezerek Tanıyorum” kapsamında bizleri ziyaret eden Yusuf Gül arkadaşımızın ziyaretinden izlenimlerimi aktarmak istiyorum.

Gaziantep’de yaklaşık 2 yıldır bulunmama rağmen Gaziantep ile ilgili önyargılarımdan dolayı hiç gezmemiştim. Bu faaliyettin benim içinde en az Yusuf arkadaşımız kadar faydalı olduğunu düşünüyorum. Aslında ne kadar güzel bir şehirde yaşadığımın farkına vardım. Eski Antep evleri Bey Mahallesi… Antep’in insanda ön yargılar oluşturan o görüntüsünün arasına gizlenmiş güzellikler. Antep’in değişen yeni çehresinin bu güzellikleri ortaya çıkaracak şekilde olmasını ümit ediyorum.

Misafirimizin memnun kaldığını bilmek bizleride memnun etti. Antep’in bu güzelliklerini görmek isteyen merkezimizin değerli çalışanlarını misafir etmekten memnuniyet duyacağımızı belirtmek isterim. Çalışmalarınızda başarılar diliyor ve hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Yakup EVİN

Muhasebe ve Finansman Öğretmeni

Gaziantep

 

 
 
 
Öğrenmek…

 

Yaşantı Paylaşım Merkezi’nin kuruluşundaki temel kişilerin birisi de benim. Henüz bir mekanımız yokken başladı paylaşımlarımız ve ilk tartışma konumuz ‘Paylaşım’ dı. Paylaşmanın nasıl bir şey olduğunu daha geniş kapsamlı öğrendik ve paylaştıkça daha da çok şey öğreneceğimizi öğrendik ve daha çok paylaşmaya başladık…

 

Erkek,kadın psikolojisini, bir doktorun ruh halini,yazarı,çizeri, okumuşu ve okumamışıyla paylaştık ve bunları daha çok insanla paylaşabilmemiz

bir mekana kavuşmamızla gerçekleşti. Ağaç dalları gibi çoğalıyor ve yeni insanlar,yeni kültürler,yeni dünyalar tanıyorduk. Sayımız arttıkça sorumluluğumuz da artmaya başladı. Kalabalık içinde nasıl hareket etmemiz gerektiğini öğrendik… Nasıl öncülük edilir,nasıl iştirak edilir öğrendik…Nasıl plan yapılır,nasıl tatbik edilir öğrendik…Öğrendiğini öğretmeyi öğrendik ve gördük ki öğrenmek için de öğretmek için de sevmek gerekiyormuş. Sevmeyi ve sevmeleri öğrendik. En önemlisi öğrenmelerimin hiç bitmeyeceği ve ne kadar çok şey bilirsem bileyim,aslında bildiğimin deryada bir damladan öteye geçemiyeceğini

öğrendim.

 

Abdullah Furkan Genç

                                                                           

 

 

                                                                           

 

 

İnsanların birbirlerinin düşüncelerini dinlediği, tartıştığı ve çözüme dair fikir alışverişinde bulunduğu, aile sıcaklığında bir kurumdu benim için Yaşantı Paylaşım Merkezi…

 

Kişisel gelişim ve toplumsal sorumluluk adına kendime çok şeyler kattığımı düşünüyorum YPM ’de. Merkezde dahil olduğum etkinliklerin organizasyonunda görev almak çok severek yerine getirdiğim sorumluluklardı. Diğer arkadaşlarla aramızda oluşturduğumuz sinerji yıl bütününde verimli aktiviteleri gerçekleştirmemizi sağladı. Resmi kurumlarla yazışmak, telefon görüşmelerinde daha etkili konuşmak, yapılan tüm etkinliklerin bir ucundan tutabiliyor olmak… Yaşantı Paylaşım Merkezi’nin bana olan katkılarıdır.

 

İlköğretim öğrencilerimizle gerçekleştirdiğimiz kitap okuma, okuduğunu analiz edebilme ve dilbilgisi derslerindeki asıl amacımız onların kendi anadillerini daha etkili bir biçimde kullanabilmelerine yol göstermekti. Bu sayede öğrencilerimiz sosyal yaşamlarında kendilerini daha iyi ifade edebileceklerdi. Tabiî ki bu bir alışkanlığın sonucunda elde edilecek üründü ancak bizim amacımız da hemen sonuç almaya yönelik değil sadece onların bu alışkanlıkları kazanmalarında model olabilmekti. Kendi dilini düzgün yazıp, konuşamayan bireyler hangi alanlarda olursa olsunlar etkinlik sahalarını geliştiremez ve başarı elde edemezlerdi. Bu amaçla yola çıkarak öğrencilerimizle gerçekleştirdiğimiz her türlü sanatsal ve kültürel faaliyetin çok önemli olduğunu düşünüyorum. Öğrencilerimizle kurduğum sıcak ilişkiden gerçekten çok feyz aldım ve bu benim insanlarla olan ilişkilerime çok olumlu etkiler bıraktı.

 

Gönüllü Torun projesi de katılmaktan çok hoşnut kaldığım bir etkinlikti. Emine Hanım’a yaptığım ziyaretlerde gerçekleştirdiğimiz sohbetlerden ve deneyimlerin aktarılmasından çok doyum aldım. Çin’e gittikten sonra kendisiyle mektuplaşmak için sözleştik. Böylesine sıcak bir ortamda böyle değerli insanlarla tanışmama vesile olan Belkıs Abla’ya Yaşantı Paylaşım Merkezi’ni kurduğu ve kendisinin de bizzat tüm etkinliklerde aktif bir şekilde var olduğu için minnettarım. Her türlü fikir alışverişinde bulunabildiğim Belkıs Abla’ya ayrıca yurtdışı çıkış işlemleri ve yurtdışında bireyin ülkesini nasıl temsil etmesi gerektiği konusundaki değerli paylaşımları için çok teşekkür ediyorum. Bunlar benim ve hayatımın geri kalanı için çok kıymetli kazanımlar, bilgilerdi.

 

Yaşantı Paylaşım Merkezi kuruluş tarihi olan 2002’den beri giderek artış gösteren öğrenci profiliyle etkinlik alanını daha da genişletmektedir. Çevresine duyarlı, sorumluluk sahibi, insan ilişkilerine önem veren gençlerin yetişmesi konusunda üstlendiği misyonla hiçbir çıkar ilişkisini bünyesinde barındırmayan var oluşuyla Yaşantı Paylaşım Merkezi üniversite hayatımda çok değerli bir yere sahiptir. Burada edindiğim dostluklar, tüm güzel anılar çok uzaklarda Çin’de dahi olsam hep benimle olacaklar. Gençlere önem ve değer verdiğiniz için çok teşekkürler Belkıs Abla.

 

  AY Ş E ÖZTÜRK   8.8.2009

                                                                                                                 

                                                                                                                 

                                                                                                                               

 

Sevgili arkadaşım Ayşe Öztürk aracılığı ile Ekim 2008’de Yaşantı Paylaşım Merkezi ile tanışma fırsatı buldum.  

      Yaşantı Paylaşım Merkezi, kişilerin birbirlerine her anlamda destek olmasını, gençlerin kendilerini kültürel anlamda daha iyi yerlere getirmelerini, burada bulunan kişilerin birbirleri ile özgürce fikir alışverişinde bulunmalarını amaçlayan ve bu amaçlar doğrultusunda birçok faaliyet gerçekleştiren özel bir kurum...

      Üyelerle birlikte düzenlenen geziler, tiyatro etkinlikleri, opera, bale etkinlikleri, söyleşiler, güzel sohbetler, Gönüllü Torun projesi, bana ve eminim burada bulunan herkese çok güzel şeyler kattı. Üniversite öğrencilerine burada verilen çeşitli sorumluluklar, onların hayatta daha sağlam durabilmeleri ve yaptıkları işlerde devamlılığın ne kadar önemli olduğunun farkına varabilmeleri için yapılan ince ayrıntılardı.

      Sadece üniversite öğrencilerinin faydalanabileceği bir kurum olmayan YPM, burada gönüllü olarak faaliyet göstermek isteyen kişilere açık, sıcak bir ortam. İlkokul öğrencileri ile düzenlenen eğitim saatleri, onların aileleri ile olan paylaşımlar, okulları ile olan paylaşımlar YPM’ nin kişilere verdiği değeri gösteren en önemli göstergelerdir.  

      Ve burada kurulan güzel arkadaşlıklar, kişilerin mutluluklarını, sıkıntılarını birbirleri ile paylaşmaları Ankara’da bulunan bir öğrencinin en çok ihtiyaç duyacağı sıcak, samimi bir ortam…

      Burada bulunmam çok uzun zamana dayanmasa da, bulunduğum her an, katıldığım bütün faaliyetlerde gerçekten çok mutlu oldum, çok güzel insanlar tanıdım, çok yeni şeyler öğrendim. Ve bu güzellikleri bizlerle paylaşan sevgili Belkıs Abla’ya çok teşekkür ederim.  

      Duyarlı   bir insanın yapabileceği, geride bırakabileceği en değerli şeydir bence bu…

      Çok teşekkürler Belkıs Abla…
 

SEHER GÜRD İ L  10.8.2009

 

             

 

Yaşantı Paylaşım Merkezi ile tanışmam arkadaşım Şükran Tüy   aracılığı ile oldu. İlk günlerde kimsenin karşılıksız bu tür çalışmalar yapmayacağını düşünerek hep bir çıkar ilişkisi aradım. Daha önce hiç karşılaşmadığım bir sosyal yapı...

İlişkiler bazen bir aile gibi,bazen bir iş arkadaşı gibi... Ben daha çok bir aile gibi gördüm. Çalışan,üreten,her bireye sorumluluğun düştüğü bir aile gibi...

       

        Merkezin daha çok üniversite öğrencilerinin kültürel gelişimini ön plana çıkardığını gördüm. Çalışmaların odağında üniversite öğrencileri olmakla birlikte,zamanla bütün çalışmaların bundan ibaret olmadığını gördüm. Daha büyük bir amaç vardı. Her yönüyle gelişmiş bir toplum olmak...Bu amaca uygun olarak ilköğretim öğrencilerinden yetişkin,yaşlı,kısaca toplumun tüm bireylerine yönelik çalışmalar yapılıyor. Sürekli bir arayış,daha çok kişiye ulaşma gayreti...

 

        Yaşantı Paylaşım Merkezi'nde neler öğrendiğimi sıralamak oldukça zor...Hayatımda dolu dolu yaşadığım üç yıl...Topluma karşı sorumluluklarımı öğrendim.Sinema tiyatro,konser,gezi,söyleşi...Kısacası kültürel yönden kendimi geliştirdim. Yaşlı ziyaretleri,yetişkinlere yönelik kurslar,ilköğretim öğrencilerine kurslar,engellilerle ilgili çalışmalar...Kısacası toplum için bir şeyler üretebildiğimi gördüm.Yemek,bulaşık,temizlik...Yani hayatımı kolaylaştıracak şeyler öğrendim. Ömür boyu süreceğine inandığım arkadaşlıklar kurdum. Kitap okuma alışkanlığı kazandım. Bütün bunlar öğrendiklerimden küçük bir parça...

 

        Merkez üyelerine,özellikle Belkıs ablaya bana bu imkanları sağladıkları için sonsuz teşekkürler. Bundan sonraki yaşantımda bu tür çalışmalarda bulunmak için bir arayış içinde olacağıma inanıyorum.


 
Yakup Evin    12.8.2009


 

                                                                                                            

   Ya ş ant ı Payla şı m Merkezi’nin i ş hayat ı n ı za katk ı lar ı nelerdir?

 

Merkezdeki arkadaşlarım içinde bu soruya en şanslı cevabı vereceğimi düşünüyorum.   Kastamonu’da göreve başladıktan 5 ay sonra çevreye uyum seminerlerine katıldım. Seminerlere katılan arkadaşlarım seminerlerin çok faydalı olduğunu ve Kastamonu’yu yeni yeni tanımaya başladıklarını söylüyorlardı. Ben onlarla aynı fikirde değildim. Karadeniz bölgesi ilk kez geldiğim ve yaşam tarzı, kültürü vs. yönleriyle daha önce yaşadığım yerlerden çok farklıydı. Ama Karadeniz bölgesine ilk kez gelmiş olmama rağmen ben bu insanları zaten bir yerlerden tanıyordum. Evet Yaşantı Paylaşım Merkezinde ben bu insanlarla tanışmıştım, Yaşantı Paylaşım Merkezinde ben Karadeniz bölgesiyle tanışmıştım, hatta Türkiye’yle tanışmıştım.  

Bence bir insanın iş hayatında karşılaşabileceği sorunlardan en önemlisi yeni girmiş olduğu çevreye uyum sorunudur. Göre başladıktan 5 ay sonra verilen çevreye uyum seminerlerine aslında benim ihtiyacım kalmamıştı. Yaşantı Paylaşım Merkezinde çok farklı insan modelleriyle bir arada çalışmış olmak bu sorunu diğer meslektaşlarımdan daha kolay çözmeme neden olmuştu. E aynı ortam üniversitelerde de var, üniversitelere de Türkiye’nin her yerinden öğrenciler geliyor diyebilirlisiniz. Ben aynı şekilde düşünmüyorum. Üniversite bir kurum ve insan davranışlarını şekillendiren, insanı belirli kalıplara girmeye zorlayan ve yapmacık davrandıran kuralları var. Üniversitede Karadeniz bölgesinden gelen bir arkadaşınızın Karadeniz bölgesini yansıtan davranışlarını görmeniz çok zor. Yaşantı Paylaşım Merkezinde üyelerin bir iş yerindeki davranışlarını, bir evdeki davranışlarını aynı anda görebilmek mümkün.   Çünkü Yaşantı Paylaşım Merkezinde bir iş yeri gibi çalışırken evinizdeki kadar rahat davranabileceğiniz bir ortam bulabilirsiniz.

Bana göre iş hayatında karşılaşılabilecek en önemli sorun olan çevreye uyum sorunudur ve bu sorunu kısa sürede çözmüş olmamda Yaşantı Paylaşım Merkezinin büyük katkıları olmuştur. Bunun yanında katılmış olduğum yaz okullarında ve kurslarda bana verilen öğretmenlik göreviyle de Yaşantı Paylaşım Merkezi tarafından bilinçli olarak öğretmenlik mesleğine hazırlandığımı düşünüyorum. Çünkü yaşantı paylaşım merkezinde arkadaşlara verilen görevler meslek hayatlarıyla ilişkili görevler. Bunu göreve başladıktan sonra daha net görebilme fırsatım oldu.

Burdan henüz Yaşantı Paylaşım Merkezinde aktif çalışan arkadaşlara şunu söyleyebilirim ‘’gönüllü olarak aldığınız görevler aslında bilinçli olarak size yönlendirilen ve meslek hayatınızda başarılı olmak için aslında yapmak zorunda olduğunuz görevler.’’

Tüm Yaşantı Paylaşım Merkezi üyelerine ve özellikle Belkıs Ablaya bana bu imkânları sağladıkları için sonsuz teşekkürler. Sizleri çok özledim.

 

Yakup EV İ N (İlköğretim Teknoloji ve Tasarım Dersi Öğretmeni)

 

 

 

Y.P.M’ nin kattıklarını somut bir şekilde anlatmak zor, ama şunu söyleyebilirim ki orası benim Ankara’daki evimdi. Bunaldığım anlarımda sığındığım, sıkıntılarımı paylaştığım,bana her anımda kucak açan dostluklar edindim.Hayatın bana en kötü oyununu oynadığı bir zamanımda Belkıs Abla ile tanıştım. Hayatı sorgulamayı,insanlara sorgulatmayı,hatalarımdan ders çıkarmayı öğrendim. Ani kararlar vermenin zarardan başka birşey getirmediğini,sonuçlarını önceden düşünerek hareket etmem gerektiğini öğrendim...Gerçekten anlatmak zor...Belkıs Ablaya ve oradaki herkese teşekkürler ve selamlar…

 

Alev Dede

Matematik Öğretmeni

 

 

Merkez hakkindaki genel goruslerimi mezun olurken yazdiğim geri bildirimde uzunca ifade etmistim.

Tekrarlamak gereksinimini duymuyorum, ancak eklemek gerekirse toplumda sivil hareketlerin, bir anlamda örgütlenmenin ve daha güzel umutlarla bir seyler yapabilme duygusunun hakim oldugu, ekipsel   çalismanin önemini gördüm. Aranızdan ayrılıp Çin`e geldiğimde hepinizi çok özledim, fakat farkına vardım

ki hepimiz bir anlamda geçici figürleriz. Baki kalan misyonumuz ve kendimizde daha da derinden hissettigimiz `ben` dışındaki dunyaya karsı olan sorumluluklarimiz…

Birlikte geçirdigimiz güzel günler adına hepinize sevgi ve saygılarımı sunuyorum.

AYSE OZTURK

Sinoloji PhD Öğrencisi


YPM ile tanışmam, bir bahar mevsimi Furkan ile geleceğe dair hayaller kurduğumuz zamana rastlar. Bana Belkıs Abla'dan ve YPMden bahsedip, hem boş zamanlarımı değerlendirebileceğim hem de kendimi geliştirebileceğim bir oluşumdan bahsetti ve hemen oracıkta Belkıs Abla’yı arayıp benim de aralarına katılmak istediğimi söyledi. Çok sağ olsun. Hemen ertesi günlerde oradaydım. Son derece samimi, sıcak ve hoş bir ortamda buldum kendimi. O zamanlar 4 öğrenciydik. Zamanla aramıza başka arkadaşlar da katıldılar. Birlikte tiyatro oyunlarına, sinemalara, çeşitli etkinliklere katıldık. Söyleşiler, toplantılar, kitaplar, ders çalışabilecek müthiş bir ortam da cabası.

Peki bu yaşantı paylaşımında neler öğrendim? Öncelikle şunu belirtmeliyim ki, ne kadar çok şey öğrendiğimi zaman geçtikçe anladım. Sosyal toplumun Gerekliliklerinden kabul ettiğim gönüllülük esası ve örgütlenmenin önemini orada öğrendim. Mutlulukların ve üzüntülerin paylaşımını, adil ve eşit şartlarda olduğumuzu, elimizi taşın altına koymanın, çabalamanın ve çalışmanın mutlak başarıyı getireceğine inanmayı orada öğrendim. Bazen bir bütün olmayı, dünyayı ve yaşantımızı bir bütün olarak algılamayı, dolayısıyla yeri geldiğinde hiçbir sıkıntı duymadan kapı pencere silinebileceğini gibi yeri geldiğinde tüm sorumlulukları almamız gerektiğini orada öğrendim. Haklarımızı bilmeyi ve savunmayı orada öğrendim, dostluk, iyi niyet ve hoşgörünün, konuşarak anlaşabilmenin hayatıma katacağı değeri de orada öğrendim.

Şu an bir eğitim vakfının, ‘projeler ve dış ilişkiler sorumlusu ‘ olarak çalışıyorum. Uluslar arası projelerin yazılması, uygulanması ve raporlanması, sempozyumların, toplantıların düzenlenmesi, bütçelerin yapılması ve dış ilişkilerde oluşabilecek her türlü iş benim sorumluluğum altında. Son zamanlarda vakıf merkezi dışında, şubelerin proje çalışmalarında da danışmanlık görevini üstlenmiş durumdayım.

YPM de edindiğim bu deneyimlerin, takdir edersiniz ki, bu başarıda çok büyük bir payı var. Hala hiç durmadan çalışıyorum. Ve gece 11lere kadar çalıştığım gecelerde yorgunluktan gözlerim kapanırken dahi, masamı , odamı toplayıp Belkıs Abla’yı hatırlıyorum. Bana düzen ve tertibin öneminden iyi ki bahsettin Abla’cım, iyi ki anlattın…

Selam ve sevgilerimle….

Çolpan Erdem

Administrative of Projects and Foreign Relations

Meksa Foundation



 

 

 

YAŞANTI PAYLAŞIM MERKEZİ’NİN ÖNCELİKLE İNSAN İLİŞKİLERİ KONUSUNDA BANA BİR ÇOK KATKISI OLDU. İLK İŞ DENEYİMİM YAŞANTI PAYLAŞIM MERKEZİ’NDE OLDU VE BİR ÇOK ŞEYİ ARAŞTIRARAK ÖĞRENME FIRSATI BULDUM. KISACA VAZGEÇİLMEZ OLMAYI BELKIS ABLA SAYESİNDE ÖĞRENDİM BU YÜZDEN İLK İŞ DENEYİMİM ÇOK ÖNEMLİYDİ. BELKIS ABLA NIN SÜREKLİ SÖYLEDİĞİ BİŞEY VARDI:’ GERİ BİLDİRİMLERİNİZİ MUTLAKA GÖNDERİN, OLUMLU YADA OLUMSUZ OLSUN AMA MUTLAKA GÖNDERİN’ DERDİ VE BEN HEP BÖYLE YAPTIM VE GERÇEKTEN ÇOK BÜYÜK KATKISI   OLDU.

 

HAYATINIZDA VE İŞ YAŞAMINIZDA   BAŞARILAR DİLERİM.

 

ÖZGE HELVACIO Ğ LU

Okul Öncesi Öğretmeni


 

 

Ben YPM'den sanırım en çok insan tanıyarak faydalandım. Yani sosyal anlamda ne kadar çok insan tanırsan, tanışırsan dünyaya o kadar hazır olursun diye düşünüyorum. Özellikle ilk zamanlar daha sık bir görüşme imkanı olduğu için arkadaşlarla, iletişim anlamında çok katkısı oldu diyebilirim.

Tanıdığım insanlar, hayatlar sayesinde şerbetlendim yani her tür düşünceye inanca saygılı olmaya çalışıyorum, bazı çok sinirlendiğim zamanlar dışında.

Bir de bilirsiniz, tiyatro sinema takibi, değerlendirmesi derken insan kültürel anlamda da kendini geliştiriyor bu da dolaylı yoldan da olsa iş hayatını etkiliyor. Ama bazen kötü yönleri de oluyor çünkü iş hayatında sanattan edebiyattan hayattan anlamayan çok fazla odunsu var :)

Aklıma gelenler bunlar. Açıkcası bende ‘biraz yaşıyoruz işte’ tavrı olduğu için farkında olmadığım pek çok şey olabilir gerçi onları da aklıma geldikçe yazarım.

Ş
ener Osan

MKE İnsan Kaynakları Dairesi Başkanlığı

        

 

 

YPM de öncelikle farklı insan grupları ile iletişime geçme tanışma fırsatı buldum. Mesleğimde insan ilişkileri son derece önemli onun için merkezde tanıştığım insanların özelikle tecrübeli insanlar ile yaptığımız paylaşım sohbetlerinin çok şey kattığı inancındayım. Bir diğer faydası ise gönüllü torun ve engelli aileleri ile yaptığımız çalışmalarda bu anlamda tecrübe kazandım.

         Ayrıca merkeze geldiğimde bilgisayar konusunda çok yetersizdim bilgisayarı burada geliştirdim. Şu anda yoğun şekilde bilgisayar kullandığım için bunun da faydasını görüyorum açıkçası. Son olarak iletişime geçtiğimiz insanlar ve yaptığımız çalışmalar ile ilgili geri bildirimde bulunmanın öneminin çok net görüyorum.

 

İ dris Gürkan

Muş Valiliği Sosyal Hizmet Uzmanı

 

2017 Duyurular2016 Duyurular2015 Duyurular2014 Duyurular2013 Duyurular2012 Duyurular2011 Duyurular2010 Duyurular2009 Duyurular2008 Duyurular2007 Duyurular
--www.ypmerkezi.org Telefon: 430 85 21 (Hafta içi 10.00-18.00) Cep: 0 506 220 09 32 Mithatpaşa Cad. 10/13 Yenişehir Ankara Facebook Grubumuz: https://www.facebook.com/groups/12704593500/?fref=ts
Ziyaret Sayısı 157447
Design by Svetainių kūrimas